2018 - ReHiTu.com

Cumartesi, Aralık 15, 2018

Bu Nasıl "Hayalci Çocuk"?

Aralık 15, 2018 24
Bu Nasıl "Hayalci Çocuk"?
Çalışma arkadaşlarımdan Merve Hanım geçenlerde bir WhatsApp mesajı gönderdi ve "Siz de paylaşın Recep Bey" dedi. Ben de ancak paylaşabiliyorum. Olayı duymuşsunuzdur belki çünkü büyük haber sitelerinde de yer almış bir hafta on gün önce. Halime ERDOĞAN isimli bir yazar(!)ın "Hayalci Çocuk" isimli kitabının 58 ve 61. sayfaları arasında skandal ifadeler yer alıyor!


O ifadelerin ekran görüntülerini ben de paylaşacağım şimdi. Sonrasında da bu konu üzerinden birkaç kelam edeceğim.


Şu yukarıda iki sayfasını paylaştığım kitabın kapak fotoğrafını da görmek ister misiniz?


Ne kadar da mâsumâne değil mi? Bir kitapçının rafında görsek hem çocuklarımızın dikkatini hem de bizim dikkatimizi çeker, öyle değil mi? O yüzden ailelerin bu konuda çok dikkatli olması gerekiyor. Çocukları için aldıkları kitapları muhakkak öncesinde kendileri de okumalı. Üzerinde yazan "Pedagog Onaylı", "MEB Onaylı" gibi ifadelere çok fazla itibar etmeden öncesinde kendi onaylarından geçirmeliler kitapları. Bu sadece kitap için değil her şey için geçerli tabii ki!

Halime ERDOĞAN'ın 3. kitabı imiş bu. Önceki kitaplarının adları ise şöyle:

* Sihirli Bulutlar
* Yasak Aşk Melankolisi

Hayalci Çocuk toplatılmış. Satıştan kaldırılmış. Kitabı yayımlayan kurum Puslu Yayıncılık imiş. "Geçen sene Mart ayında yayımlandıktan 1 ay sonra biz piyasadan toplattık!" diye açıklama yapmışlar. Yazar Halime ERDOĞAN ise kendisini savunmuş ve bunu "bilinçlendirme" ve "farkındalık" oluşturma adına yaptığını söylemiş. "Bilinçlendirme" ve "farkındalık" için yapıyorsun da bu kadar detaya girmeye ne gerek var? Bunlar nasıl ifadeler böyle?

Önüne gelen kitap çıkarmamalı ve önüne gelen de yayınevi kurmamalı bence! Sonrasında bu tarz sıkıntılar baş gösteriyor. Sözde dînî kitaplarda da bunu yapıyorlar. Bakıyorsunuz tüm kitap gayet güzel dinimizi anlatıyor ama içinde bir cümlelik bir zehir ile farkında bile olmadan sizi zehirliyorlar! Uyanık olmak gerekiyor!

Daha Türkçe yazım kurallarını bile bilmiyorlar. Yazar atladı diyelim; yayınevinin editörü yok mu? Varsa o da mı bilmiyor Türkçe imlâ kurallarını? Yukarıda paylaştığım iki sayfada bile ilk bakışta fark edilen hatalar dolu! İşte bu yüzden önüne gelen kitap yazmamalı ve basmamalı!

Halime ERDOĞAN da bir blog yazarı imiş. yazarhalimeerdogan.blogspot.com adresi var ama güncel değil. Twitter ve Instagram adreslerini de kapatmış gelen tepkiler üzerine. Kimmiş bu Halime ERDOĞAN diyorsanız da işte şu fotoğraftaki sarışın bayan!


ReHiTu'dan son bir tavsiye daha:

"Puslu ve sisli ortamlardan da uzak durunuz!"

Cumartesi, Aralık 08, 2018

ClassDojo'dan Video İndirme Yöntemi

Aralık 08, 2018 13
ClassDojo'dan Video İndirme Yöntemi
Oğlum Kayra Eymen bu sene kreşe başladı. Annesi de aynı okulda öğretmen. Sınıfları tabii ki farklı. Okulumuzun adı Özel Gülbahçe Anaokulu. Okulumuzdan ve yönetiminden memnunuz. 2 senelik bir okul ancak tecrübeli bir kadrosu var. Ufak tefek eksiklikler de giderilip daha iyi olacaklardır.

Bu sene okulla birlikte ClassDojo diye bir programla tanıştık. Bu program sâyesinde öğrenci velileri ile öğretmenleri birbirlerinin iletişim bilgileri olmadan iletişimde kalabiliyorlar. Bu program üzerinden öğretmenler; öğrencilerin gün içindeki faaliyetlerini ister video olarak isterse de fotoğraf olarak ister bireysel olarak isterse de toplu olarak tüm velilerle paylaşabiliyor. Öğretmenle özel olarak mesajlaşma bölümü var. Genele açık paylaşımların altına veliler yorumlar yapabiliyor. Whatsapp grubu üzerinden yapılabilecek tüm işlemleri ClassDojo sâyesinde velilere telefon numaralarını vermeden yapabiliyor öğretmenler.  Bu yönden güzel.

ClassDojo'yu hem web sayfası üzerinden hem de Android ve IOS uygulamaları üzerinden kullanabiliyorsunuz. Android ve IOS uygulamaları üzerinden kullandığınızda paylaşılan videoları veya fotoğrafları siz başkalarıyla paylaşamıyorsunuz. Fotoğraf için ekran alıntısı gibi bir çare var ama videoda işler biraz sıkıntılı. Video için de telefonda ekranı video olarak kaydeden programlar kullanılabilir belki ancak ben size daha kolay bir yöntemden bahsedeceğim.

ClassDojo'dan nasıl video indirilir?

* ClassDojo'ya giriş bilgilerinizi hatırlıyorsanız classdojo.com adresine giriş yapın.
* Sağ üst köşede yer alan "Giriş Yap" butonuna tıklayarak Veli Girişi bölümünden giriş yapın.
* Sonrasında telefonunuzdaki gibi bir ekran göreceksiniz önünüzde. Yani öğretmeninizin sizlerle paylaştığı videolar ve fotoğraflar çıkacak karşınıza.
* İstediğiniz herhangi bir videonun üzerine gidip sağ tıklayın ve sonrasında "Videoyu farklı kaydet" butonuna basın!

İşte bu kadar! Fotoğraflar için de aynı yöntemi uygulayabilirsiniz.

ClassDojo'yu telefondan kullanırken indiremediğimiz videolardan bir tanesini bu yazıyı hazırlarken indirdim. Bakalım benim yavruyu tanıyabilecek misiniz? Tanıdıysanız nereden ve nasıl tanıdınız? Beklediğim cevabı verene 1,00₺ vereceğim!



Salı, Aralık 04, 2018

Fazilet Çocuk Takvimi Çıktı!

Aralık 04, 2018 26
Fazilet Çocuk Takvimi Çıktı!
Ben takvimleri çok severim. Küçük birer ansiklopedidir bana göre takvimler. Gerek ön yüzündeki bilgiler, gerekse arka kapağında ele alınan konular okuyanın ufkunu açmaya yeter de artar bile. Her sene sonu yaklaştığında piyasaya çıkan takvimlerden gördüğüm her çeşidini alır eve getiririm. Zaman zaman açıp içindeki bilgileri okumak bana iyi gelir.

Yazının burasında aklıma geldi de değinmeden geçmeyeyim dedim. Ben zincirleme işlerin adamı değilim herhalde. Aslında doğru bir ifade mi kullandım bilmiyorum ama şunu kastettim: Bir dizi izlemektense bir film izlemeyi tercih ederim; bir kitap okumaktansa özetini okumayı yeğlerim; bir konu hakkında uzun uzun yazılar okumaktansa takvim yaprağının arkasındaki küçük hap bilgilerle her şeyden biraz öğrenmeyi isterim.

Evet takvimler sizlere her konuda hap bilgiler sunarlar. Bizim sülâlede var herhâlde bu takvim sevgisi. Teyzeoğullarımdan Mahmarı Obası'nın en iyi blogcularından Beytullah POYRAZ da son yazılarında takvimlere dadanmış durumda. Blogunu muhakkak ziyaret edin. Işınlanmak için buraya tıklayınız!

Takvimlerin arasından da bir favorim var tabii ki! O da Fazilet Takvimi. Fazilet Neşriyat, 2019 yılı itibariyle Fazilet Çocuk Takvimi'ni siz ebeveynlerin ve çocukların beğenisine sunacak. Oğlum 4 yaşında kendisi okuyamaz ama ben de 2019 yılı itibariyle almaya başlayacağım ve kendisine okuyacağım takvim yapraklarını. Sülâlemizin adına kara leke çaldırmasın ve Takvimsevergiller'den olduğunu göğsünü gere gere söylesin diye!











Yukarıda Fazilet Çocuk Takvimi ile ilgili görselleri paylaştım. Tam da çocuk ruhunu yansıtan bir tasarıma sahip olmuş takvim. Ayrıca içerdiği bilgiler de çocuğu maddî ve mânevî her iki sahada da geliştirmeyi hedeflemiş şekilde dolu dolu. Muhakkak çocuğunuzun odasına bir tane asmalısınız. Her gece yatmadan önce birlikte bir okuma da gerçekleştirirseniz huzur içinde uyuyabilirsiniz demektir.

Takvimden haberdâr olmamı sağlayan hemşehrimden ayrıca şu bilgi yazısı da geldi. Onu da yazımın sonuna ekleyeyim ki üzerimize düşen vazifeyi tam yapmış olalım.


Fazilet Çocuk Takvimi'ni Çamlıca Kitap mağazalarından temin edebilirsiniz. Yakın zamanda internet sitelerinde de yer alır diye düşünüyorum.

Pazar, Aralık 02, 2018

Moğolistan'daki Hizmet Neferleri

Aralık 02, 2018 11
Moğolistan'daki Hizmet Neferleri
Moğolistan'la ilgili bugün karşıma iki paylaşım çıkınca Moğolistan'a hizmet götüren neferlerden ben de bahsetmeliyim dedim. Bu iki paylaşımdan bir tanesi Moğolistan'a Türkiye'den her türlü maddî mânevî hizmetler götüren İpekyolu Asya Derneği'nin Moğolistan ile ilgili videosuydu. Diğeri ise blogcu arkadaşlarımızdan Müfred'in ikinci blogu olan "Kitap - İktibas"ta kaleme aldığı "Göçer Moğol Çadırları GERler" yazısıydı. Gerler hakkında bilgi sahibi olmak için şuraya tıklayıp yeni açılacak sayfaya gidebilirsiniz.

İpekyolu Asya Derneği'nin bahsettiğim videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz:







Moğolistanlı arkadaşım var. Gerçekten orada şartlar çok çok zor. Zaman zaman mesajlaşıyoruz kendisiyle ve bu zorluklardan o da bahsediyor. Ülkemizden oraya yardımlar götüren dernekler var. Bunlardan bir tanesi de İpekyolu Asya Derneği. Adı üzerinde İpekyolu güzergâhında yer alan tüm ülkelerde faaliyeti olan bir dernek İpekyolu Asya. Moğolistan o ülkelerden sadece bir tanesi.

İpekyolu Asya Derneği'nin bu hizmetleri hakkında detaylı bilgi almak için kendilerinin websitesini ziyaret edebilirsiniz. Sizler de bu hizmetlerde bir parça katkımız olsun derseniz kendileriyle iletişime geçebilirsiniz. Kurbanınızı orada kestirebilirsiniz. Zekatınızı oralarda okuyan ve gerçekten ihtiyacı olanlara ulaştırabilirsiniz İpekyolu Asya sâyesinde.


Yukarıdaki cuma tebriğini Moğol arkadaşım Ulubek Hoyan gönderdi 2 gün önce. Ben o çobanın kıyafetlerini giysem altında kalırım herhalde. :) Cidden ayrıcalıklı adamlar. Bir gün fırsatım olsa gezmek istediğim yerlerin başında geliyor Moğolistan. Siz hiç gidip gördünüz mü?

Cumartesi, Aralık 01, 2018

Bir Gün Yine Singapur'dayken...

Aralık 01, 2018 11
Bir Gün Yine Singapur'dayken...
Geçen ay Nepal'e gitmiştim hatırladığınız üzere. Gitmişken sizleri de götürmüştüm. Tekrar gitmek isteyenleri şöyle alalım: Nepal

Singapur da ilginç bir memleket! Herkesin ülkeleri hakkındaki ilginç gerçekleri yazdığı bir Quora bilgi kaynağında Kaleb McHugh isimli arkadaş Singapur'dan bahsetmiştim!


Read Kaleb McHugh's answer to What are some of the most interesting/surprising facts about any country? on Quora

Haydi hep beraber bir Singapur yapıp gelelim!

  • Singapur %99 şehirleşmiş bir ülkedir. Kırsal kesim diye nitelendirebileceğimiz bir bölge yoktur. %1'lik kırsal kesime Pulau Ubin gibi adaları dahil edebiliriz. (Eleman %100 demiş de ben Pulau Ubinlilere ayıp olmasın diye onlara ayırdım %1'lik kesimi.) :)
  • Singapur, Malezya'dan toprak ve içme suyu ithal eder. Singapur ithal ettiği bu toprakları (kumları) ülkeyi genişletmek için deniz üzerine yapılar yapmakta kullanır.

Singapur'da yukarıdaki haritadan arazi genişlemesini görebilirsiniz. 1960larda 581,50 km² olan ülkenin yüzölçümü 2015'te 719,10 km²'ye yükselmiş. 50-55 yılda ülkenin yüzölçümü %23 artmış. Bakalım nereye kadar büyüyecekler. :)
  • Dünya'nın en büyük kapalı alan şelalesi de Singapur'da. İnanmazsan aha dayıya sor! 35 metre yükseklikten akan bu şelale dünyanın dört bir tarafından getirilen 500.000'den fazla çeşide ev sahipliği yapan botanik park misali Gardens by The Bay'de yer alıyor.
  •  Ülkede Büyük Singapur Ördek Yarışı düzenleniyor her yıl. Bu yarışmaya katılanlar ördeklerini nehre bırakıyorlar. Amaç ise hayır kurumlarına yardım toplamak. 2002'de bu etkinlik kapsamında 123.000'den fazla oyuncak ördek nehre bırakılarak rekor kırılmış. Nehrin adı da Singapur Nehri! Yeşilırmak olacak değildi ya!

 Plastik oyuncak ördekleri sonra topluyorlar mı acaba? Toplanmıyorsa büyük çevre felaketi!
  • Dedim ya Singapur'dayım diye. Sokaklarda yürürken herkes Postacı Kemal Sunal gibi geçiyor yanımdan. Meğer adamlar araştırmalara göre dünyanın en hızlı yürüyen milletiymiş. 18 metreyi 10,55sn'de yürüyorlarmış. Bu da demek ki saatte 6,15km! Vay anasını!
  • Singapur kum alıp genişlemesine rağmen hâlâ daha dünyanın en küçük ülkelerinden biri. ABD, Singapur'dan 15.000 kat daha büyük. Türkiye'yle kıyaslamasına da siz bakın canım! Size balık vermiyorum; balık tutmayı öğretiyorum! Just google it!
  • Arkadaşlar dedi ki alçaklardan çok sıkıldık (alçak iki anlamda da kullanılmıştır.) biraz tepelere çıkalım! Tamam dedik ve Singapur'un en yüksek tepesine çıktık. Çıkarken çok korktuk yükseklerden düşeriz diye! Tam tamına 164 metre yüksekliğe sahip Singapur'un en yüksek tepesi Bukit Timah Tepesi idi burası!  
  • Bukit Timah Tepesi'ne gelmişken buradaki doğa koruma alanına da uğradık. Bu alanda tüm Kuzey Amerika Kıtası'ndan daha fazla sayıda ağaç çeşidi varmış!
Singapur hakkındaki ilginç gerçekleri okudunuz! Daha fazlası için tur rehberine hediyeler verip teşekkür edin ki sizleri farklı yerlere de götürsün! :)

Pazar, Kasım 25, 2018

Diyanet Helal Sertifikası Verse!

Kasım 25, 2018 14
Diyanet Helal Sertifikası Verse!
Zaman zaman buradan kalemim yettiğince bazı kurumlara sitemlerimi iletiyorum. Bu kurumların başında da Diyanet geliyor. Diyanet maalesef aslî vazifelerinin dışında her şeyi yapıyor! Aslî vazifeleri bizim bildiğimiz gibi değilse de bize göre aslî vazifesi olması gereken alanlarda hiçbir şey yapmıyor diyelim o zaman.


Nedir Diyanet'in olması gereken aslî vazifeleri peki? Bence en önemlilerinden bir tanesi Diyanet adam, eş - dost kayırmadan helal gıda işinde otorite olmalı! Bu tarz helal gıda belgelendirmeleri özel firmalara bırakılmamalı! 

Kazandığımız para helal olabilir ancak harcadığımız yerler helal değilse hiçbir kıymeti yok! Kazandığımız paranın helal olmasına çok dikkat ediyoruz ama aldıklarımızın ve yediklerimizin helal, haram veya şüpheli olup olmadığı bizi çok fazla ilgilendirmiyor nedense. 

Özellikle et ve tavuk ürünlerinde buna çok dikkat etmemiz gerekiyor. Çağımızın gereği diğer paketli gıdalarda çok dikkat edemiyoruz belki ama en azından kırmızı ve beyaz etlere dikkat etmeliyiz. Bu konuda ben de çok dikkat edemiyorum maalesef ama dikkat etmenin gerekliliğinin farkındayım ve her geçen gün daha fazla yol alıyorum bu konuda.

Öncelikle şu konuda anlaşalım. Derdimiz sadece yediğimiz etin eti yenilebilir bir hayvanın eti olup olmadığı değil. Sadece domuz eti, at eti veya eşek eti yememeliyiz diye algılamayalım konuyu. Kesilen hayvanın Allah'a kurban edilmesi gerekiyor öncelikle. Keserken Allah'ın adıyla ve tekbirlerle kesilmediyse o hayvanın eti de haram olur. Yenilmez! İşte kırmızı et alırken veya dışarıda kırmızı et yerken bu ince noktanın farkında olan kişilerden alışveriş yapmak gerekir. 

Beyaz ette ise durum biraz daha farklı. Standart tavuk kesimhanelerinin videolarını falan da görmüşsünüzdür. Sürüm fazla olsun diye tavuklar modern diye adlandırılan sistemlerde kesilip temizlenip paketleniyor. Eskiden tavuğun büyümesi için aylar gerekiyorken bizim sofralarımıza gelen piliçler civcivlik evresinden tüketilecek piliç evresine hızlı bir geçiş yapıyor. Yine videolarda görmüşsünüzdür tavukların nasıl şişirilerek satıldığını? 

Son yıllarda kuru yolum muhabbetlerini duymuşsunuzdur. Her firma şimdi kuru yolum tavuk işine girdi ancak o iş de öyle sanıldığı gibi kolay değil. Hassasiyet gösterilmesi gereken farklı noktalar var. Kuru yolum kolay olsun diye şoklama veya buhar odaları olmamalı sistemde. Bu konuda bildiğim en güvenilir marka Akdeniz Toros'tur! Farklı markalar da bu hassasiyettedir belki ama tam olarak bilemiyorum maalesef. 


Evet konumuza tekrar dönecek olursak her ne kadar görevlerini tam manasıyla yapmasa da ağzımıza giren lokmanın helal olup olmadığına en fazla hassasiyet göstermesi gereken veya bunu dert edinmesi gereken kurum Diyanet İşleri Başkanlığı'dır. Bu konuda gereken hassasiyeti gösterip bir adım atmalıdır. Ona gelene kadar camilerdeki taharetlenme yerlerine de bakması lâzım bu kurumun ancak nerede! İmamları denetleyen kurum içi müfettiş bile yok sanki! Müftüler üzerilerindeki bu büyük sorumlulukları nasıl kaldırıyorlar anlamış değilim! Çok değiştik azizim; çoook!

Akdeniz Toros ürünlerini şehrinizin büyük yerel marketlerinde bulabilirsiniz. Bursa'da Akuğur Marketleri'n bazılarında var. Afyonkarahisar'da da Söz Marketler'de var. Helal yiyelim, ibadetlerimizden zevk alalım! Ben dikkat ettikçe bunu daha iyi anlıyorum açıkçası! Sizin bu konuda düşünceniz nedir? Helal Gıda Sertifikası veren firmalara güveniyor musunuz?

Çarşamba, Kasım 21, 2018

Satın Almayı Planladığım Ürünlerin Listesi (MiM)

Kasım 21, 2018 25
Satın Almayı Planladığım Ürünlerin Listesi (MiM)
Diğer blogcu arkadaşlara nispeten yeni yeni tanıştığım blogcu arkadaşım Kuzgun beni, kendi başlattığı miminde mimlemiş. Değişik bir mim konusu aslında. Onun yazısının ve miminin başlığı "Uzun vadede almayı planladığım ürünlerin sıralı tam listesi" idi. Ben konuyu biraz daha kendime uyarladım. Uzun vadede almayı planladığım bir şey yok çünkü. O kadar uzun hayallerle yaşayan ve ileri görüşlü biri değilim. Anı yaşarım. 

Neyse gelelim satın almayı planladığım ürünler listesine. Aklıma gelenleri yazacağım; uzun bir liste mi olur yoksa kısa mı olur şu an kestiremiyorum. :)

  • Ütü masası
Evdeki ütü masası yamuk yumuk duruyor. Ha göçtü ha göçecek! Bir ayağı çukurda! Tamamen ayağa kalkamaz duruma gelene kadar kullanmaya devam ederiz herhalde. 
  • Çamaşır kurutma askısı
Bunun da ütü masasından farkı yok. Bazen kendini bırakıyor yere ama ev halkının yardımıyla ayağa kaldırıyoruz. 3,5 yılda bu hâle geldiler ütü masası ile. Çok da yüklenmiyoruz aslında kendilerine ama.
  • Oyuncak dolabı
Oğlumuzun odası için bir oyuncak saklama dolabı almak istiyorum. Bu ay birkaç defa yeltendim şu Ikea'dakilerden almaya ama maddî durumlardan ötürü erteledim. Hoş Ikea tarzında olan farklı markaların bile fiyatları Ikea ile aynı. O yüzden alırsam da yine Ikea'dan alırım herhalde. Almayı düşündüğümüz ürün yandadır. O saklama kapları ile birlikte komple 322,93₺ fiyatı var. 
  • Hole Halı
Bir önceki yazımda yazdım ben köyde doğdum diye. Köyde doğanlar ile kentte doğanlar arasında yetiştirme tarzlarından dolayı muhakkak farklılıklar vardır. Günümüzde bu fark biraz daha azaldı tabii ama bizim zamanımızda vardı. Aslında sadece yetiştirme tarzı değil bölgesel her türlü etmeni saymak gerekir. Mesela ben Kütahya Tavşanlı Ovacık Köyü'nde doğdum ve oralarda "gocuk" kelimesi kullanılırdı. 3. sınıfta Kütahya Pazarlar İlçesi'ne taşındık. Orada "gocuk" dedim ve bana güldüler sınıf arkadaşlarım. Meğer onlar "kaban" ve "mont" diyormuş. Düşündüğünüzde aynı il içinde farklı iki yerleşim birimi. 

Yine konudan uzaklaştık gibi oldu ama evlerin o girişindeki kısma bizim doğduğumuz yerde "salon" denirdi. Şimdilerde "misafir odası" dediğimiz yerlere "salon" deniyor. Ben de başlığı atarken tereddüt ettim. "Salon" desem yine derdimi anlatamam diye düşündüm. "Hol" de uygun bir tabir midir bilmiyorum. Okurlarım arasında nice nice mimarlar var benim; onlar bu konuda bizi aydınlatır umarım. Evet işte bu holdeki halıyı da 3 sene önce almıştık. Eski arkadaşlar hatırlayacaktır bundan 3,5 sene önce biz talihsiz bir kaza yaşadık ve tüm eşyalarımız yandı. Her şeyi yeniden aldık. Bir süre bu holde halımız yoktu ve bir komşumuz hediye almıştı halıyı. Takım olsun diye yolluklarını da biz aldık ama halılar 3 sene dayandı. Çok da iyi bir halı değilmiş. Onu da değiştirmemiz gerekecek artık. Yanlardan sökülmeye başladı çünkü.
  • Araç kamerası
Daha önce vardı; hatta burada tanıtım yazısı bile yayımlamıştım ama ürün sonradan kullanılamaz hâle geldi. Satıcı firmadan da adam akıllı bir destek alamayınca kaldırdım attım bir kenara. Yeniden almak lâzım. Eski araç kamerası yazım şurada.
  • Mutfak masası
Bu kerata da ucuz yollu bir ürün idi. Yangın sonrası arabamızı sattıktan sonra mecburen ucuz yollu ürünler aldık. Benim oturduğum tarafın masa ayağı arada bir sekiyor; hemen düzeltiyorum ben ama yakında tamamen kopacak gibi. Sandalyeler deseniz dikkatli baktığınızda üretim hatası var gibi kambur kambur duruyor. Şimdilerde de alttan çiviler batmaya başladı. Bu da yakında yolcu olacak gibi. Yenisine bakmaya başlasak iyi olacak.

Bu yazıyı iki gün önce yazsaydım bu listeye Kayra Eymen'e "gocuk" :) ve botu da eklerdim herhalde. Neyse ki o işi dün akşam hallettik. 

Liste kısa ama yazı uzun oldu herhalde. Yukarıda listelediğim tüm ürünler için sizden tavsiyeler de istiyorum. Dikkat ettiyseniz Ikea haricinde marka belirtmedim. Sizlerin tavsiyesine ihtiyacım var. 

Bloguma yorum yazan son 3 kişiyi mimliyorum ben de:

Cumartesi, Kasım 17, 2018

Sizin Arabanız Kaç Basıyor?

Kasım 17, 2018 27
Sizin Arabanız Kaç Basıyor?
Ben köyde doğup büyüdüm. 1988 Şubat'ında doğmuşum ama (neden böyle yaptıklarına dair net cevap alamadım) Ağustos'ta nüfusa kaydettirmişler. O yüzden resmî doğum günüm ile gerçek doğum günüm farklıdır benim. Ben kendimi hep doğduğum köylü zannederdim meğer değilmişim. Babam vazife icabı oradaymış. Köylüler de bizi o kadar benimsemiş ki kendimizi hiç yabancı hissetmemişiz. "Hacı Dayım" vardı benim ben onu oradan taşınana kadar gerçek dayım sanmışım. 8-9 yaşıma kadar (ilkokul 3. sınıfın yarı yıl tatilinde taşındık) orada yaşadık, sonrasında köyden farkı olmayan bir ilçeye taşındık.

Bulunduğumuz köy öyle çok kentten uzak bir yer değildi ama köye yeni bir araba geldi mi koşar yan camından kilometre ibresinin kaçı gösterdiğine bakardık. O zamanlar bizim bildiğimiz tüm arabalarda bu ibre 180 km/h ile sınırlıydı. Ancak yeni yeni çıkan arabalarda artık 200 falan da vardı. Biz de böyle arabaları görünce "Off oğlum baksana 200 basıyor bu!" derdik. İngilizce eğitimi falan da almamıştık o zamanlar ama köye gelen bir arabayı herhalde kulaktan dolma bilgilerle olsa gerek "Hunday Akkent" diye bilirdik. "Akkent" olsa bizim dilimize daha yakın olmaz mıydı ki?

Çocukluk zamanından beri vardır arabanın kaç bastığı merakı değil mi? Tabii yaşımız ilerledikçe öğrendik ki 180 yazması arabanın 180 basabildiği anlamına gelmiyormuş. Ben bu yaşımda bir bilgi daha öğrendim ki lastiklerin üzerinde de o lastiğin maksimum kaç km hıza dayanıklı olduğu bilgisi yer almaktaymış.


Lastiklerin üzerinde çap bilgisinden sonra yazan tek harfler o lastiğin kaç km hıza dayanıklı olduğu hakkında bilgi veriyor bizlere.

P: 150
Q: 160
R: 170
S: 180
T: 190
H: 210
V: 240
W: 270
ve 
Y: 300 km'lik hıza dayanıklı anlamına geliyor.

Ben aşağı inip bakmadım arabaya ama muhtemelen standart binek araçlarda bu harf T veya H'dir. Müsait bir vaktinizde bakmak faydalı olabilir. Ben de bakıp buraya yorum olarak yazacağım. Sizler de arabanızın marka modelini yazarak lastik üzerindeki ibareleri buraya yazın da herkes bilgilensin lütfen.

Cumartesi, Kasım 10, 2018

Ağaç Yaşken Eğilir!

Kasım 10, 2018 22
Ağaç Yaşken Eğilir!
Herkesin bildiği bir atasözümüz "Ağaç yaşken eğilir!" Ne kadar da doğru! Her alanda kullanabileceğimiz bir atasözü! 


İzlediğim şu video bana bu atasözünü hatırlattı:



Çinli minik kız nasıl da antrenman yapıyor değil mi? Çinliler zaten masa tenisinde dünyanın en iyisi. Aileler de çocuklarını küçük yaşlarda yönlendiriyor bu spora. Masa tenisi olimpiyatlara 1988'de eklenmiş ve 31 altın madalyanın 28'ini Çinliler kazanmış. O kadar iyiler yani bu sporda!

Bir işte en iyi olmak için o alana hamken eğilmek gerekiyor sanırım. Şu Çinli kız 4-5 yaşlarındadır diye tahmin ediyorum ancak el - vücut koordinasyonu o kadar gelişmiş ki topları  hızlı reflekslerle geri püskürtüyor.

Çinliler gerçekten değişik adamlar! Aşağıdaki videoda da küçük Çinlilerin Kung Fu gösterilerini izleyeceğiz. Videoda da küçük yaştan itibaren bu sporla ilgilenmenin faydaları sıralanıyor!



Bizler de çocuklarımızı küçük yaşlarda eğitmek için elimizden geleni yapıyoruz. Kimisi çocuğunu daha bebekken İngilizce kursuna gönderiyor, kimisi de keman kursuna. Kimisi çocuğum dinini, diyanetini bellesin diye Kur'ân-ı Kerîm kursuna gönderiyor, kimisi de at binmeye. Bu örnekler çoğaltılabilir. Herkes, çocuğunu nasıl yetiştirmek istiyorsa o alana ağırlık veriyor. Herkesin amacı tek; ağacı yaşken eğmek, kütüğü yontmak.

Buna farklı açıdan da bakabiliriz. Japonya'daki eğitim sisteminde çocuklar kendi okullarını kendileri temizliyor. Ancak bizim ülkemize böyle bir sistem gelse yer yerinden oynar. Benim çocuğuma kimse temizlik yaptıramazcılar türer hemen! İşte Japonlar küçükken bu kültürle yetiştikleri için Dünya Kupası'nda stadı tertemiz bırakıyorlar; İzmir Kordon'da sahili temizliyorlar. Bizde ise çöpçüler işsiz kalmasın mantığıyla yere çöp atan adamlar var işte!

Japonların sistemini uygulayan bazı öğrenci yurtları biliyorum ülkemizde. Oralarda da hademe yok ve yurtta kalan öğrenciler temizliği kendileri yapıyorlar. En iyi temizliğin kirletmemek olduğu bilincinde yetişiyorlar. Şimdi şöyle bir sahne hayal edin. Ana haber bültenini izleyen "ilerici" bir adam önce Japonların sisteminden bahsedilen haberi izliyor ve takdir ediyor adamları; ardından ise Türkiye'deki bahsettiğim yurtlarda öğrencilere temizlik yaptırıldığını anlatan haberi izliyor ve tenkit ediyor. Sizce bu adamı ne demeli? İkiyüzlü hafif mi kalır; ağır mı kaçar?

Yine atladık daldan dala! Sizin çocuk yaşlardan kazandığınız bir beceri var mı? Benim yok mesela. Ben dümdüz bir adamım. Bazen düşünürüm de gerçekten dümdüz adamım ben ya hu! Ne bir mesleğim (meslek ile iş kavramlarının ayrımına varalım lütfen) var, ne bir zanaatım var, ne bir sanat dalında becerim var. Siz de benim gibi dümdüz bir insan mısınız; yoksa bir hezarfen misiniz?

Cumartesi, Kasım 03, 2018

Nepal Hakkında İlginç Gerçekler

Kasım 03, 2018 27
Nepal Hakkında İlginç Gerçekler
Quora'da "Ülkeniz hakkında şaşırtıcı gerçekler?" nedir diye sormuşlar ve Nepalli bir arkadaş da sizler için Türkçeleştirdiğim cevapları vermiş. Buyurun birlikte bir Nepal gezisi yapalım:
Read Aabishkar Wagle's answer to What are some amazing facts about your country? on Quora



  • Budizm'in kurucusu Gautam Buddha doğma büyüme Nepalli imiş. Hem de içinden, evet.
Bizim milletimiz bu adama yabancı değil aslında. Çoğu kişi adını günde bir veya daha fazla yazıya döküyordur. "Buda" yazıp duruyoruz dağa taşa! Buradaki "da" bağlaçtır arkadaşım "bu da" yazacaksın; Budist misin nesin? Şimdi reklamlar; benzer yayınlar için Twitter'da @HataciEtimolog 'u takip edin lütfen.
  • Dünyanın en yüksek dağı olan Everest, Nepal'de. Aslında dünyanın en yüksek 10 noktasından 8'i Nepal'de yer alıyormuş. 
Ne kadar da yüksekten bakan bir memleketmiş burası böyle kardeşim!
  • 6000'den fazla nehir varmış.
Ohh hem yüksek yüksek tepeler var hem de buz gibi akan nehirler; güzel bir yer gibi sanki ha ne dersiniz? Gidip gören varsa yoruma çöksün lütfen! :)
  • Nepal, 879 kuş türünün de ana vatanı imiş. The Lophophorus adındaki kuş ise ulusal kuşları oluyormuş.

Arkadaş yakışıklıymış hani. Diğer adları da Himalayan Monal ve Danphe imiş. Bizde ise direkt düz mantıkla isim koyulmuş: "Parlak Tavuk" Bu parlak dostlarımızın da nesli tükenmekte imiş. Geçenlerde bir haber okumuştum. İnsanoğlunun son 44 yılda hayvanlar âleminin %60'ını yok ettiği yazıyordu. :(

Ha bir de bizim ülkemizin bir ulusal kuşu falan var mı ya hu? Bilen paylaşsın lütfen...
  • Nepal, dikdörtgen olmayan bayrağa sahip tek ülke imiş.
Bu konuda size görsel sunayım diye Google Amca'ya "Nepal Bayrağı" yazdım. Sonuçlarda dikkatimi çeken yeri ekran alıntısı yaptım. Siz önce bir görsele bakın sonra birlikte yorumlayalım:

Öncelikle Nepal bayrağı dikdörtgen değil dedik ama bizim ülkemizdeki bayrak üretici veya satıcıları bayrağın dikdörtgenden eksik kalan kısmını beyaz fonla doldurmuşlar. Bu, sizin de dikkatinizi çekmiş miydi? :)

İkinci olarak da aramalarda bazen sağda bilgi kutucuğu çıkıyor; ülkemizde hâlâ engelli olan Vikipedi'den oluyor genelde bu bilgiler. Orada Nepal bayrağından başka da dikdörtgen olmayan ülke bayrakları olduğu ima edilmiş. O ülkeler hangileri, bilen var mı? Benim Google Amca'ya bir şey soracak yüzüm kalmadı artık; haydi size zahmet...
  • Nepal'de 123'ten fazla dil kullanılıyormuş. Resmî dilleri ise Nepalce imiş.
Her şeye bir yorum yapacağım illâ! Bu arkadaş da gitmiş küsuratlı bir sayı vermiş ve "-den fazla" ifadesi kullanmış. 123 diyen adam 127 de diyebilir. 120'den fazla desen neyse kardeşim! :) 
  • Kathmandu, Nepal'in başkenti ve aynı zamanda "Tapınaklar Şehri" olarak biliniyormuş.
  • Nepal'in bir bağımsızlık günü yoktur çünkü hiçbir zaman sömürge altına alınamamıştır.
  • Nepal'in ulusal hayvanı ise inek imiş. İnek öldürmek suçmuş ve eğer yakalanırsan 20 yıl hapis cezası alabilirmişsin.
Bizim ülkemizde adam öldüren bile o kadar ceza almıyor ya hu! Adalet mi bu şimdi? Nepal'den ülkemize hayvan ithal etsek ve kesip yesek bize de ceza verirler mi bu Nepalese arkadaşlar? Kafamda deli sorular!
  • Nepal'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmış 10 mekan var imiş.
  • Nepal'de Kukur Tihar adında bir festival düzenleniyormuş. Bu festivalde sadakatleri ve arkadaşlıkları için köpeklere teşekkür ediyorlarmış.
Bu adamlar da köpek ve inek gibi iri cüsseli hayvanlara dokunamamışlar ama gitmişler parlak tavukları yiyip yiyip neslini tüketmişler! Bu cümlemden köpekleri de yesinler anlayan arkadaşlar lütfen sayfayı hızlıca terk edin! (diyemem ki!)


Eveeet Nepal gezi ve bilgi turumuz burada sona ermiştir! Şimdi herkes odalarına çekilip gezi hakkındaki yorumlarını alttaki yorum formundan tur operatörü ReHiTu'ya iletebilir. Yorum yazmayan sonraki turlara katılamaz! Ayrıca yorum yapmayanların üstüne salacağım aşağıdaki Nepal askerlerini. Çiğ çiğ yer bunlar adamı! :)

Korktun muu? :)

Pazartesi, Ekim 29, 2018

Ayy Ben Şok; CepteŞok!

Ekim 29, 2018 24
Ayy Ben Şok; CepteŞok!
Benim gibi adamdan normal hayatta duyamayacağınız bir ifade (başlık) ile herkese merhaba! 

Bugün eleştirilerimin odağında Şok Marketler Zinciri'nin e-ticaret kanalı olan CepteŞok yer alacak. Kendisi ile tanıştığımızdan beri henüz alışveriş yapma şerefine nâil olamadık! Aslında alışveriş oldu da genelde bu alışveriş parayı alıp geri verme şeklinde oldu! Adamlardan bir şey alıyorum; parasını peşin veriyorum ama o aldığım şey ellerinde olmadığı için paramı tekrar geri alıyorum. Bu işlem 3 defa oldu; bakalım ne zamana kadar devam edecek!

Eski yazılarımı okuyanlar bilir ben bir Sıcak Fırsatçı'yım. Halk arasında bize "ölücü, bedavacı, bedava yaşayanlar, kampanyacı" vs. de denir. Hiçbirinden gocunmam ve işime devam ederim. Hatta çevrem de bu sıcak fırsatlardan yararlansın isterim ve çeşitli yollar denerim. Mesela en son Telegram'da Sımsıcak Fırsatlar kanalını açtım. Tüm gördüğüm fırsatları paylaşmıyorum çünkü o şevke getirecek bir takipçi kitlesi yok! Özlem ve Hamza ile birlikte 4 kişiyiz. Diğer arkadaş kim tanımıyorum. Okeye dördüncü olarak çağırmışlar sanki onu! Siz de aramıza katılmak isterseniz lütfen şuraya tıklayınız.

Gelelim asıl konuya. Cepteşok'u 3 defa kullandım üçünde de pürüz çıktı. En son geçen hafta yakaladığım sıcak fırsatı değerlendireyim diye düşündüm ve tanesi 20,00₺'ye Katlanır Plaj Koltuğu siparişi verdim 2 adet. 



Cepteşok'ta işleyiş şöyle:

Siz uygulama veya ceptesok.com üzerinden alışveriş yapıyorsunuz. Ödemenizi de yine kredi kartınızla yapıyorsunuz. Ancak ürünler size gelmiyor. Siz seçtiğiniz saatte seçtiğiniz Şok Market'e gidip hazırlanmış paketi teslim alıyorsunuz. 

Bu Katlanır Plaj Koltuğu eski bir aktüel ürün idi. Tüm şubelerde yoktu. Ben de çalışma sahamın içinde yer alan şubelerden alayım diye bakındım ve 2 ayrı şubeden birer adet sipariş verdim. Fiyat çok iyi olduğu için şubelerden ürün toplamak bana koymayacaktı. Hiçbir şubede de 2 adet birden yoktu zaten.

Şubelerden birinden sabahın erken saatlerinde mesaj geldi ve ürün ellerinde olmadığı için siparişi iptal ettiklerini belirttiler. Diğer şubeden cevap gelmeyince yakın olduğu için ben uğradım onlarda ise sistem açılmamıştı henüz. Telefondan gösterdim ve "Evet bundan bir tane var ama kırık." dediler. Muhtemelen merkeze kırık şeklinde bir geribildirim yapmadılar ve sistem stoklarında göründüğü için böyle bir yanlışlık oldu. Yardımcı olmak adına diğer şubelere soracaklarını söylediler. Sistem geldiğinde de ona göre bana dönüş yapacaklarını belirttiler ama birkaç saat sonra oradan da kötü haber geldi. Stokta yok deniyordu gene.

Yukarıda da gördüğünüz üzere CepteŞok'ta tüm siparişler iptal edildi görünüyor! İlk siparişimin iptal nedeni de siparişin içinde yer alan Ülker Olala'nın ellerinde olmaması idi. Tamam o kalsın diğerlerini alayım da diyemiyorsunuz ve tüm sipariş iptal ediliyor. (O zaman öyleydi; sonradan bir değişiklik oldu mu bilmiyorum.) Android uygulaması yüklenemiyordu ben plaj koltuğu aldığım gün. Bilgi almak için mobilden giriş yaptım ama çok vahim bir mobil siteleri var. Bir an evvel bunu da düzeltmeliler.

Siz hiç alışveriş yaptınız mı CepteŞok üzerinden? Yaptıysanız tecrübelerinizi paylaşır mısınız?

Salı, Ekim 23, 2018

"Kilisede Alkış Olmaz!"

Ekim 23, 2018 22
"Kilisede Alkış Olmaz!"
Müslümanım Elhamdülillah! 


Kilisede nasıl davranılır? Neler yapılır, neler yapılmaz vb. konulara girmeyeceğim aslında. Birkaç gün önce ölen Ara GÜLER'in cenazesi kiliseden kaldırıldı ve Ermeni Mezarlığı'na defnedildi. Bu cenaze programı sırasında kilisede papazın konuşmasından sonra bir alkış tufanı kopmuş ve papaz sinirlenerek "Burası kilise, burada alkış olmaz!" diye uyarıda bulunmuş!

Yukarıdaki haber bana birkaç hususa değinmem gerektiğini hatırlattı ve geçtim bilgisayarın başına! Üniversite yıllarımda meraktan olsa gerek birkaç defa İstiklâl Caddesi'ndeki St. Antuan Katolik Kilisesi'ne girdim. Bir keresinde girerken başımızdaki şapkalardan dolayı görevli bizi uyardı ve "Burası kilise; burada şapka takılmaz; saygı gösterip şapkayı çıkartın!" minvalinde bir şeyler söyledi. Biz de kurallara uyduk ve şapkamızı çıkardık.

Yazıma güç katmak için bu ifadeyi kullanmak zorundayım! Elin gavuru dinine ve ibadet alanlarına ne kadar da çok saygı gösteriyor ve başkalarının da kendi kutsallarına saygı göstermesini isteyerek takibini de yapıyor! Ama biz Müslümanlar her konuda olduğu gibi bu konuda da eksiğiz! Yabancıların bizim mescitlerimize, camilerimize gösterdiği saygıyı bizler göstermiyoruz! Yabancı bir turist kadın camiye girerken eşarp takıp etek falan giyerek saygı gösteriyor ama bizim Cerensu Abla'nın hiç umrunda değil! Amiyâne tabirle g.tü başı açık giriyor Allah'ın evine!

Camilerimize hiç saygı göstermiyoruz! Camilerin görevlileri bile bu konuda sınıfta kalıyor! Ya hu imamlığını yaptığın caminin tuvaletleri pislikten geçilmiyor be hoca! Cemaatin adamakıllı taharetlenmeden namaza geliyor; buna nasıl göz yumabiliyorsun? Niye bunu düzeltmek için çaba harcamıyorsun ey Diyanet İşleri Başkanlığı?

Bir diğer konu ise biz Müslümanlar maalesef eziğiz! Dinî konularda doğruyu beyan etmekten çekiniyoruz! Davamıza tam manasıyla sarılamıyoruz! Dinimizi yaşayamıyoruz ve başkalarına da "Ne derler acaba?" düşüncesiyle anlatamıyoruz! Bu gruba ben de dâhilim maalesef! Bak elin papazı hemen yanlışa müdahale etmiş! Bizim imamlar cenaze alkışlandığında bile sesini çıkarmıyor! "Durun, yapmayın efendiler! Bu yaptığınızın dinde, şeriatta yeri yoktur!" diyemiyor.

Bir de şöyle bir durum var ki ülkemiz maalesef hâin dolu! Bir din görevlisi çıkıp "Cenazede alkış olmaz!" dese gerici ilân edilir. Ancak asıl hocalar da böyle ilan edilmekten çekinmez aksine memnun olurlar! Doğruya doğru; eğriye eğri diyebilmek ne güzel! İnandığımız dini en güzel şekilde yaşarız umarım son nefese dek! 

Cumartesi, Ekim 20, 2018

Nerelerde Bu ReHiTu?

Ekim 20, 2018 24
Nerelerde Bu ReHiTu?
Daha önce de yazmışımdır. Gün içinde masa başında oturup çalıştığım bir işim yok. "Homeoffice" denilen ama aslında "caroffice" olan bir işte çalışıyorum. Sabahtan akşama kadar araba üstünde müşteri ziyaretleri yapıyorum. Bazen dualarımda Evliya Çelebi gibi dilim sürçüp de "Şefaat Yâ Râsûlallah!" diyeceğime "Seyahat Yâ Râsûlallah!" dediğimi düşünüyorum bu yüzden. Allah'a şükür işimden memnunum. Şikayet etmiyorum. Bazılarının özendiği bir çalışma şekli aynı zamanda. 


İşte bu yüzden gün içinde Blogger'a vakit ayıramıyorum. Sadece oğlum yatağa konduğu sıralarda bilgisayar başına geçiyorum. Çok fazla uyumayı seven biri değilim. Ebû'l Fârûk Silistrevî Hz'leri'nin şu sözünü kendime rehber kabul ediyorum: "Uyku bir kantar, uyukça artar; benim evlatlarıma 6 saat yeter; yeter de artar!"

Direkt buraya yazamasam da beni farklı blog ve mecralarda da bulabilirsiniz. Bazılarınız görüp geldi zaten; teşekkür ediyorum. Masaüstü bir bilgisayardan giriyorsanız bloga sayfanın sağında "Buralara da Yazıyorum" diye bir bölüm açtım. (Mobilde bu okuduğunuz yazının yorumlar bölümünün altında yer alır.) Gelin buraya da yazarak birlikte bakalım:


Hatırlarsınız bu konuda zaten bir Facebook sayfam vardı. Onu 434. yaşımdan itibaren bloga taşıdım. Yazdıklarımı Facebook sayfasına da yönlendiriyorum otomatik olarak. Hem bloga hem de sayfaya bekliyorum sizleri.


İsmi Levent KIRCA'nın bir skecinden esinlenerek belirledim. Ülkemizden hem olumlu hem de olumsuz anlamdaki zam haberlerini buradan yazıyorum. Yazarken bir haber blogu gibi değilim. Yine kişisel blogmuş gibi yazıyorum o yüzden beklerim buraya da. :)


Şu sıralar kermes vakitleri ama maalesef bu blogu efektif kullanamadım. O yüzden silmeyi de düşünüyorum aslında ama yine de elim varmıyor. Şimdilik dursun diyorum. Bursa ve ilçelerindeki kermes haberlerini paylaşıyorum. Evet ben bir kermesseverim.

Yukarıdaki 3 alt blogu sizin de fark ettiğiniz üzere rehitu.com alan adı altında topladım. Tek alan adı satın alıp bu şekilde alt bloglar yapmak faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Sizin düşünceniz nedir?

* @paranereyegitti ve @hatacietimolog

Bloglar hâricinde şu sıralar aktif olduğum 2 hesap daha var. Bir tanesi Instagram'da @paranereyegitti hesabı. Burada harcamalarımı InstaBlog tarzında yazıyorum. Amacım markalara ulaşmak açıkçası. Gerektiğinde şikayetlerimi onlara ulaştırmak; gerektiğinde ise memnuniyetimi dile getirmek. Belki ilerleyen zamanlarda reklam falan da verirler. Bir fenomen olamadık gitti!

Bu hesap son zamanlarda bolca kermes harcaması içerir. O yüzden de düşündüm aslında kermes.rehitu.com adresini kapatmayı. 



@hatacietimolog ise daha yeni. Onu Twitter'da açtım. Eski yazılarımda bahsetmişimdir. Eskiden turkcehatalari.com ve kelimelerinsoyagaci.com bloglarım vardı. Konuları isimlerinden belli zaten. İşte bu @hatacietimolog hesabında hem Türkçe hataları konusunda hem de etimoloji (kökenbilim) konusunda paylaşımlar olacak. İlginizi çekerse beklerim.


İşte dostlar böyle! Kimilerine göre gereksiz uğraşlarım var benim! Ne yapayım benim de böyle şeylere ilgim var! Paylaşım yapmayı seviyorum! Önemli olan (kabul ediyorum) bu malayani işlerin kulluk vazifelerimizi ihmal ettirmemesi!

Haydi çıkın çıkın gelin yeni yerlere! ReHiTu sizlerin sayesinde fenomen olacak! :)

Pazar, Ekim 14, 2018

"Kutu Kutu Pense, Blogumu Okusa"

Ekim 14, 2018 37
"Kutu Kutu Pense, Blogumu Okusa"
Geçenlerde aklıma takıldı bu tekerleme ve nedir, neyin nesidir diye araştırayım diye Keep'e not aldım! Ne demekti "Kutu kutu pense, elmamı yese*; arkadaşım Kayra Eymen arkası dönse!" (Çocuğa sünnet diye iki isim koyduk; söylemesi zor oldu ya hu bu tekerlemede!) Pense ile elmanın ne alakası vardı acaba?

* "yerse" diyen de var ama sonraki cümledeki "dönse" ile uyumlu olması açısından "yese" daha doğrdur.



Pense deyince aklımıza şu el aleti geliyor değil mi?


İnsanın aklına acaba pense ile elmayı soymaktan, kesmekten mi bahsediliyor diye çeşitli sorular gelmiyor değil. Garip bir oyun vesselam! 

Benden önce aklına takılanlar olmuş demek ki ve bu konuyu araştırmışlar. "Kutu kutu pense" ifadesi Fransızca bir ifadenin fonetik olarak dilimize geçmiş hâli imiş. "Kutu kutu pense" diye okuduğumuz o Fransızca ifade ise şu:

"écoutez écoutez pensez" 

Yâni "Dinle dinle düşün!"

Kim bu ifadeyi alıp da böyle bir tekerleme çıkarmış bilmiyoruz ama tam ben bu yazıyı yazarken oğlumun izlediği çizgi filmdeki şu tekerlemeyi ortaya çıkaran ile akraba olabilir:

"O piti piti karamela sepeti; terazi lastik jimnastik; biz size geldik bitlendik; hamama gittik temizlendik; dik dik dik; son dersimiz matematik!"

Bu beyin yakan tekerlemeler ile Pazar sabahı afyonunuzu tam da patlatamadıysam sizleri "Kutu Kutu Pense"li Angara havasına havale ediyorum:


Herkese mutlu, huzurlu pazarlar!

Cumartesi, Ekim 06, 2018

Mandalina Alttan mı Soyulur; Üstten mi?

Ekim 06, 2018 40
Mandalina Alttan mı Soyulur; Üstten mi?
Geçen haftasonu söylemesi ayıp mandalina yiyorduk. Eşim çıkmıştı o gün pazar alışverişine ve aldığı mandalinalar mini mini idi. Ben de açarken zorlandığım için "Niye küçük aldın?" diye sitem ettim. O da altta kalmayacak ya "Mandalina alttan mı soyulur hiç?" dedi. 30 yıllık hayatımda mandalinanın nasıl soyulacağı konusunda hiç kafa ağrıtmamıştım ama bu soru yaptığımı sorgulamama sebep oldu. :)


Evet arkadaşlar ben mandalinayı alttan soyuyorum. Çünkü alttan tırnak geçirmek daha kolay oluyor diye düşünüyorum. Sonra dedim ki bunu sosyal medya kullanıcılarına bir sorayım. Anket sonuçları maalesef beni üzdü. Çünkü "üstten soyulur" diyenler çoğunluktaydı. Gelin birlikte bakalım sonuçlara:



Instagram'da başlattım anketi. Burada hikaye bölümünden yaptığım anketi 237 kişi görmüş ve bunlardan sadece 63'ü oy kullanmış. 63 kişiden de 46'sı "üstten" derken 17'si "alttan" demiş. Yüzdeye vuracak olursak %73 üstten; %27 alttan.

Sonrasında Twitter'da 1 hafta sürecek bir anket düzenledim. Orada anket hâlâ devam ediyor (siz de katılın lütfen) ama sonuç Instagram'a benzer olduğundan daha fazla beklemeye gerek yok. :)

Orada da maalesef çok katılım olmamış ve an itibariyle sadece 40 oy kullanılmış. %68 üstten cevabı verilirken %32 alttan cevabı verilmiş.

Instagram hikayeleri otomatik olarak Facebook'a da gittiği için orada "üstten" lobisi çok çalışmış ve %89'a %11 gibi ezici bir üstünlük sağlamışlar.

Instagram görselini kullanarak Whatsapp durumuna da koymuştum aynı soruyu. Oradan da arkadaşlar dönüş yaptılar. Üniversitede aynı yurtta kaldığım hemşehrim Doğan ise kanıtlarıyla üstten olması gerektiğini yazdı.

Eşimle tartıştığımızı yazdığım için "Alttan al abi zararlı çıkarsın" diyenler de oldu ve ben onların cevabını "alttan" kabul ettim. :) Ne de olsa içinde "alttan" geçiyor cümlenin öyle değil mi? :) "Ortadan" yazarak olayı sulandıranlara "sulu mandalina" ikram etmek isterdim.

Eveeet şimdi geleyim siz değerli blogcu arkadaşlarıma! Siz nasıl soyarsınız mandalinayı? Alttan mı, üstten mi, ortadan mı yoksa bıçakla mı soyanlardansınız siz? Canım mandalina çekti benim; siz cevap yazarken ben de hemen gidip birkaç mini mandalinalardan alıp ağzıma atayım! 

Pazartesi, Ekim 01, 2018

Freelancer Çalışanlar Aylık Ortalama Ne Kadar Kazanıyor?

Ekim 01, 2018 18
Freelancer Çalışanlar Aylık Ortalama Ne Kadar Kazanıyor?

Freelancer çalışma modeli son dönemde adını sıkça duyduğumuz ve bundan sonra da sıkça duymaya devam edeceğimiz bir çalışma şeklidir. Özellikle internet teknolojilerinin gelişmesi ile beraber ortaya çıkan ve freelancer çalışma modelinin oluşmasının arkasında yatan en önemli etmenlerden biri personel takip programı ya da diğer bir adı ile iş takip programlarıdır. Bu programların geliştirilmesinden sonra freelancer çalışma modeli daha sağlam temeller üzerine taşınmıştır.

Freelancer çalışma modelinin son dönemlerde popülerleşmesinin bir nedeni de kazancının yüksek olması diyebiliriz. Freelancer çalışma modelinde, çalışılan zamanlarda her ne kadar daha sıkı ve daha yoğun çalışılıyor olsa da çalışma saati açısından bakıldığında klasik çalışma modeline göre çok daha yüksek miktarlarda gelir elde etmek mümkün. Durum böyle olunca freelancer çalışma modeline olan ilginin son dönemlerde artış göstermesi hiç de şaşırtıcı bir durum değil.

Freelancer çalışanların aylık kazançları

Kazanç grafikleri kişiden kişiye ve sektörden sektöre değişkenlik göstermektedir. Aylık ortalama kazancın sektörden sektöre değişiklik göstermesinin temel nedeni bazı sektörlerde yapılan işlerin riskli olmasıdır. Risk faktörü arttıkça kazanç da buna paralel olarak artmaktadır. Kişiden kişiye değişiklik göstermesinin temel nedeni de tecrübe faktörüdür. Sonuç olarak bu işte saatlik ücreti çalışan kişi belirlemekte ve bu ücret tecrübeye ve eğitime paralel olarak artış göstermektedir. İsterseniz gelin meslek dallarına göre freelancerlar ne kadar kazanıyor bir bakalım:

  1. Blog yazarları/Çevirmenler



Türkçe blog yazıları yazan ve İngilizce/Türkçe çeviri yapan bir çalışan saatlik ortalama 15 $ kazanmaktadır. Ayrıca yine bu sektörde çalışan bir freelancer 1000 kelimelik bir yazı için 25 $ kazanmaktadır. Çeviri için ise genel olarak 100 kelime için 3 dolar gibi bir ücret kazanılmaktadır. Ortalama çalışma süreleri ve bir ayda bitirilen projeler hesaplandığında bu sektörde çalışan bir freelancer aylık ortalama 1000 $ kazanmaktadır.

  1. SEO/ASO Uzmanları


SEO (Search Engine Optimization), arama motoru optimizasyonu anlamına gelmektedir. ASO (Apple Store Optimization) ise uygulama mağazaları optimizasyonu anlamına gelmektedir. Kısaca açıklamak gerekirse; sitelerin ve uygulamaların arama motorlarında ve uygulama mağazalarında ilgili aramalarda daha üst sıralarda çıkması için çeşitli optimizasyonlar yapılmaktadır. Dünyada ve ülkemizde oldukça popüler olan bu işi gerçekten iyi bir şekilde yapan sınırlı sayıda freelancer bulunmaktadır.

SEO/ASO uzmanları saatlik ortalama 30 $ kazanmaktadır. Aylık kazançları ise ortalama 2 bin $ bandındadır.

  1. Data Entry (Veri Girişi)


Data entry olarak bilinen veri girişi işleri internet üzerinden yapılabilecek en kolay işlerden bir tanesidir. İnternetin ortaya çıkışından bu yana “data entry” işleri yapılmaktadır. Bilgisayar kullanabilen ve internetle arası iyi olan hemen her kullanıcının rahatlıkla yapabileceği bir iş olan “data entry” günümüzde de birçok kişi tarafından yapılmaktadır.

“Data Entry” işinde çalışmak için herhangi bir teknik bilgiye ihtiyaç duyulmadığı için diğer freelancer işlere nazaran çalışılması daha kolay bir iştir. Buna paralel olarak geliri de diğer işlere nazaran daha düşüktür. “Data Entry” çalışanları saatlik 5-7 $ arasında bir gelir elde etmektedirler. Aylık kazançları ise ortalama 500 $ bandındadır.

  1. Voice Over (Seslendirme)


Freelancer olarak yapabileceğiniz işlerden biri de seslendirme işidir. Bu iş için gerekli ekipmanınız varsa ve sesinize güveniyorsanız birçok projede yer alarak yüksek getiriler elde edebilirsiniz. “Voice Over” olarak bilinen bu iş dalında çalışan bir kişi saatlik ortalama 25 $ kazanmakla birlikte aylık ortalama gelir 1500-2000 $ arasında olmaktadır.

Son Sözler


Freelancer çalışmak birçokları için bir yan gelir olarak görülse de aslında tam zamanlı çalışma modeline evrilmektedir. Yakın bir gelecekte oldukça popüler olacağı tahmin edilen freelancer çalışma modeline aşina olmak gelecekteki işinizi şekillendirmek adına oldukça faydalı olacaktır. Dünya üzerindeki her şeyde olduğu gibi çalışma modellerinde de göz ardı edilemeyecek bir değişim yaşanmaktadır. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözü içinde bulunulan durumu en iyi şekilde anlatmaktadır. Değişimi yakalayın!
Metehan KANMAZ
--------------------

ReHiTu'dan Not: "Freelancer Çalışanlar Aylık Ortalama Ne Kadar Kazanıyor?" başlıklı yazı misafir yazarımız Metehan KANMAZ tarafından kaleme alınmıştır. Sizler de ReHiTu.com'da misafir yazar olmak isterseniz recephilmitufan(et)gmail.com üzerinden ulaşabilirsiniz.