Ağustos 2016 - ReHiTu.com

Salı, Ağustos 30, 2016

Dil Yâresi Pek Derin!

Ağustos 30, 2016 6
Dil Yâresi Pek Derin!
Daha önce bu konularda yazarken de açıklamıştım. Önceden Türkçe Hataları adı altında bir blogum vardı. İlgi de çekiyordu ancak devam ettirememiştim. Tüm arşivimle birlikte sildim ama keşke silmeseymişim. Bundan sonra burada yazacağım artık.

Dün NTV Radyo dinlerken Fuat AKDAĞ ile Mehmet DEMİRKOL Bey'lerin hazırlayıp sunduğu Spor Servisi programına denk geldim. Orada bir teknik direktörün yaptığı "hücumsal" açıklamasının doğru olmadığını söylediler ve gerekli gereksiz her kelimenin arkasına "-sal, -sel" eklediğimizi ifade ettiler. Çok doğru bir tespitti. O yayının kaydını da aradım ancak bir türlü bulamadım. Türkçe sondan eklemeli bir dil olduğu için bazıları da olur olmaz ekleri getirerek yeni kelimeler türetebiliyor. Bu da bir süre sonra galat-ı meşhur olup dilimizde yer edinmeye başlıyor.

Biraz araştırma yaptığımda bu "Hücumsal" kelimesi, futbol camiasında Bülent KORKMAZ'la özdeşleşmiş olduğunu gördüm. rerererarara.net isimli sitedeki konu başlığına yazılanlar şöyle:


Farklı konulara da değineceğim ancak öncesinde NTV Radyo'dan biraz daha bahsetmek istiyorum. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası gelişmeleri, haberleri takip edebilmek için araçta radyo dinlerken denk geldim NTV Radyo'ya. (İşim gereği sürekli araçla firma ziyaretleri yapıyorum.) O günden beri de müdavimi oldum diyebilirim. Gayet güzel konuları ele alıyorlar. Bununla ilgili tweet de atmıştım.

Tweetimde de bahsettiğim Dil Yâresi bölümü de harika. Levent DÖNMEZ'in seslendirdiği bu bölüm de çok güzel bilgiler veriyor. Ancak anladığım kadarıyla yeni bölümler çekilmiyor. En son 22 Nisan 2016 tarihli bir yayın var. Bu eski yayınlar gün içinde zaman zaman karışık olarak veriliyor. Umarım yeni bölümler de çekilir de bilgileniriz. Dün benim denk geldiğim bölümü sizler de aşağıdan dinleyebilirsiniz:



Dün bu konularda yazmayı kafama koyduğumdan olsa gerek yine arabayla geçerken gördüğüm bir ikaz levhası dikkatimi çekti: "Parklanma Yasaktır" diyordu. Ben daha önce hiç böyle bir ifade duymamıştım. Yine bir uydurukça diye düşündüm ancak yine de TDK'ye bir sordum. Gerçekten de böyle bir kelime yok. Ancak Google Amca bile bu kelimeyi kabul etmiş. Herkes yapıyormuş meğer bu hatayı. "Hücumsal" gibi sinsi sinsi içimize girmiş bu kelime. "Park etmek" ile "park yapmak" arasında kalanların uydurduğu bir kelime gibi geldi sanki bana. Ancak doğrusunu da söyleyeyim "park etmek" olacak.



Pazartesi, Ağustos 22, 2016

Şehidimizin Adı Ömer, Soyadı HALİSDEMİR

Ağustos 22, 2016 2
Şehidimizin Adı Ömer, Soyadı HALİSDEMİR
15 Temmuz darbe girişiminin püskürtülmesinde önemli rol oynayan isimlerin başında geliyor şehidimiz Ömer HALİSDEMİR. Hz. Allah bu millete tekrar böyle acılar yaşatmasın ve bu vatan uğruna şehit olmuşlara rahmetiyle muamele eylesin; gazilerimize de şifalar ihsan eylesin.


Ömer HALİSDEMİR şehidimiz öyle sıradan bir şehit değil. Adını şanlı tarihimize yazdırmış birisi. O yüzden de adını en doğru şekilde bilmeliyiz. Medyada şehidimizin adı Ömer Halis, soyadı DEMİR imiş gibi paylaşımlar yapıldı en başından beri. Bu yüzden de doğan çocuklara Ömer Halis ismi verildi. Böyle yapılması çok güzel bir şey. Şehidimizin ismi yaşatılsın tamam ama doğru ismi yaşatılsın. Ben bu konuda birkaç gün önce tweet atmıştım. Bu tweetimi eleştiren bir arkadaşım da oldu:

Ancak bu sabah Alem FM'de Adem METAN Show'a katılan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma ŞAHİN de konuşmasında "Ömer Halis'ler..." diye bir ifade kullanınca bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum.

Şimdi bu yüce kahraman şehidimiz tarih sayfalarına geçecek. Buralarda da en doğru adıyla anılması gerekmektedir. Yani olay o kadar da basit bir yanlışlık değil yani. Herkes aynı yanlışı yapıyor. O yüzden tekrarlıyorum. Şehidimizin adı Ömer, soyadı HALİSDEMİR. Lütfen kayıtlara da böyle geçsin!


Cumartesi, Ağustos 20, 2016

ReHiTu Sosyal Medyada Neler Yapar?

Ağustos 20, 2016 4
ReHiTu Sosyal Medyada Neler Yapar?
Aslında şu sosyal medyaya bu kadar çok dalmasak daha iyi ancak bazen yapacak bir şey olmuyor ve buralarda vakit öldürüyoruz. Hatamızın farkındayız ama.

Ben özellikle üniversite yıllarında bloglarla çok ilgileniyordum. Ses getiren bloglar da yazmıştım. Blog yarışmalarına falan da katılıyordum. Sonradan bu mikroblog da diyebileceğimiz Twitter, Facebook gibi mecralar popüler olunca bloglara olan talepler azaldı. Şu sıralar herkes gibi daha çok bu mecralarda dolaşıyorum. Telefonumdaki sorundan dolayı Facebook yükleyemiyorum. Telefonumda sadece Twitter var.

Evde Kayra Eymen'imi de aksatmadan fırsat buldukça bilgisayarı açıp önce maillerimi kontrol ediyorum. Sonrasında Facebook, Twitter ve LinkedIn'e gelen bildirimlere bakıyorum. Facebook'ta çok aktif olarak ilgilenemesem de açtığım birkaç sayfa var. Bu sayfalarla da zaman zaman ilgileniyorum. Sayfalarım şöyle sizleri de bekleriz:

Fenomen Bacanaklar | Promote your Page too


Beşiktaşlıyız | Promote your Page too


Müslümanca Yaşama Sanatı | Promote your Page too


Bursa Etkinlik Takvimi | Promote your Page too

Salı, Ağustos 16, 2016

ReHiTu'nun Seçtiği Gifler - 2

Ağustos 16, 2016 13
ReHiTu'nun Seçtiği Gifler - 2
Çok kötü düştü ama!


Ne yapacaktım ben ya?!


Suya kadar vardı mı ki?


Bu çocuk çok çapkın olacak!


Var mı yapabilecek olan?


Dizi izlerken bazıları!


Farkında mısınız kış geliyor? :)


Çifte atacak diye beklemeyin benim gibi!


Trafikte de çıkıyor bu hayvancağızlar karşımıza.


O alet suda oynamak için evladım!


Olacak, olacak!


At kuyruğu mu değdi ağabey?


Kırdı geçti!


Pardon bayım!


Otur ağla!


Sahalarda aradığımız centilmenlik!


90'larda pek meşhurdu bu dans. Sahi adı neydi?


Pazar, Ağustos 14, 2016

Ahmet & Recep Barış ALGINDERE Kardeşleri Destekliyoruz!

Ağustos 14, 2016 6
Ahmet & Recep Barış ALGINDERE Kardeşleri Destekliyoruz!
Ahmet ve Recep Barış ALGINDERE isimlerini bu blogda daha önce de duymuşsunuzdur. Kendileri benim en küçük halamın kıymetli çocukları. Kuzenlerim yani. Özellikle Ahmet on parmağında on marifet olan birisi. Recep de adaşım; o da on numara birisi.


Bu iki kardeş uzun yıllardan beri amatör olarak müzikle uğraşıyorlar. İlk uğraşmaya başladıklarında arabesk rap yapıyorlardı ve Beyaz Show'da falan biraz mizah malzemesi olarak kullanıldılar ancak geçen yıllar kendilerini yıldırmadı. Sesleri de olgunlaştı onlarla birlikte. Şimdi Recep evlenmeye hazırlanan koca bir aile reisi; kardeşi Ahmet ise üniversiteli bir genç.

Kuzenlere sürekli diyorduk O Ses Türkiye'ye veya Yetenek Sizsiniz'e katılın diye ancak onlar her seferinde "Daha sonra." diyorlardı. Geçenlerde öğrendik ki TV8'deki Rising Star'a katılıyorlarmış. 15 Ağustos'ta yani yarın canlı yayında olacaklar. TV8 Yan Ekran uygulamasını kullanarak kuzenlerime canlı yayın esnasında destek olabiliyorsunuz. TV8 Yan Ekran uygulamasını indirmek için tıklayınız.

Şimdiden yolunuz açık olsun kuzenlerim. Yola devam etseniz de etmeseniz de oraya çıkmak bile büyük bir başarı. Bir şekilde kendi reklamınızı yapmış olacaksınız. Hakkınızda hayırlısı olsun.

"Ben Yoruldum Hayat"ı bir de bu kuzenlerden dinleyin:

Cumartesi, Ağustos 13, 2016

En Büyük Eksikliğimiz: Başkalarına Saygı ve Empati

Ağustos 13, 2016 4
En Büyük Eksikliğimiz: Başkalarına Saygı ve Empati
Haftaiçi bir müşterime gittiğimde uzun süreli genel bir sohbet etmiştik. Ülke olarak çok eksiklerimiz olduğu konusuna gelmiştik konuşa konuşa. Müşterim demişti ki bizde kimse kimseye saygı göstermiyor. Kimse kimseye güler yüz göstermiyor; selam vermiyor. Çok haklıydı. Verdiği örnekler de haklılığını kanıtlıyordu. Konuşurken bir örnek vermişti. Nizâmî bir şekilde park eden araçların arkasına gelip adam rahat rahat park edebiliyor demişti. Park eden adamın "Beklesin işi ne?" diye düşündüğünü de ekledi. (Bknz: Şekil A)
Şekil A
O gün akşam eve döndüğümde oturduğumuz sitenin otoparkına giriş yapamadım. Sebebi ise tam giriş kapısına park etmiş bir araç. Arkamda da başka bir komşumuz vardı ve trafik felç oldu. Mecburen biz ilerledik ve araçları yol kenarına koyduk. Korna çaldık; etraftaki esnafa sorduk ancak aracı kimin koyup gittiğini bulamadık. Aracı yolda bırakıp biz eve girdik üzerinden yarım saat kırkbeş dk geçmesine rağmen aracın sahibi deliğinden çıkmış değildi. Tam iş dönüşü olduğu için evine gelenler giremedi. Dışarı çıkmak isteyenler çıkamadı. Trafiği aradık. Ondan aldığımız cevap ise bir başka eksikliğimizi gösteriyordu. Numarası varsa ararız yoksa yapacak bir şey yok dedi adam. Ben de aşağı indim merakımdan. Dışarı çıkmaya çalışan komşularımızın acil çıkması gerekiyormuş. Biz de arabayı ittirdik. El freni çekili olmadığı için ilerledi. Tam da o anda aracın sahibi geldi ve pişkin pişkin "Polisi çağırayım mı?" dedi. Herkes şok oldu. Araç sahibi bir kadın olmasaydı belki de birileri kavgaya tutuşurdu ama kadın olunca herkesin ağzı açıkken kadın arabasına bindi gitti. Plakası hâlâ aklımda 16 AJ 039.

Bu olayı da yaşayınca dedim ki gerçekten de ne kadar düşüncesiz, başkalarına ne kadar da az saygı gösteren bir milletiz. Kul hakkını herkes maddî şeylerde düşünüyor ancak bunlar da birer kul hakkı aslında. Şöyle düşündüm de başka neler yaparken karşımızdakini veya başkalarını düşünmüyoruz diye aklıma şunlar geldi:

* Toplu taşıma araçlarında bacakları ayırmak


* Yasak değil belki ama topluluk içinde özellikle çocukların olduğu ortamda sigara içmek


Düşündükçe aklıma geliyor ancak siz de yorumlarınızla aklınıza gelenleri paylaşırsanız sevinirim. Başkalarına saygılı olalım; olmayanları uyaralım. :)

Salı, Ağustos 02, 2016

2 Ağustos 2015 :(

Ağustos 02, 2016 18
2 Ağustos 2015  :(
Geçen sene bugün (Hz. Allah beterinden saklasın) en kötü günümüzü yaşadık. Uşak'tan Bursa'ya yeni, güzel bir hayata başlamak için sevinçle taşınırken Kütahya Altıntaş'la Dumlupınar arasında eşyalarımızı taşıyan kamyon içindeki eşyalarımızla birlikte komple yandı. O gün üzerimizde hangi kıyafet varsa o kıyafetle kalakaldık.






Hâlâ daha bu kazanın yaralarını sarabilmiş değiliz. Yaklaşık 50.000,00 TL civarında bir borçla ortada kalakaldık. Bu süreçte maddî - manevî yanımızda olan; borç veren; borcumuzu geri ödemede aksaklık çıkardığımızda müsamaha gösteren tüm dostlarımıza buradan da teşekkür etmek isterim. Yangında Kayra Eymenimizin olay zamanında henüz taksitleri bitmeyen bebek odası da yandı ve henüz daha borçlarımızı bitiremediğimiz için yeni bir oda bile alamadık. En çok bize koyan da burası oldu bu olayın. Emanete hıyanet eden ve sorumluluğunun farkında olmayan bir taşıma firmasına denk geldiğimiz için de taşıma firması bize hiçbir yardımda bulunmadı.

Olayı şöyle açıklayayım:


Yeşil Bursa Evden Eve Nakliyat firmasıyla 1.600,00 TL karşılığında anlaşmıştık. 2 Ağustos 2015 tarihinde eşyalar yüklendi. Firmayla karşı karşıya gelmemiz eşyalar yüklendiğinde oldu. Biz bu tutar üzerinden fatura kesilmesi şeklinde anlaşmıştık ancak firma yetkilisi Sadık DAĞ'ın kardeşi şoför İsmail DAĞ; 1.600,00 + KDV olduğunu söyledi. Ekstra çıkan bu masrafa itiraz ettik. Yine de yapacak bir şey yok diyerek kabul ettik. Taşıma firmaları bu şekilde yollarını bulmuşlar. Anlaştığınız tutarın üzerine artı KDV olacak şekilde fatura kesmeleri gerektiğini; yolda çevirme olursa başka türlü izah edemeyeceklerini söylüyorlar.

Eşyalar yüklendi ve kamyon bizim önümüzden yola çıktı. Kamyon Bursa'ya Dumlupınar üzerinden gidecekti; biz de geze geze Gediz Murat Dağı üzerinden gidelim dedik. Saat 16:00 sularında telefon geldi şoför İsmail'den ve aracın direksiyon pompasının patladığını iddia ederek 1.000,00 TL para istedi. Ben de yolda olduğumuz için ve durumu da tam anlayamadığımız için kayınpederimle de görüşmesini istedim. Bu süreçte birkaç telefon görüşmesi yapıldı. Çok uzatmayacağım 18:00 civarında tekrar telefon geldi ve eşyalarla arabanın yanıp kül olduğunu söyledi şoför İsmail. Biz de o sırada Altıntaş'taydık. Hemen alelacele geri döndük. Olay yerine gittiğimizde her şey yanıp bitmişti. İtfaiye gelmiş gitmiş ve sadece jandarma vardı. Adamlar sanki bilerek yakmışlar gibi çok rahattılar. Orada öğrendik ki bu adamlar bizden 1.000,00 TL para istediğinde yangın zaten olmuş ve 1.000,00 TL para koparma derdine düşmüş insanlıktan çıkmış yaratıklar. Orada jandarmaya ifade verirlerken zararımızı karşılayacaklarını; eşyaların sigortalı olduğunu ancak poliçenin de yandığını falan söylemişler.

Olay sonrasında adamlarla birkaç defa uzlaşmaya çalıştık ancak firma sahipleri neredeyse bizi dövecekti. Birkaç avukatla da görüştüm ancak hiçbiri kesin bu davayı kazanırız diyemedi. Mevcutta da zaten borcum olduğu için ve olumsuz bir durumda mahkeme masraflarını da karşılamam gerektiği için; en önemlisi de Türk Guguk Sistemi'ne güvenmediğim için mahkeme yoluyla hak arayışına geçmedim. Bizi bu hallere düşürenleri Hz. Allah'a havale ettik.


Yangın Allah'tan gelen bir imtihan tamam biz böyle kabul ettik ancak taşıyıcı firma da tamam belki de bizim bir hatamız olmasa bile sen bize bu malları emanet ettin. Gereği neyse elimizden geleni yapalım. Mobilyanı alalım. Her ay elimize para geçtikçe gönderelim dese orada helalleşirdik adamlarla. Ancak adamlarla uzlaşmak için gittiğimizde bile ağza alınmayacak laflar ettiler.

Kendi arabamı satıp mobilyalarımızı aldık. Sağa sola borç yaparak yeni bir hayat kurmaya çalıştık. Hâlâ daha bu olayların etkisinden kurtulabilmiş değiliz. Daha dün gece eşim ağlayarak uykusundan uyandı ve rüyasında o zamanlar 9 aylık olan bebeğimizin yanmış küvetini gördüğünü söyledi. Biz yine bu adamları Allah'a havale etmeye devam ediyoruz. Hz. Allah'ın adaletine güvenimiz tam.


Siz siz olun bir taşınma işleminde muhakkak sigorta poliçesini görün. Poliçeyi göstermezlerse eşyalar araca yüklenmiş bile olsa geri indirtin. Hz. Allah kimseyi bu şekilde imtihan etmesin.