Çarşamba, Mayıs 31, 2017

Araç Kamerası Tavsiyesi: Podofo A1
Araçların içinde görmeye alıştığımız araç içi kameralar son zamanlarda oldukça revaçta. Ben de bu konuda bir yazı yazıp kendi kullandığım Podofo A1 Araç Kamerası'ndan bahsetmek istedim.

Podofo A1 ürününü yaklaşık 2 ay önce Aliexpress üzerinden aldım. Aliexpress'te en çok satan, en çok olumlu oylanan ve en iyi fiyat/performans araç kameralarının başında geliyor bu ürün.

Podofo A1'i Aliexpress'te satan farklı farklı mağazalar da var tabii ki. Ben bu ürünü 7 yıldır Aliexpress'te olan ve sattığı 37856 ürün için %96,7 olumlu oy alan Shenzen TopBox Technology Co., Ltd. firmasından aldım. Direkt Podofo A1 ürününe gitmek istiyorsanız buraya tıklayınız.

Kamera siparişi verdiğinizde yanında 32GB hafıza kartı almayı da ihmal etmeyin. Çünkü 32'nin altı yetersiz gelebilir. En azından benim gibi sürekli araç üzerinde olan biriyseniz durum böyle.


Podofo A1'in genel özelliklerinden söyle bahsedebiliriz:

* 1080P Full HD kayıt teknolojisi
* Oldukça net gece görüşü
* Üstüne yazma özelliği (Şöyle ki kaydedilen görüntüler hafıza kartını doldurduysa yeni gelen videolar eskilerin üzerine yazılıyor. Kilitlediğiniz videolar müstesna.)
* G-sensör
* 140°C geniş açı
* Dilerseniz video özelliğinden çıkıp fotoğraf da çekebilirsiniz.
* Sarsıntılarda dahi üstün video kaydı

Daha yazamayacağım bir sürü özellik var bu üründe. Araç kamerası almayı düşünenlere kesinlikle tavsiye ederim. Ben aldıktan sonra birkaç arkadaşıma da sipariş verdik. Onlar da memnunlar.

Podofo A1 araç kamerasını almamın sebebi hem teknolojik ürünlere ilgi duymam hem de beklenmedik durumları kayda almasını istediğim için. Rusya'da araç içi kameralar zorunlu olduğu için TV'de ve internette sürekli araç kazaları görürsünüz Rusya'dan.

En son Marmaris'te Anneler Günü etkinliği için giden aracın görüntüleri de arkadan gelen bir aracın kamerasına yansımış ve kamuoyu bilgilenmişti. O yüzden araçlara araç kamerası zorunlu olmalı diye düşünüyorum.

Podofo A1 araç kamerasıyla yakaladığım bazı görüntüleri Twitter'da BursaYolDurumu hesabına göndermiştim. O videoları da aşağıya ekliyorum.






Herkese kazasız belasız, karşı taraftakilere saygılı sürüşler diliyorum.

Sizin kullandığınız veya önerdiğiniz araç içi kameralar varsa yorumda bildirirseniz sevinirim. 

Pazar, Mayıs 28, 2017

Google Translate ile Erişim Yasaklarını Delme
Biliyorsunuz ülkemizde sık sık bazı sitelere veya bazı yayınlara erişim yasağı getiriliyor. Bunun üstesinden gelmek için insanlar DNS değişikliği ve VPN gibi yöntemlere başvuruyor. Benim bugün öğrenip bir yaşıma daha girdiğim yöntem önceki bildiklerimden daha kolay ve kullanışlı. Yapmanız gereken Google Translate kullanmanız.

Google Translate sizlerin de bildiği üzere Google Amca'nın çeviri hizmeti sunan bir servisi. Google Çeviri diye devam edelim bahsetmeye. Google Çeviri'ye ister kelime, ister cümle, ister paragraf, isterseniz de web sayfasının adresini yazarak genel bir çeviri yaptırın bana mısın demiyor ve çeviriyor.

Google Çeviri bu çeviri hizmetinin yanısıra erişime kapatılmış web siteleri ve sayfalarını da bize çevirip getiriyor ve böylece erişime kapanmış sayfayı da rahatça görüntüleyebiliyoruz. Aslı gibi olmasa da iş görür.

Peki bu erişim yasağını delmek için ne yapmamız gerekiyor:

* Öncelikle https://translate.google.com.tr adresine giriyoruz.
* Burada çevrilecek bölüme erişime kısıtlanmış web sitesi veya sayfasının url'sini yazıyorsunuz ve  "Tercüme Et" yazısına tıklıyorsunuz.

Kaynak: Akademi Dergisi

* Çevrilen sayfa açıldığında erişime kapanan sayfayı karşınızda göreceksiniz. Otomatik bir çeviri gerçekleştiyse de sağ üst köşedeki "Orijinal" yazısına tıklayarak sayfanın orijinal dilini görebilirsiniz.


Türk makamlar tarafından kapanmadan önce aktif kullandığım Vikipedi'ye yukarıda gördüğünüz üzere bu yöntemle ulaşabildim.

Ben bu yöntemi bugün öğrendim. Ya siz? Sizin bildiğiniz farklı yöntemler var mıdır?

Cuma, Mayıs 26, 2017

DİB Sn. Mehmet GÖRMEZ'e Açık Mektup
Ali Eren, Vakit Gazetesi
20 Haziran 2015

⚠Sayın Hocam!

Önceleri, Ramazan gecelerinde sahur yemeğine son verme ve oruca başlama vakti / imsak girdiği zaman, müezzinler salâ okurlardı.

Sahur yemeğine geç kalkmış olanlar, bir taraftan alel-acele yemek yerken bir taraftan da kulakları müezzinin salâ sesinde olurdu.

Müezzin salâya başlayınca ağzındaki son lokmayı yutar ve yiyip içmeyi keserdi.

Sonra sabah namazını kılmak için müezzinin ezan sesini bekler, ezan okununca da sabah namazını kılardı.

Bunda bir sıkıntı yoktu.

✅Fakat ne olduysa ve niçin lüzum görüldüyse, Diyanet tarafından müezzinlerin sahurda salâ okumaları yasaklandı. O yasaktan beri sadece sabah ezanı okunuyor.


Böyle olunca, ya birçok kimsenin sabah namazı olmuyor veya birçok kimsenin orucu olmuyor.

✔Şöyle ki:

İki kişi düşünün…

➖Birisi sahur yemeğine normal vakitte kalkmış, yemeğini yemiş, abdestini almış, sabah namazını kılmak için müezzinin sesini bekliyor.

➖Diğeri sahur yemeğine geç kalkmış. Bir taraftan yemek atıştırırken, bir taraftan da kulağı müezzinin sesinde.

Müezzin Allâhü ekber diye sabah ezanına başlayınca, vaktin geldiğini anlıyor ve ağzındaki son lokmayı yutup yemeğe son veriyor.

Bu durumda, birisi “Allâhü ekber”le sabah namazının sünnetine başladı, diğeri aynı anda ağzındaki son lokmayı yuttu.

Başka bir ifadeyle: Aynı anda biri namaza başladı diğeri oruca…

Böyle şeyler olduğunu nereden biliyorum?

Komşularımızdan ve câmi cemaatinden.

Bir kısmı ezanı duyunca sabah namazına başlıyor, diğeri ezan okunurken son lokmasını yiyor.

Şimdi…✳

Eğer o anda gece bitip sabah olduysa, sahur yemeği yiyenin orucu olmadı. Çünkü oruca geceden başlamak farz.

Yok, eğer daha sabah olmadı ve gece devam ediyorsa, bu durumda da namaz kılanın namazı olmadı. Çünkü vakit girmeden namaz câiz değil.

Çünkü bu durumda ikisi de yemek yeme ve namaza başlama işini aynı saniyelerde yapmış oluyorlar.

Diğer bir mahzur:❌

Teknik olarak, müezzinlerin hepsinin saatlerinin, -memleket saat ayarı gibi- saniye olarak birbirinin aynısı olması mümkün değil. Çünkü hepsinde aynı anda gonk vurmuyor.

Nitekim ezanı birbirlerinden birer-ikişer hatta üçer beşer dakika erken veya geç okuyabiliyorlar.

Böyle olunca, vaktinden bir dakika önce ezan okuyan müezzine göre sabah namazı kılanın namazı kesinkes olmuyor.

Vaktinden bir dakika sonra sahur yemeği yiyenin de kesinkes orucu olmuyor.

Sayın Hocam!✔

Diyanet güzel bir ikaz olan salâ okumaya niçin engel oluyor?

Önce salâ okunup sahur yemeği yeme vaktinin geldiği bildirilse, sonra da ezanla sabah namazının vaktinin girdiği bildirilse ne mahzuru var?

Böylece hem oruç tutanın orucu hem de namaz kılanın namazı garanti altına alınmış olmaz mı?

Malûmunuz olduğu üzere, oruçla ilgili hükümleri bildiren Bakara sûresi 187. âyetin sonunda, “Bu (hükümler) Allah’ın (yasak) sınırlarıdır. Sakın sınırlara yaklaşmayın” buyuruluyor.

Salâyı yasaklayıp, ezanı gece ile gündünüz tam birleştiği anda okutmak, -sınırlara yaklaşmamak şöyle dursun-Müslümanları getirip tam o sınırın üstüne bırakmak değil midir? Yani âyetin emrine ters olmuyor mu?

❎Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından yani kendi yayınınız olan, Sahih-i Buharî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercüme ve Şerhi’nin 6. Cilt, 268. Sahife, 912. Hadiste, “Peygamberimiz’in sahur yemeği yiyip, 50 âyet okuyacak kadar bir vakit geçtikten sonra sabah namazı kıldığı” beyan buyuruluyor.  

❎Diyanet’in aynı eserinin 269. sahifesinde 50 âyet okuma zamanının 18 dakika olduğu yani sahur yemeği ile sabah namazı arasında 18 dakikalık bir zaman geçmesi icap ettiği yazılı bulunuyor.

Yani sahur yemeği ile sabah namazını aynı saniyeye almanın mahzuru ortada.

🚰Lütfen "temkin"li ve ihtiyatlı hareket ederek ezandan 15-20dk evvel yemekle irtibatı kesmeye gayret edelim ve bu yazıyı dostlarımızla paylaşalım inşâAllah.

---------

Ben de geçen sene bu konuda şöyle bir yazı kaleme almıştım. Okumanız faydalı olacaktır:

17,5 Saatlik Orucu 17,5 Dakika İçin Heba Etmeyin!

Pazar, Mayıs 21, 2017

Komutan Logar ile Rögar Temizliği
Komutan Logar'ı sanırım bilirsiniz. Cem YILMAZ'ın GORA ve AROG filmlerindeki kurgusal karakterlerden bir tanesi idi. Bu karakterin devamı gelecek mi bilinmez ama öldüyse ruhunu sızlatan, yaşıyorsa kulaklarını çınlatan bir şekilde "logar" olan "adı" rögar" olarak bilinen baca türünün yerine kullanılıyor.

Fransızca zor bir dil ve bu dilden dilimize geçen kelimeleri biz zamanla kendi söyleyiş şeklimize en uygun olanına devşirmişiz. Rögar kelimesi de Fransızca'dan dilimize geçen o kelimelerden biri.

Kanalizasyona inmek ve tıkanıklığı gidermek üzere yapılmış özel baca diye açıklanabilen rögara, logar da diyen var lögar da. Bu yazıyı kaleme alma sebebim ise bir müşterime gittiğimde aşağıdaki reklamı gördüm. Inoksclean firması yine karıştırılan kelimelerden bir tanesi olan lavabo kelimesini doğru yazmış ancak maalesef yazımıza bahse konu kelimeyi yanlış yazmış. Yeri gelmişken lavabo demeyip lavoba diyenler de çoğunlukta biliyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi bu lavabo da dilimize Fransızca'dan girmiş.


Sektörün içinde olan birilerinin bu şekilde yazım hatası yapması insanı üzüyor. KaçakAvcıları.com internet adresiyle İstanbul'un her yerine gezici sıhhî tesisat hizmeti veren bir firma da bu konuya değinmiş şu yazısında. Tıklayıp okuyabilirsiniz.

Bu konuya hassasiyet gösterenler azınlıkta olsa da varmış. Aşağıdaki görselde de Milliyet'in küçük bir haberinde 4 defa logar kelimesinin geçmesine sitem etmiş okuyuculardan Nilgün İLHAN.


Doğrusunun logar veya lögar değil de rögar olduğunu artık öğrendik sanırım. O zaman sizlere bir soru geliyor. Cevabınızı lütfen yorum olarak yazın. :)


Cuma, Mayıs 19, 2017

Mustafa Kemal İLHAN Parkı Bakımsızlıktan Geçilmiyor!
Twitter üzerinden kurumlara, markalara ulaşıp şikayet ve beğenilerimi iletiyorum zaman zaman. Bursa Yıldırım ilçesinin Millet Mahallesi'ndeki Mustafa Kemal İLHAN Sağlıklı Yaşam Parkı'nın içler acısı hâlini Yıldırım Belediyesi'ne Twitter üzerinden iletmek için çok uğraştım ancak sanırım fotoğrafların çözünürlüğü yüksek geldiği için olmadı. İçimde kalmasın diye ben de buraya yazıp yetkililere bu şekilde ulaşmak istedim.

Bahse konu Mustafa Kemal İLHAN Sağlıklı Yaşam Parkı'nın yakınında oturuyoruz. Her ne kadar site içerisinde oyun alanı olsa da Kayra Eymen evladımız çoğu zaman "büyük park" diye nitelendirdiği Mustafa Kemal İLHAN Parkı'na gitmek istiyor. Haftaiçi annesi götürüyor geçen haftasonu da hep beraber gitmiştik.

Daha önceleri gittiğimde de kendi aramızda eleştirdiğimiz birtakım şeylerin bu yaz daha da kötüye gittiğini gördük. Belediyelerin Park ve Bahçeler Müdürlüğü'nde yaza hazırlık çalışmaları kapsamında park ve bahçelerin temizlenmesi, eksiklerinin giderilmesi, gerekli düzenlemelerin yapılması gibi faaliyetleri olmuyor mu acaba? Normalde olması gerekiyor da Yıldırım Belediyesi mi bu işleri yapamıyor?

Bahsettiğim parkın ilk görünümü şöyleymiş. Yıl 2012!


Şu fotoğraf ne kadar cezbedici değil mi? Şimdiki hâlinden de fotoğraflar koyacağım birazdan aşağıya ancak öncesinde başka bir konuya değinmek istiyorum.

Mustafa Kemal İLHAN Parkı'nda sizi ilk karşılayan, kamelyaları da gasp etmiş olan seyyar satıcılar oluyor. Hepsi aynı kişi veya aileye ait olduğunu düşündüğüm tezgahlarda bardakta mısır, çekirdek ve abur cuburun yanı sıra çocukların ilgisini çekebilecek oyuncaklar satılıyor. Seyyar satıcılar bizim kültürümüzde vardır. Kimsenin ekmeğiyle de oynamak gibi bir derdimiz yok ancak eğer bu arkadaşlar belediye tarafından izinlilerse belediyenin kendilerine ayrı bir yer tahsis etmesi gerekir. İnsanların dinlenmeye geldiği kamelyaları işgal etmeleri hiç hoş değil.

Oyuncak tezgahından bir görüntü.
Kendim kullanmadım ama geçen sene aktif olmayan ve bu sene aktif hâle getirilen (belediye tarafından aktif hâle getirildiğini de düşünmüyorum ama) WC'lerin de 1,00 TL ücretle hizmet verdiğini gördüm. Ayrıca yine duyduğuma göre seyyar satıcılar ürünlerini bu WC'de depoluyormuş. Adı sağlıklı yaşam parkı ama gerçekten öyle mi acaba?

Şimdi gelelim parkın şimdiki içler acısı hâline. Tamam burada belediyenin ilgisizliğinden dem vuruyoruz ama bu parkı belediye bu hâle getirmedi. Demek istediğim biz vatandaşlar olarak hor kullanıyoruz her şeyi, çevremize ve insanlara saygı göstermiyoruz. Bilinçli insanlar değiliz kısacası. Belediye de üstüne düşen sorumlulukları yapmadığı için sonuç böyle:

İlk fotoğrafta gördüğünüz turuncular nerede?

Tırmanma ipi kopmuş ama kimin umrunda?


Merdivenden çıkınca burada bir korkuluk varmış ama şimdi yok. Diğer tarafın görüntüsü de aşağıda.


Kaydırağın sonu direkt beton. Kauçuk soyulmuş.
Yukarıdaki fotoğraflar benim kendi çekimlerim. Google, Facebook ve Foursquare gibi servislerde yüzlerce benzer fotoğrafları görebilirsiniz. Benim daha çekemediğim çocukların güvenliğini tehdit edici bir sürü unsur var bu parkta. Tutunma yerleri kırılmış salıncaklardan tutun da tamamen kırılmış ve ortadan kaldırılmış korkuluklara kadar her türlü tehlike parkta mevcut.

Buradan Yıldırım Belediyesi özelinde tüm belediyelere ve kamu kurumlarına sesleniyorum. İhaleler ile yaptırdığınız işleri iyi takip edin. Kalitesiz malzeme kullandırmayın. Ürüne ve hizmete göre mümkün olabildiğince en uzun garantiyi talep edin. Milletin parasını çarçur etmeyin, ettirmeyin. Bunun vebali çok büyüktür.

Bir de benim gibi vatandaşlara sesleneyim sesim kısılmadan. Sizler de lütfen yerlere çekirdek ve çöp atmayın. Çocuklarınıza da küçük yaşlardan itibaren bu alışkanlığı aşılayın. Çevresine ve çevresindeki insanlara saygılı birer birey olması için tüm gayretinizi gösterin. Bırakın okumamış biri olsun ama saygıyı sevgiyi elden bırakmasın.

Hepinize sağlıklı yaşam parklarında sağlıklı bir yaşam dileklerimle... 

Pazar, Mayıs 14, 2017

Markalardan En Güzel Anneler Günü Çalışmaları
Blogumu sıkı takip edenler bilir ben annemi 5 yıl önce maalesef kanserden kaybettim. Allah kimseyi öksüz bırakmasın. Buradan yetim bıraksın anlamı çıkarmayalım lütfen. Bugünün anlam ve önemine binaen anneler üzerinden ilerliyoruz çünkü.

Ben bu Anneler Günü, Babalar Günü, Öğretmenler Günü, Hemşireler Günü gibi günlerin hepsinin maddî amaçlarla ortaya çıkarıldığını düşünenlerdenim. Ancak öyle bir devirde de yaşamaya başladık ki bu günlere önem vermezsen dışlanıyorsun artık. Anneni her gün ararsın, dönem dönem hediyeler de alırsın ama bugün almadığın zaman annenin içinde az da olsa iç burukluğu olur. Genci yaşlısı çevresinden bu şekilde etkilenmiştir çünkü.

Neyse yazıyı çok uzatmayayım. Sizlere Anneler Günü ile ilgili sosyal medyada karşıma çıkan marka çalışmalarından beğendiklerimi ve karşılaştıklarımı göstereceğim. Rastgelmediklerimi de siz yoruma eklersiniz olur mu?

Beni en çok etkileyen sanırım Halkbank'ın çalışması oldu.İzlediğimde sabah saatleriydi ve kimse görmeden ağladım evet.


BiTaksi'ninki de kendi sektörüyle ilgili oldukça duygusal bir çalışma olmuş.


Kariyer.net'in çalışması içlerinden en iyilerinden bir tanesi.



Ben bu yazıyı aslında dün planlamıştım ve gördüğüm daha çok çalışma vardı ancak şimdi aklıma gelmiyor. Aklıma gelsin diye araştırsam bu sefer de Anneler Günü geçecek. O yüzden şu üçüyle yetinelim şimdilik. :) Sizin önerileriniz varsa da belirtirseniz eklerim.

Şu da bonus olsun o zaman:

Ahtapotun anneliği.


-----------------------------------------

İlave 1: https://www.turktelekommuzik.com/annelergunu adresine gittiğinizde annelerin seçtiği müzikleri yine anne sözleri ile hazırlanmış bölümlerde dinleyebiliyorsunuz. Türk Telekom da güzel iş çıkarmış.

İlave 2: Doğuş Hakan YILMAZ'ın yorumda belirtmesi üzerine Petlas'ın çalışması da eklenmiştir. Harika olmuş.

Cumartesi, Mayıs 13, 2017

Instagram'a Bilgisayardan Fotoğraf Yükleme
Instagram sanki son zamanlarda Facebook ve Twitter'dan daha fazla kullanılır hâle geldi. Özellikle kadınlar arasında daha yaygın olduğunu düşünüyorum. Eşim Instagram üzerinden satış yapan hesapların sıkı takipçisi mesela. :)

Instagram bildiğiniz üzere mobil ağırlıklı bir mecra. Tamam bilgisayardan girdiğinizde de hesabınızı görüntüleyip yorum ve beğeni gibi özelliklerini kullanabiliyorsunuz ancak yeni bir fotoğraf paylaşamıyorsunuz bilgisayarda iken. Bu yüzden de bu ipucunu okumadan önce sizin gibi ben de Instagram'da bir şey paylaşacağım zaman direkt telefona sarılıyordum.

Şimdi gelelim Instagram'a bilgisayar üzerinden, web sürümünden fotoğraf eklemenin ipucuna. Ben de bu yöntemi tanıdığım en eski blogculardan olan Süleyman SÖNMEZ'in LinkedIn hesabında biraz önce gördüm ve paylaşmak istedim. O da eski blogculardan olan Barış ÜNVER'den öğrenmiş bu yöntemi. Kendilerine teşekkür ediyoruz.

* Öncelikle Google Chrome kullanarak www.instagram.com adresine giriyoruz.
* F12 tuşuna basıyoruz.
* Yana açılan ekranın en üstündeki tablet/telefon simgesine tıklıyoruz.
* İşte karşınızda cep telefonu görünümlü bir Instagram. Fotoğraf yükleme simgesi aktif hâle geldi.

Şu an filtreler yok ancak filtreleme işini de çok gerekliyse dışarıda bir kaynaktan yapıp Instagram'a öyle fotoğraf da ekleyebilirsiniz.


Umarım bu ipucu işinize yaramıştır. Siz Instagram, Facebook ve Twitter üçlüsünden hangisini daha yoğun kullanıyorsunuz?

Cuma, Mayıs 05, 2017

Avustralya'da Domatesin Tanesinin 3 TL Olması
Ekşisözlük'te benim yazımın da başlığını oluşturan bir konu açmış NeredeOEskiBayramlar kullanıcı adına sahip şahıs! Açmaz olaymış. Çünkü kendince ülkemizdeki domates fiyatlarını savunurken Avustralya ile Türkiye arasındaki gelir farklılıklarını gözardı etmiş. Açmaz olaymış dedim çünkü çok fena madara oldu kendisi.

Bu zât-ı madara Avustralya'daki WoolWorths mağazasının internet satış fiyatını koyarak tezini savunmaya başlamış. Avustralya'da domatesin tanesi $1,16 (Avustralya Doları). 1 AUD = 2,6285 TL deyince bir adet domatesin fiyatı 3,05 TL oluyor diye de iddiasını sürdürmüş.


Bunu madara etmek isteyenler ise boş durmamış ve hemen Avustralya'nın asgari ücretini bulup bizim ülkemizle karşılaştırmışlar. Avustralya'nın asgari ücreti için DokuzaKadar kullanıcı adına sahip yazar $2405 derken Trojka ise $1782 demiş. Mortar ise Avustralya Doları'nı Türk Lirası'na çevirerek asgari ücreti 6448 TL olarak bulmuş. Hepsi de yaptıkları hesaplarda alım gücüne rağmen Türkiye'de domatesin daha pahalı olduğunu ispatlamışlar ama yine de gerçekçi yollardan bir hesap da ben yapayım:

Bizde asgari ücret 1404 TL. Domatesin kg fiyatı ise Carrefoursa, Migros ve Özdilek'in sanal marketlerinde yaptığım araştırmalara göre en ucuz 7,95 TL. Bu demektir ki bizdeki bir asgari ücretli maaşının tamamıyla 176,6 kg domates alabiliyor.

Bir de Avustralya'ya bakalım. Avustralya'da haftalık dilimlerde asgari ücret belirleniyormuş ve haftalık asgari ücret ise $672,70. Bir haftada 4 haftadan birkaç gün daha fazla oluyor ama biz yine iyimser davranıp 672,70*4 = $2690,8 diyelim. Vatandaşın verdiği WoolWorths'ta adet fiyatının yanı sıra kg fiyatı da verilmiş ki bu $8,90'mış. Yukarıdaki hesabı buraya da uygulayalım bakalım ne çıkacak:


Avustralya'da bir asgari ücretli maaşının tamamıyla 302,34 kg domates alabiliyor. Yani bizdeki bir asgari ücretliden neredeyse iki kat fazla domates alabiliyor. Üstelik biz domates cennetiyiz diye övünen bir millet iken Avustralya'da domates yetişmiyor bile. Yetişse bile çoğu ithal ediliyor.

Uzun sözün kısası benzinin, arabanın, telefonun pahalısını kullanan bizler domatesin de en pahalısına layık görülüyoruz. Bir de internette ileri geri konuşmadan önce iyice araştırma yapmak lazım.

Bu arada siz en son kaça aldınız domatesi? Avustralya'da yaşayan falan varsa bizi de aydınlatırsa çok seviniriz ayrıca.

Yazımızı Recep Tayyip ERDOĞAN'ın domates reklamıyla bitirelim dedim: