Şehirlere Dâir Bilgiler

Birkaç gündür karşıma çıkan farklı farklı şehirler hakkındaki bilgileri birleştirerek sizlere bir blog yazısı hazırlamak istedim. Yazmaya başlamama vesile olan ilk şehir İmâdiye.

İmadiye (Emadiye ve Amadiye olarak da bilinir, Kürtçe: Amêdî veya Amedy), Irak'ın kuzey kesiminde, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Duhok İli'nde bulunan bir şehirdir. Musul'un 100 km kuzeyinde olup Türkiye sınırına 17 km mesafededir. 

Bu şehrin en büyük özelliği bu şehrin büyümesinin kesinlikle mümkün olmamasıdır. Çünkü bu şehir, deniz seviyesinden 1400 metre yüksekte olan bir dağın tepesine kurulmuştur. Geçmişinin milattan önce 3000'li yıllarda dayandığı söylenmektedir.


Bu şehri kaleme almaya karar verdiğimde aklıma gelen diğer bir şehir ise Kütahya'nın Şaphane İlçesi oldu. Ben Kütahya Pazarlar'da ve Simav'da okumuştum. O zamanlardan biliyorum bu küçük ilçeyi. Şaphane İlçesi için de Süleyman DEMİREL'in ilçeyi ziyaret ettiğinde "Dünyanın sonuna geldik herhalde" dediği söylenilir çünkü Şaphane'nin üç tarafı yüksek kayalıklara sahip dağlarla çevrilidir. (Bu arada bu rivayetin doğruluğunu teyit edemedim Google Amcama sorduğumda.)

Hac Menzilnâmelerinden Şehir Manzaraları

Üstteki konu başlığı Yedikıta Dergisi'nin bu ayki sayısına ait. Okuduğum bilgiler çok hoşuma gittiği için sizlerle de paylaşmak istedm açıkçası. Kırmızılar benim yorumlarım, diğerleri dergiden ve asıl kaynaktan alındığı şekilde iktibas edilmiştir.



Üsküdar: Hac yolculuğu Üsküdar’dan başlar. Hac kafilesi her yıl Receb-i Şerif ayının ortalarında havası ve suyu güzel olan Üsküdar’dan yola çıkar…

Kartal: Hanları, hamamları, camileri, bağ ve bahçeleri vardır. Meyve çoktur. Cami önündeki kuyunun suyu hafif ve güzeldir.

Gebze: Yolu zorludur. Suyu gayet alçaktadır. Dolap ile çekilip hamamlara ve çeşmelere öyle verilir. Şişman İbrahim Paşa, askerleriyle buradan geçerken çok susuzluk çekmişler de kendi cebinden 200 kese sarf ederek 1763’te dört köşe bir çeşme yaptırmış. Toprağı verimlidir. Hanları güzeldir. Halkının meşrebi, hareketleri, elbiseleri İstanbullu gibidir. (Gebze o zamanlardan beri İstanbul'la içiçeymiş demek ki.)

İznik: Her şeyin bulunduğu güzel bir şehirdir. Bu şehre Çîn de denir ki Rum’un Çin’i gibidir. Güzel çini kaseleri ve fincanlar yapılır. Eşrefzade Rumî burada medfundur. Gölünde balık çoktur. Line adlı yarım karışlık bir balık vardır ki kurutup başka memleketlere gönderilir. Rivayete göre şehrin asıl kurucusu, Nuh Aleyhisselam’ın oğlu Sam’dır. (Bu Line ismindeki balığın nesli devam ediyor mu acaba?)

Yenişehir: Yemen ve Yanık fatihi Sinan Paşa’nın bir camisi, büyük çifte hanı ve imareti vardır. Etrafında bir nehir, üç cami vardır. Gerekli erzak bulunur.

Bozüyük: Kasım Paşa’nın yaptırdığı bir cami, önünde tabakhanesi, hanı ve hamamı vardır. Yolu, dağ içlerinden geçer. Kenarında bir nehir vardır, oturak yeri çayırlıktır.

Vezirhanı: İpek üretilir. Su kenarında güzel bir yerdir. Dut ağaçları, güzel bağları vardır. Yiyecek pahalıdır. Şair, “yolcuların anası” dediği Köprülü Mehmed Paşa’yı över. Zira Mehmed Paşa buraya bir kervansaray yaptırmıştır.

Söğüt: Söğüt’ün lezzetli üzüm turşusu, sucuğu ve ayvası meşhurdur. Yakın olan Bilecik’ten, kadife yastık getirip satarlar, odun ve suları boldur. Halkı cimri değildir, misafirleri güzel ağırlarlar. Dağlık geçidi balçıklıdır.

Eskişehir: Yağmur boldur. Ahalisinin çoğu geçimini lüle taşından sağlar. Çok sayıda ılıcası vardır, kavunu çok lezzetlidir. Şehre 3 saat mesafe Akviran köyünde bir gün kalınır. Katırcı ve devecilere yevmiye ve bahşişler verilir. Mahalle somunu veya hınta somunu adı verilen pişkin bir ekmeği vardır. Halkı, eşkıyalık yapmaz. (Sana yeni taşındık Eskişehir, dün gördük o yağmurunu, maşallah!)

Seyitgazi: Odun az bulunur, kıymetlidir. Yolları taşlıktır, baharda yağışı bol olur. Seyyid Battal Gazi’nin türbesi kâgir, kurşun örtülü büyük bir binadır. Sultan Süleyman’ın yaptırdığı cami, hücreler, medrese, misafirler için darüzziyafe ve hamam vardır. Şehirden iki mil uzakta bir hamam vardır, kubbesinde ilaç olarak kullanılan bir yağ birikir. (Bu yağ ne yağı acaba? Hâlâ var mı böyle bir şey?)

Bolvadin: Yolu son derece tehlikelidir, dağ kenarında bir kasabadır. Kavunu çok lezzetlidir. Ahalisi kilim işler. Misafirlerin konaklayacağı han güzeldir. Havası, suyu iyidir, dikeni yoktur.

Sultandağı: Küçük kasabadır fakat büyük bahçeleri, bağları, bostanları ve akarsuları, çarşısı olan, ağaçlık, meyvesi bol bir yerdir. Odun da boldur. Çarşısı ucuzdur. Sultan Alâeddin, bir han ve hamam yaptırmıştır.

Akşehir: Ucuz bir yer olan Akşehir’in kaymağı meşhurdur. Akarsuları ve meyvesi çok, önünde güzel bir ovası ve temiz bir gölü vardır. Mükellef hanları, çarşısı, üç cami, beş hamam vardır. Caminin biri Hasan Paşa’nın, biri Sultan Süleyman’ın, biri Sultan Alâeddin’indir. Baştekke adlı mesire yeri meşhurdur. Bir melik, şehre uğradığında beyaz çiçeklerin çokluğunu görünce Akşehir demiş de ismi böyle kalmış derler.

Ilgın: Güzel bir kasabadır. Şehir dışında ılıcalar vardır. Çarşısı, hanları mükelleftir. Şehrin bitimindeki gölde çok çeşitli balık avlanır. Kars fatihi Kara Mustafa Paşa Camii, Turgut Bey’in kiliseden çevrilmiş camisi, Sultan Gıyâseddin’in çifte hamamı, Rüstem Paşa’nın Hanı bulunur. Kışı sert olur. Halkı Türk, talebelerin dersleri iyidir.

Konya: Büyük kalesi vardır. Hanları, hamamları, camileri çoktur. Meyvesi boldur, helvası meşhurdur ve her şey bulunur. Fahreddin adlı meşhur kayısı çeşidi vardır. Deri boyası yapılan “debbağ çiçeği” meşhurdur. Sadreddin Kütüphanesi’nde bir sandık ile Abdülkadir Geylânî Hazretleri’nin hırkası vardır, ziyaret edilir. Meram bağları, Mısır ve Şam’da bile bulunmaz. Bir gün kalmak, hacılar için âdet olmuştur. (Fahreddin Kayısısı hâlâ var mı acaba?)

İsmil: Büyük bir köydür, her şey bulunur. Kışın odun bulmak zordur. Ahalisi, hacıları iki saat mesafeden karşılar, evlerinde ağırlarlar. İsmil’in karşısındaki Fodulbaba Dağları’nda sürülerce koyun dolaşırmış ve bu koyunlar avlanmazmış.

Karapınar: Bir büyük köydür. Halkı, çorap örerek geçimini sağlar. Buradan çıkılınca yolun sol tarafında tuzla vardır. Sultan Selim, hamam, medrese, cami, han yaptırmıştır. O vakit talebe çokmuş, hadis, fıkıh, ilmihal okurlarmış.

Ereğli: Havası ve suyu güzel, meyvesi boldur. Koyun ve keçi eti ucuzdur. Ahalisinin çoğu seyyiddir, naziktir. Burada konaklamak, gelenek olmuştur. Kasabanın Haremeyn-i Muhteremeyn’e vakıf olmasını o zamanki ahali şart koşmuşlar. Ahalisinde ilim ehli çoktur. Bazılarına göre Ereğli, İstanbul-Şam yolunun tam ortasındadır.

Çiftehan: Beyaz gömeç balı meşhurdur, meyvesi boldur. Dağ içinde otlak bir yerdir, kışın odun boldur, dağda ılıcası vardır. Burada kasaba veya köy yoktur, iki küçük han vardır. Dağlar arasındaki köylerden yufka ekmek ve sadeyağ getirip hacılara satarlar.

Adana: Her şey bulunur. Bağı, bahçesi çoktur. Limon, turunç yetişir. Havası ağır olduğundan sıtma çok olur. Ahali, yaz mevsiminde yaylaya çıkar. Piri Paşa’nın Arap tarzında yaptırdığı camisi, medresesi, han ve hamamı vardır. Şehrin kurulmasına Halife Harun Reşid başlamış, ömrü yetmeyince oğlu Memun tamamlamıştır. Sultan Bayezid fethetmiştir. Ovası, pamukla doludur.

Payas: Deniz kenarında muazzam bir sahil kasabasıdır. Meyvesi, nar ve üzümü boldur. İbrahim Han vakfının büyük bir hanı, camisi ve hamamı vardır. Kırkkilidkapı dedikleri yer ürkütücü ve tehlikelidir.

Halep: Kale içi ve etrafındaki hendek acayiptir. Camiler, mescidler çoktur. Hz. Zekeriyya’nın medfun olduğu Ulu Cami vardır. Ekmeği çok beyazdır, üzümü ve kavunu lezzetlidir.

Kaynak: Fatma Büyükkarcı Yılmaz, Hac Menzilnamelerinde Osmanlı Şehirleri, İstanbul 2018.

Bu yazımı beğendiniz mi? Eğer beğendiyseniz bundan sonraki yeni yazılarımı kaçırmamak için buraya tıklayarak abone olabilirsiniz.

Yorum Gönder

29 Yorumlar

  1. Oradan başka bir yere nasıl gidiyorlar acaba merak ettim.Uçak, helikopter yoluyla mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhakkak bir yerlerden kara bağlantısı vardır herhalde. Uçak veya helikopter çok lüks kalır. :)

      Sil
  2. Başlık önerim, bu serinin devam etmesi ümidi ile ''Şehirlere Dâir Bilgiler-1''

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aklıma gelmedi değil de cesaret edemedim azîzim...

      Sil
  3. Güzel bir yazı olmuş. Bazılarına gitmişim mesela bende düşündüm öyle mi diye. 🤭

    YanıtlaSil
  4. Kırmızı yazılarla sorduğun sorulardan da senin için yazı çıkabilir abi :)

    YanıtlaSil
  5. Merhabalar Recep Bey.
    Şehirlerle ilgili hazırladığınız yazı dizinini inceledim. Çok güzel bir çalışma olmuş. Kaleminize, emeğinize ve yüreğinize sağlıklar dilerim. İnsanın bilmediği ve görmediği o kadar çok yerleşim birimleri var ki, ilgi duyan ve merak edenler için güzel bir çalışma olmuş. Kutlarım.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmediklerimiz o kadar fazla ki her geçen gün bir şeyler öğreniyor insan.

      Saygılarımla..

      Sil
  6. İçlerinde bildiklerim var ama bilmediklerim, görmediklerim de çok.
    Mesela Adana, Konya, Eskişehir,İznik gittim gördüm ama ne bileyim Ilgın, Payas pek bilgim yoktu onlar hakkında. Özellikle de en baştaki İmadiye gerçekten ilginç. Yapısı gereği zaten büyüme ihtimali pek mümkün görünmüyor gibi:) Güzel ve bilgilendirici bir yazı dizisiydi. Bu arada Eskişehir'de ki yeni yaşantınız hayırlı olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederiz efendim. Alışacağız inşallah. :)

      Sil
  7. İmadiye çok ilginç bir yerleşimmiş. Hiç denk gelmemişim. Ayrıntılı bakmak lazım sanırım.Keşke gidip görebilsek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oralara gitmek hem biraz cesaret hem de para ister sanki. :( :)

      Sil
  8. Bir Gebze'li olarak diyorum ki yolumuz zor değildir. Hele suyumuz hiç derin değildir. Çarşı çeşmesinden su içen Gebze'li olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O çeşme ⛲ sizin bahsettiğiniz çeşme mi acaba Kamil Bey?

      Sil
    2. Benim gençliğimde çok su kesintisi olurdu Gebze'de. Tabi çok eskilerden bahsediliyor. O zamanlar nasıldı bilemiyoruz.

      Sil
  9. Edebiyat öğretmenimin soy ismi Şaphanelioğlu idi. Merak edip sormuştum hocama, açıklamamış sadece 'zaten belli değil mi?' diye soruma soruyla karşılık vermişti. :) Kartal'da merkezde bir cami ve yanında bir hamam var çok eski, dergideki bilgiler sancak zamanlarından kalma sanırım. İlçelerin eski zamanlarını anmak güzeldi. Teşekkürler. Eskişehir'in kavunlarını merak ettim. Bir de yazarın line balığını tarif ederken kaşık tanımını kullanması hoşuma gitti. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zamanlar araştırıp öğrenmiş miydiniz Şaphane'yi peki? 😂

      Sil
  10. Tam benim olmak isteyip olamadığım yer :)

    YanıtlaSil
  11. Seyitgazi de hamam da üretilen bir yağdan bahsetmişsiniz şifa niyetine kullanılan hamam otu yağı falan mı acaba hiç duymamıştım öyle bir şey. Direk aklıma bu geldi ama alternatiflerin arasında bile olmaya bilir. Alıntınıza kaynak eklemeniz çok iyi olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaynak eklemeyi çoğu zaman unutuyoruz aslında. Kesinlikle art niyetimiz olmamasına rağmen unutuyoruz.

      O yağı ben de bilemiyorum ama hamamotu yağı değildir sanki.

      Sil
  12. Forumunuzda çince yazılar görünüyor. Virüs mü acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aklı evvel birileri girip reklam içeren metinler paylaşmışlar. Kıymeti çekik gözlüler bildi de Türkler bilemedi. :)

      Yarın müdahale ederim inşallah.

      Sil
  13. Fotograftan görünüşü çok güzel.

    YanıtlaSil


Yorumlarınızla yazıma katkıda bulunduğunuz için teşekkür ederim.

Forum'a da beklerim...