ReHiTu.com

Breaking

Cumartesi, Şubat 16, 2019

Hezarfen Videosunda Sansürsüz Sahneler!

Şubat 16, 2019 23
Hezarfen Videosunda Sansürsüz Sahneler!
Bahsettiğim animasyon filmi Hezarfen Ahmet Çelebi'den bahseden kısa bir yapım. Bahsekonu Youtube videosunun altında şöyle bir açıklama var:

"Hezarfen Ahmet Çelebi, (d. 1609 - ö. 1640) 17. yüzyılda Osmanlı'da yaşamış Türk bilgini. Kendi geliştirdiği takma kanatlarla uçmayı başaran ilk insanlardan olduğu söylenmektedir. 

Türk animasyon sanatçısı Tolga Arı'nın liderliğinde hazırlanan, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşamış ünlü Türk Mucidi Hezarfen Ahmet Çelebi'nin Galata Kulesi'nden gerçekleştirdiği uçuş deneyimini anlatan Hezarfen adlı kısa animasyon film, internette izlenmeye rekorları kırıyor. Tolga Arı'nın takım liderliğindeki bir ekiple hazırlanan kısa animasyon film, Galata Kulesi'nden kendi geliştirdiği kanatlarla uçmayı başaran Hezarfen Ahmet Çelebi'nin uçuş denemesi oldukça eğlenceli bir dille anlatıyor."


Youtube videosunu buraya eklemiyorum merak edenler Google Amca'ya sorup izleyebilir. Benim yazmama sebep olan konu ise animasyondaki hamam sahnesi. Eşim ana sınıfı öğretmeni; dersinin gereği olarak bir konuda bu animasyonu akıllı tahtada oynatmış. Videonun 1:56 - 1:58 dakikaları arasındaki hamam sahnesi çıkınca elim ayağıma dolaştı diyor kendisi. İzlemeye tenezzül etmeyecekler için şöyle açıklayayım; bir adam animasyon film gereği bir çatıya düşüp çatıyı kırıyor ve içeriye düşüyor, sahneden anlıyorsunuz ki orası bir hamam hem de kadınlar hamamı. Kadınları anadan üryan bir şekilde gösteriyor 2 saniyede. Sonrasında da adamı atıyorlar hamamdan dışarı.

Şimdi animasyon filmler genelde çocuklara hitap etmesi için çekilir ki bu bahsekonu film de tam çocuklara yönelik hazırlanmış. Böyle bir film çekerken hiç mi düşünmediniz bunu? Her şey biraz daha fazla konuşulsun diye mi düşünülür oldu? Biz burada sizi kötü eleştirirken bile reklamın iyisi kötüsü olmaz mı diyorsunuz içinizden? Hamam sahnesi olmasaydı olmaz mıydı? Hamama değil de başka bir yere düşse "eğlenceli" anlatımınızdan bir şey mi eksilirdi?

"Amma da büyüttün ya hu! Ne geri kafalıymışsın! Alt tarafı gerçek olmayan hayâl ürünü çizimlerden ibaret bir sahne!" diye içinizden geçiriyor olabilirsiniz. Sizinle konunun eğriliğini veya doğruluğunu tartışmaya kalksak iki taraf da kendi görüşlerinde haklı olduğunu ispat edecek yüzlerce deliller sunabilir. O yüzden böyle düşünenler de yorumlarını yazabilir sıkıntı yok ancak ben tartışmaya dâhil olmayacağım.

Son yıllarda çocuk istismarı sadece düşünülen, ilk akla gelen sıradan metodlarla olmuyor. Artık sapık fikirliler bu düşüncelerini kitle iletişim araçları vasıtası ile süslü bir şekilde sunuyorlar bizlere. Hatırlarsanız geçenlerde bir kitaptan bahsetmiştim yine benzer konuda. Halime ERDOĞAN diye birinin kaleme aldığı süslü çocuk kitabı Hayalci Çocuk'ta da sakat ve sapık fikirlerin ürünü bölümler vardı.

Bahsettiğim videonun altına birkaç çocuk ve veli "Öğretmenimiz bunu sınıfta açtı." yazmış. Evet eşim önceden kontrol etmeden bu videoyu açmış sınıfta, aynı hatayı yapan diğer talihsiz öğretmenler gibi ancak her şeye de şüphe ile yaklaşmak da insanı hasta eder be ya hu!

Bu devirde çocuk yetiştirmek, iyi ebeveyn olmak, iyi öğretmen olmak, iyi insan olmak gerçekten çok zor iş! Herkes her konuda diken üstünde şu çivisi çıkmış dünyada!

Bu sıkıcı yazının sonuna bir blogiçi link ekleyeyim de hemen SEO hizmetkârlarım tıklanma oranlarımın artmasına yardımcı olsun ve siz de "hezarfen" ne demekmiş bilgilenin. Bir tek Hezarfen yok yâni tarihte!

Lütfen okuyunuz:

Hezarfen İbn-i Firnas

Cumartesi, Şubat 09, 2019

DuoDiyet'ten Tek Cevaplık Tercih Soruları

Şubat 09, 2019 22
DuoDiyet'ten Tek Cevaplık Tercih Soruları
Çoğu blog yazarı ve okuru arkadaşlarım benim başlattığım "Hangisini Tercih Edersin?" mim akımını görmüştür sanırım. Blogcular arasında çok güzel bir etkileşim olduğunu düşünüyorum bu mimler sâyesinde. Ben mimi oluşturduğumda şöyle bir format belirlemiştim aslında ama kimse o kısma dikkat etmedi:

"Yukarıdaki sorularımı alıp kendi cevaplarını ve nedenlerini yazacak ardından da kendi sorularını farklı blogcu arkadaşlarımıza soracak. İlginç sorular çıkacağını tahmin ediyorum. Katılımınızı bekliyorum."

Evet kimse bu ayrıntıya dikkat etmedi ve herkes benim ilk belirlediğim sorular üzerinden ilerledi. Bazıları ekstra sorular ekledi falan ama tam formata uygun olmadı. Neyse aslında böyle daha da iyi oldu diyebiliriz. En azından herkeste aynı sorular dolaştı ve herkes aynı sorulara kendi cevaplarını verdi; böylece blogcu arkadaşlarımızla ortak veya ayrı yanlarımızı daha iyi anlamış olduk.

Benim yeni tanıdığım blogcu arkadaşlarımdan DuoDiyet formata en uygun şekilde mimi yerine getirmiş ve beni de etiketlemiş. Kendisinin yazısına ulaşmak için buraya tıklayınız lütfen!

DuoDiyet'in soruları tek cevaplık ve merdiven şeklinde. Bu merdiven şeklini bozmamak için ben de kısa cevaplar vereceğim.

Gelsin Sorular:

1-Diyet mi egzersiz mi?
Diyet.

2-Sevmek mi sevilmek mi?
Sevmek.

3-Türk kahvesi mi nescafe mi?
Sütlü Türk kahvesi.

4-Kebap olarak Adana mı Urfa mı?
Acısız olan hangisiyse o!

5-Erkekte uzun saçı mı, kısa saçı mı?
Kısa. Keşke kel olsam!

6-Kadında spor giyimi mi, klasik tarzı mı?
Klasik.

7-Kahverengi gözlü mü, renkli gözlü olmayı mı?
Renkli göz. Mavi gözlüyüm elhamdülillah!

8- Saat veya bilekliğini sağa mı yoksa sola mı takmayı?
Sola.

9-Son model telefon tercihin Iphone mu Samsung mu olurdu?
Hiç iPhone kullanmadım ki ben! Samsung.

10- Balık&ekmek yemeyi, lüks bir mekanda mı, salaş bir yerde mi?
Salaş bir yerde.

Bloglarda mimlerden ve meydan okumalardan geçilmediği için bu mimi kimseye göndermiyorum ancak özellikle mimlenmek isteyen varsa bana göz kırpsın hemen mimlerim onu ve konuyu ona paslarım!

Sahi bu acısız olan kebap Urfa idi değil mi? Hep karıştırırım bu ikisini de!

Bu güzel sorular için DuoDiyet'e teşekkürlerimi sunuyorum. Yarından itibaren de diyete başlıyorum! Gerçekten bak!

Salı, Şubat 05, 2019

Bundan Sonra Hep Özdilekteyim.com

Şubat 05, 2019 37
Bundan Sonra Hep Özdilekteyim.com
Her zaman söylerim ve yazarım; blogcular veya bir şekilde yazmayı, çizmeyi, paylaşmayı sevenler objektif olarak fikirlerini, tecrübelerini takipçileriyle paylaşmalı. Tabii ki bir menfaat beklemeden. Bir menfaat bekleyerek de yazabilir sorun yok zaten o tarz yazılar kendini belli ediyor.

2 hafta önce okullar tatil olduğunda eşim ve oğlum memlekete Afyonkarahisar'a gitmişlerdi. Uzun zamandır oğlumuz da "robota dönüşen araba" istiyordu. Annesi de karneleri aldıktan sonrası için söz vermişti. Afyon'dan bana haber saldılar ve sen internetten al daha ucuza gelir dediler.

Orijinal "Transporters" serisine baktım fiyatlar uçuktu! (Bu arada bugünlerde oyuncak ile denk geldiğim bir yazı daha var; Okumaya Gel bloglamış. Muhakkak buraya tıklayıp okuyunuz.) Yine de olmuşken iyisi olsun mantığında idim. Tam da o akşam Özdilekteyim.com'da yarıyıl tatiline özel oyuncaklarda "1 alana 1 bedava" kampanyası olduğunu öğrendim. Aradığım orijinal Transporters serileri yoktu kampanya dahilinde ama robota dönüşen arabalar vardı.

Görsellerini Whatsapp ile Kayra Eymen Paşa'ya gönderip onun da onayını aldıktan sonra sipariş aşamasına geçtik. 4 ayrı oyuncak aldık. İkisi Kayra Eymen'e, ikisi yeğenimiz Abdullah Yekta'ya. Hem fiyat uygun diye abarttık hem de kargo parası ödemeyelim diye. :)

Sipariş aşamasında aslında ben ürünlerin gideceği Afyon adresini sisteme girmiştim ancak birkaç defa Afyon'dakiler ürün değişikliği yaptırdığı için olsa gerek son adımda teslimat adresi Bursa kalmış.

Ben de iş seyahati için Bursa'dan ayrıldım o akşamdan sonra. PTT ve UPS kargolardan mesaj geliyor ürünlerin kargoya verildiğine dair ancak ben Afyon'a gideceğinden emin olduğum için bakmıyorum bile takipten. Akşama doğru PTT, evde ulaşılamadığı için Millet PTT'ye bırakılmıştır gibi bir mesaj atınca eyvah dedim! Bu sırada da Kayra Eymen her sabah arayıp "Bugün gelecek değil mi robota dönüşen arabam?" deyip duruyor!

Akşam kaldığım otelden hemen Özdilekteyim.com'un canlı destek hattına bağlandım. Oradan derdimi anlattım. Bunlar karne hediyesi lütfen yönlendirin dedim ve ikiletmeden yardımcı oldular. PTT Kargo'ya bilgi verip yönlendireceğiz dediler. Yazıştığım bayanın adı sanırım Bircan'dı. Bir gün sonra gündüz de UPS Kargo'dan aradılar. (Ürünler ayrı ayrı mağazalarda bulunmuş o yüzden iki ayrı kargo ile göndermişler.) Siz kimseye bırakmayın ben yönlendirme isteyeceğim dedim ve bu sefer müşteri hizmetlerini aradım. Bu sefer de Bircan Hanım çıktı ve konuyu hatırladı. UPS'ten gelenleri de yönlendirdik Afyon'a.

İşin özü şudur ki Özdilekteyim.com'un iş bilen müşteri hizmetleri çalışanları sâyesinde iki çocuğun yüzü gülmeye devam etti ve tatillerini güzel güzel geçirdiler. "Beyefendi sizin hatanız, yardımcı olamayız" deyip üste çıkabilirlerdi. Yönlendirmelerde kargolar ekstra ücret talep eder ama Özdilekteyim.com öyle bir şeyden de bahsetmedi. O yüzden bundan sonra hep özdilekteyim.com'u tercih edeceğim.

Aldığımız oyuncakları mı soruyorsunuz? Onlar bir köşede bekliyor. :(