Duygusuz Nesil Tehlikesi

Başlığı Maarif Müfettişi Doğan CEYLAN'dan aldım. Doğan CEYLAN adı tanıdık gelmeyebilir belki ama olayı anlattığımda siz de hatırlayacaksınızdır; en azından olayı hatırlarsınız. 15 Aralık 2017 tarihinde İzmir Ödemiş'te iki öğrenci, pompalı tüfekle Okul Müdürü Ayhan KÖKMEN'i öldürmüşlerdi. Bu olayın aydınlatılması için görevlendirilen Milli Eğitim Müfettişi ise işte Doğan CEYLAN.

Doğan CEYLAN, bu olaydan sonra (veya önce) bir yazı kaleme almış; yazının başlığı, benim de yazıma başlık olarak aldığım "Duygusuz Nesil Tehlikesi". Ben yazıdan bir arkadaşımın Whatsapp durumunda paylaştığı bir video ile haberdâr oldum. O video da Masum Öğretmen kullanıcı adıyla Youtube'da videolar yayımlayan nâm-ı diğer "Mouse'm Öğretmen"e ait.

Ben kendi yazacaklarımı çok uzatmadan sizlerle önce videoyu sonra da öğretmenin okuduğu yazıyı paylaşacağım. Videoyu da muhakkak izlemelisiniz. Öğretmenin eklemeleri de oldukça önemli ve dikkat çekici. Konuyla ilgili sizler de lütfen görüşlerinizi yorum bölümünde belirtiniz.







“DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ
Hayatın gerçeklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor.
Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar.
Yanı başımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen on binlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor.
Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor.
Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar.
Kendileri için yapılan fedakârlıkların hiç farkında değiller. Kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar.
Herkesi kendilerine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar.
İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı.
Hayatlarında eğlenmekten başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.
..... Çocuklar hayattan bihaber.
Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz.
Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar.
Susuzluk nedir, hiç bilmiyorlar. Hiç susuz kalmamışlar.
Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. Çocuk daha ‘susadım’ demeden ağzına suyu dayıyoruz.
Çocuklar hiç üşümüyor.
Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz, hiç titremiyorlar.
Çocuklar hiç ıslanmıyorlar.
Evden arabaya kadar üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz.
Saçına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz.
Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar. İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz, yorulmasınlar diye.
Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz. Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar.
..... Çocuklar hissetmiyor yaşamı.
Açlığı bilmedikleri için açlara acımıyor, üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor.
Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek ülkemize.
Bu sorunu devlet derinden hissetmeli.
Bu sorunun çözümü için çalıştaylar düzenlenmeli. Öğretim programları ve ders materyalleri revize edilmeli.
Okulların duygu eğitimi konusunda rolleri artırılmalı.
Geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli.
Bu sorun çözülmezse ülke çözülecek.
Doğan Ceylan - Milli Eğitim müfettişi”
Kategoriler