Salı, Ekim 24, 2017

Yazıyı Okuyunca "Ya Bu Bizim Şey Değil mi?" Diyeceksiniz...

Aşırı geveze, ukala bir insan ve onu dinlemek… Ne sıkıcı bir durum değil mi? Birileri konuşuyor ve siz sürekli dinliyorsunuz… Uzun uzadıya cümleler, ağızdan saçılan tükürükler, sonu gelmez kahkahalar… Bu durumun en ilginç yanı da siz konuşmaya başladığınızda, dinlemek zorunda olduğunuz insanların kontra atağa geçmiş bir takım gibi tekrar konuşmaya başlaması… Konuşmanıza fırsat verilmediği gibi, az konuştuğunuzu ve pek akıllı bir kişi olmadığınızı pişkin bir şekilde yüzünüze söyleyebilme özellikleri olan bu kadim modeller, inanın beni de çok yoruyor.

 Her şeyi bilmek ayrı, bildiğini sanmak ayrıdır. Her şeyi bildiğini, her konuda bir fikir sahibi olduğunu, her işin en iyisini yanlışsız bir şekilde yerine getirdiğini söyleyen birçok insan var çevremde. Bu gibi insanların birkaç özelliklerini şöyle maddeler vermek istiyorum ki yazdığım cümlelerin oluşturduğu paragraflar sizleri de yormasın.
ü  Her konuda bilgi sahibidirler ve her şeyi bilirler. Aynı zamanda bildiklerini şiddetli bir şekilde savunurlar.
ü  Kendini çok beğenmiş bir yapıya sahiptirler.


ü  Bir soru sormaya kalktığınızda daha soru bitmeden cevapları hazırdır.
ü  Bencillik hat safhadadır zaten. “Teşekkür ederim” demek onlar için aşağılayıcı bir söylemdir.

ü  Hatasız (!) bireyler oldukları için eleştiriye kapalıdırlar.
ü  Siz ne kadar okusanız, tahsil görseniz akıllı bir birey olmaya çalışsanız da onların doğru bildiklerine “yanlış” dediğiniz takdirde en aptal kişi olarak görünürsünüz onlara.

Çevremde böyle insanların olmasından şikayetçi miyim?
Hayır, tam tersine memnunum. Her konuda bilgisi olduğunu söyleyip, böbürlenen, kendini yüceltip çevresindeki insanlara tepeden bakanların, düşüşlerini izlemek ve düşerken yüzlerinde oluşan ifadeyi görmek beni mutlu ediyor. Daha doğrusu mutlu etmesinden ziyade, kendimi kaybedip ifade ettiğim insanlardan olabilme ihtimaline karşı beni dizginliyor. Bir ders niteliğinde tutuyorum böyle insanları çevremde. Sevmediğim, kendisine bir şeyler bile söylemek için çaba sarf etmediğim insanların üzerine salmak… İşin şakası bu tabi J Düşününce de mantıklı gibi…


Egosu yüksek böyle ukala insanlarla baş etmek için çeşitli çözüm yolları var. Biraz da internette denk gelen teknikler, öğütler, bilgiler vs. Kimisi ölü takliti yaparak, konuşmaya başlayınca kafasına vurarak yani edimsel koşullanma yöntemi ile kurtulabileceğinizi söylerken kimisi de şahsınızı, kendinizi o daha bir şeyler söylemeden küçük göstermek suretiyle ağzına laf vermemek koşuluyla kurtulabileceğinizi söylüyor.


Ben onlardan kurtulma veya onlardan uzaklaşma, kendimden uzaklaştırma çabası içinde değilim. Bunu bir psikolojik rahatsızlık olduğu ve toplum baskısından meydana geldiği kanısındayım. Mesele onlardan kurtulabilmek değil, onları kazanabilmek. Böyle insanlardan kurtulmaya çalışmanız karşılığında sadece siz kurtulursunuz. Ama toplum içinde hâlâ o insanla beraber yaşamaya devam edeceksiniz. Onları kazanmak daha zahmetli olsa da inanın buna değecektir.

Önceki Yazı
Sonraki Yazı

13 yorum:

  1. Her şeyi bildiğini iddia eden insanlar herkesin çevresinde mevcut. He deyip geçmek lâzım... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. He deyip geçme işte. O zaman kendilerini daha bir bilgili sanıyorlar.

      Sil
  2. Hepimizin etrafinda kendi hayat görüsümüze uymayan insanlar oluyor bu bir görüs açisi. Karsi taraf da bizler için ayni seyleri düsünüyordur 😊. Ben sevmedigim insanlardan uzaklasmayi tercih edenlerdenim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence görüş farklılığı olan insanları da birbirine bağlayan bir taraf var. Doğruyu belirleyebilmek için yanlışı iyi bilmek gerekir.

      Sil
  3. Yok saymak etkili olabiliyor. Hep dinlemekten yoruluyor insan zaten bir süre sonra. Dinlemek konuşmaktan daha zordur. Ben toplum içinde bir süre dinledikten sonra iç alemime dönerim. Kimsenin de umurunda değildir zaten benim konuşmuyor olmam.

    YanıtlaSil
  4. Herkesin hayatında vardır sanırım böyle insanlar. Gerçekten uzun uzun cümleler ki çoğunun içi boştur hem vaktinizi alırlar hayatınızdan dakikalar saatler çalarlar, ne öğretici bir şey söylemişler ne de size birşey katmışlardır tek bildikleri bilmiş bilmiş konuşmaktır. Siz bir şey söylemeye kalkınca hemen muhalefet olmaya hazır ya da söylediğiniz şeyle ilgili mutlaka yaşadığı bir şey veya yapacağı gereksiz bir yorum vardır birde arada bir nezaketen (!) "ya hep ben konuşuyorum biraz da sen anlat hep susuyorsun" aa cidden mi acaba neden hep susuyorum bunu giwç düşünmezler. Şu cümlenize de harfiyen katılıyorum bilmek ile bildiğini sanmak aynı şey değildir bu kişiler daha çok bildiğini sananlardır. Cidden günümüzün sorunlu insanlarına temas eden bir yazı olmuş ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuza dayanarak sizin de bu tür insanlardan (!) muzdarip olduğunuzu anlayabiliyorum. Ben daha çok bahsi geçen kişilerin bu hale gelmelerinin altında yatan etkenlerin ne olduğunu merak ediyorum. Etkenlerden biri de sanırım toplumsal aşağılama. Sizlerin de yorum yazan ellerinize sağlık...

      Sil
  5. Kurtulmaya çalıştıkça o tarz insanlar karşımıza çıkar.Olduğu gibi kabullendiğimizde artık sorun olmaktan çıkar.İstersek de belli bir mesafe de koyabiliriz tabi ki yargılamadan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Söz ettiğim konuda toplumumuzun eksik yönlerinden biri de kabullenme sanırım.

      Sil
  6. Acaba gerçekten kazanılabilirler mi? Bunda deneyiminiz oldu mu?

    YanıtlaSil
  7. Kazanılabileceği görüşündeyim. "Tamamen mi?" diye soracak olursanız "elbette tamamen" cevabını verebilirim fakat süre konusunda emin değilim. Kısa bir süre zarfında gerçekleşmeyeceğini söyleyebilirim zira kısa bir sürede değişen insanın ruh dünyasında, yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Evet, bu konuda değişim gösteren bir arkadaşım var... Bazen davranışlarından geçmişe dair kırıntıları dökülse de...

    YanıtlaSil
  8. Benim çevremde de var böyle tipler. Olmaz mı :) Benim taktiğim yavaş yavaş araya mesafe koymak. Yeni tanıdığım insanlar için bunu yapmak kolay ama tabii hayatımda çok yer kaplayan birine bu taktiği uygulamam mümkün değil.Bir orta yol buluyorum o zaman :)) Selamlar

    YanıtlaSil
  9. Ben daha çok "yeni tanıştığınız kişilere karşı bir mesafe koyma gereği yoktur" diye düşünüyorum.Yani sizin mesafe koymanıza gerek yok. Hayatınıza olduğu gibi devam etmeniz takdirde bahsettiğimiz türden bir kişi, en sonunda bir yorgunluk içine düşüp zaten kendi uzaklaşacaktır sizden.
    Hayatınızda önemli bir yer kaplayan kişilere karşı mesafe koymaktan çok yakınlaşma sağlanmalıdır. Sizin dinlemedeki sabrınız, onun konuşmadaki ısrarını yenmeli... ----Son yazdığımı kendim de beğendim bu arada :) ----

    YanıtlaSil