Nisan 2018 - ReHiTu.com

Pazar, Nisan 29, 2018

Erkek Ördeğe Suna Derlermiş!

Nisan 29, 2018 18
Erkek Ördeğe Suna Derlermiş!
Çocuklarımıza isim koyarken çok dikkatli davranmalıyız. Bir ömür boyu taşıyacakları bu isimleri özenle seçmemiz gerekiyor. İsim seçerken kimisi atasının, dedesinin ismini doğan çocuğuna koyarken kimisi de sırf kendi inancı gereği isim seçebiliyor. 


Kur'ân-ı Kerîm'de geçiyor diye anlamı kötü olan isimler de türetiliyor maalesef. Bu konulara girince aklıma nedense hep şu sahne geliyor:

İsim koyarken bir de ismin popülaritesine bakmaya da başladık artık. Değişik isim olsun; kimsede o isimden olmasın düşüncesiyle hareket ediyor bazen ebeveynler. Ekşi Sözlük'te de bu konuda çok iyi yardırıyorlar. Şuna ve şuna bakmanızı tavsiye ederim. 
"Şuna ve şuna" yazınca asıl konumuz aklıma geldi. Ben size "Suna"dan bahsedecektim. Kim Milyoner Olmak İster'in 28.04.18 tarihinde (dün) yayımlanan bölümünde aşağıdaki soru sorulmuş:

Soru bilen için basit ama bilmeyen için kafa karıştırıcı. 30.000,00₺ değerinde olduğunu belirteyim de Kim Milyoner Olmak İster'in hangi seviyesinde sorulduğu da belli olmuş olsun.
Sorumuz "Hangisi 'erkek ördek' anlamına gelir?"
Şıklar arasında kız ismi diye bildiğimiz seçenekler var: "Tuğba, Neclâ, Suna, Seda"
Cevap yazımızın başında da belirttiğimiz üzere Suna. Kız ismi diye verdiğimiz isim bir hayvanın erkek cinsi imiş meğer. Huzurlarınızda yakışıklı Suna:


Yine bir hayvanın erkek cinsine ait olup da bu sefer kız değil de erkek çocuklara verilen bir isim aklıma geldi. "Erkek deve" anlamına gelen bu isim aslında popülaritesi yüksek bir isim. Bu ismi duyduğunuzda karşınıza yakışıklı, zengin, kültürlü bir erkek çıkma oranı %99. Önce size fotoğrafını göstereyim; ne dersiniz?


Evet kızlar, aşık olduğunuz Buğra, erkek deve anlamına gelen bir isim taşıyor. Bir Yaşıma Daha Girdim diyorsanız sizleri sayfamıza bekliyoruz. 

Bu yazı da burada bitti. Sunalar ve Buğralar'a selam olsun. Yazımda kesinlikle bir art niyet yoktur; aksine bilgilendirme için bu yazıyı paylaştım. Sonuçta insan bazı şeyleri seçemiyor; kendi ismi gibi.

Sizin de değişik anlamlara geldiğini bildiğiniz isimler varsa lütfen yorumlara yazın...

Cumartesi, Nisan 28, 2018

Gregory'nin Eli Çevrilince KILIÇDAROĞLU'na Çarpmış!

Nisan 28, 2018 18
Gregory'nin Eli Çevrilince KILIÇDAROĞLU'na Çarpmış!
Başlıktan çok bir şey anlaşılmadı sanırım. Değişik bir başlık bulayım derken bu aklıma geldi. Gregory kimdir, KILIÇDAROĞLU ile ne alakası vardır hepsini açıklayacağım ancak öncesinde bir şeyler söylemeden geçemeyeceğim. 

Bazen kendimi teyit.org yazarı falan sanıyorum. Sosyal medyada her gördüğünüze inanmayın diye bu blogda da defalarca yazı kaleme aldım. Maalesef günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolay ancak doğru bilgiye ulaşmak ise çok zor. Sizin görüşünüzü savunduğunu düşündüğünüz birileri çıkıp yalan görsel ve haberlerle sizleri yanlış bilgilendirebiliyor. O yüzden de dikkatli ve uyanık olmak gerekiyor. Her gördüğünüze sazan gibi atlamamak ve en kötüsü de doğruluğundan emin olmadan paylaşmamak gerekiyor. Sonuçları ağır olabilir çünkü...

Şimdi gelelim yazımızın yazılmasına vesile olan görselimize. Bir aile büyüğümüz paylaşmış bunu Facebook'ta. Piyasaya süren de Olgun AYGÜNEŞ diye bir Facebook kullanıcısı.

Bu paylaşımı görünce bir ara bakarım diye kaydetmiştim. Bugün müsait oldum ve araştırmaya başladım neymiş bu "Kutsal Gregory" diye! Önce Google Görsel Arama ile ilerledim ancak çok yol kat edemedim. Sonrasında farklı arama terimleri ile fotoğrafın nereye ait olduğunu bulduktan sonra yine farklı kanallarla çeşitli bilgiler edinmeye başladım. Ben size işin doğrusunu anlatacağım ancak KILIÇDAROĞLU'nun el hareketiyle Gregory'nin el hareketinin alakası yok. Aşağıda kanıtlarını vereceğim.

Görselde tek bir doğru var o da bu heykel gerçekten Ermenistan'da. Ermenistan'ın Echmiadzin (Vagharshapat diye de biliniyor.) kentindeki bu heykel Ermenilerin kutsal kabul ettiği Gregory'in sağ eline ait bir heykel. (Öyle olduğunu düşünüyorum daha doğrusu.) 2010 yılında yaptırmışlar.

İngilizce kaynaklarda St. Gregory the Illuminator diye geçiyor. Asıl adı Grigor Lusavorich. Ermenistan'ın ilk piskoposu ve koruyucu azizi olarak kabul ediliyor. Hakkında İngilizce kaynaklarda yeterli bilgiler var. Aslen Farsî kökenli birisi. Kapadokya topraklarında doğup büyümüş. İnzivaya çekildiği bir mağarada ise tek başına ölmüş. Kemikleri ise daha sonra ülkedeki kiliselerde değerli bir eser hâline gelmiş.Ani Harabeleri, Gregory onuruna yaptırılmış bir yermiş.

Gregory'nin Ermeniler için değerli biri olduğunu anlayabildik buradan ancak görseldeki işaret de acaba Ermeniler'in sembol işareti mi? Bu işaret ile Kemal KILIÇDAROĞLU'nun işareti aynı mı? Bunu anlayabilmek için önce bu heykelin farklı bir açıdan fotoğrafını sizlerle paylaşıyorum:


Bu fotoğraftan anlıyoruz ki baş parmak işaret parmağı ile değil yüzük parmağı ile birleşmiş. KILIÇDAROĞLU'nun el hareketinde ise baş parmak işaret parmağı ile birleşiyor. KILIÇDAROĞLU'na atılan iftirayı burada boşa çıkarmış oluyoruz. 

Peki bu şekilde baş parmak yüzük parmakla birleştiğinde Ermeniler için ne anlam ifade ediyor? Aslında sadece Ermeniler için değil tüm Hristiyan alemi özellikle Ortodokslar için kutsal bir işaretmiş bu. Anlamı ile ilgili yine İngilizce kaynaklarda bir şeyler buldum ancak Türkçe olarak da Hristiyan Forum diye bir forumda aşağıdaki bilgilere eriştim:

Heykel bu bilgilerle yeniden düşünüldüğünde Gregory'nin eli olarak değil de başka bir kutsalın eli olarak da dizayn edilmiş olabilir. Çok araştırmama rağmen bu heykel hakkında detaylı bilgi bulamadım. Ermenî birkaç tanıdığım var. Müsait zamanda soracağım onlara. Aramızda Ermenistan'a gitmiş olan varsa aydınlatabilir mi? Yazıya ait kaynakları kapatırken şu görseli de gördüm. Bu heykelin de Gregory'nin eli tasvir edilerek yapılmış olma ihtimali arttı altındaki yazıya istinaden.


Gregory'nin sağ eliyle alakalı farklı bilgiler de var ancak konuyu çok fazla dallandırıp budaklandırmak istemiyorum. Kemal KILIÇDAROĞLU'nun yaptığı el işareti ile ilgili de farklı yorumlar var. Onu da başka bir yazıda ele alırız. 

Bu yazının anafikri şudur ki en yukarıdaki görselde yer alan bilgiler yanlıştır. İnternette her gördüğünüze inanmamanız gerekmektedir. Bu yazıyı yayalım da yanlış bilginin önüne geçilsin!

Pazar, Nisan 22, 2018

Beğ Armudu Oldu mu Bergamot!

Nisan 22, 2018 4
Beğ Armudu Oldu mu Bergamot!
Benim blog dünyasına ilk adım atmam Kelimelerin Soyağacı adlı blogumda olmuştu. Bu blogumda kelimelerin kökenlerini araştırıp yazıyordum. İyi de tutmuştu blog ki Ekşi Sözlük'te konusu açılmıştı; yanlış hatırlamıyorsam Chip Dergisi'nde özel yer ayrılmıştı tanıtım için. Hatta bu konulara ilgi duyan birkaç arkadaşımız da yazarlık yapmaya başlamıştı ama nedense sıkıldım ve o kadar emeği bir anda sildim. Burcumun bir özelliği midir; yoksa kişisel bir bozukluk falan mıdır bilmiyorum ama gençken vardı böyle huylarım. Telefon rehberini falan komple silerdim ve yeni aldığım kararlar doğrultusunda tekrar eklerdim herkesi. 


Kelimelerin etimolojilerini okumak, araştırmak hoşuma gidiyor. Bu konuda birkaç Facebook sayfasını da takip ediyorum. Orada Emin ÖZCAN isimli bir arkadaşın paylaştıkları hoşuma gitmiş ve kaydetmişim. Sizlerin de ilgisini çekebilir diye burada paylaşmak istedim.

Beğ Armudu > Bergamot

Çehar (Çâr)= Dört



Farsça "dört", "çehâr"dır (چهار). Ancak okunuşu "çâr" şeklinde geçmiştir. Yukarıdaki kelimeler de bu şekilde dilimize evrilmiştir. Ne güzel değil mi?

Kelimelerin kökenlerini araştırdıkça çok değişik bilgilere ulaşıyorsunuz ve bu da insanı mutlu ediyor nedense! Sizin bildiğiniz değişik bilgiler var mı bu konuda?

Perşembe, Nisan 19, 2018

Hırsızlıkta Çıtayı Yükseltenler

Nisan 19, 2018 15
Hırsızlıkta Çıtayı Yükseltenler
Hırsızlık en büyük günahlardan ve kötü hasletlerden. Medenî kanunda çok da bir cezası yok. Kişiye göre muamele de uygulanabiliyor. Bir tarafta baklava çalan çocuk yıllara mahkum edilebilirken; diğer tarafta adam ülkeyi soyup soğana da çevirse cezasız kalabiliyor. Evinize giren hırsızı nerede etkisiz hâle getirdiğinize bağlı olarak suçlu siz de olabiliyorsunuz; hırsız da olabiliyor! Böyle bir düzende adalet aramak mümkün değil o yüzden! Burada yine bir Nasreddin Hoca fıkrası aklına geliyor insanın. Ne demişti Hoca Nasreddin Hz: "Hırsızın hiç mi suçu yok?"

Hakiki İslam kanunları geçerli olsa ve bizler de hakiki müslüman olabilsek ülkede ve dünyada her şey daha güzel olur ve hırsızlık gibi illetler kökünden kesilir; işin ucunda hırsızlık yapılan elin; uslanmadıysa çapraz bacağının kesilmesi vardır çünkü!

"Hırsızın hiç mi suçu yok?" kısmına farklı bir açıdan detaylıca eğilmek lâzım aslında. Hırsızın muhakkak suçu var ancak hırsızı, hırsızlığa iten tüm faktörler de ele alınmalı, masaya yatırılmalı. Ha bunu alışkanlık olarak da sürdüregelenler de var mı; var evet. 

Başlıkta da belirttiğim konuya giriş yapalım. Aslında tam da benim Facebook'taki Bir Yaşıma Daha Girdim sayfama yönelik bir konu bu ama orada kısa kısa paylaşımlar yapıp geçiyorum. O yüzden burada uzun uzun yazmak istedim. Bu arada o sayfaya her eklediğimi bloga da ekliyorum. (Bilgisayardan giriyorsanız başınızı hafifçe sağa çevirin; telefondan giriyorsanız yorum formunun altına bakın.)

Rabbim kimseyi hırsızlık yapacak düşkünlük seviyesine düşürmesin diyerek asıl konumuza şimdi giriş yapıyorum artık. :) Aşağıdaki videolarda hayatınızda hiç görmediğiniz seviyede, çıtayı çok yükseklere koymuş hırsızlar göreceksiniz. Hepsinin ortak özelliği kıyafetlerinin içine saklayarak hırsızlık yapmaları. Muhtemelen bu ilk hırsızlıkları da değil çünkü çok profesyoneller. Şimdi ilk olarak vücudundan 4 ütü çıkan ablayı izliyoruz:



Sırada soyunma kabinine girip vücudunun her tarafına itina ile kıyafet saran ablayı izliyoruz. Bu da montundan pantolonuna kadar 6 - 7 parça kıyafet almış; kışlıklar hazır!


Sıradaki ablamız ise yükte hafif pahada ağır olan bir ürün grubu tercih etmiş ve 18 - 19 adet telefonu vücudunun muhtelif yerlerine yerleştirmiş.


Bu yaşlı teyze de kozmetik dükkanı işletiyor herhalde. Marketin kişisel bakım reyonunu yüklenmiş gidiyor.


Bu hırsızlar başka memleketlerde yaşadığı için aldığı cezaları bilemeyiz ancak aynısı ülkemizde olsa sizce cezası ne olurdu? 

Pazar, Nisan 15, 2018

Çorumlular Neden Leblebi Yerken Su İçer?

Nisan 15, 2018 20
Çorumlular Neden Leblebi Yerken Su İçer?
Daha önce "Bursalılar Neden Top?" başlığı altında bir yazı dizisi başlatmıştım. Bu yazı dizisinde 81 ilimizi sırasıyla ele alıp o şehirden olanları "neden" de ekleyerek Google'da aratıyorum. Ortaya değişik arama terimleri çıkıyor. Maksat muhabbet olsun diye de burada paylaşıyorum. İlk yazıda 16 plaka Bursa'ya kadar gelmiştim. Şimdi de 32 plaka Isparta'ya kadar geldim. İlk yazımda da belirttiğim üzere Google Amca'nın herhangi bir şey önermediklerini de es geçtim.

Haydi devam edelim:

18 Çankırı


Hiç Çankırılı tanıdığım yok sanırım ama neden sevmiyorsunuz ki siz bu adamları ya hu? Onlar da insan değil mi; sevin gitsin! :)

19 Çorum

Çorumlular gerçekten değişik adamlar. Baksana adamlar eşeğe "baba" diyorlarmış. Leblebi yerken veya yedikten sonra da su içiyorlarmış. Çorum denince aklıma "gobel" sözcüğü geliyor nedense. Bu arada leblebi denince sizce en iyi leblebi nereye aittir? Çorum mu yoksa Tavşanlı mı? Tavşanlı'da 43 çeşit leblebi üretildiğini biliyor muydunuz?

21 Diyarbakır
"Neden sevilmez?" sorusunu Diyarbakırlılar için de soruyorlarmış demek ki! 

23 Elazığ

Elazığlılar Gakkoş olduğundan gakkoş diyorlar. :) Bunu yazınca şu yazımda da bahsettiğim Coğrafya öğretmenim geldi aklıma. 

25 Erzurum

Erzurumlu tanıdığım var birkaç tane. Hepsi gerçekten delikanlı adamlar. Karslıları neden sevmezler sormam lazım; bilmiyorum. Yobazlık kime göre o da tartışılır ama tek taraflı karar verilmemeli veya bir kişinin işlediği tüm memlekete mâl edilmemeli.

26 Eskişehir

Eskişehir benim çalışma bölgemde yer alıyor. Zaman zaman gidiyorum ve hatta 17.04 Salı günü de gideceğim. Eskişehirlilerde benim gözüme çarpan bir çekik gözlülük görmedim ancak Google Amca'ya çok sorulmuş demek ki direkt öneriyor bize. Var mı cevap verebilecek bir Eskişehirli aramızda?

28 Giresun

Giresunlular da fenaymış haa!

31 Hatay

Hataylılar yazmama rağmen sadece "Hatay" olarak algıladı Google. Hatay'ın lanetli olduğunu düşünenler varmış demek ki!

Yazı dizisinin devamı bir gün gelecek. :) Takipte kalın lütfen...
Instagram'dan takip etmek için: https://www.instagram.com/hillme2fun/
Twitter'dan takip etmek için: https://twitter.com/Hillme2fun
Facebook'tan takip etmek için: https://www.facebook.com/hillme.twofun


Cuma, Nisan 06, 2018

Başını Evde Unutmasın!

Nisan 06, 2018 14
Başını Evde Unutmasın!
Nasreddin Hoca Hz'lerine atfedilen bir fıkra vardır bilirsiniz. İnternetteki "özgün" yazma girişimlerinden dolayı fıkradaki karakterler her yazanın elinde değişse de değişmeyen bir şey var o da verdiği mesaj. Fıkra şöyle:


Nasreddin Hoca bir arkadaşını / cimri bir adamı / Akşehir ağalarından birini ziyarete gider. Evine yaklaşırken zaten bahse konu kişiyi pencerede görür. Zili çalınca kapıyı o kişinin eşi açar. Nasreddin Hoca kendini tanıttıktan sonra adamın eşi kocasının evde olmadığını ve kendisiyle görüşemediği için de çok üzüleceğini söyler. Nasreddin Hocamız orada cevabı yapıştırır:
"O zaman eşinize söyleyin de evden çıkarken başını evde / pencerede unutmasın!"

Günümüzde başını evde unutanlar çok fazla. Göz göre göre yalan söylemekten kimse utanmaz; sıkılmaz oldu. Kimse empati kurmuyor. Bu, aklının ucundan bile geçmiyor. Ama kendisi empati kurmadığı hâlde diğer insanların ona karşı olan davranışlarında empati kurmasını bekliyor.

İşim gereği sürekli firma ziyaretleri yapıyorum. Görüştüğüm kişiler fabrikaların bakım, üretim, satınalma, Ar-Ge, proje gibi birimlerinin sorumluları veya direkt firma sahipleri olabiliyor. Ziyaret öncesi firmanın durumuna göre telefon veya mail ile bilgilendirme yapıp onaya istinaden ziyaret gerçekleştirdiğim de oluyor; çatkapı ziyaret ettiğim de. İnsanlar telefon veya maillere cevap vermeye bile tenezzül etmiyor maalesef. Bazen de kapısına kadar gidiyorsunuz; görüşeceğiniz adamı ileriden sigara alanında sigara içerken de görüyorsunuz ama kapıdaki güvenlik o adamın firma dışında olduğunu söylüyor içeriyle görüştükten sonra. 

Şimdilerdeki meşhur tanımıyla yer aldığım bir Sosyal Sorumluluk Projesi için zaman zaman bağış toplamaya çıkıyorum. Esnaf ziyaretleri de gerçekleşiyor bu ulvî etkinliklerde. Bir dükkana giriyorsunuz ve adamın verdiği cevap şu: "Patron yok be ağabey!" Bunu söyleyen kendisi patron aslında ama işte bu adam başını değil, tüm kalıbını ve karakterini unutmuş bir yerlerde. Yalan söylemeden izah etse kimse bir şey demeyecek tıpkı patron yok dediğinde demediği gibi. 

Dediğim gibi azizim! Çok kolay yalan söyler olduk! Rahmetli Muhsin Başkan'ın söylediğinin aksine fırıldak gibi olduk cümleten! Ne demişti merhum? Buradan hatırlayalım:


Siz de karşılaşıyor musunuz başını evde unutanlarla? Ne yapmalı bu adamları sizce?

Salı, Nisan 03, 2018

Televizyon Reklamları Mimi

Nisan 03, 2018 24
Televizyon Reklamları Mimi
Bu sıralar blog dünyasında yazı üretmenin yavaşlamasından olsa gerek bir mim furyası başladı sanırım. En son yazarın kendisini tanıma ile ilgili bir mim cevaplamıştım. Bugün de Belle'nin Kütüphanesi'nin başlattığı; bana da Bir Yıldız'ın Hikayesi'nden gelen bir mimle karşınızdayım. 


Mimin konusu geçmişten veya günümüzden aklınızda kalan; beğendiğiniz en az 2 TV reklamını paylaşmak. Çok fazla TV izlemem ve genelde izlerken reklam denk gelirse de kanal değiştiririm aslında ancak çocukluk yıllarımdan aklıma takılan iki reklam repliği var. Bunları sizinle paylaşmak istedim ben de:

* "Tut şunun ucunu döşeyelim abi!"

Fırat Boru'nun bu reklamı her çıktığında ben de eşlik ediyordum ve gün boyunca dilime pelesenk oluyordu sanki. Var mı hatırlayan?


* "Tık tık tık! Eyi günler!" 

Yapı Kredi'nin bu reklamı da uzun zaman gündemden düşmemişti o zamanlar. Herkes bu repliği her yerde kullanmaya başlamıştı.


Youtube'da reklamları ararken bir de Cola Turka'nın reklamlarını gördüm. Bu da bonus olsun. :)


Şimdi gelelim en zor kısma. Mim yaptıktan sonra birilerini mimlemeyeni dövüyorlar. Mimleyeceğim kişileri seçmek için şimdi Google+'a gidiyorum ve karşıma çıkan ilk 3 blogu mimliyorum. Evet döndüm ve mimlenenler şöyle:

Ertuğrul YILDIRIM (Yazar Yıldırım)
Mehmet ERİŞİR (Egenin İki Yakası / Beyaz Yakalı)
Atakan AKSUNGUR (Ertelemek Yok Etmektir / Büyük Lütuf)

Ben mim yazmıyorum diyenler yorumda başkasını mimlemek sûretiyle mim olayından yırtabilir. Başka türlü kat'iyyen kabul etmiyoruz. :)