Cumartesi, Ocak 28, 2017

Vestel MD 20 DB Mikrodalga Fırının Yazıları Siliniyor!
Eşime geçen anneler günü için hediye olarak aldığım bir üründü Vestel MD 20 DB Mikrodalga Fırın. Ürünün çalışmasında bir sıkıntı yok ancak eşim aldığımızdan beri ben bunu silemiyorum yazıları siliniyor diyordu ancak ben çok ciddiye almıyordum açıkçası.

En son ben de olaya müdahil oldum ve Vestel'e konuyla ilgili aşağıdaki tweeti attım:


Şimdi bu yazıyı yazarken fark ettim Vestel, tweetime yazdığı ilgileneceğiz mealindeki kendi tweetini silmiş nedense. Ben onların istediği bilgileri Twitter'da mesaj olarak gönderdim ancak onlardan bir dönüş olmadı.

Ben onlardan cevap gelmeyince telefonla müşteri hizmetlerini de aradım ancak ilgileneceklerini söylemelerine rağmen ses seda çıkmadı. Ben konuyu unutmuştum. Eşim tekrar hatırlatınca 1 hafta önce tekrar aradım. Telefondaki beyefendiye geçmişi de anlattıktan sonra beni servise yönlendirince maruzatımı şöyle arz ettim:
"Ben servise de giderim tamam ama bence bu konu servislik değil. Serviste daha çok mekanik arızalara bakarlar. Ben bu şekilde bir şikayetle gittiğimde adamlar güler belki. Bu daha çok Vestel'in AR-GE ve üretim departmanlarını ilgilendiren bir konu bence. Belki küçük bir sorun ancak bugüne kadar hiçbir beyaz eşyamızda ve küçük ev aletlerimizde böyle bir sıkıntı yaşamadık biz. Dediğim gibi küçük bir sorun ancak mide bulandırıyor."
dediğimde haklısınız deyip bu sefer muhakkak ilgileneceklerini söyledi. O zamandan beri yine ses seda yok.

Bahse konu ürün (Vestel MD 20 DB) aşağıda görülmektedir:


Kirlilik için kusura bakmayın . Silemiyoruz ki!

Bir de reklamlarda "Gururla yerli" sloganıyla karşımıza çıkan bu markanın bu ürünü meğer Çin'de üretiliyormuş. 


Vestel'den konu ile ilgili bir dönüş olursa buraya yazarım muhakkak. Sizler de bloglarınızda yaşadığınız ürün tecrübelerini paylaşmalısınız ki okuyucular da öğrensin.

Salı, Ocak 24, 2017

Çocuk Yetiştirme Seti
Asıl yazıma başlamadan önce her zaman aklımı kurcalayan bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum. Hem Türkiye'de kitap okuma alışkanlığının fazla olmadığından dert yanıyoruz hem de piyasaya hiç durmadan kitap sürüyoruz. Bazen burada bir tezat olduğunu düşünüyorum. Son çıkan kitapları takip etmek çok zor. Kim okuyor peki bu kadar kitabı? 15 Temmuz olayları oldu adam iki gün içinde kitap çıkarttı. Biraz da her olaydan nemalanmak adına da hareket ediliyor gibi sanki. Neyse asıl konumuza dönelim.

Ben de maalesef çok kitap okuyan biri değilim ancak son zamanlarda e-kitap takibini artırdım. Daha önce arşivime kaydettiğim e-kitapları tasnif ediyorum son zamanlarda.

Kayra Eymen'imiz dünyamıza girdiğinden beri takip ettiğimiz yayınlar da değişmeye başladı. Artık okuduğumuz kitaplar da iyi bir ebeveyn olma, çocuk yetiştirme vb. konularında. Bu konudaki kitapları eşim benden daha çok okuyor. Ben de haftasonu Kitapyurdu.com'dan gelen aşağıdaki maili kendisiyle paylaştım.


Eşimin de onayıyla siparişimizi verdik. İkimiz de Adem GÜNEŞ'i tanıyorduk ancak Ali ÇANKIRILI ismini ilk defa duymuştuk. Zaten setteki 8 kitaptan sadece 1 tanesi Ali ÇANKIRILI'ya ait. Kitapların isimleri ise şöyle:

- 0-6 Yaş Dönemi Çocuk Eğitiminde 100 Temel Kural 
- Çocuk Eğitiminde 100 Temel Kural 
- Nezaket ve Zarafet için Mahremiyet Eğitimi 
- Çocuk Eğitiminde Doğru Bilinen Yanlışlar 
- Güvenli Bağlanma 
- Çocuk Deyip Geçmeyin 
- Doğal Ebeveynlik
- Benimle Oynar mısın Anne 365 Eğitici Çocuk Oyunu


Timaş Yayınları'na ait olan kitaplarımız hemen ulaştı elimize. Kayra Eymen'den fırsat bulunca kısaca göz gezdirdim. 8 kitabın 8'ini de tek tek okuyacağız. Ali ÇANKIRILI'ya ait olan Benimle Oynar mısın Anne! (Eşim kitabı eline alınca "Niye sadece anne?" diye sitem etti bu arada.) kitabında çocuklarla oynanabilecek oyunlar var. Eşim buna benzer Şermin ÇARKACI'nın kitabını da istiyordu ancak bunu görünce beğendi ve diğerine gerek yok dedi.

Çocuklarımızı hem maddî hem mânevî en güzel şekilde yetiştirmek biz ebeveynlerin en önemli vazifesi. Bizler de acizâne bu vazifeyi ifa etmeye çalışıyoruz. Çocuk eğitimi ile ilgili Pinterest'te oluşturduğum panoya da beklerim. Sizlerin bu konulardaki değerleri fikirlerinizi ve önerilerinizi de zevkle okumak isterim.

Pazartesi, Ocak 16, 2017

Nescafe White Choco Mocha ile #EviniCafeyeCevir
Ben uzun yıllardan beri pasif bir FM'yim. FM'nin açılımı ne olabilir siz düşünürken ben biraz Nescafe'nin yeni harikası White Choco Mocha ürününden bahsedeyim. Nescafe son zamanlarda çıkardığı ürünlerle kafelerin ocağına incir ağacı dikmeye kararlı görünüyor. Tüm ürünleri sanki kafelerde içtiğiniz kahveler gibi lezzetli. Hatta bazı kafeler Nescafe ürünlerini 50 kr - 1,00 TL'ye alıp müşterilerine 10,00 TL'ye satıyor.


FM, FikriMühim demek. Evet benim fikirlerim çok mühim olduğu için bu platformun bir üyesiyim. Siz de FikriMühim olmak isterseniz bana mail adreslerinizi iletebilirsiniz. Neyse asıl konumuza geçelim. FikriMühim geçen hafta bana Nescafe'nin yeni ürünü White Choco Mocha ürününden bir demet göndermiş. Kargoyu teslim aldığımda içinde kaç tane çıktı bilmiyoruz çünkü o gün eşim White Choco Mocha'yı markette görmüş ve deneriz diye almış. Sonra misafirliğe gittiği üst kat komşumuza da götürmüş. Marketten kaç tane aldığını ve üst kat komşuya kaç tane götürdüğünü net olarak bilmediği için FikriMühim bana ne kadar göndermiş bilemiyorum ancak 10'dan fazla olduğu kesin.


Ürünler elimize ulaştığında biraz işimiz vardı. Gece eve geldiğimizde hemen denedik. Yoğun köpüğü ve yumuşacık içimiyle ürün tam da bizim zevkimize hitap eden bir üründü. Aynı ürünü sitenin altındaki kafede içsek kesin tanesine 7,50 TL ödemiştik. Eşim kaça aldı bilmiyorum ancak maksimum 1,00 TL'dir diye düşünüyorum.


Nescafe markası hazır kahvelerin efendisidir. Bunu kimse inkar edemez. Hiç kimse 3'ü 1 arada hazır kahve veya sütlü kahve istiyorum demez; herkes Nescafe der. Hatta daha önce kaleme aldığım Ürün Adı Olmuş Markalar diye bir yazım vardı. Oraya Nescafe'yi eklememiştim ancak sonradan aklıma gelmişti. Nescafe o markaların içinde yer almayı hak edenlerin başında gelir.


Nescafe'nin diğer özel seri üretimlerinden olan Nescafe Latte, Nescafe Mocha ve Nescafe Cappucino gibi bu yeni ürün de muhakkak evimizin kahve köşesinde her dâim hazır bulunacaktır. Sizlere de muhakkak alıp denemenizi ve evinizi kafeye çevirmenizi öneririm. Komşularınızı çağırıp bu kahveyi ben yaptım diye hava bile atabilirsiniz. :) Altın gününüz varsa bana da haber verin. :)

Pazartesi, Ocak 09, 2017

Balıkesir'in Markası ÖzerHisar Ayranı
İşim gereği sık sık Balıkesir'e geliyorum. Hâliyle öğle ve akşam yemeklerini de bu şehirde yiyorum. Balıkesir'de nereye gitsem ÖzerHisar ayranlarını görüyorum. Twitter'da, Swarm'da herkes yemeğin yanında ÖzerHisar ayranını övüyor. Ayran gerçekten güzel.


Ben gurmelik konusunda çok başarılı değilimdir. Özellikle hassas ayarım yoktur. Bir yemek ya iyidir ya da kötüdür benim için. Bunun ince nüans ayarları yoktur yani. O yüzden ÖzerHisar ayranının diğer ayranlardan bir farkı yok gibi benim için ancak diğerlerinden farklı olarak algılayabildiğim tek şey daha koyu kıvamda olması.

ÖzerHisar ayranı sadece Balıkesir'de satılıyor anladığım kadarıyla. Biraz önce sitesine girdiğimde gördüğüm reklam da bunu doğruladı zaten. Firma sanırım gelen talepleri göz ardı edemedi ve Ege ile Marmara bölgelerinde bayilik vermek istediğini belirten bir reklam yayımlamış sitesinde.


Bugün Balıkesir'deki Yeni Yıldız Lokantası'nda siparişimi beklerken ÖzerHisar ayranı gelince Twitter'dan yorumlara bakayım dedim. Herkes beğeniyor markayı.



Aslında markanın ilk defa dikkatimi çekmesi şöyle olmuştu: Ortaokul arkadaşım Ali İhsan'ın benden önce Balıkesir'deki Hünkar Kömürde Döner'deki Foursquare yorumunu okumuştum.


Bugün de düşündüm ki madem bu kadar çok seveni var; ben de blogumda yer vereyim.

Herkese benden ÖzerHisar ayranı! :)

Pazar, Ocak 08, 2017

BirYudumKitap - Kâtip / İsmâil SAYMAZ
Yaklaşık 2 ay önce keşfettiğim bir hizmet var. Adı Bir Yudum Kitap. Adı üzerinde bu hizmet size her sabah bir yudumluk kitap alıntıları, şiirler, dergilerden pasajlar gönderiyor. Oldukça özenle seçilmiş eserler hepsi. http://www.biryudumkitap.com/ adresine tıklayarak siz de abone olabilir ve yarın sabah 08:00'de gelecek kitabınızı merakla bekleyebilirsiniz.



Bugünkü gelen mailde İsmail SAYMAZ'ın Bavul Dergisi'nin Ocak 2017 sayısında yazdığı "Kâtip" başlıklı bir pasaj vardı. Çok hoşuma gitti ve sizinle paylaşmak istedim. Yazının başındaki paragraf ise Bir Yudum Kitap'ın sunuş paragrafıdır.

Pek çoğumuz hayatının bir bölümünde adaletsizliğe tesadüf etmiştir. En azından şahit olmuştur, belki bir söz edememiştir, gücü yetmemiştir ve saire. Hatırlayın: "Gülümsemek, adaleti bozuk düzene sessiz bir küfürdür." diyordu ya şair, hiçbir şey yapamıyorsanız gülümseyin sevgili okur. Bir de unutmadan, var olun.
 

İsmail Saymaz - Kâtip

Bavul Dergi, Ocak 2017

 
Üniversite sınavına girdiğim o yaz biraz harçlık biriktirmek ve biriktirdiğim harçlıkla bir cep telefonu alabilmek için Avukat Mehmet'in bürosunda kâtip olarak çalışmaya başlamıştım.
   İlk iş deneyimim değildi bu. Öncesinde çay ocağında, eczanede ve beyaz eşya mağazasında çıraklık yapmış; Rus Pazarı'nda penye ve video kaset satmış, yerel gazetelerde yazılar yazmıştım. Elim daktiloya yatkındı. Avukat Mehmet tereddüt etmeden, "Yarın gel başla!" demişti.
   Ertesi gün beni, Avukat Mehmet'in masasında biriken onlarca dava dosyası bekliyordu. Turuncu kâğıt dosyaları icra davalarına aitti. Kimileri senedini ödememiş, kimileri taksitini yatırmamıştı. Dosyaları koltuğumun altına sıkıştırıp Rize Adliyesi İcra Müdürlüğü'nün yolunu tuttum. İtiraf etmem gerekir ki, avukatlık bürosunda çalıştığım için heyecanlıydım: Şayet üniversite sınavından yüksek puan alırsam hukuk fakültesini yazacaktım.
   Adliyenin zemin katındaki icra müdürlüğü küf ve nem kokuyordu. İcra Müdürü, en üstteki dosyayı araladığında, "adalet" ile tanışmış oldum. Her dosyanın içerisine "cıgara parası" sıkıştırılmıştı. Derken paralar alındı; mühürler basıldı.
   Birkaç gün sonra, ilk "mal kaldırma" işlemi için icra memurlarıyla dolmuşa binip Fındıklı'ya gittim. Sahil kenarındaki Fındıklı, adres sormayı bile gerektirmeyecek kadar küçük bir ilçeydi. Bize "Caminun karşisindan sağa gir, baştan ikinci tükkan" denilmişti. İflas etmek üzere olan dükkânda bizi, namlusu kapıya doğrulmuş el yapımı bir tabanca karşıladı. Müflis esnaf, "Canumi mi alacaksunuz ula adaletuni s...tuklerum!" diye bağırdı. Biz kaçarken aramızdan kurşunlar ve "Nanaskani..." diye başlayan Lazca küfürler yağmaktaydı. İlk dolmuşla Rize'ye döndük.
   Haftalar sonra bindiğimiz dolmuşla bu kez Borçka'ya yol aldık. Rize sınırını ve Hopa'yı geçip dağa kıvrıldık. Yol üstünde Türkçeyi yalnızca muhtarların anlayabildiği Laz, Hemşin ve Gürcü köylerinden geçtik. Yolcu aldığımız her köyde bir başka dile kulak verdik.
   Nihayet dolmuş, borçlunun oturduğu tek katlı evin önünde durdu. Briketle örülmüş ev, sıvadan bile mahrumdu. Çocuklarının eline birer tabak içinde şekerli makarna tutuşturmuş genç anne, icra memurlarını görünce "Allah rızası için etmeyun," dedi. İcra memurları annenin yalvarmasına aldırmadan eve girip televizyona ve merdaneli çamaşır makinesine el koydu. İplerle bağlanıp omuzlanan aletler evden çıkarılırken; anne çömeldiği kapısında bizlere beddualar ediyordu. Anneleriyle birlikte ağlaşan çocukların sümüğü, şekerli makarnaya akıyordu. Ben utancımdan fındık bahçesine saklandım.
  Yaz sonu Avukat Mehmet ile ben büroda icra dosyası hazırlarken; içeriye sakalı uzamış bir borçlu girdi. Kışın hamsici, yazın çay fabrikasında mevsimlik işçiydi. Aldığı maaş, ancak mutfak masrafına yettiği için borcunu ödeyememişti. Tek isteği, senetlerin icraya konmamasıydı. Avukat Mehmet, "Olmaz!" dedi. "Dosyaları adliyeye yolladım. Avukatlık ücretini almadan kapatmam." Usulca çayını yudumlayan işçinin, "Senun dosyanun a... koyarum!" diye ayaklanıp Avukat Mehmet'in boğazına sarıldığını; uysallığıyla bildiğim avukatın senetleri vermemek için çekmecesindeki tabancaya uzandığını gördüm. Büroda silah patladığında ben çoktan sokağa inip kalabalığa karışmıştım.
   O gün hukuk fakültesini yazmaktan vazgeçtim. Üniversite sonuçları açıklandığında, küf ve nem kokulu icra müdürlüğünde "cıgara paraları" sıkıştırılmış dosyaları işleme koymakla meşguldüm. İlk maaşımla aldığım cep telefonu müjdeli bir haber için çaldı: Hayalim gerçek olmuş ve gazeteciliği kazanmıştım.
   Günün sonunda avukat kâtipliğinden istifa ettim.
   Bu adliyeden "adalet" çıkmazdı.
   Kim bilir, belki de icra dosyalarına "sıkıştırılanları" yazacak bir gazeteci çıkardı.

Perşembe, Ocak 05, 2017

Çocuk Eğitimi Pinterest'te
Pinterest diye bir sosyal mecra daha var. Bilenler muhakkak biliyordur. Bu sosyal mecrada internette gördüğünüz her şeyi görsel bir şekilde panonuza, hesabınıza ekleyebiliyorsunuz. İlk zamanlarında üye olmuştum ben ancak o zamanlar aktif kullanmıyordum. Son zamanlarda ise aktif bir şekilde kullanmaya başladım. Farklı farklı konularda panolar açıp farklı farklı panoları takip edebiliyorsunuz.  

Blogumu takip edenler bilir; 26 aylık ellerinizden öper bir oğlum var. Dolayısıyla tüm hayatımızı ona entegre bir şekilde yaşıyoruz. Nasıl daha iyi ebeveyn olabiliriz derdindeyiz. Pinterest'te birkaç defa çocuk eğitimi ile ilgili panolar karşıma çıkınca ben de oluşturmaya karar verdim. Yukarıda benim hoşuma giden, beğendiğim, uygulamak istediğim ve uygulamaya çalıştığım çocuk eğitimi ile ilgili bilgiler ve tavsiyelerin yer aldığı Cocuk Egitimi panosu var. Sizleri de eğer bu konuya ilgi duyuyorsanız beklerim. 

Yukarıda fark ettiyseniz Cocuk Egitimi dedim. Onu da açıklayayım. Ben aslında panonun adını Çocuk Eğitimi koymuştum. Bu yazıyı yazarken bloga eklemek için widget ayarlarını yapıyordum ancak bir türlü widget görünmüyor önizlemede. Birkaç defa uğraştıktan sonra fark ettim ki Türkçe karakter kullanıldığından dolayı imiş. O yüzden mecburen Türkçe karakterleri tebdil ettim İngiliz olanlarına.

Eğer uslu bir çocuk olup benim Pinterest hesabımı genel olarak takip ederseniz o zaman diğer panolarımı da görebilirsiniz. :)