Başını Evde Unutmasın!

Nasreddin Hoca Hz'lerine atfedilen bir fıkra vardır bilirsiniz. İnternetteki "özgün" yazma girişimlerinden dolayı fıkradaki karakterler her yazanın elinde değişse de değişmeyen bir şey var o da verdiği mesaj. Fıkra şöyle:


Nasreddin Hoca bir arkadaşını / cimri bir adamı / Akşehir ağalarından birini ziyarete gider. Evine yaklaşırken zaten bahse konu kişiyi pencerede görür. Zili çalınca kapıyı o kişinin eşi açar. Nasreddin Hoca kendini tanıttıktan sonra adamın eşi kocasının evde olmadığını ve kendisiyle görüşemediği için de çok üzüleceğini söyler. Nasreddin Hocamız orada cevabı yapıştırır:
"O zaman eşinize söyleyin de evden çıkarken başını evde / pencerede unutmasın!"

Günümüzde başını evde unutanlar çok fazla. Göz göre göre yalan söylemekten kimse utanmaz; sıkılmaz oldu. Kimse empati kurmuyor. Bu, aklının ucundan bile geçmiyor. Ama kendisi empati kurmadığı hâlde diğer insanların ona karşı olan davranışlarında empati kurmasını bekliyor.

İşim gereği sürekli firma ziyaretleri yapıyorum. Görüştüğüm kişiler fabrikaların bakım, üretim, satınalma, Ar-Ge, proje gibi birimlerinin sorumluları veya direkt firma sahipleri olabiliyor. Ziyaret öncesi firmanın durumuna göre telefon veya mail ile bilgilendirme yapıp onaya istinaden ziyaret gerçekleştirdiğim de oluyor; çatkapı ziyaret ettiğim de. İnsanlar telefon veya maillere cevap vermeye bile tenezzül etmiyor maalesef. Bazen de kapısına kadar gidiyorsunuz; görüşeceğiniz adamı ileriden sigara alanında sigara içerken de görüyorsunuz ama kapıdaki güvenlik o adamın firma dışında olduğunu söylüyor içeriyle görüştükten sonra. 

Şimdilerdeki meşhur tanımıyla yer aldığım bir Sosyal Sorumluluk Projesi için zaman zaman bağış toplamaya çıkıyorum. Esnaf ziyaretleri de gerçekleşiyor bu ulvî etkinliklerde. Bir dükkana giriyorsunuz ve adamın verdiği cevap şu: "Patron yok be ağabey!" Bunu söyleyen kendisi patron aslında ama işte bu adam başını değil, tüm kalıbını ve karakterini unutmuş bir yerlerde. Yalan söylemeden izah etse kimse bir şey demeyecek tıpkı patron yok dediğinde demediği gibi. 

Dediğim gibi azizim! Çok kolay yalan söyler olduk! Rahmetli Muhsin Başkan'ın söylediğinin aksine fırıldak gibi olduk cümleten! Ne demişti merhum? Buradan hatırlayalım:


Siz de karşılaşıyor musunuz başını evde unutanlarla? Ne yapmalı bu adamları sizce?