Bazen Kafa Dinlemek İster İnsan...

Ben bir şeyi uzun süre kafaya takmam. Özellikle moral ve sinir bozucu şeyleri anlık yaşarım ve uzatmam. Eşim de bu konuda bana çok kızar. "Bu dünyada senin kadar gamsız birini görmedim!" der. Ben de her zaman şunları söylerim: "Üzülmenin, ağlamanın bir faydası var mı? Olanla ölene çare mi var? 5 liralık dert için 50 liralık üzülüyorsun; ne gerek var!" gibi filozofik (böyle bir kelime yoksa da ben ekledim dilimize.) laflar işte. 

Neden yazdım bunları; başlıkta kafa dinlemeyi çekip bir yerlere gitmek, bir kenara çekilmek, insanlardan uzaklaşmak gibi anlamayın diye yazdım. Öyle duygu yoğunluğu olan biri değilim. Dedim ya anlık yaşar geçerim diye. 

Doğuştan kulak zarlarım delik olduğu için işitme kaybım var. İş hayatına atılana kadar bu şekilde idare ettim. Okul yıllarında çok zorlandığım da söylenemez ancak işitme kaybım sanırım yıldan yıla artınca işitme cihazı kullanma gereksinimi doğdu. İşitme kaybında belki çok değişiklikler olmadı ama iş hayatında insanlarla daha çok diyaloga girmek gerektiği için son çare olarak işitme cihazına başvurduk. Son çare dedim çünkü öncesinde lise döneminde sağ kulağımın zarını diktirmiştik ancak işitme kaybı daha da artmıştı. 

Bu işitme kaybından dolayı askere de gidemedim. İş başvurularında CV'ye askerlikten muaf yazınca açıklamasını da işitme kaybı olarak belirttim. Bazen karşıma çıkan işleri bu yüzden de kaybetmiş olabileceğimi düşünüyorum. CV'leri gönderirken eklenilen ön yazılar var. Oraya konuyla alakalı aşağıdaki ön yazıyı da eklerdim:

"Sayın İlgili;

Başvuruda bulunduğum iş ilanınız ile ilgileniyorum. Mevcut öz geçmişimde hakkımdaki tüm detayları bulabilirsiniz ancak ben sizlere bir konuda açıklama yapmak istiyorum.

Askerlik bölümünde muaf olduğumu belirttim. Doğuştan kulak zarlarım delik olduğu için az da olsa işitme problemim var. Bu yüzden askerlikten muaf oldum. Ancak iş hayatında karşılaşabileceğim güçlükleri düşünerek işitme cihazı kullanmaya başladım. Kullandığım işitme cihazı kulak içi olduğu için dikkatli bakılmazsa fark edilmez. Bu yüzden şirketinizi temsil ederken karşı tarafın aklına "acaba!"lar gelmez ve şirketinizi de en iyi şekilde temsil ederim.

Sizler de "acaba!" diye düşünmeden önce bana sizinle çalışma şansı verirseniz çok memnun olurum. Gözlüklü bir çalışanınız varsa işitme cihazı olan bir çalışanınız da olabilir. Lütfen bu şekilde düşünerek değerlendirme yapınız.

İyi çalışmalar,
Recep Hilmi TUFAN"

Bu standart ön yazımda dikkat çekici nokta beş duyu organından birisi olan göz, fonksiyonlarını tam yerine getiremediğinde gözlük kullanmak normal iken; yine beş duyu organından biri olan kulak aynı şekilde fonksiyonlarını yerine getiremediğinde işitme cihazı kullandığımızda anormal karşılanıyor maalesef. Ülkemizde bu durum daha had safhada maalesef. O yüzden de daha verimli olmasına rağmen özellikle benim gibi gençler "Aman görünmesin sonra ne düşünürler?" düşüncesiyle kulak içi cihazlara yöneliyor.

İşitme cihazı kullanmaya 8 yıl önce başladım. 8 yıldır Oticon Go Pro model cihazı kullanıyordum. 2 ay önce artık benden bu kadar dedi ve nalları dikti. Tekrar Oticon'a gittim. Güzel cihazlar vardı ama sonradan gelen bir telefonla bağlantılarımın olduğu bir işitme merkezi firması olduğunu öğrendim ve oradan Widex Unique model cihazı aldım. Widex, piyasanın en pahalısı diyorlar. Forumlarda da araştırdım öne çıkan iki marka Oticon ile Widex idi. Tanıdık olmasından dolayı Widex'i tercih ettim; iyi de iskonto aldım. 

Yeni model işitme cihazları artık bluetoothlu. Telefonla bağlayıp direkt eller serbest şekilde görüşebiliyorsunuz. Kulağınızda bluetooth kulaklık da görünmediği için sizi görenler "Bu deli kiminle konuşuyor?" diyebiliyor. Benim çevremdekiler bile ilk zamanlar çok şaşırmış hatta keşke biz de alsak demişlerdi. :)

Hah şimdi gelelim başlığa. Bu arada ben önce başlığı atıp, yazıyı ona göre kurgulayanlardanım. Siz önce yazıyı yazıp sonra başlığı mı atıyorsunuz yoksa? İşitme kaybının faydaları da yok değil. Evde çok gürültü var diyelim, hemen çıkarıyorsunuz işitme cihazlarını ve bakıyorsunuz keyfinize. Sessizliğin tadına doya doya varıyorsunuz. Kafanızı dinliyorsunuz bir güzel. Her zamanki prensibimdir olumsuz şeylerden bile olumlu bir şeyler çıkarmak! Polyan gibi adamım! (Polyanna yazmadım çünkü o kız versiyonu; Polyan, Polyanna'nın erkeği. İnanmazsan aha Google Dayı'ya sor.)

Derdi veren Allah dermanını da verir kardeşim! O yüzden üzülmeye hiç gerek yok! Sen al şimdi klavyeyi eline ve şu kardeşine bir yorum yaz! Gerisini kafana takma. Haydi selametle...
Kategoriler