Mart 2016 - ReHiTu.com

Perşembe, Mart 31, 2016

Barack OBAMA vs Binali YILDIRIM

Mart 31, 2016 4
Barack OBAMA vs Binali YILDIRIM

Biraz önce Facebook'ta bir video ile karşılaştım. Videoda önce Barack OBAMA, Ulusa Sesleniş tarzı bir yayında gençlere bilişim alanında kendilerini geliştirmelerini; bu alanda sadece tüketici değil aynı zamanda üretici de olmalarını isteyen bir konuşma yapıyor.

Videonun devamında bizim Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali YILDIRIM, bulut depolama sistemi hakkında açıklamalar yapıyor ancak kullandığı kelimeler bir bakana yakışmıyor. Bilmediğin bir konuysa hiç konuşma daha iyi.

Videoyu izlemek isterseniz şöyle buyurun:




Barack Obama ve Binali Yıldırım Konu: Eğitimizleyin, yorum sizin
Posted by Osman Öztürk on Tuesday, 17 November 2015

Süleyman Hilmi Tunahan (KS) vs. General Hamilton

Mart 31, 2016 2
Süleyman Hilmi Tunahan (KS) vs. General Hamilton
 “Çanakkaleliyim ve tarih öğretmeniyim. 
Tarihimizin en şanlı zaferlerinden birinin yaşandığı yerde olmam ve mesleğimin de gereği Çanakkale ile alakalı her yazıyı ve bilgiyi takip ediyordum. 
Öğretmenliğe yeni başladığım yıllarda Süleyman Efendi’nin yurtlarından birine gelip gidiyordum. Oradaki faaliyetler, sohbet programları ilgimi çekiyor, zaman zaman personelle de sohbet  imkânı buluyordum. 
Bir gün oradaki vazifeli personelle Çanakkale zaferi üzerine sohbet ederken hocalarımızdan biri, Üstazı (hocası) Süleyman Efendi’nin Çanakkale Savaşları sırasında General Hamilton’u ensesinden tutup denize sokup çıkararak...
 “Yeter bu kadar Müslüman kanı akıttığın artık buralardan defol git!”dediğini söyledi. 
Ben Süleyman Efendi’nin hizmetlerini takdir ediyorum fakat bunu biraz abartılı buldum...
Bununla birlikte hocalara bir şey söylemedim. 
O günlerde Hürriyet gazetesinde General Hamilton’un günlüklerinin yayınlanacağını öğrenince heyecanla beklemeye başladım. Günlükler yayınlanmaya başladı ve birkaç gün sonra aşağıdaki yazıya rastladım.
İngiliz General Jean Hamilton’un Rüyası;-2 Eylül 1915, Dün gece korkunç bir rüya gördüm. 
Aslında bu bir rüya değil kâbustu. İmroz’da istirahata çekilmiştim. 
Birden kendimi Helles (Seddülbahir) kıyılarında buldum. 
Boğazımdan demir bir kıskaç gibi sıkan sert bir el, beni suyun dibine doğru batırıyordu! 
Sular başımı aşıyordu, boğulmak üzereydim. 
Kendime geldiğim zaman ter içindeydim ve titriyordum. 
Çadırımda yabancı birisinin varlığını hissediyordum. 
O meşum (uğursuz) şey uzun süre sanki yanımdan ayrılmadı! 
Şimdiye kadar böyle korkunç bir şey yaşamamıştım. 
Gelibolu’nun meşum (uğursuz) bir yer olduğu fikri kafamda yer etmeye başladı. Yaşadığım hadisenin etkisinden saatlerce kurtulamadım. 
Sanki biz bu topraklara daha gelmeden akıbetimiz kararlaştırılmıştı.” (Gelibolu Günlüğü. Jean Hamilton Hürriyet yayınları 1972)
Bu yazıyı daha okurken hocamın sözlerini hatırladım ve hizmetlerini bildiğim Süleyman Efendi’nin büyüklüğünü, hizmetlerinin muhtevasını daha iyi anladım ve daha önceki düşüncemden dolayı kendimden utandım, talebesi olmak da bu vesileyle nasip oldu...
Bu örnekten de anlaşılacağı gibi bu toprakların sahibi ve koruyucusu yalnız üzerindeki diriler değildir. 
Yüce Allah’ın Bakara süresinin 154. Ayeti kerimesinde buyurduğu gibi
“Allâh yolunda öldürülenlere, ‘ölüler’ demeyin; hayır, onlar diridirler, ama siz farkında  olmazsınız.”  
Evliyaullah, biz hak ettiğimiz sürece, zora düştüğümüz her anda yanımızda daima hazır şekilde yer alacaktır."
(Tarihçi yazar Salim Dağ’ın hatıralarından) 

Salı, Mart 29, 2016

Ben Annemi Özledim!

Mart 29, 2016 1
Ben Annemi Özledim!
Eşim ve oğlumuz memlekette oldukları için ben de evde tek başımayken vaktimi internette geçiriyordum. Google+'ta şu fotoğrafı gördüm ve göz yaşlarımı tutamadım.


Annemin son zamanki zayıf hâllerine çok benziyor şu fotoğraf. Yüz tipi aynısı. Annemi kaybedeli 4 sene oluyor. Evlenince anlarsınız anne babanın ne demek olduğunu derlerdi ya doğruymuş aslında. Ben annemi daha iyi anlayacağım sırada kaybettik onu. Annem hakkını helal et! Sana layık evlat olamadım ama sen yine de affedersin beni. Torununu da göremedin anne. Şimdi 1,5 yaşına girdi, dünyalar tatlısı. Keşke sen de olsaydın be anne. Babaannesi hiç olmayacak Kayra Eymen'in. Sen olsaydın hiçbir şey şimdiki gibi olmazdı. Her şey daha güzel olurdu. Annenin ne demek olduğunu daha yeni anladım ben anne. Ölüm döşeğinde benim elimi sıktın ya o bile bana yetti. O an gözümün önünden gitmiyor. Anne ben seni çok özledim! Rüyama gelsen de seni görsem. Bu hayırsız oğlunu affet; hakkını helal et! 

Pazartesi, Mart 28, 2016

Ahmet ALGINDERE - Sen Benimsin

Mart 28, 2016 0
Ahmet ALGINDERE - Sen Benimsin

Ahmet ALGINDERE ismini umuyorum ki bundan sonra daha çok duyacaksınız. Kendisi benim halamın oğlu olur ve amatör bir şekilde müzikle uğraşıyor. Ben ve eşim; onun ve ağabeyi Recep Barış'ın seslerini çok beğeniyoruz.

Biraz önce SoundCLoud'dan bir mesaj geldi. Ahmet yeni bir şarkı yüklemiş. Şarkıyı çok beğendim ve daha önce duymadığım için Ahmet'e şarkıyı kendisinin mi yazdığını sordum. Söz ve beste Ahmet'e aitmiş. Sizin anlayacağınız Ahmet sadece söylemiyor aynı zamanda yazıyor.

İşte Ahmet'in yeni şarkısı. Eminim siz de çok beğeneceksiniz:



Ahmet en kısa zamanda klip de çekeceğini söyledi. Şarkının sözleri de şöyle:

Bak yüreğim üşüyor yokluğun soğuk, Sensiz ölmek bile zor geliyor...
Onca yıl bekledim kaderim seni yazsın diye ,
Kaybedemem seni tut ellerimi...
Fısılda kulağıma sessizce seni seviyorum diye, 
Duymasın kimseler tek ben bileyim...

Kader bizi yazmış ikimiz mutlu olalım diye, 
Gidemem ben senden hiç bir yere, hiç bir yere...
Sen benimsin Tek evimsin Kal benimle Her şeyimsin Son nefesim

Tekrar tebrikler Ahmet. Başarılarının devamını dilerim.

52. Kütüphaneler Haftası Kutlu Olsun

Mart 28, 2016 0
52. Kütüphaneler Haftası Kutlu Olsun
Kütüphaneler Haftası, Türkiye'de 1964 yılından beri Mart ayının son haftasında kutlanan önemli günlerimizden birisidir. Bu hafta her sene bir dizi etkinliklerle kutlanıyor. Özellikle Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi'nin hazırladığı etkinlikler keşke biz de İstanbul'da olsaydık dedirtiyor.


Bu seneki Kütüphaneler Haftası'nın ana teması Kütüphaneler ve Çokkültürlülük olarak belirlenmiş.

Ayrıca İstanbul'daki kütüphanelerin bazıları gece 22:00'ye kadar açık olacakmış.
Kütüphane listesi için: http://kutuphanehaftasi.istanbulkutuphaneci.org/geceleyin-kutuphane-2/
 Yukarıdaki verdiğim linke tıklayarak ulaştığınız sayfada diğer etkinlikleri de görebilirsiniz.

Türk milleti olarak maalesef kitaplarla aramız çok iyi değil. O yüzden en azından bu hafta içerisinde bari kütüphaneleri muhakkak ziyaret edelim. 

Cevdet SUNAY Hakkında Bilinmeyenler

Mart 28, 2016 0
Cevdet SUNAY Hakkında Bilinmeyenler
Türkiye Cumhuriyeti'nin 5. Cumhurbaşkanı olan Cevdet SUNAY en az bilinen cumhurbaşkanlarımızdan birisidir. Bugün onun cumhurbaşkanı seçilmesinin 50. sene-i devriyesi. Bu vesile ile kendisi hakkında bilinmeyenleri yazmaya çalışacağım buraya.


* Cevdet SUNAY'ın lakaplarından bir tanesi "çivit" imiş. Kendisine "çivit" denmesinin sebebi de o dönemdeki meşhur bir çivit markasının üzerindeki öküz kabartmaları imiş.

* Yine bir rivayete göre Cevdet SUNAY, bir İran gezisinde iken formalite icabı tüm misafirlere yapıldığı şekilde mücevherler ve altınlarla dolu bir tepsi sunulmuş kendisine. Formalite icabı olduğu için de herkes nezaketen küçük bir parça alırmış. Bizim Cevdet SUNAY, birden iki elini birden daldırmış sonra hemen araya müsteşarları girmiş de doğabilecek bir siyâsî kriz engellenmiş olmuş.

Aklıma gelmişken aynı örneğin Recep Tayyip ERDOĞAN versiyonu da var. 2004 yılında yani toy olduğu zamanlarda, Güney Kore ziyaretinde Hyundai fabrikasını ziyaret ediyor RTE. Hyundai Grup Başkanı Jung Mongkoo da formaliteden bir araç seçmesini istiyor ve onu hediye edeceğini söylüyor. Bizimkisi de hemen "limuzin" diyor. Centennial model limuzin 80 bin dolar değerindeymiş ve anahtarı da Türkiye'de teslim edilmiş.

* En az tanınan cumhurbaşkanımız olup cumhurbaşkanlarını sayarken unuttuğunuz biri olur ya işte o Cevdet SUNAY'dır.

* Bir toplantıda M.Ö. (milattan önce) kısaltmasını "Mööö" diye okuduğu rivayet olunur.

* 1971'de Pamuk Prenses ve 7 Cüceler filminde oynayan 7 cüceyi makamında kabul edip "Okuyun da büyük adam olun." diyerek kendince espri yapmıştır.

Afyon'un İşgali'nin 95. Yıl Dönümü

Mart 28, 2016 0
Afyon'un İşgali'nin 95. Yıl Dönümü
Ben de Afyonkarahisarlıyım. Maalesef memleketimiz Yunan tarafından 28 Mart 1921'de işgal edilmiştir. Yaklaşık 1,5 yıl Yunanların elinde kalan Afyonumuz, 27 Ağustos 1922'de tekrar geri alınmıştır. Hz. Allah kimseyi vatansız bırakmasın.

Bu işgal sürecinde şöyle tarihî fotoğraflar da buldum. Bazı fotoğrafların altına notlar düşülmüş. Yunancasından keşke tercüme edebilen birileri olsa da ne yazdığını öğrensek.





















Gediz Depremi'nin 46. Yıl Dönümü

Mart 28, 2016 0
Gediz Depremi'nin 46. Yıl Dönümü

Bugün Gediz Zelzelesi olarak bilinen 28 Mart 1970'te meydana gelen ve 1086 kişinin hayatını kaybettiği o büyük depremin yıl dönümü. Yazımıza devam etmeden önce bu depremde hayatını kaybedenlere Hz. Allah'tan rahmet diliyoruz. Bu depremi yaşayıp da hâlâ hayatta olanlar olabileceği gibi bu depremde veya sonrasında birçok yakınını kaybeden insanlar da mevcuttur. Onlara da sabırlar diliyoruz.

Gediz kurulduğu günden bu yana sürekli bu tarz depremlerle sarsılmış bir memlekettir. 1970'teki o büyük depremden önce de zelzeleler meydana gelmiş ancak en büyüğü bundan 46 sene önce meydana gelmiştir. 23:05'te meydana gelen depremin şiddeti ise 7,2 imiş. Depremin ana üssü olan Akçaalan Kasabası'nda ise 10 şiddetinde hissedildiği kayıtlara geçmiştir.

Depremde maalesef 1086 kişi hayatını kaybederken; 1260 kişi de yaralanmıştır. Gediz Şehri neredeyse tamamen yerle bir olmuş ve deprem anında sobalar yandığı için maalesef çoğu insan depremden değil de yanarak can vermiştir.

Sürekli yangın ve sellere maruz kaldıkları için yeni bir yere yeniden şehir inşa edilmeye karar verilmiş ve Uşak yönüne doğru 7 km ilerideki Karılar Pazarı denilen bölge tercih edilmiştir. Depremde yıkılan eski yerleşim yerine de Eski Gediz denilmiştir.

Gediz Zelzelesi ile ilgili araştırma yaparken meclis kayıtlarından şöyle bir belge de buldum. İlgimi çekti ve sizinle de paylaşmak istedim.



İstanbul'daki İlk Trafik Kazası

Mart 28, 2016 0
İstanbul'daki İlk Trafik Kazası
Bundan tam 106 sene önce 28 Mart 1910'da İstanbul'daki ilk yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. İlk ölümlü trafik kazası ise 26 Ocak 1912 yılında gerçekleşmiştir.


İlk yaralanmalı trafik kazası Beşiktaş'ta meydana gelmiş olup Dolmabahçe Sarayı'nın Başmabeyncisi Lütfi Bey'in bahçıvanı Mustafa isimli zât yaralanmıştır. Bu konuyla ilgili 2012 yılında hazırlanan kısa bir videoyu aşağıda izleyebilirsiniz:



İlk ölümlü trafik kazasında ise Zincirlikuyu'dan Beyoğlu istikametine giden İtalyan Konsolosluğu'nun şoförü Frederico Rasi, Şişli Camî'nin önünde İdris isimli bir Arnavut vatandaşa çarpmıştır. Rasi, İdris'e çarpar çarpmaz kaçar ancak Pangaltı'da polislere yakalanır. İtalyan Konsolosluğu da araya girerek İdris'in ailesine tazminat ödemeyi kabul etmiştir.

Pazar, Mart 27, 2016

BİM 8 Nisan İndirimleri

Mart 27, 2016 0
BİM 8 Nisan İndirimleri
Bim, A101 ve Şok Mağazaları'ndaki indirimler herkes tarafından takip ediliyor. Ben de fırsatım oldukça sizlere haftalar öncesinden kataloglarını sunmaya çalışıyorum. Aşağıda 8 Nisan 2016'da tüm BİM Mağazaları'nda satışa sunulacak ürünlerin broşürlerini bulabilirsiniz:


Uzmanından 14 CV / Özgeçmiş Tavsiyesi

Mart 27, 2016 0
Uzmanından 14 CV / Özgeçmiş Tavsiyesi

CV'nizi düzenlemek yapmak isteyeceğiniz en son şey; bunu biliyorum ancak bunu kolaylaştıracak bilgiler paylaşacağım sizinle.

Aslında hepimiz için CV güncelleme işi, yapılacaklar listemizin en başında yer alır. Bu bize büyük bir yük gibi geldiği için de bir türlü güncelleme işine girişmeyiz. Eğer iyi bir kariyer istiyorsak CV'mizin de en iyi şekilde oluşturulması gerekiyor. Aşağıda fikirlerini paylaşacağımız Rose Keating isimli uzman, CV hazırlarken veya güncellerken dikkate almamız gereken 14 bilgiyi paylaşmış bizlerle.

1. Tek Sayfa mı, Yoksa İki Sayfa mı?
Keating'e göre çoğu işe alım / insan kaynakları uzmanları bir veya iki sayfalık özgeçmişleri tercih ederler. Ancak Keating bunun çok da önemli olmadığını da eklemiş ayrıca. Asıl önemli olan şeyin aradıkları pozisyon için senin ne kadar uygun bir aday olduklarını ne kadar hızlı ve açık olarak görebildikleridir diye de konuya iyice açıklama getirmiş kendisi.

Genelgeçer bir kurala göre de eğer beş yıldan az bir tecrübeniz varsa, CV'niz tek sayfa olmalıdır. Beş yıldan fazla tecrübeye sahipseniz o zaman ikinci sayfaya da geçebilirsiniz. Yine de belirtmekte fayda var ki 20 yıl tecrübeniz bile olsa bunu tek sayfada toplayabilirseniz en iyisi olacaktır.

2. Eğitim Bilgisini Nereye Eklemeliyiz? Başlara mı, Aşağılara mı?
CV'de amaç en son neler yaptığını göstermektir. Eğer yeni mezun olmuşsanız veya olacaksanız o zaman eğitim bilgisini en başa eklemelisiniz. Eğer okuldan mezun olup hâli hazırda bir işte çalışıyorsanız o zaman eğitim bilgilerinizi aşağılara eklemelisiniz. Hem çalışıp hem de yüksek lisans vb. bir eğitim alıyorsan o zaman yine eğitim kısmını başlara eklemelisiniz. İlk önce de söylediğimiz gibi CV'de amaç en son neler yaptığınızı eskiye göre kronolojik olarak ifade etmektir.

3. Mezuniyet Derecem İyi Değilse Ne Yapmalıyım?
O zaman özgeçmişinde bu konudan hiç bahsetme. Özgeçmişinizde dâimâ iyi yanlarınızdan bahsediniz. Çok fazla aday başvurusu olan firmalarda zaman zaman eleme kriteri olarak mezuniyet dereceleri kullanılsa da bu da sadece yeni mezun olduğunuzda söz konusu olacaktır. Çoğu insan 3 yıllık bir iş deneyimine sahip olduktan sonra eğer çok çok iyi bir dereceleri yoksa mezuniyet derecelerini CV'lerinden kaldırıyorlar.

4. Henüz Mezun Olmadıysanız!
Eğer henüz mezun olmadan bir işe başvuruyorsanız o zaman CV'nizde beklenen mezuniyet tarihinizi de belirtebilirsiniz. Bir okulda okuyup da mezun olamayacağınızı düşünüyorsanız ve de iş hayatına atılmanız gerekiyorsa bu sefer özgeçmişinizde aldığınız eğitimi şöyle ifade edebilirsiniz: "Okuduğunuz Üniversite, İşletme Alanında 3 Yıllık Lisans Eğitimi"

Ayrıca üniversitede aldığınız eğitimleri / dersleri de eğer başvurduğunuz iş ile ilgiliyse madde madde sıralayabilirsiniz.

5. Ön Yazıların Modası Geçmiş midir?
Keating'e göre bazı işe alım uzmanları ön yazıya önem verirken bazıları önem vermiyorlarmış. Ancak ön yazınızı beğenmedikleri takdirde özgeçmişinize hiç bakmayan insan kaynakları uzmanları da var. O yüzden her başvurunuza uygun olacak şekilde ayrı ayrı ön yazı hazırlamanız faydalı olacaktır. Kısacası ön yazının modası geçmemiştir ve geçmeyecektir de.

6. Nasıl Bir Ön Yazı Oluşturmalıyız?
Keating'e göre bunun farklı yöntemleri olsa da en basiti şudur:

Dört kısa paragraflık bir yazı: Giriş, iki paragraflık bir gelişme ve sonuç paragrafı

Gelişme bölümündeki ilk paragrafta şu soruları cevaplamalısınız: "Niçin sen? Neden sen bu iş için uygunsun?"

İkinci paragrafta ise şu soruları cevaplamalısınız: "Neden onlar? Niçin özellikle bu firmada çalışmak istiyorsun?

7. "Her Seferinde Bu Ön Yazıyı Göndermek Zorunda mıyım?"
Evet! Yukarıda da bahsettiğim gibi bu her başvuru için şarttır. Ancak başvurularınızda sayı yerine kaliteyi ön planda tutunuz. Keating danışmanlık yaptığı kişilere her önüne gelen işe başvurmak yerine özenle hazırlanmış bilgi ve belgelerle, ön yazılarla haftada iki işe başvurmalarını tavsiye ediyor. Yani benim de yaptığım gibi Kariyer.net'e veya Yenibiriş.com'a girip de her gördüğümüz işe başvurmak bir işe yaramıyormuş.

8. Özgeçmişime Değişik Renkler Eklemeli miyim?
Eğer bir tasarım, reklam vb. alanında iş arıyorsanız bu konuda istediğinizi yapabilirsiniz. Ancak eğer bir grafik tasarımcı değilseniz de şu sayfadaki hazır şablonlardan yararlanarak renkli bir özgeçmiş oluşturabilirsiniz.

Başvurduğunuz sektöre uygun değilse siz yine de CV'nizi geleneksel hâliyle hazırlayınız.

9. Herkes Yapsa Bile Siz Beyaz Yalanlar Söylemeyiniz!
Hiç gerek yok böyle şeylere.

10. Hep İyi Yanlarınızdan Bahsedin
Keating, bir özgeçmişi incelemenin ilk buluşma gibi olduğunu söylüyor. O yüzden bu ilk buluşmada kimse sizin kötü yanlarınızı bilmek istemez. En iyi yanlarınızdan ve iş hayatınızdaki başarılardan bahsediniz.

11. Kesinlikle "Ben" Demeyiniz!
Özgeçmişinizde "ben" ifadesini kullanmaktan kaçınınız. "Ben iki sene şu işte çalıştım" demek yerine "İki sene şu işte çalıştım" deyin. Aradaki etki farkını göreceksiniz.

12. Görevler ve Sorumlulukların Üzerine Yoğunlaşma!
Bir CV hazırlarken eski çalıştığınız yerdeki görev ve sorumluluklarınızı yazmaktan ziyade onların sonucu olan başarıları yazınız. Keating diyor ki "O görev ve sorumlulukları nasıl sonuçlandırdığını söyleyin bana!"

İş tanımlarında yer alan bilgileri yazmak yerine o görev ve sorumluluklardan çıkan olumlu sonuçları yazmalasınız. Mesela "Doğru ve zamanında dosya yönetimiyle ofisteki verimlilik artırıldı. Haftalık raporlar sâyesinde stratejik kararlar verebilmede aşama katedildi." gibi.

13. İşe Başvurun
Eğer bir iş ilanındaki yetkinliklerden %70 veya daha fazlası sizde mevcutsa muhakkak işe başvurunuz. Unutmayın, başvurmadığınız bir işe alınmanız mümkün değildir!

Eğer bir iş ilanı size %70'in altında uyuyorsa başvurmakla hiç zaman kaybetmeyin.

14. Tecrübelerden Faydalanın!
Yukarıdaki bilgilerle bir CV'yi nasıl etkili bir hâle getirebileceğinizi gördünüz. Kariyerinizde çok daha iyi yerlere gelebilmek için sürekli tecrübeli kişilerle konuşun ve onların tecrübelerinden yararlanın. Bunun için LinkedIn gibi ağları kullanabilirsiniz.

Kariyerinizde başarılar dilerim.

Cumartesi, Mart 26, 2016

Tuncer YIĞCI Hesabı Ayyıldız TİM Tarafından Hacklendi

Mart 26, 2016 0
Tuncer YIĞCI Hesabı Ayyıldız TİM Tarafından Hacklendi
Google'da en çok aranan kelimeler zaman zaman bana mail olarak geliyor. Biraz önce Tuncer YIĞCI aramasının trend olduğuna dâir bir mail geldi. Kimmiş bu Tuncer YIĞCI diye bakarken şehitler hakkında şöyle bir tweet attığını gördüm:


Yukarıdaki görsel yerine Twitter adresinden daha net bir görüntü almak için @sahnetozu olan hesabına girdiğimde hesabının Ayyıldız TİM tarafından hacklendiğini gördüm. Hesabın yeni hâli şöyle:

Kimin şehit olduğunu kimin şehit olamadığını bilemeyiz ancak böyle bir tweet atarak birlik beraberlik gereken böyle günlerde yaygara çıkarmaya hiç gerek yoktu. Ayyıldız TİM'in ellerine sağlık. Aynısını şehitlere saygısızlık gösteren herkese yapmaları dileklerimle...

T24'ü "Çarmığa" Gerdiler!

Mart 26, 2016 3
T24'ü "Çarmığa" Gerdiler!
T24.com.tr adresi üzerinden "Bağımsız İnternet Gazetesi" sloganıyla yayın yapan internet sitesinde bugün bir haberin başlığı aynen şöyleydi:

"Papa, Hz. İsa'nın çarmığa gerilişinin yıl dönümünde böyle af diledi"



"çarmıha" şeklinde yazmaları gerekirken "çarmığa" diyerek yazdıklarını ben de Twitter'da takip ettiğim @gokhanyucel'den öğrendim. Eskiden Türkçe Hataları adı altında bu konularda yazıyordum zaten. Böyle bir duyarlılığı görünce de burada paylaşmak istedim.

T24'ün Twitter sayfasında haberle ilgili tweetinde de fırtına kopmuştu. Başka ülkede yaşayamayacağımızın kanıtı olan tweetler de atmışlardı T24'e konuyla ilgili olarak.

Bu kadar duyarlı kişilerin olduğunu görmek hoşuma gitti açıkçası. Bundan sonra burada da Türkçe Hataları kategorisi altında bir şeyler yazacağım artık.

Cuma, Mart 25, 2016

Panderma Port Hotel 8,8/10

Mart 25, 2016 0
Panderma Port Hotel 8,8/10
Bu haftaki son durağım Bandırma'daki Panderma Port Hotel oldu. Bu oteli de yine Booking.com aracılığı ile buldum. Booking.com'daki puanı 8,8/10 idi. Bandırma'daki en yüksek puana sahip oteldi yanlış hatırlamıyorsam eğer. 2014'teki puanı ise 8,2 imiş. Demek ki hizmet kalitesinde bir artış var.

Otel tıpkı Ayvalık'taki Kidalyo Otel gibi tarihi bir yapı. Tüm taban ve tavanlar ahşaptan. Bastığınızda gıcırdayan o ahşaplarda insanlar rahatsız olmasın diye dikkatli yürümeye çalışmak bile ayrı bir güzellik. İlk önce bana 207 No'lu odayı verdiler ancak modeme uzak olduğu için internet çekmiyordu desem yeridir. Resepsiyon birkaç defa reset attı; sonra başka bir görevli arkadaş geldi ancak sorun düzelmedi. Bunun üzerine odamı değiştirmelerini rica ettim. 103 No'lu odayı tahsis ettiler. İkinci kattan birinci kata pijamalarımla eşyalarımı taşırken keşke görevli arkadaş yardımcı olsaydı. Aslında yardımcı oldu ama sadece bir çantamı tuttu. Ben 2 tur atmak zorunda kaldım. 103 No'lu odada büyük yatak varken 207 No'lu odada ise ayrı ayrı iki yatak vardı. İnternet sorunumuz da çözülmüştü oda değiştirince. Otel işletmecisine tavsiyem iç tarafta kalan odalar için de modem sayısını artırmasıdır.

Gece rahat bir uyku çektim ve sabah duştan sonra kahvaltıya geçtim. Kahvaltı bu haftaki iki konaklamamın aksine açık büfeydi. Tabağıma çok fazla bir şey almadığımı ve bakındığımı gören bir bayan sahanda yumurta veya omlet yapmayı tavsiye etti. Ekstra ücreti de yokmuş. Kabul edip teşekkür ettim. Kahvaltı da genel anlamıyla güzeldi. Çıkış işlemleri yapılırken otopark durumunu sordum. Çünkü otelin ön tarafı belediye tarafından yol kenarı otoparkı olarak işletiliyordu. Görevli görmezse ödemeden gidebilirsiniz, sıkıntı olmaz dedi. Siz ödemiyor musunuz dediğimde hayır dedi. Daha önce hemen yakınlarda başka bir otelde konakladığımda onlar ödüyorlardı. Artık uzatmadım ve otelden ayrıldım. 3,50 TL otopark ücreti ödedim. Booking.com sitesinde otopark var diye gösteriyor ancak firmanın kendine ait bir otoparkı veya ücretini ödediği bir otopark hizmeti yok.

Burada konaklarken fotoğraf çekmeyi unuttum maalesef. O yüzden internetten bulduğum bir fotoğraf koymakla yetiniyorum.

Perşembe, Mart 24, 2016

Geyikli Ede Apart Otel 9,4/10

Mart 24, 2016 0
Geyikli Ede Apart Otel 9,4/10
Ezine'deki bir fabrikadaki randevum dolayısıyla yakınlarda bir yerde konaklamak için Geyikli Beldesi'ndeki otellere baktım. En yüksek oya sahip Ede Apart Otel dikkatimi çekti. Booking.com'da 10 üzerinden 9,4 puan almış 8 görüş bildiren kişi tarafından. Sadece 8 kişinin görüş bildirmesinin sebebi ise Ede Apart Otel daha 7-8 aylık bir işletme. Otelin işletmecileri emekli bir karı-koca olan Dilek Hanım ve Etem Bey'ler.

Otele ilk girişte çevredeki köpeklerden ve dün geceki şiddetli lodostan dolayı ürktüm desem abartmış olmam. Küçükken iki defa köpek ısırdığı için ister istemez çekiniyorum köpeklerden. Aslında oradaki 3-5 köpekten sadece Zeytin isimli 16 yaşındaki köpek işletmecilere ait. Diğer köpekler yazlıkçılardan kalma köpeklermiş ve onları besledikleri için de sürekli apartın etrafında dolaşıyorlarmış. Köpekler olur da kediler olmaz mı? Otelin içinde de vardı ancak onlar ben oradayken miskinlikle meşguldüler. Onlardan tırsmadım yani.

Benim korktuğumu anladıkları için içeri girerken bana yardımcı oldular. Kayıt işlemleri ve akşam yemeği faslından sonra şirin odama geçme fırsatım oldu. Bu tarz butik otellerde kendinizi bir müşteri değil de misafirmiş gibi hissediyorsunuz. Otel yeni olduğu için her şey son kalitede yaptırılmış. Dilek Hanım mobilya tercihlerini IKEA'dan yana kullanmış ve oldukça iyi de yapmış. Benim için önemli olan internette akşam bir sıkıntı yoktu ancak sabahleyin biraz sıkıntılı idi. Hava şartlarından olduğunu düşünüyorum onun da.
Yine güzel bir uykudan sonra sabah erkenden kalktım ve kahvaltıya geçtim. Kahvaltı Booking.com'daki yorumlardan da okuduğum gibi tamamen organik, yöreye has ürünlerden hazırlanmış bir kahvaltı idi. Dilek Hanım'a karpuz reçelini sordum. Hemen çıkardı ve tabağa koyup getirdi. En çok da ondan yedim zaten. Diğer otel yazılarımı okuyanlar bilirler bu tarz kahvaltılar bana göre değil ancak görüntü beni bile etkilemişti zaten. Hemen fotoğraf çekip Facebook'a da koymuştum.

Genel olarak güzel bir konaklama oldu benim için. Bozcaada'ya geçecekken vapuru falan kaçırırsanız orada bir eviniz olduğunu unutmayın. Odunluk İskelesi mevkiinde yer alan oteli ve kahvaltıyı siz de çok seveceksiniz.

Çarşamba, Mart 23, 2016

Ayvalık Kidalyo Hotel 9,4/10

Mart 23, 2016 0
Ayvalık Kidalyo Hotel 9,4/10
İşim gereği zaman zaman seyahatlere çıkıyorum. Bu son seyahatimde ilk konakladığım yer Ayvalık Kidalyo Hotel oldu. Genelde konaklamak için seçtiğim yerleri Booking.com üzerinden en yüksek puanlara göre seçerim. Tabi içlerinden ekonomik olanlarını tercih ederim.

Booking.com üzerinden arama yaptığımda 171 değerlendirme sonucunda 10 üzerinden 9,4 ortalama ile "fevkalâde"lik sıfatıyla sıfatlanmış bir otel olduğunu gördüm. (2014'te 9,3 iken şimdi 9,4'e çıkmış. Demek ki kalite gittikçe artıyor.) İnternetten firmanın bilgilerine ulaştım ve rezervasyonumu yaptırdım. Otelin maalesef kendine ait bir otoparkı yok ancak yakınlarda hem belediyenin hem de özel işletmelerin otoparkı var. Aslında müşteriye otopark yok demek yerine bir otoparkla anlaşıp oraya yönlendirseler daha iyi olur kanaatindeyim. Çünkü ben hem akşam hem de sabah 4,00 TL + 4,00 TL olmak üzere toplamda 8,00 TL otopark ücreti ödedim.

Otele girdiğimde beni güler yüzlü bir beyefendi ile bir bayan karşıladı. Beyefendi otelin işletmecisi Mehmet Bey'di. Kendisi en iyi şekilde ilgilendi benimle. Yemek faslından sonra odama geçtim. Ekonomik odayı tercih ettim; fiyatı ise kahvaltı dahil 100,00 TL. Standart odalar vardı onlar ise biraz daha genişmiş ve fiyatı da 120,00 TL imiş. Otel 116 yıllık bir Rum binası ve 2014 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Korunması Gerekli Kültür Varlıkları kapsamında değerlendirmeye alınmış buram buram tarih kokuyor. Benim konakladığım Bengisu isimli odadan birkaç fotoğrafı aşağıda bulabilirsiniz.
Otelin ortak kullanım noktaları gayet güzel objelerle dekore edilmiş. Otelin en sevdiğim yönlerinden bir tanesi de sigara içilmemesi. Taban ve tavanlar ahşap olduğu için böyle bir uygulama var. Ancak isteyenler açık alanda sigara içebilirler. İnternet hızında da herhangi bir problem yok. Çoğu otellerde yaşadığım yavaşlığı burada yaşamadım açıkçası. Yumuşacık yatak ve yastıkta güzel bir uyku çektikten sonra kahvaltıya geçtim. Kahvaltı da yöresel ürünlerle tamamen organik bir biçimde hazırlanıyor ancak bana çok da uygun bir kahvaltı anlayışı değil. Ben kahvaltıda zeytin, peynirden ziyade sıcak bir yumurta veya menemen gibi sıcak bir şeyler ararım. Mehmet Bey de az kahvaltı yapınca kendilerinden kaynaklı olduğunu sandı ancak onlarla ilgili değildi. Eşimin tarzında kahvaltı yapmayı sevenler için mükemmel bir kahvaltı idi.
Mehmet Bey gerçekten çok kibar; otele gelenlere bir müşteriden ziyade misafir gibi davranan oldukça hoşsohbet birisi. Böyle bir hizmet sundukları için teşekkür ediyorum. Kendisinin misafirperverliği bana bu otel yazılarını yazdırmaya yöneltti. Bundan sonra konakladığım otelleri artısıyla eksisiyle burada paylaşacağım. Bu yazımı şu anda Geyikli Ede Apart Otel'den yazıyorum. Bir aksilik olmazsa burası ile ilgili de yarın akşam bir başka otelde bir şeyler karalayacağım.

Pazartesi, Mart 21, 2016

Bursaspor'un Kokoreççisi

Mart 21, 2016 0
Bursaspor'un Kokoreççisi

Bursa'ya yeni taşındığımız için yeni yerleri yeni yeni keşfediyoruz. (Yeni kelimesini severim. Eskinin üzerinde çok durup da üzülmeye, dert etmeye veya sevinmeye gerek yoktur. Daima "yeni"ye odaklanılmalıdır. O yüzden böyle bol bol "yeni" dedim.)

Yeni keşfettiğim yerlerden bir tanesi de evimizin caddesinin hemen girişinde kavşakta konuşlanmış bir kokoreççi. Aslında sürekli kendisini görüyordum. Özellikle akşamları çok kalabalık oluyordu ancak genelde eşimle birlikte önünden geçtiğimiz için ve eşim de kokoreç sevmediği için uğramıyorduk. Pırpır diye meşhur olan kabinli motosikletini tezgaha çevirmiş ve ekmek parasını kazanıyor. "Bursaspor'un Kokoreççisi" diye nâm salmış olan Ayhan Usta, oldukça hoşsohbet birisi. Kokoreçten önce onun muhabbeti de oldukça iyi geliyor insana.

İlk tattığımda araçla geçerken aldım ve evde tadına bakabildim. "Bol kepçe" tabirinin en uygun olduğu yerlerden bir tanesi. Başka kokoreççiye gitseniz o yarım ekmeğin içindeki kokoreci iki yarım ekmeğe dağıtır o derece.

İkinci gidişimde komşumuzla birlikte gittim. Meğer o da oranın müdâvimlerindenmiş. Ben kokoreci daha 2 gün önce yediğim için bu sefer köfte istedim. Köftesi de kokoreci kadar harika. Ayrıca sucuk da var dileyenler için.

Sizin de yolunuz düşerse muhakkak uğrayın. Yeri Millet Mah. Derya Cd. girişindeki kavşakta. Facebook'ta da aktif Ayhan Usta. Dilerseniz sayfasını takip edebilirsiniz: https://www.facebook.com/pages/Bursasporun-Kokoreççisi

Pazar, Mart 13, 2016

"Bütün Camileri Yıksalardı Ama Elifbâ'ya Dokunmasalardı"

Mart 13, 2016 2
"Bütün Camileri Yıksalardı Ama Elifbâ'ya Dokunmasalardı"

TRT1'de Pelin ÇİFT ile Gündem Ötesi programında bazen güzel yayınlar olduğunun farkına vardığım bir video izleteceğim sizlere. 22 Mayıs 2015 tarihinde yayımlanan programda Dr. Mustafa ÇALIK'a sorulan bir soruya kendisi harika bir cevap vermiş. Kendisi Cumhuriyet döneminde yapılan Harf İnkılabı'nın en yanlış inkılap olduğunu söylüyor. Videoyu muhakkak izlemelisiniz:


Ankara'da Patlama

Mart 13, 2016 0
Ankara'da Patlama
Ankara'nın göbeğinde yine patlama meydana geldi. Detaylar geldikçe buradaki bilgileri güncelleyeceğiz ancak böyle bir saldırı olacağını dün Amerikan Büyükelçiliği, sitesinin sadece İngilizce yayın yapan bölümünde duyurmuş.




Patlamanın hedefinde o alanda konuşlanan çevik kuvvete karşı olduğunu söylüyorlar. Polis geniş bir güvenlik çemberi oluşturuyor. Belki de artçı patlamalar olacak Allah korusun. Üzerimizde büyük oyunlar oynanıyor. Bu olaylarda kimin parmağı varsa Allah onları kahretsin. 

Sınava Girerken Okunacak Dua

Mart 13, 2016 0
Sınava Girerken Okunacak Dua
Şimdi internete girip baktığınızda bir sürü dualar göreceksiniz bu konuda. Ben sizlere kendi girdiğim sınavlarda okuduğum duaları yazayım.

Öncelikle "Rabbi Yessir Duası" olarak bilinen oldukça kısa ve öz bir dua var. Bunu okuyabilirsiniz:

"Rabbi yessir velâ tuassir Rabbi temmim bi'l-hayr"
Anlamı ise tam da sınavdan beklentinizi karşılayacak şekildedir:

"Rabbim! Kolaylaştır, zorlaştırma, Rabbim hayırla sonuçlandır"

Okunabilecek diğer bir dua ise "Allâhümmerzukna" duasıdır. Onun anlamı da oldukça güzeldir:

"Allahümmerzukna hıfzal-mürseliyn. Ve ilhamel-enbiyaa-i ve fehmel evliyaaa-i bi keramike ya ekramel ekramiyn ve bi rahmetike ya erhamer-rahimiyn."
Bu duanın manası da oldukça anlamlıdır:

"Ey Allahım! Bizi Rasullerin hafızası, enbiyanın ilhamı, evliyanın anlayışı ile rızıklandır. Ey Keremlilerin en Keremlisi Ve Ey Merhametlilerin en Merhametlisi olan Allahım!"

Bu iki duayı aslında sadece sınavlar için değil uygun düşen her yerde okuyabilirsiniz. Özellikle ilk Rabbi Yessir Duası yeni bir işe başlarken, yeni bir güne başlarken; besmeleden sonra dilimizden düşmemesi gereken bir dua.

Bu yazı vesilesi ile bugün YGS'ye girecek tüm öğrencilere başarılar dilerim.

Salı, Mart 08, 2016

Cep Telefonu Olmak İsterdim

Mart 08, 2016 0
Cep Telefonu Olmak İsterdim

YookArtık.com'un Facebook sayfasında zaman zaman Gecenin Hikayesi videolarına denk geliyorum. Can Demiryel'in seslendirdiği hikâyeler gerçekten insanın duygularını harekete geçiren türden. Aşağıdaki videoyu sayfada görmemiştim ancak Facebook kullanmayan bir arkadaşım Whatsapp üzerinden göndermiş. Hemen eşime gösterdim. O da çok etkilendi. Daha fazla kişiye ulaşması için de ben de burada paylaşmak istedim.


Karı ve koca bir akşam yemeklerini bitirdikten sonra, yorgun argın oturma odasına geçerler. Kadın ilkokul öğretmenidir. Öğrencilerine verdiği “ne olmak istersiniz” başlıklı kompozisyon ödevlerini değerlendirmek için masaya geçer. Kocası da eline cep telefonunu alıp, koltuğuna yerleşir. Nihayet yorgun bir günün ardından dinlenebilecektir.
Kadın, bütün kompozisyonları notlarını verip işinin bittiğini düşünürken, kenarda kalmış bir ödevin gözünden kaçtığını fark eder ve not vermek için okumaya başlar.
Kağıtta yazan ise şudur: “Benim dileğim, akıllı bir telefona dönüşmektir. Dileğim bu çünkü annem ve babam telefonlarını gerçekten çok seviyorlar. Annem ve babam sadece telefonlarına dikkat gösterirler, hatta bazen beni unuttukları bile olur.
Annem ve babam işten yorgun döndüklerinde, vakitlerini telefonlarıyla geçirirler, benle değil. Önemli bir işle meşgul olsalar dahi, eğer telefonları çalarsa, anında cevap verirler. Ama aynısını benim için yapmazlar, hatta ağlasam bile…
Annem ve babam cep telefonlarında oyun oynarlar, benimle değil. Telefonda konuşurken, heyecanla yanlarına gidip bir şey paylaşmak istesem, hemen beni susturup, yanlarından gönderirler. Bu yüzden cep telefonu olmaktır, dileğim. Çünkü belki de ancak o zaman beni telefonları kadar severler.’
Kadın gözyaşları içerisinde kompozisyonu okur. Kocası problemin ne olduğunu sorar, kadın ödevi kocasına verir. Adam hızlıca okuduktan sonra hangi mutsuz öğrencisinin bu kompozisyonu yazdığını sorar.
Bu sorudan sonra kadın, bu fazladan ödevin nereden çıktığını anlar. Çünkü o fark etmeden araya konmuştur. “Kompozisyonu yazan öğrencilerimden biri değil” diye cevap verir kadın. “Bunu yazan oğlumuzmuş…”

Fâtih'in Asıl Kabri Nerede?

Mart 08, 2016 4
Fâtih'in Asıl Kabri Nerede?
Burada sadece sanduka vardır. Duanızı camide ediniz.

İstanbul Fâtihi, Sultan Mehmed'in asıl kabri sandığınız gibi Fâtih Camii'nin yanıbaşındaki türbede değil şu anda caminin içerisinde kalan yerde imamın namaz kıldırdığı mihraba yakın bir yerde. O yüzden gidip de boşuna türbede dua etmeyiniz. Caminin içerisinde usulüne uygun bir şekilde gidip dua edebilirsiniz. Aşağıdaki videoda bir rehber bu durumu açıklamış:



Fatih Sultan Mehmet Hakkında Bunu Biliyor muydunuz?
Fatih Sultan Mehmet'in türbesi ziyaretinde daha önce duyduğum olayı rehberin ağzından bir kez daha dinledim.Tarih:14 Mart 2009 CumartesiRehber:Mahmut Sami ŞimşekOrganizasyon: Padişah Türbeleri Ziyareti (Tarih Kültür)
Posted by Analist Yunus Kaya on 18 Mart 2009 Çarşamba
Aslında bu durum sadece Fatih Sultan Mehmed'in kabri için geçerli değil. İstanbul'da ve sâir kentlerde meftun bulunan diğer evliyâların kabrinde de böyledir. Çünkü insanların doğru yerde ilticada bulunmalarını engellemek için kabirlerinden uzak yerlere sandukalar konulup insanlar yanlış yönlendirilmişlerdir. Ebâ Eyyüb el-Ensârî'nin Eyüp Sultan Camii'ndeki kabri de aslında o türbede değil tam cami ile türbe arasında kalan çınar ağacının bulunduğu yerdedir.

İstanbul Unkapanı'ndaki Mehmet Emin Tokâdî Hz'lerinin kabri de insanların dua ettiği yerde değil; şu anda çay-kahve içilen bir yer hâline getirilen tepenin uç tarafındadır.

Rehber hocanın dediği gibi ben İstanbul'da olduğum dönemlerde nedense tadilatlar bir türlü bitirilemiyordu. 5 yıl İstanbul'da okudum. Çemberlitaş'taki o taşı görme şansım olmamıştı. Sonunda açıldı sanırım. Bunları da bilerek geciktiriyorlar sanırım. 

Pazar, Mart 06, 2016

Cemal Kuru'dan Kuru Kafa İlahileri

Mart 06, 2016 0
Cemal Kuru'dan Kuru Kafa İlahileri

Bugün televizyonda kanallar arasında geçiş yaparken bir dînî kanalda Cemal Kuru - Kuru Kafa 2 diye bir klip başlangıcı gördüm. Sırf ismi dikkatimi çektiği için sonuna kadar izledim. Biraz saçma olmuş. O kadar saçma şarkı sözlerinden sonra çok da takılmadım aslında ama yine de daha profesyonel bir iş çıkarılabilirdi.

Ben Kuru Kafa 2'yi izledim ancak bunun 1'i de varmış. Demek ki ilahi çok beğenildi ve böylece ikincisi de yapıldı. Aşağıda sırasıyla Kuru Kafa serisinin videolarını ve sözlerini bulabilirsiniz:


Kuru kafa, kuru kafa, Selam sana kuru kafa, Viran olmuş bu yerlerde, Ne yatarsın kuru kafa? 
*** 
Karlar yağmış üzerine, Soğuk vurmuş her yerine, Toprak dolmuş gözlerine, Ne yatarsın kuru kafa? *** 
Karıncalar yuva kurmuş, Örümcekler mesken tutmuş, Kara toprak seni yutmuş, Ne yatarsın kuru kafa? 
*** 
Söylemez olmuş dillerin, Hani nerde ak ellerin ? Açmadan solmuş güllerin, Ne yatarsın kuru kafa? *** 
Terketmiş tüm azaların, Ela gözün, hilal kaşın, Toprağa koymuşsun başın Ne yatarsın kuru kafa?
Hani oğlun, kızın vardı? İlkbaharın yazın vardı, Acı tatlı sözün vardı, Ne yatarsın kuru kafa?
***
Kuru kafa, kuru kafa, Selam sana kuru kafa, Viran olmuş bu yerlerde, Ne yatarsın kuru kafa?
***
Hüzünlenip ağlar idin, Neşelenip güler idin, Koşar idin, coşar idin, Ne yatarsın kuru kafa? 
***
Kuru kafa, kuru kafa, Selam sana kuru kafa, Viran olmuş bu yerlerde, Ne yatarsın kuru kafa? 
***
Baş yastığa koyar idin, Daldan dala konar idin, Uykulara dalar idin, Ne yatarsın kuru kafa?
***
Kuru kafa, kuru kafa, Selam sana kuru kafa, Viran olmuş bu yerlerde, Ne yatarsın kuru kafa?
***
Karıncalar yuva kurmuş, Örümcekler mesken tutmuş, Kara toprak seni yutmuş, Ne yatarsın kuru kafa? 
***
Kuru kafa, kuru kafa, Selam sana kuru kafa, Viran olmuş bu yerlerde, Ne yatarsın kuru kafa? 
***
Terk etmiş tüm azaların, Ela gözün hilal kaşın, Toprağa koymuşsun başın, Ne yatarsın kuru kafa?
***
Kuru kafa, kuru kafa, Selam sana kuru kafa, Viran olmuş bu yerlerde, Ne yatarsın kuru kafa?
***
Söylemez olmuş dillerin, Hani nerede ak ellerin? Açmadan solmuş güllerin, Ne yatarsın kuru kafa? ***
Kuru kafa, kuru kafa, Selam sana kuru kafa, Viran olmuş bu yerlerde, Ne yatarsın kuru kafa? 
***
Karlar yağmış üzerine, Soğuk vurmuş her yerine, Toprak dolmuş gözlerine, Ne yatarsın kuru kafa? ***
Kuru kafa, kuru kafa, Selam sana kuru kafa, Viran olmuş bu yerlerde, Ne yatarsın kuru kafa?

Cumartesi, Mart 05, 2016

Kıyamda Eller Nasıl Bağlanır?

Mart 05, 2016 0
Kıyamda Eller Nasıl Bağlanır?
Dünden beri her yerde Selahattin Demirtaş ve şu an ismi aklıma gelmeyen yaverinin (ismine bakmaya gerek de duymadım) Cuma namazına geç kalıp herkes otururken kıldığı namazın görüntüleri var. Görüntüler de o kadar net ki dersiniz özellikle birisi önlerine geçip profesyonel bir makine ile çekmiş. Kimilerine göre gösteriş, kimilerine göre de basit bir geç kalma olarak nitelendiriliyor. Ben orası ile ilgilenmiyorum. Beni ilgilendiren kıyamda ellerini bağlama şekilleri oldu.


Yukarıda Demirtaş ile yaveri namazda kıyamda iken sağ elini direkt sol elinin üzerine koymuş. Bu yanlışı maalesef çoğu yapıyor. Çünkü kimse araştırıp ilmihâlini bile öğrenmiyor veya öğretilen yerlere gitmiyor. Yine de Demirtaş yanındaki yaverine göre fena değil. Kıyamda ellerin alması gereken şekil aşağıdaki gifte de gösterildiği üzere şöyledir:

Sağ elinizin serçe ve baş parmaklarını sol elinizin bileğinde bilezik gibi kavuşturursunuz. Diğer kalan üç parmağınızı da sol kolunuzun üstüne nizamî bir şekilde bırakırsınız. Ayrıca göbeğinizin altında bağlarsınız ellerinizi; o da rastgele değil yani.

Ara sıra bu tarz paylaşımlar da yapacağım. Takibe devam lütfen. :)

Kıyamda Eller Nasıl Bağlanır
make animated gifs like this at MakeaGif