Kasım 2017 - ReHiTu.com

Pazar, Kasım 26, 2017

Güne Nasıl Başlıyorum? (MiM)

Kasım 26, 2017 17
Güne Nasıl Başlıyorum? (MiM)
Mim ve mimlemek kelimeleri blogcular arasında sıklıkla kullanılan blog terimlerinden. Normal anlamından farklı olarak buradaki terim anlamı "bir konuda görüşlerini belirten bir yazı ele aldıktan sonra aynı konu hakkında bir başka blog yazarının da görüş belirtmesi için etiketlemek; topu ona atmak" diyebiliriz. "Mimlemek" için yaptığım bu açıklamanın TDK tarafından kabul görmesini bekliyorum. :)


Mavi ve Edebiyat Blogu'nun sahiplerinden Mücahit DOĞAN, nâm-ı diğer Bay MüDo, beni yazımın başlığında belirttiğim konuda beni mimlemiş. Eski bloglarımda mimleniyordum ama bu blogda beni ilk defa birisi mimledi. Kendisine teşekkür ederek konuma geçiyorum.

Öncelikle güne güneş doğmadan evvel kalkarak başlıyorum. Çünkü bir müslüman olarak kılmamız gereken günlük 5 vakit namazdan biri olan sabah namazının bu vakitlerde kılınması gerekiyor. Sabah namazını kılıp gerekli tesbihâtı da çektikten sonra bilgisayarımın başına otururum. Çok çok yorgun veya uykusuz değilsem namazdan sonra yatmam. Bu durum yaz - kış; haftaiçi - haftasonu böyledir değişmez.

Bilgisayarda kahvaltı saatine kadar vakit geçiririm. Daha önce kaleme aldığım "İnternette Nasıl Zaman Öldürülür?" başlıklı yazımda da bahsettiğim websitelerinde sırasıyla sörf yaparım. (O zamanlar Chrome kullanıyordum şu an Firefox kullanıyorum bu arada. Ayrıca yeni siteler de eklendi.)

Kahvaltı saatim geldiğinde apar topar gününe göre duş alırım ve tıraşımı da olduktan sonra kıyafetlerimi de değiştirerek kahvaltıya geçerim. Şu sıralar her sabah aç karna Pantpas atarak kahvaltıya başlıyorum. Takip edenler bilecektir bu ay başında mide kanaması geçirmiştim. En az 4 ay daha bu Pantpas'a devam edeceğim doktorla son görüşmemize göre.

Pantpas sonrası ülsere iyi geldiğini hem kendi çevremizden duyduğumuz hem de internette gördüğümüz patates suyunu içerim. Sağolsun eşim hiç üşenmeden her sabah çiğ patatesi rendeliyor ve kendi elleriyle sıkarak suyunu çıkarıyor. Katı meyve sıkacağı almak şart oldu artık. Sizin ülser için duyduğunuz kocakarı ilaçları var mı?

Kahvaltıda muhakkak sıcak bir şeyler ararım. Yeşillikle salatalık ve domatesle kahvaltı yapabilenlerden değilim. İşim gereği kaldığım otellerde buna da dikkat ederim. 10 çeşit peynir olacağına bir tane yumurta çeşidi (pişirme yönünden çeşitten bahsediyor burada yazar) olsun yeter. Otelleri buna göre seçerim. :)

Kahvaltı sonrası o gün çalışacağım bölgenin uzaklığına göre evden ayrılırım. İlk müşteri ziyaretini en geç 9:15'te yapacak şekilde bunu ayarlamaya çalışırım. Sabah evden çıkarken de Kayra Eymen'imin "İşe giderken öpülür" cümlesinden sonra tüm aile cümbür cemaat öpüşürüz. Şu sıralar öptükten sonra "Seni dünyalar kadar seviyorum" diyor. Ben de ona "Ben de seni sokağın tavanı kadar seviyorum" diyorum ama onu kabul etmeyince "dünyalar kadar"a dönüyoruz.

Sonrasında çıktık sahaya; Allah rast getire! Herkese hayırlı işler; bol güneşler! Helâlinden kazanıp evine; çoluğuna - çocuğuna helâl ekmek götürmeyi Mevlâm herkese nasip etsin.

Benim güne başlamam her gün aşağı yukarı bu şekilde oluyor. Bu konuda yazdılar mı bilmem ama eğer yazmadılarsa bir önceki blog yazıma yorum bırakan blogcu arkadaşlarımı mimlemek isterim:
She Is The Man (Apple Sodaa)
Sinan BlogRuz
Ali Yatarkalkmaz

Çarşamba, Kasım 22, 2017

Patronunu / Müdürünü Mahvet!

Kasım 22, 2017 8
Patronunu / Müdürünü Mahvet!

Eskiden kapattığım bloglarda da çok fazla flash oyunlar vardı. Talep de görüyordu. Geçenlerde uzun zaman sonra aşağıdaki oyun çıktı karşıma.Sonuna kadar oynadım ve hoşuma da gitti. Stres attırıyor gerçekten.

Bu oyunda çalışırken başınıza gelen patronunuz size direktifler yağdırıyor ve siz sinirlerinize hakim olamayıp patrona değişik yollarla saldırıyorsunuz. +15 yaş sınırının olması gereken bir oyun. Patronu 14 farklı yöntemle nakavt etmeniz gerekiyor. Nakavt edeceğiniz nesneyi farenin imleci ile seçiyorsunuz ve eleman patronu bir güzel pataklıyor.

Allah'tan ben patronlardan yana hep şanslıydım. Hiçbir sıkıntı yaşamadım. Şu anki işimde de bölge sorumlusu olarak şirket merkezinden farklı bir bölgede homeoffice çalışıyorum. Patronumu senede 1-2 defa görüyorum.

Neyse fazla yazamayacağım. Buyurun siz oyuna geçin ancak çizim de olsa cinnet öğeleri içerdiği için etkilenecekler hiç oynamasın. Uyarımı tekrarlamış olayım.

Not: Mobilde oynanmıyor olabilir.

Cumartesi, Kasım 18, 2017

Yazısı Yok - Anlamı Çok Görseller

Kasım 18, 2017 18
Yazısı Yok - Anlamı Çok Görseller
Bazen görseller (fotoğraf, resim, karikatür vb) yazılardan daha çok şey anlatıyor. Bunu bu şekilde anlatabilmek de büyük bir meziyet. Aşağıda üzerinde hiçbir yazı, ifade olmamasına rağmen derin anlamlar taşıyan fotoğrafları göreceksiniz. Her bir fotoğraf için makaleler yazılabilir o derece.

Haydi başlayalım!


Bugün maalesef çocuklarımızın hâli böyle! Suç onlarda mı? Tabii ki hayır! Suç bizde! Koca koca adamlar olarak biz de telefon, televizyon ve bilgisayar peşinden kalkmıyoruz. Azıcık rahatsız edildiğimizde onların da eline kumanda, tablet ve telefon tutuşturuveriyoriz ve sonuç ortada.


Eğitim sistemi, özellikle ülkemizde tam da böyle! Ülkemiz farklı özellikteki bireyleri aynı kulvarda eğitmeye çalışmada ve eğitim sistemini kendi içinde de sürekli değiştirmede dünya birincisidir herhalde! 



En çok iç burkan fotoğraflardan! Hz. Allah kimseye dermansız dert vermesin!


Küresel ısınma sadece o yavrucağı değil hepimizi tehdit ediyor! 
 

Modern hapishane!


İnsanların gözünü iyice para hırsı bürümüş durumda! Helâl - haram demeden körü körüne saldırıyoruz dünyâ için!


Eğitim ve sağlık sistemleri de tamamen parana göre!


Plastik torbalar öldürür! Bizi de öldürür, denizdeki canlıları da uçan kuşları da...


İnsanın insana yaptığını başka hiçbir canlı yapmamıştır sözünün kanıtı...


Çizimin anlamlı olması hikâyeyi bilenler için! Çalışan her zaman kazanır... 


Küçükken sahip olduğumuz sevgi, saygı, vicdan vb. bilumum iyi hasletler biz büyüyünce nedense kayboluyor. Küçücük bedenimize sığan o güzel hasletler büyüyen bedenlerimize sığamaz oluyor!

Pazar, Kasım 12, 2017

Zengin Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız? (MİM)

Kasım 12, 2017 19
Zengin Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız? (MİM)
Zenginlik göreceli bir kavramdır sanırım. Ayrıca kimi zengin olmayı çok ister kimi de şükrünü eda edemem korkusuyla istemez. İkinci kısım bu devirde azınlıktadır muhakkak.


Quora'da yazımın başlığını oluşturan bir soru sorulmuş ve ona gelen cevaplardan biri hoşuma gittiği için saklamışım. Onu sizlerle Türkiye'ye uyarlayarak paylaşmak istedim. Gelelim zengin olduğumuzu veya bir başkasının zengin olduğunu nasıl anlayabileceğimizi maddelemeye:

* Alışverişe çıktın ve bir çanta beğendin. Kasaya doğru giderken bir tane daha beğendin. Kararsız kaldın ve hangisine alacağına karar veremeyince de ikisini birden aldın. Tebrikler, sen zenginsin!

Alacağın çanta benim de eşime almayı düşündüğüm Beymen'deki Bottega Veneta çantaysa ikincisi olmasına gerek yok; tebrikler sen ultra zenginsin! :)


* Yeni bir dizüstü bilgisayara ihtiyacın var ve HepsiBurada.com'a giriyorsun. Arama yaptıktan sonra arama tercihini "En Yüksek Fiyat" (Azalan Fiyat) olarak ayarlıyorsan tebrikler, sen de zenginsin!

* Oğlun senden iPhone X'ini vermeni istemiş ve sen de vermişsin. iPhone X'le oyun oynayan oğlun bir anda telefonu düşürüp kırıyor. Sen de alelacele kalkıp oğluna koşuyorsun ve iyi olup olmadığını soruyorsun. Tebrikler; sen de zenginsin!

* Manava gidiyorsun ve birkaç bir şey aldıktan sonra 43,00₺ ödemen gerekiyor. 50,00₺ veriyorsun ama manav bozuğu olmadığını söylüyor. "Önemli değil üstü kalsın" diyorsun ve gülümseyerek oradan ayrılıyorsun. Tebrikler, sen de zenginsin!

* Bursa'da yaşıyorsun ve Millet Mahallesi'nden Özlüce'ye gideceksin. "Bu trafikte arabamla mı gideyim hiç çekemem" deyip farklı alternatifler ararken nedense aklına hiç toplu taşıma gelmiyor ve bir taksi çağırıyorsun. Tebrikler sen de zenginsin!

* Yine bir mağazaya gidiyorsun ve bir t-shirt alacaksın. T-shirt ve renkleri o kadar çok hoşuna gidiyor ki tüm renklerden birer tane alıyorsun. Tebrikler sen de zenginsin!

* Rolex'ten başka saat, Audi'den başka araba, iPhone'dan başka telefon, Mac'ten başka dizüstü bilgisayar ve Calvin Klein'den başka parfüm bilmezsin. Tebrikler sen de zenginsin!

* Karının 50. doğum gününü en lüks yerlerden bir yerde kutluyorsun ve davetlileri özel jetlerle getirip götürüyorsun. Tebrikler sen de zenginsin!

* Trafikte hızla ilerlerken bir polis otosuna çarpıyorsun ve içindeki iki polisten birinin ölümüne diğerinin ise yaralanmasına sebep oluyorsun. Tüm yargı sistemini bir şekilde manipüle ediyorsun ve kendi oyunlarını oynuyorsun. Eninde sonunda serbest kalıyorsun! Tebrikler sen korkunç bir zenginsin!

Bu liste uzar gider. Her şeyi, her olayı buraya uyarlayabilirsin. Yazarken sürekli aklıma bu şekilde uyarlamalar geldi - gitti. Sırf bu konuya uyarlanmış bir blog, sayfa, hesap bile açsan sonsuza kadar konusuz kalmazsın. :) Çok da uzatmak istemiyorum ve sözü diğer blogculara bırakmak istiyorum. Bunu bir MİM olarak kabul edip diğer blogcu arkadaşlar da kendi bloglarında bu konuda bir şeyler karalarsa okumak isterim. Kimseyi etiketlemek istemiyorum. Konuyu beğenenler bir şeyler listeleyip bana da bilgi verirse okurum; okuturum. :)

Siz kendinizin veya bir başkasının zengin olduğunu nasıl anlıyorsunuz? Siz de yorum kısmında birkaç örnek verirseniz sevinirim. 

Pazartesi, Kasım 06, 2017

İnsanın Gözünü Ancak Toprak Doldurur!

Kasım 06, 2017 6
İnsanın Gözünü Ancak Toprak Doldurur!
Hayat her geçen gün pahalılaşıyor. Her şeye zam gelirken aslında insanların gelirleri de bir yandan artıyor. Giderlerdeki artış kadar olmuyor gelirlerdeki artış evet o konuda hemfikiriz ancak çuvaldızı biraz da kendimize batırmamız gerekiyor. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmıyoruz artık. Her şeyin en iyisini hak ediyoruz evet ama bu hakedişlerimiz bütçemizi aştığı zaman sıkıntı başlıyor.



Dünya malına düşkünlük zenginde de var; fakirde de var. Herkes maddî konularda hep en iyisini istiyor ama mânevî konularda durum maalesef böyle değil. Dünkü Fazilet Takvimi'ndeki Hadîs-i Şerîf ne kadar da uygun şuraya:



Eskiden paranın bir bereketi vardı. Şimdi gelecek para gelmeden gidiyor. Herkes borçlu. Bu borçluların çoğu da mecburiyetten evet ama kimse de bu konuda bir şeyler yapmaya çalışmıyor. Ailelerde bu durum daha da sıkıntılı. Paranın gidişâtı takip edilemezse veya bir taraf takip etme taraftarı iken diğer taraf destek vermezse büyük sıkıntılar hâsıl oluyor ve boşanmalara kadar gidiyor.

Çamlıca Basım Yayın'dan çıkan Gülistan'dan Seçmeler isimli eserde yer alan bir hikayeyi de sizinle paylaşmak istiyorum:

Şeyh Sâdî anlatır: “Yüz elli deve yükü ticâret malı, kırk köle ve hizmetkâra sâhip bir tüccar gördüm. Bir gece beni İran’ın Hürmüzgan eyâletine bağlı Kiş Adası’ndaki çadırına götürdü. Bütün gece susmak bilmedi, boş laflar konuştu. “Falanca ortağım Türkistan’da, falanca sermayem Hindistan’da, bu kâğıt falanca yerin kâğıdıdır, falanca şeye falanca kefildir.” diye anlatıp durdu. Bazen, “İskenderiye’ye yolculuk yapmaya niyetliyim.” diyor, bazen de “Mağrib Denizi (Atlas Okyanusu) kâfirler ve korsanlar sebebiyle tehlikelidir.” diyordu.

- Ey Sâdî! Bir yolculuğum daha var. Eğer o yolculuğu yapabilirsem geri kalan ömrüm boyunca bir köşede oturup ticâreti bırakırım, dedi.

- O yolculuk hangi yolculuktur? diye sordum. Şöyle dedi:

- Fars kükürtü Çin’de değerliymiş. Onu Çin’e götürmek istiyorum. Oradan Çin porselenini Anadolu’ya, Anadolu ipeğini Hind’e, Hint çeliğini Halep’e, Halep camını Yemen’e ve Yemen kumaşını da Fars’a götürdükten sonra ticâreti bırakıp bir dükkân köşesinde oturacağım, dedi.

 Nihâyet konuşmaya gücü kalmayınca:

- Ey Sâdî! Sen de görüp duyduklarından anlat, dedi. Ben de şöyle dedim:

- Bir kervanbaşı Gûr çölünde bindiği hayvandan düşünce şöyle dedi: 

“Dünya heveslisinin aç gözünü ya kanâat ya da mezar toprağı doldurur.”

Pazar, Kasım 05, 2017

Mide Kanaması Geçirdim

Kasım 05, 2017 35
Mide Kanaması Geçirdim
Ben yandım eller yanmasın diye bu konuyu bloguma yazmaya karar verdim. Evet haftabaşında başladığını tahmin ettiğimiz ancak 3 gün önce gece tuvalette bayılıp hastaneye kaldırılmamla farkettiğimiz bir mide kanaması süreci atlattım. Detaylı bir şekilde anlatmaya çalışacağım ki benim gibi bilinçsiz hareket etmesin bu yazıyı okuyanlar. Sağlık ile ilgili bir konu olduğu için mide bulandırıcı ifadeler olabilir şimdiden kusura bakmayın; çok af edersiniz.


02.11.17'de gece 02:00 sıralarında tuvalete kalkmıştım. Zaten yatmadan önce kendimi çok da iyi hissetmiyordum. Tuvalette bayılıp kaldım. Eşim gürültüme koşup gelmiş. Anlattığına göre uyuyup kaldığımı düşünmüş ve çok sinirlenmiş bana. Sonra durumun öyle olmadığını anlamış ve beni soğuk suyla kendime getirmiş. Allah'tan misafirlerimiz vardı evde kayınpederim ve kayınvalidem. Onları da çağırmış eşim ve o sırada tekrar bayılmışım. Beni tekrar kendime getirmişler. Anlattıklarına göre dilim falan kaçıyormuş. Sonra ambulansı çağırmışlar. 

Ambulansla birlikte gelen sağlık görevlileri ciddi bir şey olabilir diye önce ambulansa aldılar ve orada EKG çektiler. Bir sorun görünmüyor ancak yine de hastaneye gitmek de fayda var dediler. Eşimle kayınpederim kendi aracıyla arkadan geldiler. Direkt Bursa Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne götürdüler ve kırmızı alana aldılar. Hâlâ halsizdim. Orada da EKG çektiler. Sonra Tomografi'ye gönderdiler ve bir şey bulamadılar.

Elektrokardiyografi (EKG), kalp kasının ve sinirsel iletim sisteminin çalışmasını incelemek üzere kalpte meydana gelen elektriksel faaliyetin kaydedilmesi. Bu kayıt ile elde edilen grafiğe Elektrokardiyogram (EKG), kullanılan alete de Elektrokardiyograf denir.

Ben yaklaşık 2 haftadır bel fıtığı tedavisi için Neurontin 600mg, Doxium 500mg ile Naprosyn kullanıyordum. Haftabaşından itibaren de Naprosyn bittiği için ve doktor da sözlü olarak önerdiği için Apranax kullandım. Bunları da zaten biz yanımızda götürmüştük ve doktorun düşünürken aklına geldi ve "dışkında bir değişiklik var mıydı?" dedi. Biz de "Evet 2-3 gündür simsiyah, boya gibiydi." deyince; "Niye söylemiyorsunuz, bu anormal bir şey değil mi?" diye biraz sitem etti. Ben aslında bu konuyu eşime söylemiştim ve ikimiz de bunu haftasonu yediğimiz çiğ köfteye bağlamıştık.

Dışkımız bize hastalıklar konusunda ön bilgi veriyor aslında. O yüzden dışkınızı arada kontrol etmeniz faydanıza olacaktır!

Hemen makatıma bir şey soktu ve "Biz başka sebepler ararken adam mide kanamasından gidiyormuş" diyerek hemen serum bağlattı ve beni İç Hastalıkları Bölümü'ne yatan hasta olarak sevk etti. 3 ünite de kan verilecekti. Sabaha kadar serum ve 1 ünite kan verildi.

Sabahleyin erkenden doktorum Sn. Bilgehan YÜZBAŞIOĞLU geldi ve ön bilgileri aldıktan sonra Endoskopi'ye gireceğimi söyledi. Çok geçmeden de beni Endoskopi odasına aldılar. Endoskopi sonucunda kanamanın şiddetli olduğunu ve şimdi ise durduğunu söylediler. Böyle bir kanamaya kullandığım ağrı kesiciler ile kas gevşeticilerin onikiparmak bağırsağımda olduğu öğrendiğim 1 cm genişliğindeki oldukça büyük ülserin tepkiye girmesinin sebep olduğunu öğrendim. Bu kanamanın bana yararlarından biri de mevcudiyet ihtimâlini düşündüğüm ülserin kesin mevcut olduğunu öğrenmem oldu. Bundan sonraki süreçte ülser tedavim devam edecek.

"Endoskopi", Gastrointestinal endoskopi adıyla da bilinen yemek borusu, mide, oniki parmak bağırsağı ve kalın bağırsağın incelendiği tetkik yöntemlerinin genel adı.

Endoskopi sonrası tekrar odaya çıktım ve orada serum ve kan verilmeye devam edildi. O geceyi de hastanede geçirdim. Hiçbir yiyecek - içecek verilmedi. Sadece son gün su ve süt içebileceğim söylendi. Cuma günü çıkış yaptığımda ise su ve sütün yanına ılık çorba ilave ettiler ve 2 gün bu şekilde beslenmemi 2 gün sonrasında ise püre kıvamında yemeklere geçiş yapabileceğimi söylediler. Her türlü ağrı kesici ve kas gevşeticilerin kullanımını kesinlikle yasakladı doktor. "Çok zor durumda kalırsan Vermidon kullanabilirsin." dedi.


10 gün evde yatak istirahati verildi. Şu an bu yazıyı yatmaktan sıkıldığım zamanlarda yazmaya çalıştım. Halsizliğim hâlâ devam ediyor. Doktor bunun normal olduğunu çünkü kan değerlerimi normal bir insanın seviyesine tam olarak çıkarmadıklarını 9-9,5 seviyesinde bıraktıklarını söyledi.

Hb değeri kandaki oksijen taşıyan proteindir.Bu değerin düşüklüğü anemiye işaret eder.Normal değerleri erkekte 13.8-17.2 ve kadınlarda 12-15.6 gram/dL dir.


Hastane ortamı gerçekten çok zor. Bursa Devlet Hastanesi de eski ve bakımsız bir hastane ancak doktorlar ve hemşireler çok iyiydi. Özellikle Acil Servis'te ilk tetkikleri yapan Uzman Dr. Hüseyin GÜL'e ve sonrasında benimle ilgilenen Gastoenteroloji Uzman Dr. Bilgehan YÜZBAŞIOĞLU'na ne kadar teşekkür etsem azdır. İkisi de işlerinde uzman doktorlar gerçekten. İç Hastalıkları Bölüm Hemşireleri de oldukça samîmî ve işlerini severek yapan bir ekip. Allah hepsinden râzı olsun!

Bu vesile ile Hz. Allah tüm dertlilere deva, hasta kullarına da şifa versin. Bayılma olayı yaşanmadan önceki akşam eşimle bir haberi yorumlarken kullandığım bir beyitle yazıma son vereyim: