Temmuz 2018 - ReHiTu.com

Salı, Temmuz 31, 2018

Duşakabin Blogayazı

Temmuz 31, 2018 21
Duşakabin Blogayazı
Bazı kelimeleri duyunca sizin de aklınızda soru işaretleri oluşuyor mu hemen? Soru işareti değilse de ampul falan yanıyor mu başınızın üstünde? Bende bazen hatta çoğu zaman oluyor. "Duşakabin" kelimesi dikkatimi çekmişti geçenlerde ve inceleyeyim diye hemen Google Keep'e not aldım.

"Duşakabin" ismi gerçekten harika bir jenerik isim. Neyi kastettiğiniz anında anlaşılıyor bu kelime ile. 1986 yılında böyle bir isimle sektöre giriş yapan firmadan sonra farklı sektörlerden de benzer markalar türetmelerini beklerdim açıkçası. Kapıyakol, Suyabardak, Telefonakılıf gibi varyasyonlar olabilirdi sanki. :)

İkinci paragrafta dolaylı yoldan biraz anlatmaya çalıştım. "Duşakabin" bir cins isim değil. Duş kabini imalatı yapan bir firmanın markasının adı. O firma ile ilgili şöyle bir bilgi buldum:


Evet yazıda da bahsedildiği üzere İntermart'ın markası Duşakabin, ürün ile özdeşleşmiş; ürün duşakabin olarak söylenir olmuş. Böyle markalara daha önce şu yazımda değinmiştim:


Duşakabin aslında duş kabini imalatı yapan bir markanın adı olmasına rağmen dilimize o kadar yerleşmiş ki ben hiç duş kabini diyen duymadım. Bu sektördeki koskoca firmalar bile kendi markalarından sonra "ABC Duş Kabini" demiyor da "ABC Duşakabin" diyor. Google Amca'ya "duş kabini" yazıp arattığınızda "Bunu mu Demek İstediniz?" deyip "duşakabin"i öneriyor:




Yukarıda duşakabin mantığıyla markalar türetmeye çalıştım ve evet etrafımdaki nesnelerden uydurdum. Peki biraz kafa patlatsak acaba biz de bu mantığa uygun olarak bir jenerik isim çıkarabilir miyiz ortaya? Yorumlarınızda cevaplarınızı bekliyorum.

Bu arada sizin evinizde orijinal Duşakabin duş kabini mi var, yoksa çakma mı var? :)

Cumartesi, Temmuz 28, 2018

İdefix'e Göre Türkiye Kitap Okuma Haritası

Temmuz 28, 2018 21
İdefix'e Göre Türkiye Kitap Okuma Haritası
Online kitap alışverişlerinde sıklıkla tercih edilen idefix.com'u geçenlerde ziyaret ettiğimde "Türkiye Ne Okuyor? - Türkiye'de En Çok Okunan Kitaplar" diye bir bölüm gördüm. Veriler ilgimi çekti ve onları sizlerle de paylaşmak istedim. 


Öncelikle aşağıdaki gibi bir harita karşılıyor sizi:


Haritadaki renklendirmeler illerin kitap okuma oranlarına göre belirlenmiş. En koyu maviler en çok kitap okuyan iller olurken en koyu kırmızılar ise bu konuda en gerilere düşen iller. Doğu'daki tek mavi yeri merak ettiyseniz okumaya devam edin lütfen...

İdefix.com'da ilgili sayfada kitap okuma oranlarının nasıl belirlendiği konusunda şöyle bir açıklama var:
Kitap tutkunlarının idefix.com üzerinden son 6 ayda gerçekleştirdikleri siparişler göz önüne alınarak hazırlanan okuma listesi, Türkiye’nin detaylı okuma haritasını ortaya çıkarıyor. İl il okuma oranları, bölge ve şehirlerin okuma sıralaması ve farklı şehirlerdeki okuyucuların daha çok hangi yazarları seçtiği gibi bilgilere bu kapsamlı çalışma sayesinde kolaylıkla ulaşılabiliyor. idefix Türkiye okuma endeksi; [Bir şehre satılan kitap sayısı/ son altı ayda satılan kitap adedi] / [Şehrin nüfusu / Türkiye Nüfusu] hesaplaması ile elde ediliyor. Bu sayede gerçekçi ve kapsamlı bir okuma haritası çıkarabilmek mümkün oluyor. Şehirlerin toplam sıralama içerisindeki yeri ve okuma alışkanlıkları da harita üzerinden kolaylıkla takip edilebiliyor.
En Çok Kitap Okuyan Şehirler

İdefix'in yukarıdaki açıklamasına istinaden Türkiye'de en çok kitap okuyan 10 şehir şu şekilde:

  1. Ankara 2.10
  2. İstanbul 1.91 
  3. Muğla 1.60
  4. İzmir 1.55
  5. Eskişehir 1.50
  6. Çanakkale 1.15
  7. Tunceli 1.13
  8. Edirne 1.10
  9. Kocaeli 1.06
  10. Yalova 1.03
Doğu'daki tek mavi ili öğrendiniz mi şimdi? Evet Tunceli! Helal olsun!

En Az Kitap Okuyan Şehirler

Listeye bir de tersten bakalım ve en az kitap okuyan 10 şehri listeyelim:
  1. Ağrı 0.19
  2. Şanlıurfa 0.20
  3. Yozgat 0.23
  4. Muş 0.25
  5. Siirt 0.26
  6. Bingöl 0.28
  7. Bitlis 0.28
  8. Şırnak 0.28
  9. Adıyaman 0.29
  10. Kahramanmaraş 0.32
En az kitap okuyan şehirler kategorisinde de Batı'ya en yakın il 3. sıradaki Yozgat!

Bu verilerin sadece idefix.com üzerinden yapılan alışverişlere dayalı olduğunu tekrar belirtmek isterim. Başka veriler tarandığında da üç aşağı beş yukarı aynı tablo ile karşılaşacağımızı düşünüyorum. Siz de ilgili sayfaya gidip yaşadığınız veya doğduğunuz ilin kaçıncı sırada yer aldığını öğrenmek isterseniz buraya tıklayınız.  Aslen Afyonkarahisarlıyım (Endeks Sırası: 55 - Puanı 0.43); Kütahya'da doğdum (Endeks Sırası: 49 - Puanı 0.48) ve şu an Bursa'da yaşıyorum (Endeks Sırası: 18 Puanı 0.81)

İdefix'e gittiğinizde ilgili sayfaya gittiğinizde haritadaki değerler ile alta yazılan açıklamadaki değerler tam olarak tutmuyor. Haritadaki değerler sistem tarafından otomatik belirleniyordur düşüncesi ile alttaki değerlere bağlı kalmadığımı da belirtmek isterim. 

Peki sizin ilişikli olduğunuz şehirlerin sıralaması nasıl? Kitap alışverişlerinizde hangi siteleri tercih ediyorsunuz? Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler...

Salı, Temmuz 24, 2018

Fabri'nin Stepnesi!

Temmuz 24, 2018 12
Fabri'nin Stepnesi!
Bir Beşiktaşlı olarak Fabri'nin Fulham'a gitmesine üzüldüm. İlk sene eleştirilse de sonraki senelerde kendisini ispat edip Tolga'dan formayı aldı ve zaman zaman kritik hatalar yapsa da başarılı bir şekilde korudu kalemizi. Şimdi geldiği gibi sessizce gidiyor. 


Fabri'nin gidişi ile ilgili her yerde haberler yazılıp çiziliyor ancak bir tanesi dikkatimi çekti ve burada paylaşmak istedim. Sporx.com'da atılan başlık aynen şöyle: 

"Beşiktaş, Fabri'nin stepnesini buldu; Harun TEKİN!"

fabri'nin stepnesi

Bir insanın yedeği için ilk defa "stepne" ifadesinin kullanıldığını görünce afalladım! Belki de kullanılıyordur sazan gibi atlamayayım dedim ve TDK vb. mecralara bir göz attım. Benim bildiğim doğru imiş ve "stepne" sadece "yedek lastik" olarak kullanılıyormuş. Sporx, ilgi çekici başlık atayım derken çuvallamış yani.

Dilimizin kullanımına en çok özen göstermesi gerekenler Sporx gibi yayın organları ancak onlar da eskisi gibi gerekli hassasiyeti göstermiyor artık. Yabancı sözlükleri cümlenin içine serpiştirmek moda oldu. Bununla ilgili çok güzel bir video paylaşmıştım Facebook'ta. Sizlere de izleyip paylaşmanızı öneririm:


Fabri deyince aklıma dün yaptığım telefon görüşmesi geldi. Adamın adı Sabri imiş ama ben Fabri anladım. Biraz duraksadım ve "Fahri mi?" dedim. O ısrarla Sabri demeye devam etti ve ben sonunda "Fabri mi?" dedim karşımdaki adam "Evet Sabri, Samsun'un S'si ile" deyince Sabri olduğunu anladım. :) Bunun ses kaydı mevcut kısa bir video yapasım var bakalım becerebilecek miyim?

Sizin de "stepne" gibi yanlış yerde kullanıldığını düşündüğünüz kelimeler var mı?

Benim yanlış anladığım gibi siz de zaman zaman birbirine yakın kelimeleri farklı algılıyor musunuz?

Video hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yorumlarınızı bekliyorum...

Cumartesi, Temmuz 14, 2018

2 Âyet: Hûd 113 - Münâfikûn 7

Temmuz 14, 2018 12
2 Âyet: Hûd 113 - Münâfikûn 7
Özellikle seçime yaklaşılan son hafta ile seçimlerden sonraki hafta ve haftalarda yaşadıklarım, gözlemlediklerim aklıma şu iki âyeti getirdi. Öncelikle iki âyet-i kerîmeyi de sizlerle paylaşıp duruma göre yorumlamaya devam edip etmemeye karar vereceğim. (Bu arada ben bütün yazılarımı bu şekilde yazıyorum.)   



İlk âyetimiz Hûd Sûresi 113. âyet:




İkinci âyetimiz ise Münâfikûn Sûresi 7. âyet:


Ne güzel anlamları var değil mi yukarıdaki âyetlerin? Seçimlerle alâkasına gelince de şöyle açıklayayım kısaca:

Maalesef son dönemlerde siyâsî partizanlık o kadar had safhaya çıktı ki karşı partiden olanları düşman görmeye başladılar. Bazıları daha da ileri gidip kendilerinin inanan; diğerlerini inanmayan îlan ettiler. Din kisvesi altında siyaset yapan bir partiye oy vermeyip de başka bir tarafa sırf zâlimlere meyletmemek adına yönelenleri (yönelen cemaatleri) yardım etmemekle tehdit ettiler.

Yazıma bazıları anlam veremeyebilir. Sıkıntı yok. Ben sadece içimde kalmasın diye bu 2 âyeti paylaşmak istedim. Yazıyı uzatarak daha fazla izah etmeye vaktim de yok maalesef. Ama şunu açıkça söylemek isterim ki it ürüyor; kervan yürümüyor koşuyor...

Siyasetin her kademesi yalan dolan dolu. O yüzden bu kadar içine kaptırmasın kimse kendisini. Siyâsiler bugün başka; yarın başka konuşuyor ama onların avukatlığını yapmak partizanlara kalıyor. Hiç gerek yok! Siyasetten uzak bir hava sahası diliyorum herkese.

Salı, Temmuz 03, 2018

Engelli Bireyler Her Yerde!

Temmuz 03, 2018 24
Engelli Bireyler Her Yerde!
Hepimiz birer engelli adayıyız. Başımıza nelerin geleceğini bilemiyoruz. Bir dakika öncesi ile bir dakika sonrası arasında nelerin değişeceğini kimse bilemez. O yüzden engelli bireylere hayatın her alanında daha çok şans verip; pozitif ayrımcılıklar uygulamamız gerekiyor. 


Konuya böyle giriş yapmamın elbette bir nedeni var. Geçenlerde Quora'da aşağıdaki cevabı görüp yer imlerime eklemiştim. Sorunun Türkçe'si şöyle: "Bugün gördüğün en iyi şey neydi?"

Adya Shukla isimli Hintli bir vatandaş buna cevap olarak Max Store isimli mağazada karşılaştığı işitme engellileri ve onlara bu şansın verilmesini yazmış.

Read Adya Shukla's answer to What is the best thing you saw today? on Quora

Bu cevabı görmeden önce ben de benzer bir olaya şahit olmuştum. O yüzden de bunu yazarım diye yer imlerime eklemiştim. Ben de yıllık izin dolayısıyla bayram öncesi Afyon'a gitmiştim. Oradayken yazdığım şu 3 yazıya da göz atabilirsiniz:

Afyon'dayken yerel zincir marketlerden bir tanesi olan Söz Toplu Tüketim Mağazaları'nın Ambaryolu'ndaki şubesine uğramıştım. Ramazan Ayı olduğu için biz eşimle niyetliydik ancak bizim afacan Kayra Eymen, Çilekli Link diye tutturmuştu. İçecek bölümünde Çilekli Link'i bulduk ancak en üst rafta ve kolisi açılmamış şekilde duruyordu. Başkasının işine müdahale etmeyelim düşüncesiyle bir görevli aramaya başladık. Tam arka rafta Adya Shukla'nın örnek olarak kullandığı fotoğrafta olduğu gibi bir beyefendi harıl harıl çalışıyordu. 

Market raf düzenleme
Temsilidir.
Önce gayet duyabileceği bir ses tonuyla "Bakabilir misiniz?" dedim. Hiç istifini bozmayınca "Pardon!" diyerek biraz sesimi yükselttim. En sonunda da "Beyefendi bakar mısınız?!" diye biraz daha yüksek sesle bağırdım ancak adam oralı bile olmadı. Orada bulunanlar bir adama bir bana bakıyordu. O sırada eşim uyardı hemen "Duymuyor olabilir..." diye. Öyle deyince hatamı anladım. Sürekli oradan alışveriş yapan birisi de işitme engelli olduğunu söyleyince çok üzüldüm kendimce bağırdığıma. 

Düşününce ne kadar da sabırsız insanlarız. Saniyeler içinde işin aslını bilmeden birileri hakkında hüküm verebiliyoruz. Benim bağırdığımı duymadı belki ama ben çok üzüldüm; çok pişman oldum. Bu tarz bir pişmanlığı 2. defa yaşıyorum. Başka bir yazımda diğerini de yazarım. 

İşin garip tarafı aynı konudan ben de muzdaribim. Doğuştan kulak zarlarım delik ve işitme kaybım var. İşitme cihazı kullanıyorum. Kullandığım cihaz kulak içi ve günlük hayatıma herhangi bir olumsuz etkisi yok. Bazı aşırı sessiz konuşan kişiler hariç herkesle güzel güzel anlaşabiliyorum. Bugünüme şükürler olsun.


Dedim ya hepimiz engelli adayıyız; o yüzden bütün engellilere sevgiden çok saygı göstermeliyiz. Söz Market'i de buradan tebrik ediyorum böyle arkadaşlara imkan tanıdığı için. Bu arkadaşlar kâlleriyle (SÖZleriyle) değil ama hâlleriyle Söz'e çok şey katarlar. 

Pazar, Temmuz 01, 2018

Gelelim Sigortanın Faydalarına!

Temmuz 01, 2018 27
Gelelim Sigortanın Faydalarına!
Sizlere bir iyi bir de kötü haberim var sevgili okurlar! Hatırlarsanız şu yazımda bir alt kata taşındığımızı yazmıştım. Yeni taşındığımız bu evde talihsiz bir kaza yaşadık maalesef ve evi su bastı! 24 Haziran seçim sabahı idi. Sabah 6:30 civarında eşim uyandırdı ve o istenmeyen manzara ile karşılaştık. Evin tüm odaları 2 parmak yüksekliğinde su ile dolmuştu. Suyun kaynağını bulmak için alelacele sesin geldiği mutfağa koşturduk. Mutfak lavabosundaki bataryanın soğuk su hortumu patlamıştı ancak biz o uyku mahmurluğu ile anlayamadık ve su yukarıdan geliyor diye daha önce oturduğumuz eve koştuk ve komşumuz Mustafa Ağabey ve eşine sitem ettik. Bir yandan da suyu kapatmaya çalışıyordum daire girişinden. Ben suyu kapatacağım diye gazı kapatmışım hâliyle su akmaya devam etmiş. Herhalde daire girişinden değil de bina girişinden kapatmalıyım diye düşündüğüm için bir yandan aşağı katlara iniyordum bir yandan da site görevlisi Caner Ağabey'i arıyordum. Ona ulaşamayınca en altta giriş katta oturan komşumuz Hüseyin Ağabey'i uyandırdım. Apar topar yukarı çıktık ki o sırada üst kattan inen Mustafa Ağabey doğru vanadan suyu kapatmıştı.

Suyu nasıl tahliye edeceğimizi düşünürken eşim başladı ağlamaya. 3 yıl önce tüm eşyamızı bir yangında kaybetmiştik. Niye bizi buluyor böyle şeyler diye sızlanıyordu. (Yangını detaylıca şu yazımda anlatmıştım.) Önce itfaiyeyi aradık. İtfaiye geçmiş olsun dedikten sonra 2 parmak suda bizim yapabileceğimiz bir şey yok; bizim geniş süzgeçlerimiz var bu süzgeçlerle 1 metre boyundaki suyu 20cm'e kadar düşürebiliyoruz dedi. Sonra BUSKİ'yi aradım onlar da bizim su tahliye hizmetimiz yok dediler. İş başa düşmüştü. Üst kattaki Mustafa Ağabey'in eşinin aklına harika bir fikir gelmişti. Suyu küreklerle ve taslarla kovalara dolduracaktık; sonra da o kovaları tuvaletlere boşaltacaktık. Hanımlar o işe koyuldular biz de Mustafa Ağabey ile birlikte elimize çekpasları aldık ve parke zeminli odalardaki suyu orta alana topladık. Suyun altına sızdığı gardrop, yatak vb. mobilyaların altından da suyu en iyi şekilde izale etmeyi başardık 2 saate yakın bir sürede. Karşı kapı komşumuz Hanife Hanım da yardımcı oldu sağolsun. 

Suyu tahliye etmeye başlamadan önce bir video çekmiştim. İzlemek isterseniz buyurun:


Kötü haberimi yukarıda detaylıca aktardım. Rabbim kimseye yaşatmasın. Sorunun kaynağı ise 7 yıldır değiştirilmeyen artık ömrünü doldurmuş batarya imiş. Eve 2 ay sonra taşınsaymışız herhalde ihale bize değil de ev sahibimize kalacakmış. İyi habere geçmeden önce bir kamu spotu vereyim:

"Musluklarınızı minimum 5 yılda bir değiştirin!"

hisar sigorta
'ye teşekkürlerimi sunarım!
İyi haber ise Rabbimin sevgili kullarından biriyim sanırım ki olaydan tam 5 gün önce Hisar Sigorta'dan bir hanımefendi aradı ve eşya sigortasından bahsetti. Daha önce başımıza yangın felaketi geldiği için ve hanımefendi de tüm cazip detaylarını güzelce anlattığı için ve en önemlisi de Hisar Sigorta firmasının güvenilirliğini çok kişiden duyduğum için eşya sigortasını yaptırmayı kabul etmiştim. İyi ki de yaptırmışım dedim bu su baskınından sonra.

Sompo Japan Sigorta'nın Artı Konut adındaki bir hizmeti imiş bu. Yıllık bedeli 215,29₺. Ben 8 taksitle ödeme yapmıştım. Henüz ilk taksidini ödemeden bu olay başımıza geldi. Ben hemen günün ilerleyen saatlerinde Pazar günü olmasına rağmen Hisar Sigorta'yı aradım ve Selim Bey diye birisi benimle ilgilendi. Sonrasında istediği bilgileri kendisine Whatsapp üzerinden gönderdim. 25 Haziran Pazartesi dosyam açıldı. 26 Haziran Salı hasar tespiti için eve exper geldi. 27 Haziran Çarşamba akşamı ben, benden istenilen evrakları expere gönderdim. 28 Haziran Perşembe Sompo Japan Sigorta'dan ödeme yapılacağına dair mesaj geldi. 29 Haziran Cuma günü ise tayin edilen ödeme geldi. Gerçekten süreç çok hızlı ilerledi. Ben bu kadar hızlı ilerleyeceğini düşünmüyordum. Her adımı hem Sompo Japan Sigorta hem de Hisar Sigorta mesaj yoluyla bilgilendirdi.


İyi ki sigorta yaptırmışım dediğim bir olay geldi başıma. Keşke kimsenin başına gelmese ama gelince de acıları hafifletecek böyle sigortaları da değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Bizim evdeki hasarlar çok büyük boyutta değildi. Ahşap olan mobilyaların yere (suya) temas eden kısımlarından bazıları kabarmıştı. Exper gittikten sonra kabaran yerler de oldu. Dosya kapandığı için oraları işleme aldıramadık. Şu an için tek korkum parkelerin zamanla kabarması. Kiracı olduğum için ve yukarıda da bahsettiğim gibi ihale 2 ay farkla bana kaldığı için böyle bir durum olursa cidden bana koyar. Ev sahibimiz anlayışlı biri ama bakalım neler olacak!

Sizin buna benzer bir sigortanız var mı? Sigorta şirketleri ile yaşadığınız buna benzer durumlar oldu mu? Siz de Hisar Sigorta üzerinden ihtiyacınıza yönelik herhangi bir sigorta için teklif almak ister misiniz? O zaman şuraya tıklayabilirsiniz!