"Aloo Duymuyor musun?"

Bir şirkette pazarlamacı olan Gürcan Ali, iş icabı Balıkesir'e gitmişti. Pazarlamacı tanımını da hiç sevmezdi. Pazarlamacı dendiğinde insanların aklına çok da iyi bir insan profili gelmediğini düşünürdü hep. Kıştan yaza geçişte hasta eden tarzda bir hava vardı o gün. Tıpkı insanların sabahleyin evden çıkarken ne giyeceğine karar veremediği havalardan.


Bir reklamcı müşterisi için şehir merkezine geldi ancak arabasını park edecek bir yer bulamadı yakınlarda. Söylene söylene park yeri aradı. "Balıkesir'in şehir içi trafiği Bursa ve İstanbul'u bile geçmiş azizim!" diye içinden geçirdi. Nihayet, gideceği müşteriye biraz uzakta katlı bir otopark buldu. Mevlevi dervişleri gibi döne döne katlı otoparkın en üst katına çıktı; yer buldu ve arabasını park etti. 

Müşteriye gitmeden önce tuvalet ihtiyacını gidermek istedi. Allah'tan hemen katlı otoparkın yanında tarîhî bir camî vardı. Hemen tuvaletine koştu; sadece iki tuvalet vardı erkeklere ayrılmış olan. İlk kapıyı zorladı ancak kapı kolu tam tur dönüyordu. Bozuk herhalde deyip ittirmeye başladı ancak bir sonuç alamadı. Kullanım dışı herhalde deyip diğer kapıya yöneldi. O kapının kolu da tam tur dönüyordu. Bilerek böyle yapmışlar herhalde deyip zorlamaya başladı ki içeriden arka arkaya homurdanmalar gelmeye başladı. 

- "Dolu diyoruz birader, anlamıyor musun?"
- "Hâlâ zorluyor ya hu! Aloo duymuyor musun?"

gibi sesler artık net olarak gelmeye başlamıştı. "Duymuyor musun?" kısmını anlayınca; anladı ki içerideki adam sesini yükseltmişti! Anladığı bir diğer şey ise işitme cihazlarını arabasında unuttuğu idi. Çok sıkıştığı için kıvranarak beklemeye başladı. İlk boşalan tuvalet kendisine içeriden bağırılan ikinci kontrol ettiği tuvalet oldu. Adam çıkınca sinirden kaşları çatık bir şekilde

- "Birader alacaklı gibi neden kapıya yükleniyorsun?" dedi. Kapı kollarının kendisini şaşırttığını anlatmaya çalıştı ancak adam onu dinlemiyordu. Aslında o sırada neden zorlamaya devam ettiğini de anlattı ancak tuvaletten çıkan kişi ona kulak asmıyordu bile. "İşitme cihazı kullanıyorum, işitme kaybım var." falan dedi ama etkisi olmadı. Adam çekip gitti dinlemeden. Muhatabının hangi ruh hâlinde olduğunu, ne gibi rahatsızlıklarının olabileceğini, neden böyle davrandığını düşünmeden, empati yapmadan çekip gitti.

Gürcan Ali çok sıkışmıştı ve hemen attı kendini tuvalete. Tuvaletteyken, insanların geniş düşünemediğini, empati yapmadığını aklından geçirdi. Kendisinin zaman zaman maruz kaldığı benzer sahneler aklına ReHiTu.com'daki "Engelli Bireyler Her Yerde" adlı yazıyı getiriyordu. Yine aynısı oldu.

İşini bitirdikten sonra tuvaletten çıktı ve tekrar otoparka döndü. Ömür boyu takmak zorunda olduğu işitme cihazlarını alıp bir an evvel müşteriye geçmeliydi. Pazarlamacıydı ve aracı takip ediliyordu. Patrona hesap vermek zorunda kalmayı sevmezdi Gürcan Ali. Tuvaletini kullandığı caminin adını merak etmişti. "İbrahim Ağa Camii imiş" diye mırıldandı ve akşam evde araştırmayı düşünerek aklının bir kenarına not etti.

Kategoriler