2017 - ReHiTu.com

Pazar, Aralık 31, 2017

2017'de En Çok Okunan Yazılarım

Aralık 31, 2017 18
2017'de En Çok Okunan Yazılarım

Milâdi 2017 yılının bitmesine çok az saatler kaldı. Gelecek olan 2018 yılını Rabbim tüm insanlık ve İslam âlemi için hayırlara vesile kılsın.

Yılı noktalarken başlıkta gördüğünüz üzere 2017'de en çok okunan yazılarımı sizlerle paylaşmak istedim. Yıl içindeki tema değişikliklerinden dolayı Analytics'te aynı yazımı hem ilk sırada hem de 5. sırada gördüğüm için bir yazının kaç defa okunduğu bilgisini paylaşamayacağım. Ancak ilk 10'a giren yazılarımı karışık bir sırayla sizlerle paylaşacağım. 

Yukarıda bahsettiğim olayı aşağıdaki gibi örnekleyeyim. Sık tema değişiminin SEO açısından tavsiye edilmediğini bu şekilde görebiliyoruz.

Şimdi gelelim en çok okunan 10 yazımıza:

19 Haziran 2016'da yayımlamışımı bu yazıyı. Demek ki sadece ben değil tüm Türkiye merak ediyormuş bu farkları. Kamu yararına bir yazı yazmışım.
3 Ekim 2016'da yazmışım. Gelen yorumlarda beğenenler yoğunlukta idi. Soffio yetkilisi ilk başta konuyla ilgilendi ancak devamı gelmedi. Kendileri bilirler.
15 Nisan 2017'de kaleme almışım bu yazıyı da. İnsanlar arabalarındaki radyoların üzerindeki kısaltmaları merak edip gelmiş.
8 Mart 2016'da yazdığım bu yazıda Fatih Sultan Mehmet'in asıl kabrinin gerçekte nerede olduğunu yazmışım. Hâlâ daha tıklanmaya devam ediyor.
Bir anlık hevesle kurmuştum True Key'i. Tekrar kaldırmak için çok uğraştım. Başkaları bu kadar uğraşmasın diye 24 Ekim 2016'da kaleme aldım.
Trafikte en çok fıtık olduğum konulardan biri olduğu için insanları bilgilendirme amacıyla 3 Eylül 2016'da yazmışım.
Arden FC henüz açıldığında veya açılmaya karar verdiğinde 11 Mayıs 2016'da yazmıştım. Hâlâ bekliyoruz acaba Bursa'ya da gelir mi diye?
2 Ramazan önce yani 12 Haziran 2016'da kaleme aldığım bu yazı da oldukça ses getirdi.
3 Eylül 2017'de kayınpederimin dolandırılmasına müteâkip yazdığım bu yazı da kısa sürede en çok okunanlar arasına girdi.
İlk 10'a girebilmiş diğer bir yazım ise 31 Mart 2016'da yazdığım Çanakkale Savaşları ile ilgili bir anektod.

Benim 2017'de en çok okunan yazılarım bunlar. Son 2 sıradaki yazılarım listeye girememiş başka yazıların yerlerini de kapmış olabilir. Yukarıda da belirttiğim sebepten dolayı Analytics sağlıklı sonuç veremiyor bana.

Peki sizlerin en çok okunan yazıları hangileri? Sizler de blogunuza yazsanız da biz de okusak.



Cumartesi, Aralık 30, 2017

Ink361 ile Instagram İstatiklerinizi Görün!

Aralık 30, 2017 11
Ink361 ile Instagram İstatiklerinizi Görün!
Instagram son zamanların en popüler sosyal medya alanı artık. İnternetle, sosyal medyayla çok fazla haşır neşir olmayanların ilk el attığı mecrâ Facebook oldu. Sonrasında da sırasıyla Twitter ve Instagram. Şu anda herkes Instagram'da. 

Ben herkesin aksine çok fazla kullanmıyorum Instagram'ı. Telefondan veya tabletten sosyal medya takibi yapıyorum ancak uzun süre telefon veya tabletten internete girmekten zevk almıyorum. Ben hâlâ daha masaüstü insanıyım. Herhalde bu böyle de devam eder. Ne zaman iyi bir telefon alırsam o zaman tam olarak mobile dönerim herhalde.

Şimdi gelelim size Instagram istatistiklerinizi görebileceğiniz Ink361'den bahsetmeye. ink361.com'a giriyorsunuz ve kaydolduktan sonra Instagram hesabınızın tüm detaylarını görebiliyorsunuz. O detaylardan bahsederken kendi @rehitu Instagram hesabımın da istatistiklerini yazacağım sizlere.

* Hesabınız hakkında önce genel bir bilgi veriyor size:
Benim rehitu Instagram hesabımda 79 medya (görsel veya video) varmış ve bu medyalara 1610 beğeni gelirken sadece 67 yorum bırakılmış. 1284 kişiyi takip ediyormuşum ancak beni sadece 716 kişi takip ediyormuş.

* Hesabınızda ilk ne zaman fotoğraf paylaştığınızı da bir çırpıda görebiliyorsunuz:
2012'de ilk çıktığı zamanlarda hemen atlamışım zaten ben. 80. medyayı ne zaman paylaşacağım bakalım Allah kerîm. :)

* Paylaşımları günün hangi saatinde ve haftanın hangi gününde yoğunlukla yaptığınızı görebiliyorsunuz:
Ben akşam 19:00 ve 22:00 saatlerinde yoğun paylaşım yapmışım. Günlerden de en çok Cumartesi'yi sonra da Pazar'ı seçmişim paylaşım için.

* Medyanın % kaçına konum ve etiket eklediğinizi görebiliyorsunuz:


Ben medyanın yarısından fazlasına konum eklemişim ancak etiketlemelerde sınıfta kalmışım. Sadece bir tane etiket kullandım belki de bugüne kadar. Instagram'da etiketin önemini biliyorum ancak uygulamıyorum. :)

* En çok beğenilen paylaşımlarınızı görebiliyorsunuz:
O değil de bugünlerde yanımda olmayan eşim ve oğlumu özlediğimi hissettim be!

* En çok yorumlanan paylaşımlarınızı da görebiliyorsunuz tabii ki:
Çok dediğine bakmayın sadece 3 yorum var dereceye girenlerde de. :)

Bunların haricinde hangi filtreleri kullandığınızdan hangi vakitlerde daha çok beğeni aldığınıza kadar bir sürü istatistik veriyor Ink361. Kendi Instagram istatistiklerinizi görmek isterseniz deneyebilirsiniz sizler de. Denedikten sonra yazımı paylaşarak arkadaşlarınızı haberdâr etmeyi unutmayın ama haa!

Salı, Aralık 26, 2017

Asgari Ücret Kaç Euro Olacak?

Aralık 26, 2017 18
Asgari Ücret Kaç Euro Olacak?
Şu sıralar ülkemin gündeminde asgarî ücret görüşmeleri var. Herkes dört gözle asgari ücretin kaç lira olacağını bekliyor. Maaşını asgari ücretle almayanlar da bekliyor çünkü buradan çıkan karar emsal niteliğinde oluyor ve tüm çalışanlara yine aşağı yukarı aynı şartlarda zam yapılıyor.


Yazı başlığında asgarî ücretin kaç Euro olacağına dâir bir soru sordum evet çünkü Türk Lirası cinsinden baktığımızda maaşımız artmış gibi görünse de Euro bazında bu böyle olmuyor. Sürekli yükselen Euro kurlarından dolayı aldığımız maaş Euro bazında azalıyor.

Aşağıdaki grafikte Avrupa'daki ülkelerin asgari ücret kıyaslama tablosunu göreceksiniz. Ben tabloya Türkiye'nin yanısıra Avrupa'da en yüksek asgari ücret veren Lüksemburg'la en düşük asgarî ücrete sahip komşumuz Bulgaristan'ı ekledim. Diğerlerini görmek için üzerine tıklayıp ilgili sayfaya gidebilirsiniz.



Tablodan gördüğünüz üzere Türkiye'de asgarî ücret baz alınan 1999-2017 tarihleri arasında en düşük hâli 157,36€ ile Temmuz 2001'de olmuş. En yüksek seviyesine ise 518,50€ ile Ocak 2016'da ulaşmış. Sanırım söylemeyi unuttuğum bir şey var. Yukarıdaki tablo net asgarî ücret üzerinden değil de brüt asgarî ücret üzerinden hesaplanmış. Sizin elinize net geçen asgarî ücret yukarıda yazan rakamların %20 - %25 kesilmişi.

Ben uzunca mesâi harcayarak 99 yılından bugüne Türkiye'de net asgarî ücretin zamdan sonra maaş alma vakti olan 1 Şubat ve 1 Ağustos'taki (En yakın sonraki tarih de olabilir.) Euro ve Dolar satış kuruna göre kaç Dolar ve Euro ettiğini araştırdım. Aşağıda çalışmamın sonucunu bulabilirsiniz:



Bakalım asgarî ücret 2018'de kaç TL, kaç Euro ve kaç USD olacak? Gelen bilgiye göre bu listeye onu da ekleriz. Asgari ücrete bugünkü kurdan bakarsak 368,55$ / 310,65€ olduğunu görürüz. Bu da demektir ki listedeki 01.08.17'ye göre USD bazında 29,96$; Euro bazında ise 26,60€ değer kaybetmiş asgarî ücretimiz.

Şu bir gerçek ki artık insanların alım gücü gün geçtikçe azalıyor. Günümüzde paranın bereketi yok. Her şey pahalılaşıyor. Bu konuda kaleme alacağım sonraki yazılarımda asgarî ücretleri yine yıllar bazında ele alarak ekmek, yumurta gibi temel gıda ihtiyaçlarından ne kadar alınabildiğini yazacağım.

Hiç kendi maaşınızı Euro veya USD olarak hesaplayıp yıllar bazında artış veya düşüşleri gözlemlediniz mi? Bu konuda çıkardığınız bir tespit varsa yorumlar mısınız? Asgarî ücret sizce ülkemizde ne kadar olmalı? 

Pazartesi, Aralık 25, 2017

İlaç Kullanmadan Önce Sorulacak Sorular

Aralık 25, 2017 19
İlaç Kullanmadan Önce Sorulacak Sorular
Günümüzde maalesef peynir - ekmek gibi ilaç kullanımı var. Bunun önüne geçmek için herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor belki ama sanki hiçbiri efektif değil. Hastalık hastası olmuş bir milletimiz var ve bilinçsizce ilaç tüketimi de hat safhada!


Hatırlarsanız geçmiş senelerde Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu gibi devlet kurumları bu konularda kamu spotları da hazırladı.



Bununla birlikte artık doktorlar hastalara kolay kolay antibiyotik yazmıyorlar ve eczaneler de reçetesiz antibiyotik satışı yapmıyorlar. Bunlar atılması gereken güzel adımlar ancak bizler daha çok bilinçlenmemiz lâzım. Şimdiki ilaçların hepsinin yan etkisi var. Bir tarafı iyileştirirken diğer tarafı bozuyor bu ilaçlar. Artık öyle bir devirde yaşıyoruz ki onaylamadığımız şeyleri de yapmak zorunda kalıyoruz maalesef.

Bu yazıyı yazmama sebep İnsan ve Hayat Dergisi'nin bu ayki sayısında yer alan şu bölümdü:


İlaç alırken hekime ve eczacıya yukarıdaki soruları %95'imiz sormuyor ancak doktorların %95'i de maalesef hastalarına ilaç yazmadan önce sorması gereken soruları sormuyor veya ilacı yazdıktan sonra yapması gereken açıklamaları yapmıyor. Hatırlarsanız Kasım ayı başında bu yanlış ilaç kullanımı yüzünden mide kanaması geçirmiştim.

En iyisi ve en güzeli hiç ilaç kullanmamak. Mecbur kalırsa da kocakarı ilaçları kullanmak. Adına siz alternatif tıp mı dersiniz yoksa başka bir şey mi dersiniz bilemem ancak yan etkisi olmayan tek ilaç türü bu. Tabii ki bundan da iyisi hiç hasta olmayıp ilaç kullanacak duruma düşmemek!

Peki siz doktora veya eczacıya yukarıdaki soruları soruyor musunuz? Doktorlar size ilaç vermeden herhangi bir soru soruyor mu? 

Cumartesi, Aralık 23, 2017

Doğu Kudüs Neresi?

Aralık 23, 2017 4
Doğu Kudüs Neresi?
Kudüs-i Şerîf son zamanlardaki kanayan yaramız. Her ne kadar şu sıralar sular durulmaya da başlasa her an her şey olabilir. ABD, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki Kudüs oylamasında büyük hezimet yaşadı. Bu sevindirici bir haber ancak dediğim gibi siyonistlerin ne yapacağı belli olmaz ve hevesimizi kursağımızda bırakabilirler.

BMGK öncesinde İstanbul'da toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), toplantı sonucunda Doğu KudüsFilistin'in başkenti olarak tanımıştı. ABD'nin Kudüsİsrail'in başkenti tanımasına misilleme olarak alınmış bir karardı bu. Açıkça söyleyeyim bu karardan önce ortada "Doğu Kudüs" diye bir terim yokken bir anda "Doğu Kudüs" diye bir şey atılması bana ağzımıza bal sürülmesi gibi gelmişti. "Filistin işgal edile edile küçüldü ki hâliyle Filistin'e ait olan Kudüs de küçüldü. Doğu Kudüs de ne oluyor ki? Kelime oyunu yapıyorlar" diye düşünmüştüm ancak işin aslı öyle değilmiş. Doğu Kudüs hâl-i hazırda zâten İsrâil'in zamanında işgal ederek elinde bulunan topraklarmış. ABD'nin Filistin elindeki toprakları İsrail'inmiş gibi tanıma kararına misilleme olarak İİT'de de İsrâil'in elindeki toprakların Filistin'inmiş gibi tanınması kararı alınmış yani.

Vikipedi, Doğu Kudüs'ü şöyle tanımlamış:

Kudüs mevzusu bu ay başında Aptal Sarışın Donald'ın ortaya attığı başkentlik konusuyla iyice alevlenmeye başladığında bazıları bize ne Kudüs'ten demeye başladı. Bunlarla alakalı bana şöyle iki güzel video da ulaştı. Onları sizin de izlemenizi isterim!

Videolardan biri TheInsider tarafından hazırlanmış; diğerini ise araştırdım ancak bulamadım. İkisi de oldukça güzel!

Kudüs konusunda elime ulaşan 2 tane de PDF dosyası oldu. Onları da Slide Share hesabıma yükledim buraya tıklayıp ulaşabilirsiniz. Bu PDF dokümanlarının birisi İstanbul Genç Memur-Sen; diğeri de Kudüs Bilinci Derneği tarafından hazırlanmış.

Yazıma son verirken Kudüs ve Filistin meselesi hakkında daha fazla bilgiye erişebileceğimiz Çamlıca'dan iki kitap önereceğim sizlere. Bir tanesi Soner DEMİRSOY ve Mustafa USTA'nın kaleme aldığı "Orta Doğu'nun Kalbi Kudüs"; diğeri de Ömer Faruk YILMAZ'ın kaleme aldığı "Pazarlık Yok! Filistin'de Toprak Satmak Yasak" isimli harikulâde kitaplar. Bu iki kitabı da Çamlıca Kitap'ın internet sitesinden temin edebilirsiniz.

Pazar, Aralık 17, 2017

ReHiTu'nun 2017 Quora'sı

Aralık 17, 2017 2
ReHiTu'nun 2017 Quora'sı
Quora'dan çok bahsetmişimdir yazılarımda. Yeni bilgiler elde edebileceğiniz harika bir bilgi kaynağı. Ben daha çok okuyucuyum ancak ilgi alanımdaki sorulara yanıtlar da yazıyorum. 3 gün önce Quora'dan mail geldi 2017'deki Quora performansımla ilgili. Birlikte bakalım:

Thank you, Recep




You helped grow and share the world’s knowledge
Thanks for being a part of Quora in 2017! Let's look at some of the ways you helped share and grow the world's knowledge this past year.

Your 2017 Highlights
26 3 46
Answers Questions New Followers


People enjoy your answers

Your answers were helpful and earned
193 upvotes
13.5k views
Additionally, 8 of the answers you wrote this year were featured in a Quora Digest.



Your questions encouraged people to share what they know and inspired
15 answers to be written
11 people to follow your questions

You ask insightful questions


Thanks for helping Quora have a great 2017, and we wish you a happy new year!


**********

Gelen mail böyleydi. Buna göre Quora'da 2017'de 26 cevap yazmışım; 3 soru sormuşum ve 46 yeni takipçim olmuş. 
Yazdığım cevaplar 193 artı oy almış ve 13500 civarında görüntülenmiş. Cevaplarımdan 8 tanesi öne çıkarılarak insanların görmesi sağlanmış.

Aşağıda Quora'da en çok görüntülenmiş cevabımı görebilirsiniz:
Read Recep Hilmi Tufan's answer to What was the last picture you took with your phone? on Quora

Sizler de Quora kullanıyorsanız takipleşelim. Kullanıcı adlarınızı yoruma bırakabilirsiniz.

Cuma, Aralık 15, 2017

DeneBunu mu, DeneMEBunu mu?

Aralık 15, 2017 10
DeneBunu mu, DeneMEBunu mu?
Daha önce DeneBunu.com hakkında şöyle bir yazı kaleme almıştım. Özetlemek gerekirse 2017 Eylül ayı kutusundan bana da gelmişti ancak içerisinde yer alan Hellmann's Mayonez'in son kullanma tarihi geçikti. Bunu önce Twitter'dan hem DeneBunu'ya hem de Hellmann's'a ilettim ancak kimse oralı olmadı. Ben de bloguma yazmıştım. Blogumdaki yazıyı da kendilerine link olarak gönderdim. Yine oralı olmadılar. Hatta yazımı paylaşarak destek olanlara da bir dönüş yapmadılar:


Evren SOYUÇOK'un dediği gibi gerçekten burası Türkiye!

Ben olayı unutmuştum ki DeneBunuCom'dan 12 Aralık'ta "Bizi Instagram'da Takip Ediyor musun?" başlıklı bir mail geldi. Mail gönderen de bir bot hesap değil info@denebunu.com idi. Bunu görünce ben de kendilerine şunu yazıp altına da yazımın başında bahsettiğim yazının linkini de ekleyerek maili yanıtladım:

"Merhaba;

Ya siz beni ve hakkınızda yazdıklarımı takip ediyor musunuz?"


DeneBunuCom dönüş yaptı mı; yapmadı mı acaba düşünüyorsunuz değil mi? Twitter'da dönüş yapmayan arkadaşlar maille dönüş yaptılar. Dönüş yaptılar ama konuyla tamamen alakasız bir şey yazmışlar. Allah aşkına önce benim yazımı okuyup sonra aşağıdaki cevabı okur musunuz? DeneBunu burada ne demeye çalışmış? Otomatik bir cevap diyeceğim; değil! Mailleri karıştırıp yanlış cevap vermiş diyeceğim; belki olabilir! Diğer aklıma gelen de arkadaşların okuduğunu anlayamama veya okumaya değer vermeme gibi bir özellikleri olması.

Cevap aynen şöyle:



Yazımda kutu görememe gibi bir problemden mi bahsetmişim ben? Yazıyı okumadan mı cevap vermişler acaba? Bu yazıyı da kendilerine göndersem nasıl bir cevap alırım sizce? Haydi herkes hayalgücünü DeneBunu ekibi seviyesine taşısın ve bu yazımı okuduktan sonra onların ağzından bir şeyler yazsın. Bakalım neler çıkacak ortaya!

Müşteri ilişkileri bizim ülkemizde maalesef sıfır. Müşteri memnuniyeti tamamen ayrı bir kavram; karıştırılmasın. Beşerî ilişkilerde gittikçe zayıfladığımız için her alanda "sözde" iyi ilişkiler kurmaya çalıştığımızda da elimize yüzümüze bulaştırıyoruz.

Pazartesi, Aralık 11, 2017

Fazilet Takvimi Uygulaması Yenileniyor!

Aralık 11, 2017 4
Fazilet Takvimi Uygulaması Yenileniyor!
Fazilet Takvimi, dolu dolu içeriği ile her eve girmesi gereken bir takvim. Her gün farklı konularda bilgi sahibi olabileceğiniz kıymetli bir eser. An itibariyle bu haftanın en çok okunan yazısı olan "17,5 Saatlik Orucu 17,5 Dk İçin Heba Etmeyin!" başlıklı yazımda da bahsettim Fazilet Takvimi'nden.

Fazilet Takvimi'ne bir duvar takvimi olarak eski usülle sahip olabildiğiniz gibi dilerseniz ciltli bir kitap şeklinde de sahip olabilirsiniz.Bunun için Çamlıca Kitap'ı tercih edebilirsiniz.


İşte bu güzide bilgi kaynağının bir de mobil uygulaması var. Android için Play Store'dan; IOS için ise AppStore'dan bu mobil uygulamaya ulaşıp telefon veya tabletinize indirip kullanabilirsiniz.

2018 takvim yılı itibariyle Fazilet Takvimi'nin uygulaması harika yeniliklere sahip olacak. İşte o harika yenilikler:
 Yıllık 2,50₺ gibi cüz'î bir ücretle bu yeniliklerle dolu uygulamayı severek kullanacağız. Eski versiyonu kalıp ücretsiz bir şekilde devam edecek mi onu bilemiyorum. Gelin bu geliştirilen özelliklere bir göz atalım:
* Otomatik konum tespiti
* İşaretlenen yazılara kolay erişebilme 
* İstenilen güne gidebilme 
* İçerik paylaşabilme 
* Her vakit için alarm belirleyebilme
* Kıble pusulası
* Hadîs-i Şerîf ve Âyet-i Kerîmelerin Arapça'ları
* Muhtasar İlmihal'e erişim
* Türkçe hârici 8 dil seçeneği (İngilizce, Almanca, Hollandaca, Arnavutça, Kırgızca, Azerice, Kazakça ve Endonezce)
* Tarihte Bugün 
* Fihrist 

Ben yeni sürümün çıkmasını dört gözle bekliyorum. Sizlerin de önerdiği bu şekilde yararlı Android uygulamaları varsa öğrenmek ve denemek isterim. Yorumlarda belirtin lütfen!

*****
Güncelleme (29.12.17)
Fazilet Takvimi'nin yeni sürümü "Fazilet Takvimi Pro"yu IOS ve Android marketlerden aşağıdaki linklerden indirebilirsiniz.
IOS AppStore:
Android Play Store:

Uygulamanın fiyatı da son anda yapılan düzenleme ile 3,49₺ olarak değiştirilmiş bu arada.

Pazar, Aralık 10, 2017

Eskişehir Eğitim Komisyonu'ndan Yılbaşı Üzerine Bir Yazı Dizisi

Aralık 10, 2017 4
Eskişehir Eğitim Komisyonu'ndan Yılbaşı Üzerine Bir Yazı Dizisi
Sanırım blogcu arkadaşlarımızdan Müfred'in verdiği bir linkten indirmiştim bu dosyayı. Ben faydalandım ve sizlerin de faydalanması için SlideShare hesabıma yükledim. Aşağıdan yılbaşı ile ilgili yazı dizisini bilgisayarınıza indirmeden de okuyabilirsiniz.

Eskişehir Eğitim Komisyonu'nu tanımıyorum ancak bu faydalı hizmetlerinden dolayı kendilerine teşekkür ederiz.





Yılbaşı deyince aklıma dün WhatsApp üzerinden tarafıma gönderilen aşağıdaki video geldi. Dilerseniz onu da izleyebilirsiniz:



Yılbaşı kutlamaları hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Konuya katkı sağlayacak yorumlarınız için şimdiden teşekkürler...

Cumartesi, Aralık 09, 2017

Hayat Kurtaracak Bir Öneri

Aralık 09, 2017 18
Hayat Kurtaracak Bir Öneri
Quora'da yine güzel bir cevap gördüm. İleride bir gün hayatımızı kurtaracak bilgi başlığına yazılmış bir cevap bu. Cevapta banyonun ışıklarının gece yatarken açık bırakılması önerilirken Malcolm X'in şu sözü paylaşılmış:


"Eğer evinize hırsızların girmesini istemiyorsanız; banyonun ışıklarını gece boyu açık bırakın. Çünkü banyo uzun veya kısa süreli içeride her an birilerinin olabileceği; garip seslerin de gelebileceği bir yerdir. Hırsızlar da bunu bilirler ve ışıkları yanık olan eve girmezler. Bu yöntem oldukça ucuz bir kendini ve evini koruma yöntemidir. Kilovatlar takdir edersiniz ki değerli eşyalarınızdan daha ucuzdur!"

Bu makul ve gerçekten de bir gün hayat kurtarabilecek bir öneri. Ben seyahate çıktığımda eşim de böyle yapıyor. 3. katta da yaşasak 30. katta da yaşasak bu böyle devam eder.

Bu cevabın benim bu kadar ilgimi çekmesinin diğer bir nedeni ise öğrendiğim bir bilgi. Malcolm X'in verdiği bu bilgiden sonra şöyle bir not düşülmüş: "Malcolm X'in hırsızlık günlerinden"

Malcolm X'i duymuştum ancak hiç hayatını derinlemesine araştırıp okumamıştım. Malcolm X, önceleri sokak çetesi kurup hırsızlık ve uyuşturucu gibi kötü huylara sahip olsa da sonraları İslam nimeti ile müşerref olup Amerikalı müslümanların da sembol ismi ve lideri hâline gelmiş. En yakın zamanda kendisiyle ilgili ilk bulduğum kaynakları okuyacağım.

Sizin de bir gün işinize yarar bu bilgi dediğiniz paylaşımlarınız ve Malcolm X hakkında bana önereceğiniz kaynaklar varsa lütfen yorum alanına ekleyin!

Cumartesi, Aralık 02, 2017

eDergim ile Çamlıca Dergi Grubu'nu Online Okuyun!

Aralık 02, 2017 13
eDergim ile Çamlıca Dergi Grubu'nu Online Okuyun!
Çamlıca Basım Yayın'a ait 3 dergi vardır. Bunlar sırasıyla Yedikıta, İnsan ve Hayat ile Çamlıca Çocuk dergileridir.

Yedikıta, bir aylık periyotlarda neşredilen tarih ve kültür dergisidir. İnsan ve Hayat ise aktüel kültür dergisi olarak okuyucuları ile buluşuyor. Çamlıca Çocuk ise adından da anlaşılacağı üzere küçük hanım ve beylere yönelik bir dergi.

Yazımda bahsetmek istediğim edergim.com websitesi üzerinden Çamlıca Dergi Grubu'nda yer alan İnsan ve Hayat ile Yedikıta dergilerini online olarak satın alıp okuyabiliyorsunuz. Çamlıca Çocuk burada yer almıyor konseptinden dolayı. 2008 yılındaki Yedikıta'nın ilk sayılarını bile burada sepetinize ekleyip satınalmanız ve sonrasında doyasıya okumanız mümkün!

Ben şahsen bu iki dergiyi beğenerek okuyorum ve bu okuma işlemlerini de buradan yapıyorum. Basılı yayınlar zamanla yırtılıyor, eskiyor ve tekrar dönüp bakması çok da mümkün olmuyor. edergim.com üzerinde satınalıp dergileriniz arasına eklediğiniz aylık dergileri istediğiniz zaman dönüp tekrar tekrar okuyabiliyorsunuz.

edergim.com'da her bir aylık derginin ücreti sadece 2.00₺. Aylık toplamda 4,00₺ paranızı ayırarak bu mükemmel dergilere sahip olabiliyorsunuz. Okumak istediğiniz zaman edergim.com'a girerek istediğiniz sayıyı seçerek okuma işlemine başlayabiliyorsunuz. Gözünüzü yormayan bir teknoloji ile sizlere okuma kolaylığı da sağlıyor.

edergim.com'dan satınaldığınız dergilerin basılı hâllerinde hediye edilen ekleri takdir edersiniz ki online versiyonlarında bulunmuyor. Ben eklerine hastayım zaten illâ da ekleri de olsun diyorsanız o zaman basılı hâllerini alacaksınız. Bu basılı dergilere 6 aylık, yıllık veya 2 yıllık sürelerle abone olmak isterseniz abonem.org adresini kullanabilirsiniz. Yok ben tek tek sayıları alırım derseniz de Çamlıca Kitap'ın websitesine uğrayabilirsiniz.

Okumak isteyene seçenekler çok yani. Siz yeter ki bu kaliteli içerikleri okuyacak olun! Tarihle ilgilenen herkese Yedikıta'yı; aktüel yaşam, aile, kültür gibi konularla ilgilenen herkese de İnsan ve Hayat'ı kesinlikle tavsiye ederim. Denemeniz için 2,00₺'nizi feda etmeniz yeterli! Hiçbir şey kaybetmezsiniz! Haydi edergim.com'a!

Cuma, Aralık 01, 2017

Saklama Rehberi

Aralık 01, 2017 2
Saklama Rehberi
                                          
Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Pazar, Kasım 26, 2017

Güne Nasıl Başlıyorum? (MiM)

Kasım 26, 2017 17
Güne Nasıl Başlıyorum? (MiM)
Mim ve mimlemek kelimeleri blogcular arasında sıklıkla kullanılan blog terimlerinden. Normal anlamından farklı olarak buradaki terim anlamı "bir konuda görüşlerini belirten bir yazı ele aldıktan sonra aynı konu hakkında bir başka blog yazarının da görüş belirtmesi için etiketlemek; topu ona atmak" diyebiliriz. "Mimlemek" için yaptığım bu açıklamanın TDK tarafından kabul görmesini bekliyorum. :)


Mavi ve Edebiyat Blogu'nun sahiplerinden Mücahit DOĞAN, nâm-ı diğer Bay MüDo, beni yazımın başlığında belirttiğim konuda beni mimlemiş. Eski bloglarımda mimleniyordum ama bu blogda beni ilk defa birisi mimledi. Kendisine teşekkür ederek konuma geçiyorum.

Öncelikle güne güneş doğmadan evvel kalkarak başlıyorum. Çünkü bir müslüman olarak kılmamız gereken günlük 5 vakit namazdan biri olan sabah namazının bu vakitlerde kılınması gerekiyor. Sabah namazını kılıp gerekli tesbihâtı da çektikten sonra bilgisayarımın başına otururum. Çok çok yorgun veya uykusuz değilsem namazdan sonra yatmam. Bu durum yaz - kış; haftaiçi - haftasonu böyledir değişmez.

Bilgisayarda kahvaltı saatine kadar vakit geçiririm. Daha önce kaleme aldığım "İnternette Nasıl Zaman Öldürülür?" başlıklı yazımda da bahsettiğim websitelerinde sırasıyla sörf yaparım. (O zamanlar Chrome kullanıyordum şu an Firefox kullanıyorum bu arada. Ayrıca yeni siteler de eklendi.)

Kahvaltı saatim geldiğinde apar topar gününe göre duş alırım ve tıraşımı da olduktan sonra kıyafetlerimi de değiştirerek kahvaltıya geçerim. Şu sıralar her sabah aç karna Pantpas atarak kahvaltıya başlıyorum. Takip edenler bilecektir bu ay başında mide kanaması geçirmiştim. En az 4 ay daha bu Pantpas'a devam edeceğim doktorla son görüşmemize göre.

Pantpas sonrası ülsere iyi geldiğini hem kendi çevremizden duyduğumuz hem de internette gördüğümüz patates suyunu içerim. Sağolsun eşim hiç üşenmeden her sabah çiğ patatesi rendeliyor ve kendi elleriyle sıkarak suyunu çıkarıyor. Katı meyve sıkacağı almak şart oldu artık. Sizin ülser için duyduğunuz kocakarı ilaçları var mı?

Kahvaltıda muhakkak sıcak bir şeyler ararım. Yeşillikle salatalık ve domatesle kahvaltı yapabilenlerden değilim. İşim gereği kaldığım otellerde buna da dikkat ederim. 10 çeşit peynir olacağına bir tane yumurta çeşidi (pişirme yönünden çeşitten bahsediyor burada yazar) olsun yeter. Otelleri buna göre seçerim. :)

Kahvaltı sonrası o gün çalışacağım bölgenin uzaklığına göre evden ayrılırım. İlk müşteri ziyaretini en geç 9:15'te yapacak şekilde bunu ayarlamaya çalışırım. Sabah evden çıkarken de Kayra Eymen'imin "İşe giderken öpülür" cümlesinden sonra tüm aile cümbür cemaat öpüşürüz. Şu sıralar öptükten sonra "Seni dünyalar kadar seviyorum" diyor. Ben de ona "Ben de seni sokağın tavanı kadar seviyorum" diyorum ama onu kabul etmeyince "dünyalar kadar"a dönüyoruz.

Sonrasında çıktık sahaya; Allah rast getire! Herkese hayırlı işler; bol güneşler! Helâlinden kazanıp evine; çoluğuna - çocuğuna helâl ekmek götürmeyi Mevlâm herkese nasip etsin.

Benim güne başlamam her gün aşağı yukarı bu şekilde oluyor. Bu konuda yazdılar mı bilmem ama eğer yazmadılarsa bir önceki blog yazıma yorum bırakan blogcu arkadaşlarımı mimlemek isterim:
She Is The Man (Apple Sodaa)
Sinan BlogRuz
Ali Yatarkalkmaz

Çarşamba, Kasım 22, 2017

Patronunu / Müdürünü Mahvet!

Kasım 22, 2017 8
Patronunu / Müdürünü Mahvet!

Eskiden kapattığım bloglarda da çok fazla flash oyunlar vardı. Talep de görüyordu. Geçenlerde uzun zaman sonra aşağıdaki oyun çıktı karşıma.Sonuna kadar oynadım ve hoşuma da gitti. Stres attırıyor gerçekten.

Bu oyunda çalışırken başınıza gelen patronunuz size direktifler yağdırıyor ve siz sinirlerinize hakim olamayıp patrona değişik yollarla saldırıyorsunuz. +15 yaş sınırının olması gereken bir oyun. Patronu 14 farklı yöntemle nakavt etmeniz gerekiyor. Nakavt edeceğiniz nesneyi farenin imleci ile seçiyorsunuz ve eleman patronu bir güzel pataklıyor.

Allah'tan ben patronlardan yana hep şanslıydım. Hiçbir sıkıntı yaşamadım. Şu anki işimde de bölge sorumlusu olarak şirket merkezinden farklı bir bölgede homeoffice çalışıyorum. Patronumu senede 1-2 defa görüyorum.

Neyse fazla yazamayacağım. Buyurun siz oyuna geçin ancak çizim de olsa cinnet öğeleri içerdiği için etkilenecekler hiç oynamasın. Uyarımı tekrarlamış olayım.

Not: Mobilde oynanmıyor olabilir.

Cumartesi, Kasım 18, 2017

Yazısı Yok - Anlamı Çok Görseller

Kasım 18, 2017 18
Yazısı Yok - Anlamı Çok Görseller
Bazen görseller (fotoğraf, resim, karikatür vb) yazılardan daha çok şey anlatıyor. Bunu bu şekilde anlatabilmek de büyük bir meziyet. Aşağıda üzerinde hiçbir yazı, ifade olmamasına rağmen derin anlamlar taşıyan fotoğrafları göreceksiniz. Her bir fotoğraf için makaleler yazılabilir o derece.

Haydi başlayalım!


Bugün maalesef çocuklarımızın hâli böyle! Suç onlarda mı? Tabii ki hayır! Suç bizde! Koca koca adamlar olarak biz de telefon, televizyon ve bilgisayar peşinden kalkmıyoruz. Azıcık rahatsız edildiğimizde onların da eline kumanda, tablet ve telefon tutuşturuveriyoriz ve sonuç ortada.


Eğitim sistemi, özellikle ülkemizde tam da böyle! Ülkemiz farklı özellikteki bireyleri aynı kulvarda eğitmeye çalışmada ve eğitim sistemini kendi içinde de sürekli değiştirmede dünya birincisidir herhalde! 



En çok iç burkan fotoğraflardan! Hz. Allah kimseye dermansız dert vermesin!


Küresel ısınma sadece o yavrucağı değil hepimizi tehdit ediyor! 
 

Modern hapishane!


İnsanların gözünü iyice para hırsı bürümüş durumda! Helâl - haram demeden körü körüne saldırıyoruz dünyâ için!


Eğitim ve sağlık sistemleri de tamamen parana göre!


Plastik torbalar öldürür! Bizi de öldürür, denizdeki canlıları da uçan kuşları da...


İnsanın insana yaptığını başka hiçbir canlı yapmamıştır sözünün kanıtı...


Çizimin anlamlı olması hikâyeyi bilenler için! Çalışan her zaman kazanır... 


Küçükken sahip olduğumuz sevgi, saygı, vicdan vb. bilumum iyi hasletler biz büyüyünce nedense kayboluyor. Küçücük bedenimize sığan o güzel hasletler büyüyen bedenlerimize sığamaz oluyor!

Pazar, Kasım 12, 2017

Zengin Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız? (MİM)

Kasım 12, 2017 19
Zengin Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız? (MİM)
Zenginlik göreceli bir kavramdır sanırım. Ayrıca kimi zengin olmayı çok ister kimi de şükrünü eda edemem korkusuyla istemez. İkinci kısım bu devirde azınlıktadır muhakkak.


Quora'da yazımın başlığını oluşturan bir soru sorulmuş ve ona gelen cevaplardan biri hoşuma gittiği için saklamışım. Onu sizlerle Türkiye'ye uyarlayarak paylaşmak istedim. Gelelim zengin olduğumuzu veya bir başkasının zengin olduğunu nasıl anlayabileceğimizi maddelemeye:

* Alışverişe çıktın ve bir çanta beğendin. Kasaya doğru giderken bir tane daha beğendin. Kararsız kaldın ve hangisine alacağına karar veremeyince de ikisini birden aldın. Tebrikler, sen zenginsin!

Alacağın çanta benim de eşime almayı düşündüğüm Beymen'deki Bottega Veneta çantaysa ikincisi olmasına gerek yok; tebrikler sen ultra zenginsin! :)


* Yeni bir dizüstü bilgisayara ihtiyacın var ve HepsiBurada.com'a giriyorsun. Arama yaptıktan sonra arama tercihini "En Yüksek Fiyat" (Azalan Fiyat) olarak ayarlıyorsan tebrikler, sen de zenginsin!

* Oğlun senden iPhone X'ini vermeni istemiş ve sen de vermişsin. iPhone X'le oyun oynayan oğlun bir anda telefonu düşürüp kırıyor. Sen de alelacele kalkıp oğluna koşuyorsun ve iyi olup olmadığını soruyorsun. Tebrikler; sen de zenginsin!

* Manava gidiyorsun ve birkaç bir şey aldıktan sonra 43,00₺ ödemen gerekiyor. 50,00₺ veriyorsun ama manav bozuğu olmadığını söylüyor. "Önemli değil üstü kalsın" diyorsun ve gülümseyerek oradan ayrılıyorsun. Tebrikler, sen de zenginsin!

* Bursa'da yaşıyorsun ve Millet Mahallesi'nden Özlüce'ye gideceksin. "Bu trafikte arabamla mı gideyim hiç çekemem" deyip farklı alternatifler ararken nedense aklına hiç toplu taşıma gelmiyor ve bir taksi çağırıyorsun. Tebrikler sen de zenginsin!

* Yine bir mağazaya gidiyorsun ve bir t-shirt alacaksın. T-shirt ve renkleri o kadar çok hoşuna gidiyor ki tüm renklerden birer tane alıyorsun. Tebrikler sen de zenginsin!

* Rolex'ten başka saat, Audi'den başka araba, iPhone'dan başka telefon, Mac'ten başka dizüstü bilgisayar ve Calvin Klein'den başka parfüm bilmezsin. Tebrikler sen de zenginsin!

* Karının 50. doğum gününü en lüks yerlerden bir yerde kutluyorsun ve davetlileri özel jetlerle getirip götürüyorsun. Tebrikler sen de zenginsin!

* Trafikte hızla ilerlerken bir polis otosuna çarpıyorsun ve içindeki iki polisten birinin ölümüne diğerinin ise yaralanmasına sebep oluyorsun. Tüm yargı sistemini bir şekilde manipüle ediyorsun ve kendi oyunlarını oynuyorsun. Eninde sonunda serbest kalıyorsun! Tebrikler sen korkunç bir zenginsin!

Bu liste uzar gider. Her şeyi, her olayı buraya uyarlayabilirsin. Yazarken sürekli aklıma bu şekilde uyarlamalar geldi - gitti. Sırf bu konuya uyarlanmış bir blog, sayfa, hesap bile açsan sonsuza kadar konusuz kalmazsın. :) Çok da uzatmak istemiyorum ve sözü diğer blogculara bırakmak istiyorum. Bunu bir MİM olarak kabul edip diğer blogcu arkadaşlar da kendi bloglarında bu konuda bir şeyler karalarsa okumak isterim. Kimseyi etiketlemek istemiyorum. Konuyu beğenenler bir şeyler listeleyip bana da bilgi verirse okurum; okuturum. :)

Siz kendinizin veya bir başkasının zengin olduğunu nasıl anlıyorsunuz? Siz de yorum kısmında birkaç örnek verirseniz sevinirim. 

Pazartesi, Kasım 06, 2017

İnsanın Gözünü Ancak Toprak Doldurur!

Kasım 06, 2017 6
İnsanın Gözünü Ancak Toprak Doldurur!
Hayat her geçen gün pahalılaşıyor. Her şeye zam gelirken aslında insanların gelirleri de bir yandan artıyor. Giderlerdeki artış kadar olmuyor gelirlerdeki artış evet o konuda hemfikiriz ancak çuvaldızı biraz da kendimize batırmamız gerekiyor. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmıyoruz artık. Her şeyin en iyisini hak ediyoruz evet ama bu hakedişlerimiz bütçemizi aştığı zaman sıkıntı başlıyor.



Dünya malına düşkünlük zenginde de var; fakirde de var. Herkes maddî konularda hep en iyisini istiyor ama mânevî konularda durum maalesef böyle değil. Dünkü Fazilet Takvimi'ndeki Hadîs-i Şerîf ne kadar da uygun şuraya:



Eskiden paranın bir bereketi vardı. Şimdi gelecek para gelmeden gidiyor. Herkes borçlu. Bu borçluların çoğu da mecburiyetten evet ama kimse de bu konuda bir şeyler yapmaya çalışmıyor. Ailelerde bu durum daha da sıkıntılı. Paranın gidişâtı takip edilemezse veya bir taraf takip etme taraftarı iken diğer taraf destek vermezse büyük sıkıntılar hâsıl oluyor ve boşanmalara kadar gidiyor.

Çamlıca Basım Yayın'dan çıkan Gülistan'dan Seçmeler isimli eserde yer alan bir hikayeyi de sizinle paylaşmak istiyorum:

Şeyh Sâdî anlatır: “Yüz elli deve yükü ticâret malı, kırk köle ve hizmetkâra sâhip bir tüccar gördüm. Bir gece beni İran’ın Hürmüzgan eyâletine bağlı Kiş Adası’ndaki çadırına götürdü. Bütün gece susmak bilmedi, boş laflar konuştu. “Falanca ortağım Türkistan’da, falanca sermayem Hindistan’da, bu kâğıt falanca yerin kâğıdıdır, falanca şeye falanca kefildir.” diye anlatıp durdu. Bazen, “İskenderiye’ye yolculuk yapmaya niyetliyim.” diyor, bazen de “Mağrib Denizi (Atlas Okyanusu) kâfirler ve korsanlar sebebiyle tehlikelidir.” diyordu.

- Ey Sâdî! Bir yolculuğum daha var. Eğer o yolculuğu yapabilirsem geri kalan ömrüm boyunca bir köşede oturup ticâreti bırakırım, dedi.

- O yolculuk hangi yolculuktur? diye sordum. Şöyle dedi:

- Fars kükürtü Çin’de değerliymiş. Onu Çin’e götürmek istiyorum. Oradan Çin porselenini Anadolu’ya, Anadolu ipeğini Hind’e, Hint çeliğini Halep’e, Halep camını Yemen’e ve Yemen kumaşını da Fars’a götürdükten sonra ticâreti bırakıp bir dükkân köşesinde oturacağım, dedi.

 Nihâyet konuşmaya gücü kalmayınca:

- Ey Sâdî! Sen de görüp duyduklarından anlat, dedi. Ben de şöyle dedim:

- Bir kervanbaşı Gûr çölünde bindiği hayvandan düşünce şöyle dedi: 

“Dünya heveslisinin aç gözünü ya kanâat ya da mezar toprağı doldurur.”

Pazar, Kasım 05, 2017

Mide Kanaması Geçirdim

Kasım 05, 2017 35
Mide Kanaması Geçirdim
Ben yandım eller yanmasın diye bu konuyu bloguma yazmaya karar verdim. Evet haftabaşında başladığını tahmin ettiğimiz ancak 3 gün önce gece tuvalette bayılıp hastaneye kaldırılmamla farkettiğimiz bir mide kanaması süreci atlattım. Detaylı bir şekilde anlatmaya çalışacağım ki benim gibi bilinçsiz hareket etmesin bu yazıyı okuyanlar. Sağlık ile ilgili bir konu olduğu için mide bulandırıcı ifadeler olabilir şimdiden kusura bakmayın; çok af edersiniz.


02.11.17'de gece 02:00 sıralarında tuvalete kalkmıştım. Zaten yatmadan önce kendimi çok da iyi hissetmiyordum. Tuvalette bayılıp kaldım. Eşim gürültüme koşup gelmiş. Anlattığına göre uyuyup kaldığımı düşünmüş ve çok sinirlenmiş bana. Sonra durumun öyle olmadığını anlamış ve beni soğuk suyla kendime getirmiş. Allah'tan misafirlerimiz vardı evde kayınpederim ve kayınvalidem. Onları da çağırmış eşim ve o sırada tekrar bayılmışım. Beni tekrar kendime getirmişler. Anlattıklarına göre dilim falan kaçıyormuş. Sonra ambulansı çağırmışlar. 

Ambulansla birlikte gelen sağlık görevlileri ciddi bir şey olabilir diye önce ambulansa aldılar ve orada EKG çektiler. Bir sorun görünmüyor ancak yine de hastaneye gitmek de fayda var dediler. Eşimle kayınpederim kendi aracıyla arkadan geldiler. Direkt Bursa Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne götürdüler ve kırmızı alana aldılar. Hâlâ halsizdim. Orada da EKG çektiler. Sonra Tomografi'ye gönderdiler ve bir şey bulamadılar.

Elektrokardiyografi (EKG), kalp kasının ve sinirsel iletim sisteminin çalışmasını incelemek üzere kalpte meydana gelen elektriksel faaliyetin kaydedilmesi. Bu kayıt ile elde edilen grafiğe Elektrokardiyogram (EKG), kullanılan alete de Elektrokardiyograf denir.

Ben yaklaşık 2 haftadır bel fıtığı tedavisi için Neurontin 600mg, Doxium 500mg ile Naprosyn kullanıyordum. Haftabaşından itibaren de Naprosyn bittiği için ve doktor da sözlü olarak önerdiği için Apranax kullandım. Bunları da zaten biz yanımızda götürmüştük ve doktorun düşünürken aklına geldi ve "dışkında bir değişiklik var mıydı?" dedi. Biz de "Evet 2-3 gündür simsiyah, boya gibiydi." deyince; "Niye söylemiyorsunuz, bu anormal bir şey değil mi?" diye biraz sitem etti. Ben aslında bu konuyu eşime söylemiştim ve ikimiz de bunu haftasonu yediğimiz çiğ köfteye bağlamıştık.

Dışkımız bize hastalıklar konusunda ön bilgi veriyor aslında. O yüzden dışkınızı arada kontrol etmeniz faydanıza olacaktır!

Hemen makatıma bir şey soktu ve "Biz başka sebepler ararken adam mide kanamasından gidiyormuş" diyerek hemen serum bağlattı ve beni İç Hastalıkları Bölümü'ne yatan hasta olarak sevk etti. 3 ünite de kan verilecekti. Sabaha kadar serum ve 1 ünite kan verildi.

Sabahleyin erkenden doktorum Sn. Bilgehan YÜZBAŞIOĞLU geldi ve ön bilgileri aldıktan sonra Endoskopi'ye gireceğimi söyledi. Çok geçmeden de beni Endoskopi odasına aldılar. Endoskopi sonucunda kanamanın şiddetli olduğunu ve şimdi ise durduğunu söylediler. Böyle bir kanamaya kullandığım ağrı kesiciler ile kas gevşeticilerin onikiparmak bağırsağımda olduğu öğrendiğim 1 cm genişliğindeki oldukça büyük ülserin tepkiye girmesinin sebep olduğunu öğrendim. Bu kanamanın bana yararlarından biri de mevcudiyet ihtimâlini düşündüğüm ülserin kesin mevcut olduğunu öğrenmem oldu. Bundan sonraki süreçte ülser tedavim devam edecek.

"Endoskopi", Gastrointestinal endoskopi adıyla da bilinen yemek borusu, mide, oniki parmak bağırsağı ve kalın bağırsağın incelendiği tetkik yöntemlerinin genel adı.

Endoskopi sonrası tekrar odaya çıktım ve orada serum ve kan verilmeye devam edildi. O geceyi de hastanede geçirdim. Hiçbir yiyecek - içecek verilmedi. Sadece son gün su ve süt içebileceğim söylendi. Cuma günü çıkış yaptığımda ise su ve sütün yanına ılık çorba ilave ettiler ve 2 gün bu şekilde beslenmemi 2 gün sonrasında ise püre kıvamında yemeklere geçiş yapabileceğimi söylediler. Her türlü ağrı kesici ve kas gevşeticilerin kullanımını kesinlikle yasakladı doktor. "Çok zor durumda kalırsan Vermidon kullanabilirsin." dedi.


10 gün evde yatak istirahati verildi. Şu an bu yazıyı yatmaktan sıkıldığım zamanlarda yazmaya çalıştım. Halsizliğim hâlâ devam ediyor. Doktor bunun normal olduğunu çünkü kan değerlerimi normal bir insanın seviyesine tam olarak çıkarmadıklarını 9-9,5 seviyesinde bıraktıklarını söyledi.

Hb değeri kandaki oksijen taşıyan proteindir.Bu değerin düşüklüğü anemiye işaret eder.Normal değerleri erkekte 13.8-17.2 ve kadınlarda 12-15.6 gram/dL dir.


Hastane ortamı gerçekten çok zor. Bursa Devlet Hastanesi de eski ve bakımsız bir hastane ancak doktorlar ve hemşireler çok iyiydi. Özellikle Acil Servis'te ilk tetkikleri yapan Uzman Dr. Hüseyin GÜL'e ve sonrasında benimle ilgilenen Gastoenteroloji Uzman Dr. Bilgehan YÜZBAŞIOĞLU'na ne kadar teşekkür etsem azdır. İkisi de işlerinde uzman doktorlar gerçekten. İç Hastalıkları Bölüm Hemşireleri de oldukça samîmî ve işlerini severek yapan bir ekip. Allah hepsinden râzı olsun!

Bu vesile ile Hz. Allah tüm dertlilere deva, hasta kullarına da şifa versin. Bayılma olayı yaşanmadan önceki akşam eşimle bir haberi yorumlarken kullandığım bir beyitle yazıma son vereyim: