2018 - ReHiTu.com

Pazar, Ekim 14, 2018

"Kutu Kutu Pense, Blogumu Okusa"

Ekim 14, 2018 27
"Kutu Kutu Pense, Blogumu Okusa"
Geçenlerde aklıma takıldı bu tekerleme ve nedir, neyin nesidir diye araştırayım diye Keep'e not aldım! Ne demekti "Kutu kutu pense, elmamı yese*; arkadaşım Kayra Eymen arkası dönse!" (Çocuğa sünnet diye iki isim koyduk; söylemesi zor oldu ya hu bu tekerlemede!) Pense ile elmanın ne alakası vardı acaba?

* "yerse" diyen de var ama sonraki cümledeki "dönse" ile uyumlu olması açısından "yese" daha doğrdur.



Pense deyince aklımıza şu el aleti geliyor değil mi?


İnsanın aklına acaba pense ile elmayı soymaktan, kesmekten mi bahsediliyor diye çeşitli sorular gelmiyor değil. Garip bir oyun vesselam! 

Benden önce aklına takılanlar olmuş demek ki ve bu konuyu araştırmışlar. "Kutu kutu pense" ifadesi Fransızca bir ifadenin fonetik olarak dilimize geçmiş hâli imiş. "Kutu kutu pense" diye okuduğumuz o Fransızca ifade ise şu:

"écoutez écoutez pensez" 

Yâni "Dinle dinle düşün!"

Kim bu ifadeyi alıp da böyle bir tekerleme çıkarmış bilmiyoruz ama tam ben bu yazıyı yazarken oğlumun izlediği çizgi filmdeki şu tekerlemeyi ortaya çıkaran ile akraba olabilir:

"O piti piti karamela sepeti; terazi lastik jimnastik; biz size geldik bitlendik; hamama gittik temizlendik; dik dik dik; son dersimiz matematik!"

Bu beyin yakan tekerlemeler ile Pazar sabahı afyonunuzu tam da patlatamadıysam sizleri "Kutu Kutu Pense"li Angara havasına havale ediyorum:


Herkese mutlu, huzurlu pazarlar!

Cumartesi, Ekim 06, 2018

Mandalina Alttan mı Soyulur; Üstten mi?

Ekim 06, 2018 30
Mandalina Alttan mı Soyulur; Üstten mi?
Geçen haftasonu söylemesi ayıp mandalina yiyorduk. Eşim çıkmıştı o gün pazar alışverişine ve aldığı mandalinalar mini mini idi. Ben de açarken zorlandığım için "Niye küçük aldın?" diye sitem ettim. O da altta kalmayacak ya "Mandalina alttan mı soyulur hiç?" dedi. 30 yıllık hayatımda mandalinanın nasıl soyulacağı konusunda hiç kafa ağrıtmamıştım ama bu soru yaptığımı sorgulamama sebep oldu. :)


Evet arkadaşlar ben mandalinayı alttan soyuyorum. Çünkü alttan tırnak geçirmek daha kolay oluyor diye düşünüyorum. Sonra dedim ki bunu sosyal medya kullanıcılarına bir sorayım. Anket sonuçları maalesef beni üzdü. Çünkü "üstten soyulur" diyenler çoğunluktaydı. Gelin birlikte bakalım sonuçlara:



Instagram'da başlattım anketi. Burada hikaye bölümünden yaptığım anketi 237 kişi görmüş ve bunlardan sadece 63'ü oy kullanmış. 63 kişiden de 46'sı "üstten" derken 17'si "alttan" demiş. Yüzdeye vuracak olursak %73 üstten; %27 alttan.

Sonrasında Twitter'da 1 hafta sürecek bir anket düzenledim. Orada anket hâlâ devam ediyor (siz de katılın lütfen) ama sonuç Instagram'a benzer olduğundan daha fazla beklemeye gerek yok. :)

Orada da maalesef çok katılım olmamış ve an itibariyle sadece 40 oy kullanılmış. %68 üstten cevabı verilirken %32 alttan cevabı verilmiş.

Instagram hikayeleri otomatik olarak Facebook'a da gittiği için orada "üstten" lobisi çok çalışmış ve %89'a %11 gibi ezici bir üstünlük sağlamışlar.

Instagram görselini kullanarak Whatsapp durumuna da koymuştum aynı soruyu. Oradan da arkadaşlar dönüş yaptılar. Üniversitede aynı yurtta kaldığım hemşehrim Doğan ise kanıtlarıyla üstten olması gerektiğini yazdı.

Eşimle tartıştığımızı yazdığım için "Alttan al abi zararlı çıkarsın" diyenler de oldu ve ben onların cevabını "alttan" kabul ettim. :) Ne de olsa içinde "alttan" geçiyor cümlenin öyle değil mi? :) "Ortadan" yazarak olayı sulandıranlara "sulu mandalina" ikram etmek isterdim.

Eveeet şimdi geleyim siz değerli blogcu arkadaşlarıma! Siz nasıl soyarsınız mandalinayı? Alttan mı, üstten mi, ortadan mı yoksa bıçakla mı soyanlardansınız siz? Canım mandalina çekti benim; siz cevap yazarken ben de hemen gidip birkaç mini mandalinalardan alıp ağzıma atayım! 

Pazartesi, Ekim 01, 2018

Freelancer Çalışanlar Aylık Ortalama Ne Kadar Kazanıyor?

Ekim 01, 2018 16
Freelancer Çalışanlar Aylık Ortalama Ne Kadar Kazanıyor?

Freelancer çalışma modeli son dönemde adını sıkça duyduğumuz ve bundan sonra da sıkça duymaya devam edeceğimiz bir çalışma şeklidir. Özellikle internet teknolojilerinin gelişmesi ile beraber ortaya çıkan ve freelancer çalışma modelinin oluşmasının arkasında yatan en önemli etmenlerden biri personel takip programı ya da diğer bir adı ile iş takip programlarıdır. Bu programların geliştirilmesinden sonra freelancer çalışma modeli daha sağlam temeller üzerine taşınmıştır.

Freelancer çalışma modelinin son dönemlerde popülerleşmesinin bir nedeni de kazancının yüksek olması diyebiliriz. Freelancer çalışma modelinde, çalışılan zamanlarda her ne kadar daha sıkı ve daha yoğun çalışılıyor olsa da çalışma saati açısından bakıldığında klasik çalışma modeline göre çok daha yüksek miktarlarda gelir elde etmek mümkün. Durum böyle olunca freelancer çalışma modeline olan ilginin son dönemlerde artış göstermesi hiç de şaşırtıcı bir durum değil.

Freelancer çalışanların aylık kazançları

Kazanç grafikleri kişiden kişiye ve sektörden sektöre değişkenlik göstermektedir. Aylık ortalama kazancın sektörden sektöre değişiklik göstermesinin temel nedeni bazı sektörlerde yapılan işlerin riskli olmasıdır. Risk faktörü arttıkça kazanç da buna paralel olarak artmaktadır. Kişiden kişiye değişiklik göstermesinin temel nedeni de tecrübe faktörüdür. Sonuç olarak bu işte saatlik ücreti çalışan kişi belirlemekte ve bu ücret tecrübeye ve eğitime paralel olarak artış göstermektedir. İsterseniz gelin meslek dallarına göre freelancerlar ne kadar kazanıyor bir bakalım:

  1. Blog yazarları/Çevirmenler



Türkçe blog yazıları yazan ve İngilizce/Türkçe çeviri yapan bir çalışan saatlik ortalama 15 $ kazanmaktadır. Ayrıca yine bu sektörde çalışan bir freelancer 1000 kelimelik bir yazı için 25 $ kazanmaktadır. Çeviri için ise genel olarak 100 kelime için 3 dolar gibi bir ücret kazanılmaktadır. Ortalama çalışma süreleri ve bir ayda bitirilen projeler hesaplandığında bu sektörde çalışan bir freelancer aylık ortalama 1000 $ kazanmaktadır.

  1. SEO/ASO Uzmanları


SEO (Search Engine Optimization), arama motoru optimizasyonu anlamına gelmektedir. ASO (Apple Store Optimization) ise uygulama mağazaları optimizasyonu anlamına gelmektedir. Kısaca açıklamak gerekirse; sitelerin ve uygulamaların arama motorlarında ve uygulama mağazalarında ilgili aramalarda daha üst sıralarda çıkması için çeşitli optimizasyonlar yapılmaktadır. Dünyada ve ülkemizde oldukça popüler olan bu işi gerçekten iyi bir şekilde yapan sınırlı sayıda freelancer bulunmaktadır.

SEO/ASO uzmanları saatlik ortalama 30 $ kazanmaktadır. Aylık kazançları ise ortalama 2 bin $ bandındadır.

  1. Data Entry (Veri Girişi)


Data entry olarak bilinen veri girişi işleri internet üzerinden yapılabilecek en kolay işlerden bir tanesidir. İnternetin ortaya çıkışından bu yana “data entry” işleri yapılmaktadır. Bilgisayar kullanabilen ve internetle arası iyi olan hemen her kullanıcının rahatlıkla yapabileceği bir iş olan “data entry” günümüzde de birçok kişi tarafından yapılmaktadır.

“Data Entry” işinde çalışmak için herhangi bir teknik bilgiye ihtiyaç duyulmadığı için diğer freelancer işlere nazaran çalışılması daha kolay bir iştir. Buna paralel olarak geliri de diğer işlere nazaran daha düşüktür. “Data Entry” çalışanları saatlik 5-7 $ arasında bir gelir elde etmektedirler. Aylık kazançları ise ortalama 500 $ bandındadır.

  1. Voice Over (Seslendirme)


Freelancer olarak yapabileceğiniz işlerden biri de seslendirme işidir. Bu iş için gerekli ekipmanınız varsa ve sesinize güveniyorsanız birçok projede yer alarak yüksek getiriler elde edebilirsiniz. “Voice Over” olarak bilinen bu iş dalında çalışan bir kişi saatlik ortalama 25 $ kazanmakla birlikte aylık ortalama gelir 1500-2000 $ arasında olmaktadır.

Son Sözler


Freelancer çalışmak birçokları için bir yan gelir olarak görülse de aslında tam zamanlı çalışma modeline evrilmektedir. Yakın bir gelecekte oldukça popüler olacağı tahmin edilen freelancer çalışma modeline aşina olmak gelecekteki işinizi şekillendirmek adına oldukça faydalı olacaktır. Dünya üzerindeki her şeyde olduğu gibi çalışma modellerinde de göz ardı edilemeyecek bir değişim yaşanmaktadır. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözü içinde bulunulan durumu en iyi şekilde anlatmaktadır. Değişimi yakalayın!
Metehan KANMAZ
--------------------

ReHiTu'dan Not: "Freelancer Çalışanlar Aylık Ortalama Ne Kadar Kazanıyor?" başlıklı yazı misafir yazarımız Metehan KANMAZ tarafından kaleme alınmıştır. Sizler de ReHiTu.com'da misafir yazar olmak isterseniz recephilmitufan(et)gmail.com üzerinden ulaşabilirsiniz.


Pazar, Eylül 30, 2018

Malezya'dan Türbanlı Şampuan Reklamı!

Eylül 30, 2018 18
Malezya'dan Türbanlı Şampuan Reklamı!
Malezya, %60'tan fazlası müslüman olan bir ülke. Günümüzde Türkiye de dahil olmak üzere tam manasıyla İslâm'ı yaşayan bir ülke yok. O ülkelerin içinde "şimşekleri havada yakalayacak kadrolara sahip" topluluklar vardır belki ve onlar Ehli Sünnet vel Cemaat akidelerini yaşayıp yaşatmak için gayret gösterirler ancak hükümetlerin ve devletlerin bu konuda hiçbir desteği yoktur!


Konuyu dallandırıp budaklandırmayalım en iyisi! Geçenlerde bir Twitter kullanıcısı "Malezya'da şampuan reklamı" deyip dine hakaret eder sözlerle ele aldığım videoyu paylaşmış! Benim de ilgimi çekti ve hemen baktım. Videonun internette ses getirme dönemleri 3 Mayıs 2017 ve sonrası günlermiş. O zamanlar neler neler yazan olmuş!

Sazan gibi atlayanlar dinimize, Malezya'ya, Malezya erkeklerine etmedikleri laf bırakmamışlar! Sazan gibi atlayanlar dedim çünkü daha önce de defalarca hakkında yazılar yazdığım bir konu idi bu. Sosyal medyada, internet çöplüğünde her gördüğünüze inanmayın! Örnekleri fazlasıyla blogumda mevcut!

Evet fotoğrafa baktığınızda Malezyalı bir kız türbanı başındayken şampuan uyguluyor! İnsanın bir an inanası geliyor. Hatta şu videoyu görünce daha da çok mutmain oluyor ve Malezya'da böyle bir reklam olabileceğini düşünüp eli beğeni tuşuna gidiyor! Sonra da küfre kadar götürecek sözlerle paylaşım yapıyor.


Şimdi burada doğru olan tek bir şeyi söyleyeyim! Evet bu bir reklam filmi! Ancak bu bir şampuan reklamı değil! Adına ister türban, ister baş örtüsü, ister eşarp deyin işte bu onun reklamı! Ürünün markası Escarves Eşarpları! :) Parodi dediğimiz tarzda çekilmiş bir reklam! Reklamda eski zamanlarda insanların birbirine bakışıp etkilendikten sonra kitaplarını yere düşürerek tanışma anları esprili bir dille işlenmiş! Bu reklamın parodi olduğu bahsettiğim tarihlerde yabancı mecralarda zaten yazılıp çizilmiş; ülkemizde ise bu alanda adından söz ettiren Teyit.org tarafından  da ele alınmış!

Şimdi buyurun asıl reklamı da izleyelim ve yüzümüz kızarsın! 


Reklam amacına ulaşmış ve firmanın satışları artmıştır belki ama reklama da bir eleştiri getirelim bence! Böyle tepkilerin geleceğini muhakkak onlar da biliyordu ama insanları dine sövmeye kadar götürecek bir ortamı hazırladıkları için pişman olmalılar diye düşünüyorum! Bizim Euro 2024 tanıtım filmimiz bile bundan iyiydi! :)

Siz daha önce denk gelmiş miydiniz bu yalan habere veya reklama? Lütfen bundan sonra bir şeyi paylaşmadan evvel çok değil 5-10 saniye düşünün!

Cumartesi, Eylül 29, 2018

Konkordato İlan Eden Firmalar

Eylül 29, 2018 17
Konkordato İlan Eden Firmalar
Konkordato kelimesini ben ilk olarak Keskinoğlu Tavukçuluk vasıtasıyla öğrendim. 11 Haziran 2018'de konkordato ilan eden firma ile kelime dağarcığımız gelişmişti. Konkordato ne demek ona bakalım birlikte.




Dilimize İtalyanca'dan geçen kelime ekonomi ve hukuk alanlarında kullanılan bir terim ve "anlaşmalı iflas" anlamına geliyor. Eskiden "iflas erteleme" vardı şimdi bu var. 

Keskinoğlu Tavukçuluk'u takip eden ve basına yansıyan konkordato ilan etmiş firmaları birlikte listeyelim mi; ne dersiniz? Öncelikle bu firmalara konkordato sürecinden çıktıktan sonra büyük cezalar kesilmeli! Neden derseniz Cumhurbaşkanı'nın "Kriz mriz yok!" açıklamasına muhalif hareket ettiklerinden dolayı!

Konkordato İlan Eden Firmalar:

  • Keskinoğlu Tavukçuluk
  • Hotiç Ayakkabı
  • Yeşil Kundura
  • Beta Ayakkabı
  • Kaşıbeyaz Restoran
  • Günaydın Group
  • Ceylan İnşaat
  • Nafia İnşaat
  • Alkoçlar
  • Astaldi
Bu firma Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün ortaklarından. %33 hisseye sahip. Diğerlerinden ayrılan özelliği bu firma konkordatoyu memleketi İtalya Roma'da ilan etti. Ülkemizdeki kriz dolaylı yoldan İtalya'yı da etkiledi diyebiliriz.

Yukarıdakiler benim duyduklarım ve kesin olarak konkordato ilan edenler. Bir de piyasadan aldığım duyumlar var ki onları burada paylaşmam uygun olmaz. Umarım yukarıdaki firmalar bu süreçten en az zararla kurtulurlar. Patronları bir şekilde paçayı kurtarır ama olan garibana oluyor böyle durumlarda.

Ara Zam Yapan Firmalar:

Adı konmayan bu ekonomik krizde herkesin cebindeki para eriyip giderken çalışanlarını düşünen firmalar da yok değil! Onlar da çalışanlarını ara zamla desteklediler. Onları da zikredelim burada derim!

  • Siemens




  • Şişecam
  • Freşa İçecek
  • Saran Holding
  • Ecoplast
  • Uludağ İçecek
  • Modanisa
  • Vatan Bilgisayar
  • Birevim
  • Yemeksepeti
  • Tecde Grup (Çetin Cıvata)
Yukarıdaki firmaları tebrik edip plaket vermesi lazım devletin! Ama devlet kriz olduğu gerçeğini görmezden geldiği için bu çok güzel hareketleri de görmezden gelecektir. Benim atladığım sizin gözünüze çarpan veya bildiğiniz firmalar var mı konkordato ilan eden veya ara zam yapan? 

Çarşamba, Eylül 26, 2018

Kocaeli'de Lavaboda Poğaça!

Eylül 26, 2018 22
Kocaeli'de Lavaboda Poğaça!
"Ne biçim bir başlık ya hu bu? Ne anlatacak gene bu ReHiTu bize? O sıkıcı yazılarından birini mi okuyacağız şimdi yine?" diyenlere de demeyenlere de selamlar olsun!


Uzun zamandır Türkçe Hataları konusunda yazmıyordum. Ancak gördüğüm hataları da fırsat buldukça fotoğraflayıp depoluyordum yazarım bir gün diye. Bu yazıda 3 yazım yanlışından bahsedeceğim ve bunların doğrularından başlıktaki gibi bir cümle uydurdum! İlginizi çekip de geldiyseniz amacıma ulaşmışım demektir. :)

Önce ilk kelime ile başlayalım çünkü en çetrefillisi o! 

* "Kocaeli'de" mi, "Kocaeli'nde" mi?

Bugün attım yukarıdaki cikciklemeyi. Orada asıl değindiğim konu ise bambaşka idi. Kocaeli'deki iki yerel gazeteden biri, Takvim gibi baştan savma habercilik yapmış ve hangisinin doğru haber olduğunu sordum. Henüz cevap gelmedi ama birinin "Kocaeli'de", diğerinin "Kocaeli'nde" yazması beni bu yazıyı yazmaya itti.

Açıkçası bu Kocaeli, Davutoğlu, Sultandağı, Çınaraltı, Nişantaşı, Eminönü gibi sonları ünlü ile biten ve isim tamlaması şeklinde olan özel isimlerin sonlarına gelen eklerin yazılışları hakkında kesin ve kat'i kurallar yoktur. "Kocaeli'nde"yi doğru kabul eden dil bilimciler olduğu gibi "Kocaeli'de"yi doğru kabul edenler de var. Hepsinin de ellerindeki argümanlar kuvvetli. Adamları okusanız veya dinleseniz her iki tarafa da hak veriyorsunuz.

Peki ben neye göre mi "Kocaeli'de"yi doğru kabul ettim? Ben bu tarz kullanımlarda kullanım kolaylığına ve kulağımı tırmalamamasına bakıyorum. "Kocaeli'nde" benim kulağımı tırmalıyor mesela. Tam tersi olarak "Sultandağı'nda" doğru kullanım gibi gelirken "Sultandağı'da" kulağımı fena halde tırmalıyor. Anladınız siz meseleyi! :)

* Lavobo mu, lavoba mı, lavabo mu?

Dilimize Fransızca'dan giren bu kelimeyi doğru kullananların sayısı gün geçtikçe artıyor sanki. Siz ne dersiniz? Aşağıda hem Türkçe hem de İngilizce kamu spotu tarzı uyarıda bulunan levhada iki yanlış kullanımını birden görebiliyorsunuz. Türkçe kısmında başka bir arkadaş düzeltme yapmış ama İngilizce tarafına karışmamış! :)

Adam "medeniyet"in İngilizcesi daha zor olmasına rağmen yazmış ama nedense "sink" veya "washbasin" yazmaktan imtina etmiş. Türkçe bırakmış veya İngilizcesinin aynı olduğunu düşünmüş.


* Poğaça mı, Bohça mı?

Aslında iki kelimenin de yazılışı doğru. Ancak siz gidip de "bohça"yı simitle yan yana kullanırsanız bir gariplik vardır deriz!


Afyonkarahisar'da bir ekmek dolabında "Bohça - Simit Bulunur" yazıyor. "Poğaça"dan bahsettiği belli ama...

Poğaça kelimesini de "poğça", "pohaça" şeklinde yazanlar da var! Onlara buradan sesleniyorum! O yanlış kelimelerin hepsini koyun bohçanıza ve atın çöpe lütfen!

Bu arada Afyon Ekmek firmasında 250gr ekmek 1,00₺ imiş ben bu fotoğrafı çektiğimde. Şimdi baktım tam 1 ay önce çekmişim. Acaba hâlâ 1,00₺ midir yoksa zamcık gelmiş midir? Sizin orada kaç ₺ ekmek?

Pazartesi, Eylül 24, 2018

Haberciliğin Yüz Karası: Takvim Gazetesi

Eylül 24, 2018 14
Haberciliğin Yüz Karası: Takvim Gazetesi
Takvim Gazetesi son zamanlarda gözüme çok batmaya başladı. Adamlar yandaşlıktan ne yapacağını şaşırmış durumdalar. Doğru bir tanedir ve bunu kabul edersin. Eğriyi doğru kabul ettirmek için niye yüzlerce takla atıyorsun ki?


Takvim'i önce zamcik.blogspot.com adresinde yazdım. Adamlar sürekli "emekliye şu kadar zam geliyor", "emekliye 3 ayrı zam birden" gibi başlıklar atarak tabiri caizse emeklinin gazını alıyor. Sonuç ise sıfır. Emekliye ve emekçiye enflasyon oranlarının altında ezilecekleri zamcıklar geliyor, gelecek sadece.

Takvim bu sıralar hükümeti zam çukurlarında yalnız bırakmamak için "Fırsatçıyı Bildirin" adı altında bir hizmet başlatmış ve insanlar kendilerince "fırsatçı" gördüklerini buraya şikayet ediyorlar. Takvim de bu 3-5 gönderiyi sabah akşam farklı haberlerle okuyucuların önüne sunuyor. Dün sabah Twitter'da bu nasıl habercilik diye yazdım orada gözüme çarpan bir habercilik fiyaskosunu.

Takvim'in haberini gördünüz. Altına benim başka kaynaklardan öğrendiğim bilgiyi ekledim. Adamlar ne haberciliği biliyor; ne matematiği biliyor. Önlerine ne sunulursa araştırmadan, kendi zekaları çerçevesinde tartmadan paylaşıyorlar.

Asıl bomba; bu yazıyı bana yazdıran sözde zamcık fırsatçısını yayınlamaları ile patladı. Ne bunlara bu görseli gönderen matematik biliyor ne de bu görselleri alıp hiç araştırmadan paylaşan sözde Takvim habercileri matematikten anlıyor. Aslında olay matematik de değil sadece yaptığı işe özen göstermek. Bahsettiğim konu şu:

Takvim Gazetesi bu haberi şu şekilde yayımlamış:

"Faber Kartel

Zam ekibi uslanmadı. Bu furyaya süper marketler de katıldı. Faber Castel boyama önlüğünün indirimli fiyatı rafta 14.99 liraydı. Ancak kasada ödeme yapan vatandaş fişi görünce şoka uğradı. Çünkü aynı ürün için kendisinden 2 TL fazla alınmıştı."

Faber Castell Boyama Önlüğü'nün liste fiyatı 30,99₺ imiş. İndirimli fiyatı ise 14,99₺ imiş. Fişte ise 30,99₺ yazılmış ve altta Ürün İnd. bölümünde 16,00₺ indirim uygulanmış. Şimdi hesap makinemizi elimize alıyoruz ve 30,99₺ - 16,00₺ yapıyoruz çıkan sonuç benim hesap makinemde 14,99₺. Sizde de aynıdır diye düşünüyorum. Eee o zaman nerede, ne var? Hani 2,00₺ fazla alınmıştı.

2,00₺ fazla alındı muhabbeti de kesin şuradan çıkmıştır. Benim hanıma şu etiketi gösterseniz ve "Kaç liraymış bu boyama önlüğü?" deseniz "On dört lira" der. Kesinlikle küsuratları okumaz veya yukarıya doğru yuvarlayıp 15,00₺ demez. Bu abi veya abla da orada Ürün İnd. kısmında görünen 16,00₺'yi ürünün fişteki fiyatı kabul edip raftaki fiyatını da küsuratları saymadan 14,00₺ diye düşünmüş olacak ki 16,00₺ - 14,00₺ = 2,00₺ benden fazla alınmış diye ortalığı ayağa kaldırmış.

Sizin "Aha bir zam fırsatçısı yakaladım" fırsatçılığınız yüzünden ben burada sabah sabah bir sürü şey yazmak zorunda kaldım. Ha bu arada Takvim, "Faber Kartel" diye başlık atmış bu haberine. Burada Faber Castell'in hiçbir suçu günahı yok. Sırf kendince dikkat çekici başlık atmak için adamların günahını alıp dolaylı yoldan kul hakkına girmiş de oluyorlar. Suçsuzluğu ortaya çıkan CarrefourSa'nın zaten hakkına tecavüz etmiş oldular.

Siz böyle zam haberlerini Takvim gibi fırsatçılara değil de zamcik.blogspot.com adresine bildirin lütfen! :) Eee siz nasıl bilirsiniz bu Takvim'i? Zamlarla aranız nasıl? Var mı fırsatçılar etrafınızda?

Cumartesi, Eylül 22, 2018

Telegram Kanalındaki İlk Mesaja Ulaşma

Eylül 22, 2018 18
Telegram Kanalındaki İlk Mesaja Ulaşma
Telegram uygulamasından haberiniz vardır diye tahmin ediyorum. Haberi olmayanlar için biraz bahsedebiliriz. WhatsApp gibi anlık mesajlaşmalar için kullanılabilen ve daha güvenli bir ortam sunan bir mecra diyebiliriz kısaca. Bazıları ByLock gibi bir uygulama sanıp kullanmaktan imtina ediyor ancak böyle bir şeyle uzaktan yakından alakası yok!

Telegram üzerinde kanallar var. Bu kanallar sâyesinde kanal sahipleri abonelerine yayınlarını iletebiliyorlar. Türkiye'de bildiğim çok aktif kullanılan kanallar yok. Benim bizzat takip ettiğim 2 kanal var. Bir tanesi Adam Danyal diye bir adamın kanalı ki kendisi yeni teknolojik ürünleri, inovatif ürünleri sosyal medyalarda paylaşır. Şu an kanalında 9998 abone var. Bir göz atmak isterseniz şuradan ulaşabilirsiniz: https://t.me/adamdanyal

Diğer takip ettiğim kanal ise Akademi Dergisi'nin Telegram kanalı. Ona da şuradan ulaşabilirsiniz: https://t.me/AkademiDergisi Akademi Dergisi'nin abone sayısı ise şu anda 1439.

Bir de bu yazıya başlamadan dakikalar önce kendi açtığım bir kanal var ki takip etmenizi özellikle isterim. Devir Tasarruf Devri! başlıklı yazımın da etkisi ile sıkı bir Donanım Haber Sıcak Fırsatlar takipçisi olarak açtığım kanalın adını Sımsıcak Fırsatlar koydum. Kanal şurada: https://t.me/simsicakfirsatlar Şu an sadece 1 takipçisi var. O da ben :) 

Sıcak Fırsatlar konusunu uzun zamandır Donanım Haber'den takip eden biriyim. Bazı ürünleri çok uygun fiyatlara mâl ettiğimi gören eş dost sorar nasıl becerdiğimi ve kendisine haber vermediğim için sitem ederdi. Ben de zamanında Facebook'ta grup olarak açtım ancak ilgilenemedim. Hatta onu yaptığımda da burada duyurmuştum şu yazımla. Buradan da anladığınız üzere hem blog açıp kapatma hem sosyal medyadaki diğer girişimlerimde maymun iştahlıyımdır. :)

Neyse biz gelelim asıl konumuza! Bir Telegram kanalına abone oldunuz ve paylaşımları çok beğendiniz. Ben bu kanalı en başından beri bir okuyayım diye düşündünüz ve kanalın ilk paylaşımını bulmaya çalıştınız. Eğer sürekli paylaşım yapılan bir kanalsa bunu geri giderek bulmak ölüm gibi gelir insana. O yüzden şu basit yöntemi kullanarak o Telegram kanalındaki ilk mesaja ulaşabilirsiniz:

Kanalın içinde iken sağ üstteki 3 noktaya tıklıyorsunuz ve "Search" seçeneğini seçiyorsunuz. Buraya "Telegram" gibi bir arama terimi yazabilirsiniz. Çünkü muhtemelen kanal ilk açıldığında "Telegram kanalımıza hoşgeldiniz!" diye bir giriş yapmış olabilir. 

Ancak "Telegram" araması size bir sürü sonuç getirecektir. İlk mesaja gitmek adına arama ekranı açıldığında ekranın sol altında beliren takvim ikonuna tıkladığınızda burada çok eski bir tarih seçebilirsiniz. Yılı 2010 seçin olsun bitsin! İşte şimdi Telegram'daki ilk mesaja ulaştınız! Tebrikler!

Sizin önerdiğiniz Telegram kanalları var mı?  Varsa yazar mısınız yorum olarak. Önerilerinizi bekliyoruz...

Pazar, Eylül 16, 2018

Devir Tasarruf Devri!

Eylül 16, 2018 29
Devir Tasarruf Devri!
Bir önceki yazımda bahsetmiştim. Hicrî yeni yıla başladığımız şu günlerde yeni yıl kararları alıp "tasarruf tedbirleri uygulayacağım" demiştim. Diğer aldığım kararlar için şuraya tıklayıp ilgili yazımı okuyabilirsiniz.

Tasarruf tedbirlerini uygulama kararımı çevremdeki herkese de tavsiye ediyorum. Merkez Bankası'nın aldığı faiz yükseltme kararı da maalesef istenen etkiyi göstermedi ve göstermeyecek de. Yanlış anlaşılmaktan ve linç edilmekten korkarım ("başıma bir şey gelmeyecekse eğer" de denir bu durumlar için) ancak ne bizim ülkemizin ekonomisi ne de diğer ülkelerin ekonomisi iyiye gitmeyecek ve özellikle 2019 çok zorlu geçecek. Bunun sonucunda belki de beklenen 3. Dünya Savaşı (Armageddon / Melhame-i Kübrâ) da çıkacak. 

Siz de farkındasınız sürekli bir şeylere zam geliyor. Bu hafta 1 birim para ödeyerek aldığınız ürünü sonraki hafta 1,2 birim ödeyerek alır hâle geliyoruz. Hayat pahalılığı her geçen gün artıyor. Bunun yanısıra maaşlarımız (cebimizdeki paramız) gün geçtikçe eriyor. İşten çıkarmalar artıyor. Maaş zammı geldiğinde kesinlikle istenilen oranlarda bir zam göremeyeceğiz. Gerçek enflasyonun çok çok altında bir zam olacak. O yüzden herkes kendi çapında tasarruf tedbirlerine başlasın. Bu konularda sürekli yazılar kaleme alan Görkem CAN Ağabey'in şu yazısını tavsiye ederim sizlere. Tıklayın.

Ben bu zam konularına da değinmek için kendi çapımda zamcik.blogspot.com 'u açtım. Orayı da arada ziyaret ederseniz sevinirim. Belki yayınlanmasını istediğiniz zam haberleri de olur!


Dedim ya her şey gerçekten ateş pahası! Dün marketten oğlum için ıhlamur alayım dedim, Akıncılar Bitki Çayları markasına ait 20gr ürün 4,50₺. Bu tarz ürünlerde fiyat sağlaması yaparım ben. Şu ıhlamurun kg fiyatı 225,00₺'ye geliyor. Ne kadar da pahalı değil mi? İşte böyle durumlarda mecbur kalmadıkça bu ürünü asıl yerinden yani aktarlardan almak gerekiyor! Bedavaya çözebiliyorsan o daha iyi tabii.

Sizlerin son zamanlarda karşılaştığı fiyatı yukarı yönlü düzenleme yapılan ürünler var mı? "Yukarı yönlü fiyat düzenlemesi" ne güzel bir isim tamlaması değil mi? Zam yerine "fiyat güncellemesi" demekten daha havalı! Sizler tasarruf tedbirleri uyguluyor musunuz? Uyguluyorsanız bizimle paylaşabileceğiniz tedbirleri yorum olarak belirtir misiniz?

Kemerleri sıkmaya devam ederken blogları ihmal etmeyin lütfen! Okunma oranları düşüyor; üzülüyor insan! :)

Pazartesi, Eylül 10, 2018

Yeni Seneniz Mübarek Olsun!

Eylül 10, 2018 12
Yeni Seneniz Mübarek Olsun!
Bu gece akşam namazından itibaren 1 Muharrem 1440 yılındayız arkadaşlar! Öncelikle yeni seneniz mübarek olsun! Geçtiğimiz senede işlediğimiz kötülükleri Rabbimiz affetsin. Yeni senede her hareketimiz iyilik üzerine olsun!


Eski yılın son gününde ve yeni yılın ilk gününde yapılacak bir takım ibadetler vardı. Bu yazıyı önceden yazsam onlardan bahsetmek isterdim ancak maalesef geç kaldım. Seneye onlardan bahsedeyim en iyisi.

Yeni senede benim uygulamak istediğim bazı kararlarım var. Sizlere onlardan bahsetmek istiyorum.

  • Sözde değil özde müslüman olmak için daha fazla gayret sarfedeceğim.
  • Tasarruf tedbirleri uygulayacağım.
  • Dışarıda daha az yemek yiyeceğim.
  • Kilomun kontrolünü elime alıp en az 10kg vereceğim.
  • Aileme daha fazla vakit ayırmaya devam edeceğim.
  • İşimde daha başarılı olmak için elimden gelenin en iyisini yapacağım.
  • Eskisi gibi hiçbir şeyi kafaya takmayacağım; kendi tabirimle 5 liralık şey için 5 bin liralık üzülmeyeceğim!
  • Blogumda daha aktif olmaya çalışacağım ancak bunları yaparken ailemi ihmal etmeyeceğim.
  • Bugünün işini yarına ertelemeyeceğim.
  • Davama daha çok sahip çıkıp; daha çok hizmet etmeye gayret edeceğim.
  • Sevdiklerimi üzmeyeceğim; daha çok arkadaş biriktirmeye gayret edeceğim!
  • Günlük vazifelerimi aksatmamaya gayret edeceğim.
  • Satış için gittiğim yerlerde en yüksek başarı oranını yakalamaya çalışacağım.
  • Günde en az 5 sayfa Kur'ân-ı Kerîm okuyacağım.
Aklıma gelenler bunlar oldu bu saatte. Aslında her bir maddeyi detaylıca açıklamak isterdim. Yazılı bir ön hazırlık yapmadan yazan biri olduğum için böyle oluyor. Affınıza sığınıyorum. 

Tekrar hicrî yeni yılınızı kutlar; hayırlara vesile olmasını temennî ederim...

Cumartesi, Eylül 08, 2018

869 ile Başlayan Her Ürün Türk Malı mı?

Eylül 08, 2018 14
869 ile Başlayan Her Ürün Türk Malı mı?
Bu yazıyı yazmakta çok çok geç kaldım ancak şu yazımda da bahsettiğim üzere gündemi yakalamakta çok zorlanıyorum. Hatırlarsanız Dolar ve Euro'nun çok yükseldiği bayramdan önceki hafta milletimiz haklı olarak Türk malı ürünlere yönelelim dediler ve gerek sosyal medyada gerekse geleneksel medyada Türk malı ürünlerin özelliklerinden bahsedildi. Burada verilen yanlış veya eksik bir bilgi vardı ki o da barkod numaraları ile ilgili olan kısımdı.

Ürünlerin üzerindeki barkod numaralarından ürünün hangi ülkeye ait olduğunu anlayabiliyoruz ancak burada yanlış ve eksik bildiğimiz bir konu var! Maalesef internette herkesin paylaştığı "869 barkod numarası ile başlayan ürünler ülkemizde üretilmiştir; yerli malıdır" bilgileri kesinlikle yanlış! Yanlış demeyip de eksik de diyebiliriz! Detaylarını aşağıda belirteceğim!

Öncelikle bu yazımı LinkedIn'de takipleştiğimiz Kadir GENÇ Bey'e verdiğim söz dolayısıyla yazdığımı belirteyim. Kendisinin paylaşımının altına bu bilginin yanlış olduğunu yazıp açıklama yapmıştım. O da doğrusu hakkında siz bir paylaşım yapın da ben de onu paylaşayım demişti. Üzerinden 3-4 hafta geçti ve ben ancak paylaşabiliyorum. Kadir Bey acaba paylaşmış mı diye ara sıra profilime girmese bu konuda yazmayı da unutacaktım!


Şimdi gelelim daha fazla uzatmadan asıl konumuza! Evet yorumda da yazdığım gibi 868 veya 869 ile başlayan her ürün Türkiye'de üretilmemiştir. Barkodlama sistemini iyi anlamak gerekiyor. Bunun için ben lafı çok evirip çevirmeyeyim de sözü ülkemizde bu barkodlama sistemiyle ilgilenen TOBB GS1 Türkiye'nin sayfasındaki şu açıklamaları alıntılayarak noktalayayım:


869 ile başlayıp Çin'de üretilen bir örnek göster bize mi diyorsunuz? Buyurun o da burada!


Her konuda bilgi kirliliği o kadar fazla ki kendiniz hakkında bir bilgi paylaşırken bile emin olmak için düşünüp bekliyorsunuz! O derece bir bilgi kirliliği var sosyal medyada! O yüzden hiçbir şeyi kendiniz tam manasıyla araştırmadan paylaşmayın! 

ReHiTu kamu spotu tadında paylaşımlarına devam edecektir! :) Takipte kalınız!

Salı, Eylül 04, 2018

Tavsiye Blog: Dilciyizz.com

Eylül 04, 2018 17
Tavsiye Blog: Dilciyizz.com
Hatırlayanlarınız vardır; daha önce bloguma yazmışımdır. Ben İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Lisede YDA dedikleri (Yabancı Dil Ağırlıklı) dil bölümünde okuduktan sonra 2006 - 2010 yılları arasında İstanbul Üniversitesi'nde okumuştum. İlk bloglamaya da üniversite yıllarımda başlamıştım. Aslında ondan önce de lise dönemlerinde eğer blog sayılırsa MSN Spaces'larda takılıyordum. Şimdiki gençler bilmez tabii bu MSN Spaces'ı falan! :)

Neyse dediğim gibi asıl blog alemine üniversite yıllarımda Kelimelerin Soyağacı ile başlamıştım. Laf lafı açıyor... Kelimelerin Soyağacı deyince aha da şurama (yazar burada yumruk yaptığı elini böğrüne birkaç defa vurur) bir şey oturuyor gibi oluyor! Birkaç gün önce bu yaramı deşti zaten İpekBöceği
Bir neyse daha! Gelelim asıl konumuza! Ben giriş yapmak için anlatıyordum hep yukarıdakileri! İşte o üniversitede okuduğum dönemlerde de şimdi tanıtımını yapacağım dilciyizz.com gibi İtalyanca ve diğer dillere yönelik bir şeyler yapma hevesim vardı. Hatta dilciyiz.biz alanadını almıştım ve dilci arkadaşlarıma bunun üzerine bir forum kuralım demiştim de kimse ilgilenmeyince hevesim kursağımda kalmıştı!

Eveeet! Dilciyizz.com'un sahibesi Hatice DURMAZ Hanım. Kendisi İstanbul Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı mezunu. Facebook ve Instagram'da @genelarapca kullanıcı adıyla sayfaları da var! Bu sayfalarda takipçileriyle çoğunlukla Pratik Arapça ve bazen de İngilizce bilgiler paylaşıyor!

Hatice Hanım da benim gibi içerik üretmeyi ve başkaları ile paylaşmayı seven biri olduğu için bir de Dilciyizz.com'u açıyor ve burada bir dili öğrenmek isteyen herkesin aklına takılan soruları cevaplandıracak şekilde yazılar kaleme alıyor! Kendisi aynı zamanda yeminli tercüman olduğu için yine bu alandaki bilgi birikimini takipçileri ile paylaşıyor! Son yazısında ülkemizde Dil ve Edebiyat Bölümlerinden birinde okumanın artıları ve eksilerini paylaşırken benim bir yorumumu da alıntılamış! 

Dilciyizz.com henüz yolun boşunda. Umarım daha fazla içerikle bundan sonra daha fazla takipçiye ulaşıp daha fazla kişinin hayatına olumlu bir şekilde dokunur! Kendisine blog dünyasında başarılar diliyorum! 

Dilci olmak istiyorsanız Dilciyizz.com

Pazar, Eylül 02, 2018

Kendi Aracınızla Yurt Dışına Çıkmak Artık Çok Daha Kolay!

Eylül 02, 2018 0
Kendi Aracınızla Yurt Dışına Çıkmak Artık Çok Daha Kolay!


                                          
Kendi aracınızla yolculuk yapmak gibisi yok! Dilediğinizde mola verirsiniz, canınızın çektiği gibi yemek yersiniz. Gittiğiniz yeri bir turist değil, gerçek bir gezgin gibi keşfedersiniz.
Üstelik aracınızla yurt dışına çıkmak için yapmanız gereken işlemler de her geçen gün biraz daha kolaylaşıyor. Bugünlerde, yeni tip bir çipli ehliyete sahipseniz, Yeşil Kart Poliçenizi yaptırarak sınırı kolayca geçebilirsiniz. Üstelik artık bunu yaptırmak için bir yere gitmeniz, belgelerin peşinde koşmanız da gerekmiyor.
Anadolu Sigorta, Türkiye’de ilk defa Yeşil Kart poliçesini online olarak alma imkanı sunuyor. www.anadolusigorta.com.tr adresini ziyaret edip, plakanızı ve TC kimlik numaranızı girerek işlemi onayladığınız takdirde poliçeniz kapınıza kadar geliyor. Size de seyahat rotanızı çizmek kalıyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Cumartesi, Eylül 01, 2018

Gündem Çok Hızlı Değişiyor!

Eylül 01, 2018 15
Gündem Çok Hızlı Değişiyor!
Ben bu gündemin çok hızlı değişmesinden çok şikayetçiyim! O kadar hızlı değişiyor ki ben daha o konuyla ilgili birkaç kelam edemeden başka nur topu gibi bir gündemimiz oluyor. Aslında bir gündem değil birkaç gündem oluyor bizim ülkemizde. Biz sosyal medya kullanıcılarının ve özellikle blogcuların da kalemine mürekkep olur aslında bu gündemde yaşananlar ancak ben yetişememekten şikayetçiyim!

Gün içinde bilgisayar başında oturduğum bir işe sahip değilim! O yüzden mesai saatlerinde bilgisayar kullanamıyorum! İşime olan saygımdan ve yoğun çalıştığımdan dolayı işteyken şahsî olarak telefon kullanımını da çok abartmamaya çalışıyorum. Gündemden bir şeyler öğrendiğimde "Bana buradan ekmek çıkar" mantığıyla o gündeme ait öğeyi Google Keep'e veya bir kenara veya o an kullandığım sosyal medyanın kendi kaydetme özelliğini kullanarak kaydediyorum ancaaaakkk...

Ancak her akşam veya sabah evde bilgisayar kullanmaya vaktim olmayabiliyor. Daha önce de yazmıştım oğlumla ve eşimle vakit geçirdikten sonra kalan süreçte açmaya çalışıyorum bilgisayarı. Açamadığım zamanlarda da gündemi ıskalıyorum ve ben bilgisayar başına oturana kadar o gündem maddesi unutulmuş bile uluyor! 

Geçen hafta ülkemizde yine bir sürü olaylar oldu ve ben yine bir sürü konuya yetecek kadar hazırlıklıydım ancak vakit yokluğundan o konulara değinemeyince treni kaçırdım. 

Her bilgisayarı açtığımda önce maillerime bakıyorum sonra takip ettiğim site ve blogların yeni yazılarını okuyorum. Mesela bu sabah 350 yazı okudum 2-3 saat içinde. Bunlardan yaklaşık 250 tanesi blog yazısı idi. Bu mail ve site okumalarım bittikten sonra yazı yazmaya vaktim oluyor ancak o vakit de orada bitiyor zaten! 

Ayrıca içerik ürettiğim sadece bloglarım yok; bloglarımın yanısıra Facebook sayfaları ve çeşitli sosyal medya hesaplarım da var. Oralarla da ilgileniyorum derken internetin hayatımızdan çaldıklarının farkına varamıyoruz! İnternetin bize kattığı da bir sürü şey var muhakkak ancak orta yolu koyvermemek gerekiyor. 

Siz değerli blog yazarı arkadaşlarım benim yukarıda yazdıklarıma katılıyor mu acaba? Siz yakalayabiliyor musunuz gündemi? Yakalarsanız haber verin de hep beraber girişelim kendisine!

Cuma, Ağustos 24, 2018

Sefer Bahsi - Vatanın Kısımları

Ağustos 24, 2018 12
Sefer Bahsi - Vatanın Kısımları
Dinimizde sefer bahsi tam anlamıyla bilinmeyen; bazı aklıevvellerin sabote etmeye çalıştığı bir bahis. Maalesef günümüzde ağzı olan konuşuyor dinî konularda. Aslında sadece dînî konularda değil her konuda herkesin bilgisi olmadan bir fikri muhakkak var. Kimse bilmiyorum demiyor. Kulaktan dolma, yalan - yanlış bilgilerle bilgi kirliliği oluşturmakta üstümüze yok.

Blogumda zaman zaman dînî konulara yer veriyorum. İçinizden senin vasfın ne de bu işlere kalkışıyorsun diyen olabilir. Ben de naçizâne lise ve üniversite hayatım boyunca eş zamanlı olarak dînî ilimlerle de meşgul oldum ve üniversiteden sonra bir sene daha bu ilimlere devam ederek "tekâmül" ettim. O yüzden ağzı olup da konuşanlardansa veya dinimizi ifsat etmek için konuşanlardansa benim de konuşmaya, birkaç kelam etmeye hakkım var diye düşünüyorum. 

Sefer bahsini en basite indirgenmiş hâliyle size anlatan kaynak Fazilet Neşriyat tarafından neşredilen Hasan ARIKAN Hocaefendi tarafından kaleme alınmış olan Muhtasar İlmihâl'dir. Muhtasar İlmihâl'in online versiyonuna şuraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Eğer basılı hâlini almak isterseniz de şuraya tıklayarak Çamlıca Kitap'tan 7,70₺'ye alabilirsiniz. Bu ilmihâlin basılı hâlini almak istiyorum diyenler varsa ve herhangi bir sebepten dolayı al(a)mıyorlarsa bana bilgilerini ulaştırması yeterlidir. Kendisine kargo ile gönderip hediye etmek isterim. 

Evet gelelim sefer bahsine ve bu bahisin içinde yer alan vatanın kısımlarına. Kitaptan yaptığım alıntıları direkt paylaşmak istiyorum:


Bütün ifadeler gayet açık ve net. Adı üstünde muhtasar bir hâlde anlatılmış her şey. Ben sadece kalın harflerle yazılmış "Bir kimse dört rek'atli farzları, seferî iken dört rek'at olarak kılarsa hata etmiş olur." kısmını biraz açmak istiyorum. 

Dinimizde ibadetler için iki yol vardır: Biri azimet, diğeri de ruhsat. Kısaca açıklayacak olursak azimet, bir ibâdetin nasıl yapılacağı tüm çizgileri ile kat'i bir şekilde belli olduğu durumlardır. Ruhsat ise adı üzerinde bir özür veya herhangi bir sebeple o ibadette müsamaha gösterildiğini gösterir. Seferî iken dört rek'atli farz namazların 2 rek'at olarak kılınması bir ruhsat değil azimettir. Ruhsat olsa idi 2 rek'at de kılınabilir ama 4 rek'at kılmak daha efdaldir derdik ancak bu bir azimet olduğu için 2 rek'at kılındığı takdirde hata etmiş olur diyoruz ve hatasını telafî etmesi gerektiğini anlatıyoruz. 

Teknoloji çağı yaşadığımız günümüzde uçakla dünyanın öbür ucuna saatler içinde gidilmesi sefer bahsinin hükümlerini değiştirmez. Çünkü bu hükümler ferde - imkana - vasıtaya göre değil de cinse ve mesafeye göre koyulmuş hükümlerdir. 

Vatanın üç kısmı da yukarıda belirtilmiştir. Benim vatan-ı aslîm son 3 senedir Bursa. Vatan-ı ikâmetim şu an yok ancak bayram dolayısıyla memleketim Afyonkarahisar'da bulunduğum için Afyon benim vatan-ı süknâm olmuş oluyor bu günlerde. 

İlmihal hediyesi isteyenler yoruma veya iletişim formuna yazarak bana ulaşabilir. recephilmitufan(et)gmail.com adresinden de ulaşabilirsiniz direkt olarak. Yorumlarda siz de vatanlarınızı belirtirseniz bir etkileşim olur düşüncesindeyim. Herkes bir yerlere tatile gittiği için özellikle vatan-ı süknâları merak ediyorum. :) 

Kurban ve cuma bayramımız mübarek olsun!

Pazartesi, Ağustos 20, 2018

Devlet Ricâli ile Görüşmek

Ağustos 20, 2018 6
Devlet Ricâli ile Görüşmek
Geçenlerde bir platformda paylaşıldı ve benim de çok hoşuma gitti şimdi sizinle paylaşacağım bu kitap alıntısı. İmâm-ı Gazâlî'nin Kimyâ-yı Saâdet isimli kitabından paylaşılan bu alıntı günümüz âlimlerinin son durumunu açıkça gözler önüne seriyor.

Kitaptan yapılan bu alıntı Kimyâ-yı Saâdet'in Dördüncü Aslı olan (Kitapta konular "asıl" adı altında bölümlenmiştir.) Helâl, Haram ve Şüpheli Şeyler'in Dördüncü Bölümü olan "Sultanların Verdiği Vazife, Onlara Selama Durmak ve Mallarından Almak" bahsinden alınmış. 

Bu bahiste âlimlerin, zamanın en yetkili devlet ricâli ile ilişkilerinin nasıl olması gerektiği anlatılıyor. Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulması gerektiği en etkin bir şekilde işleniyor kitapta. Tabii ülkemizde lâik bir düzen olduğu için bu konuyu mevcut sisteme göre değerlendirmek gerekiyor. 


Yukarıdaki görselde hadîs-i şeriflerle ve kelâm-ı kibar ile konu ne de güzel anlatılmış. Maalesef son dönemlerde ufacık dünya menfaatleri için devlet ricaline yakınlaşan bir sürü sözde âlimler ve sözde cemaatler var. Tam da yukarıda ifade edildiği üzere bu insanlar insan pisliği üzerine toplanan sineklerden bile daha düşük mertebededirler. 

Konuyu dinî ilimden ayrı tutup dünyevî ilimler açısından ele alırsak da aynı şeyi söylemek mümkündür. Dünyevî ilimler alanında âlim diyebileceğimiz kişiler eğer bağımsız olamayıp iktidara yaranırlarsa, menfaatleri uğruna doğru bildiklerinden tavizler verirlerse onlardan artık verim alınamaz hâle gelinir ve onların devri de o iktidardakilerin devri ile birlikte biter! Günümüzde de çok böyleleri!

İmâm-ı Gazâli Hz.'leri "Mutluluğun Kimyası" diye çevirebileceğimiz kitabında yukarıdaki konular gibi bir sürü güzel bilgiler vermiş bizlere. Eğer sizler de PDF hâlini okumak isterseniz paylaşabilirim. Yorumda belirtmeniz yeterli. 

Doğru bildiğiniz ve savunduğunuz görüşü karşınızdaki cumhurbaşkanı da olsa; devlet de olsa savunmaktan çekinmeyin! Bunu genel olarak söylüyorum! Dar anlamda düşünmeyin lütfen! Ufacık bir menfaat uğruna kimseye boyun eğmeyin! Hele ki bu uhrevî bir konu ise o zaman dimdik durun zâlimlerin karşısında! Kendinize "insan pisliği üzerine konan sinek", "kelpler/köpekler bile bundan daha faziletli!" sıfatlarını yakıştırıyorsanız orasını bilemem!

Cumartesi, Ağustos 18, 2018

Akıl Dolu Reklamlar

Ağustos 18, 2018 12
Akıl Dolu Reklamlar
Başlığın yanına (1) koyasım geldi; seri yaparım diye düşündüm ancak bu şekilde seri yapacağım deyip de sonradan yüzüne bak(A)madığım konular aklıma geldi ve imtina ettim. Geçenlerde Sevgili Cem KAZAN bir şeyi alışkanlık hâline getirmek istiyorsanız o şeyi 21 gün boyunca yapmanız gerekiyormuş diyerek 21 gün boyunca aralıksız her gün bloga yazmaya başladı ve davet etti tüm blog yazarlarını. Konu bulma sıkıntısı ele alınıyordu bu minvalde. Orada da belirttim; kişisel blog olduğum için daldan dala atlayarak yazma şansım var o yüzden konu bulmada ben sıkıntı yaşamam ama vakit sıkıntım var.

Şöyle ki işim gereği akşama kadar araba ile müşteri ziyaretleri yapıyorum. Masaüstü bir işim olsa arada kaçamak yapma şansım olurdu belki. Akşam eve gelince de ev halkıyla vakit geçiriyorum. Şu aralar sadece sabah namazından işe gidiş saatine kadar bilgisayar başına geçebiliyorum onda da mailler, araştırmalar, diğer sosyal medya ve sözlük hesapları derken çoğu zaman vakit de yetmiyor. 

Neyse biz gelelim asıl konuya. Reklamlar benim ilgimi çeker nedense. Gerilla pazarlama tarzı reklamlar daha da çok ilgimi çeker. Reklam dediğiniz akılda kalıcı olmalıdır. Akıl dolu olmalıdır. Bunu yurtdışı ajansları daha iyi beceriyorlar sanki! Aşağıda beğendiğim 5 reklamı sizlerle paylaşacağım.

  • McDonald's Yaya Geçidi

2010 yılında İsviçre Zürih'te bir festival boyunca uygulanmış harika reklam!
  • KitKat Bank

Basit ama akıllıca bence...
  • Heinz Acılı Ketçap

Acıseverlere bir ketçabın acı ve baharatlı olduğu başka nasıl anlatılabilirdi ki? :)
  • Su, Hayattır!

Su israfına dikkat çekmek için hazırlanmış bir kamu spotu/reklam. 

Yukarıdaki reklamlar benim ilk aklıma gelenler. Belki bunlar gibi onlarcası, yüzlercesi vardır akıl dolu diyebileceğimiz. Onları da siz hatırlatın bize yorum bölümünü kullanarak. Bu arada Disqus yorum formuna bir tıkla geçiş yaparak direkt oraya görsel veya video da ekleyebildiğinizi biliyor muydunuz? Denemenizi bekliyorum. :)

Cumartesi, Ağustos 11, 2018

Bursa'dan İki Helal Mekan

Ağustos 11, 2018 13
Bursa'dan İki Helal Mekan
Helâl - haram konusu günümüz müslümanlarının en çok aldandığı konulardan maalesef. Bunların en önde gidenlerinden biri de benim. Dikkat edemiyoruz. Helâl ve harama tam manasıyla riâyet edemediğimiz için de ibâdetlerden zevk alamıyoruz; duâlarımız kabûl olmuyor çünkü tam mânâsıyla ibâdet yaptırmıyor nefis ve şeytan. Boğazımızdan geçene çok çok dikkat etmek gerekiyor. Parayı helâlinden kazanmaya dikkat ediyoruz belki ama yediğimiz - içtiğimize o derece dikkat etmiyoruz.




Ben detaylıca ele almak isterdim bu helal - haram konusunu ancak ciltlerce kitapla [binlerce blog yayını diyelim biz :)] anlatılabilecek bir konu bu. Ben sadece beyaz et ve kırmızı et kanalında Bursa'da gönül rahatlığıyla tercih edebileceğiniz 2 mekandan bahsedeceğim sizlere.

Bir tanesi Fidyekızık Şelale Park Tesisleri. Hem kapalı alanı olan hem de yeşillikler ve su sesi ile bezenmiş oldukça geniş bir açık alanı olan bir işletme. Açık alanda çocuklarınız için oyun parkı da mevcut. Bursa'da yaşıyorsanız muhakkak bir kere uğrayıp mekanı ve lezzetleri görmelisiniz. Fidyekızık Şelale Park Tesisleri'nin Facebook sayfasından mekan ile ilgili görsellere, müşteri yorumlarına ve diğer ihtiyacınız olabilecek tüm bilgilere erişebilirsiniz:  https://www.facebook.com/selaleparkbursa/

Kışın Şelale Park. (Kışı özlemişim.)
Diğer mekan ise henüz yeni açıldı. Bursa'nın tam merkezinde yer alıyor. Böylece alışveriş ve sair ihtiyaçlar için şehir merkezine gelen ve helal yemek isteyenler için harika bir gelişme oldu buranın açılması. Ulu Camii ziyaretine farklı şehirlerden gelen yerli ziyaretçiler de yararlanabilir çok fazla mesafesi yok Ulu Camii ile arasında.

Çamlıca Izgara - Döner adıyla Reyhan Mah. Mantıcı Cd. No: 34/A Osmangazi / Bursa adresinde hizmet vermeye başlayan Çamlıca Izgara - Döner, Şehreküstü Metro İstasyonu'nun meydan çıkışında yer alıyor. 


Ben işim gereği sürekli öğle yemeklerinde dışarıda oluyorum. Yediğime içtiğime dikkat etmeye çalışıyorum ama çoğu zaman bunu başaramıyorum. Ben kendi bildiğim ve güvendiğim Akdeniz Toros ürünleri kullanan bu mekanlara eğer yakınsam gidiyorum ancak genelde Nilüfer tarafında olduğum için o taraflarda sizin bildiğiniz, güvendiğiniz, gerçek manasıyla helalliğinden emin olduğunuz mekanlar varsa tavsiyelerinizi de bekliyorum. Sadece Nilüfer için değil Bursa'nın herhangi bir bölgesinden de mekan önerebilirsiniz. 

Etin dana eti veya koyun eti olması o etin helal olduğu anlamına gelmediğini; haram etten kastımızın da domuz eti olmadığını belirterek yazımı tamamlamak istedim. Bursa'da yemek yiyebileceğimiz helal restoranlar önerinizi bekliyorum. Restoran deyince yanlış anlaşılmasın. Tanıdığınız bir kasap vardır. Köfte ekmek yapıp satıyordur ve bu adam besmelesiz kurban kesmez gidip yiyebilirsin dediğiniz yerleri de yazabilirsiniz. 

Perşembe, Ağustos 09, 2018

Dineliyorum Gözlerim Kapalı!

Ağustos 09, 2018 9
Dineliyorum Gözlerim Kapalı!
Geçen haftadan beri Kim Milyoner Olmak İster? yarışması konuşuluyor. Eskiden de zaman zaman böyle gündem oluyordu bu yarışma ancak geçen hafta üst üste konuşuldu. Sosyal medyada da sık sık konuşulmasının bir nedeni Harvard Üniversitesi'nde eğitim görmüş birinin ilk soruda elenmesi idi.


Diğer bir konu ise bir bayanın Çin Seddi'nin nerede olduğu sorulan soruda 2 joker harcamasıydı. Cevap tabii ki Çin ancak yarışma heyecanı ile ve benim tahminim "Cevabı Çin olamaz; bu kadar kolay soru sormazlar!" tahminini yürüterek tereddütte kaldı hanımefendi ve 2 jokeri feda etti bu basit soruda.

Kim Milyoner Olmak İster?'den Milyonluk Resim yarışmasına zıplıyorum burada ve geçen yıl aynı zamanlar Bir Yaşıma Daha Girdim sayfasında paylaştığım bu videoyu bonus olarak bırakıyorum:


Bu arada Bir Yaşıma Daha Girdim için de blog açtım. Oraya da gelirseniz beklerim: https://girdimbiryasimadaha.blogspot.com/

Neyse biz şimdi asıl konumuza geçelim. Kim Milyoner Olmak İster?'in sosyal medyaya düşen diğer bir sorusu ise şuydu:


30.000,00₺'lik bir soru. Bana gelse kazanırdım; cevabını biliyordum çünkü bizim Afyonkarahisar - Kütahya çevresinde de kullanılır bu "dinelmek" kelimesi. Aradaki "n" harfi "nazal n" veya "şağır kef" denilen cinsten. Sabah sabah evde uyuyanları uyandırmamak adına Forvo'ya şu kötü telaffuzu gönderdim; idare edin artık. :)


"Dineliyorum" diyen biri ayakta duruyordur. Muhtemelen bu kelimenin diglenmek > digelmek > dikelmek > dinelmek ve şu anda dikilmek şeklinde bir yolculuğu olmuş. Uzun zamandır duymamıştım "dinelmek" kelimesini. Benim bir ara başlattığım "Nadir Kelimeler" kategorisine girmeye adaydı.

Peki sizin yörelerde kullanılıp da Kim Milyoner Olmak İster?'de 30.000,00₺'lik soru olarak sorulabilecek yörenize özgü kelimeler var mı? Haydi biraz beyin fırtınası yapalım ve yorumu ona göre yazalım! :) Siz gerekirse cevabı hemen yazmayın ve arkadan gelenler sorunuzu yanıtlasın! :)