Namazda Ayakların Hükmü

Son Cuma namazında gördüğüm (aslında cemaatle namaza denk geldiğimde sürekli gördüğüm) bir manzara üzerine bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Önceki yazılarımda da benzer konulara değindim daha önce. Maalesef namaz kılanımız az; namaz kılanların içinde ise namazın hakkını vererek kılanlar pek az. Şeklen namaz kılıyoruz ancak işin iç yüzünü baktığımızda çok eksiklerimiz var. En basitinden namaz sûre ve duâlarını güzelce okuyabilenimiz çok az. 

Bu yazımda aslında birkaç konuya değineceğim. İlki girizgahta bahsettiğimle paralel bir konu. Dedim ya namaz kılmayı tam anlamıyla bilmiyoruz. Mesela namazın tüm rükünlerinde ayağımızın nasıl konumlandırılması gerektiğini net olarak bilmiyoruz. O gün önümde namaz kılan benden büyük bir amca her secdeye gidişinde iki ayağını da yerden kaldırıyordu. Secdede iken iki ayağın birden yerden kesilmesi namazı bozan hallerdendir. Bu vesile ile namazı bozan şeylerin de üzerinden geçelim mi?:


Namazı Bozan Şeyler

1- Konuşmak ve kendi işiteceği kadar gülmek. (Eğer yanındaki işitecek kadar gülerse hem namazı ve hem de abdesti bozulur.)
2- "Ah!" diye inlemek,
3- Ağlamak, (Eğer ağlamak Allâh korkusundan olursa namaza zarar vermez.) 
4- İsteği ile ve özürsüz öksürüp boğazını ayıklamak,
5- Sakız çiğnemek,
6- Bir rükünde üç kere kıl koparmak,
7- Bir rükünde, herhangi bir yerini elini kaldırmak sûretiyle üç kere kaşımak,
8- Bir rekatta iki saf miktarı yürümek,
9- Saç veya sakalını taramak,
10- Aralarında bir adam sığacak kadar açık yer bulunmaksızın bir kadınla yan yana durarak, aynı imamla, aynı namazı kılmak,
11- Özürsüz, yüzünü ve göğsünü kıbleden çevirmek,
12- Namaz içinde imamdan başkasının yanlışını söylemek,
13- Kur'ân'ı mânâ bozulacak kadar yanlış okumak,
14- Kasten selâm verip selâm almak, (Namazın sonu zannederek selâm verse namaz bozulmaz. Sehiv secdesi lazım gelir.)
15- Avret mahallinin dörtte birinin üç tesbih okuyacak kadar açık bulunması, (Avret mahallini isteği ile açarsa o anda namazı bozulur.)
16- Secdede iken iki ayağını birden yerden kaldırmak.

Namazda Ayaklar Nasıl Durmalı?

Şimdi gelelim asıl konumuza. Namazda ayakların nasıl olması gerektiğini ben kendi klavyem yazdığınca kendi kelimelerimle anlatmaya çalışacağım. Benim burada yazacaklarım beyefendilere yöneliktir. Hanımefendilerin namaz kılma şekli bazı noktalarda değişik olabiliyor. O yüzden herkese buradaki bilgilerle yetinmeyip online bir şekilde de erişebilecekleri Muhtasar İlmihal'e göz atmalarını tavsiye ederim.

Kıyamda ve Rükûda: Ayaklar birbirine paralel şekilde durur ve iki ayak arasında mümkün mertebe dört parmak sığacak kadar açıklık olması gerekir. Maalesef görüyoruz ki bazıları olabildiğince açıyor ayaklarını. Hani şu toplu taşıma araçlarında ayaklarını ayırıp oturanlar var ya işte onların camiye gelenlerini düşünün. Bunun kilo ile vs. alakası yok. 

Secdede: Ayak parmaklarımız mümkün olduğunca kıbleye karşı döndürülmelidir ve topuklar birbirine değdirilmelidir. Burada da yaptığımız en büyük yanlış yukarıda da bahsettiğim ayakların yerden kaldırılmasıdır. Diğer bir yanlış da topukların birbirine değdirilmemesi. Tamam topukları değdirmediğinizde de namaz kabul olur ama iki ayağı birden yerden kaldırırsanız namazınız bozulur. 



Ka'dede (oturuşta): Sol ayağımızı yatırıp üstüne oturuyoruz. Sağ ayağımızı ise dik bir şekilde konumlandırıp baş parmağımızı kıbleye doğru yapabildiğimiz kadar döndürmemiz gerekiyor. Yapabildiğimiz kadar diyorum çünkü herkesin esnekliği aynı değil. Gayret göstermek gerekiyor.

İşte bu kadar! Lütfen bu detaylara dikkat edelim. 

Cuma Namazı Kısaldı Kaldı!

Biliyorsunuz plandemi döneminde Diyanet İşleri Başkanlığı, Cuma Namazı'yla ilgili bazı tasarruflarda bulundu. Bunların birçoğu artık unutuldu ve her şey normale döndü ancak nedense Cuma Namazı'nın sünnetinden sonra kılınan zuhr-i ahir ile vaktin sünneti diye nitelendirdiğimiz son 2 rekatlik namaz kılınmadan tesbihata geçilme uygulamasına devam ediliyor. Hoş, çoğu insan zaten 2 rekatlik Cuma Namazı'nın farzını imamla kıldıktan sonra çil yavrusu gibi dağılıyor ancak bu uygulamanın bir an önce son bulması gerekiyor. 

Diyânet İşleri Başkanlığı bir an önce plandemi öncesi dönemlere dönmeli ve Cuma Namazı'nı eskiden olduğu gibi 16 rekat olarak edâ ettirmelidir Müslümanlara. Çünkü bu farz sonrası kılınan namazlar süs diye konulmamış öyle değil mi? Önemine binâen şu konuyla ilgili notları da paylaşıp yazımıza son verelim.

Cuma Namazına Niyet

Evvelâ kılınan dört rekata "Cuma'nın ilk sünnetine" diye niyet edilir. Sonra imamla kılınan iki rekat, Cuma Namazı'nın farzıdır. Bundan sonra kılınan dört rekat, cumanın son sünnetidir.
Ondan sonra kılınan dört rekat ise "zuhr-i ahir" dir. Buna şöyle niyet edilir: "Niyet ettim edâsı üzerime farz olup da henüz üzerimden sâkıt olmayan en son öğle namazının farzına."
Böylece eğer şartlarında bir noksanlıktan dolayı o günün Cuma Namazı kabul olunmamışsa, öğle namazı kılınmış olur. Kabul olunmuşsa, en son kazaya kalmış öğle namazına sayılır.
Zuhr-i ahirden sonra kılınan iki rekata "vaktin sünnetine" diye niyet edilir.
Cumanın farzından sonra bu on rekat kılınmadığı takdirde, şartlarında bir noksanlıktan dolayı Cuma Namazı kabul olunmamışsa, öğle namazı, üzerine borç olarak kalır. Bu sebeple cumanın farzından sonra kılınacak bu on rekati kat'iyyen terk etmemelidir.

Bu yazımı beğendiniz mi? Eğer beğendiyseniz bundan sonraki yeni yazılarımı kaçırmamak için buraya tıklayarak abone olabilirsiniz.