Ocak 2019 - ReHiTu.com

Salı, Ocak 29, 2019

Hangisini Tercih Edersin?

Ocak 29, 2019 78
Hangisini Tercih Edersin?
Uzun zamandır İngilizce olarak da blog açayım diyordum; aslında eskiden zaman zaman bu tarz girişimlerim oldu ve hepsi zamansız soldu gitti; ve sonunda rehitu.com alan adına "English"in kısaltması en'i kullanarak bir alt alanadı aldım ve birkaç haftadır yazıyorum çat pat İngilizcem ile. Ziyaret etmek isteyenler tam da buraya tıklayabilirler!

Bu ecnebî bloguma ziyaretçi çekebilmek adına ben de ecnebîleri takip etmeye başladım. Arada moda, bağ - bahçe gibi beni çok ilgilendirmeyen bloglara da denk gelsem de ilk günler hepsine yorum bıraktım. Baktım yorum takibi, mevcut blogların takibi, blogcu arkadaşlarımın yazılarını okuma gibi rutin işlerim çok yavaşladı ben de artık daha seçici davranarak ilerliyorum. Herkese yorum yapmıyorum yani!

Bu yabancı blogcuların yazmak için bahaneler bulmasına da hayran oldum! Mosaic Monday deyip yazıda kullanacakları görselleri kolaj hâline getirerek paylaşımlar yapıyorlar. Wordless Wednesday deyip yazısız paylaşımlar yapıyorlar falan filan. Her güne birkaç kılıf bulmuşlar yani paylaşım yapmak için. Tam da burada aklıma Salako filminin güne göre bahane kısımları geldi. :)





Neyse konuyu çok uzatmayayım bizim mim dediğimiz olay onlarda "tag" diye geçiyor. Yani etiketlemek. Birisi Would You Rather Tag diye bir akım başlatmış. Ben de hemen dahil oldum. Türkçesini de burada sizlerle oynamak istedim. İlk ben başlattığım için herhangi bir soruya cevap vermeyeceğim ve sizlere cevaplamanız için 10 tane "Hangisini Tercih Edersin?" sorusu yönelteceğim. Birkaç kişiyi de mimleyeceğim ben ancak bu yazımı okuyan herkesi davet ediyorum. Katılan arkadaşlar sorulan bu 10 soruyu yanıtlayacak ve kendileri de 10 farklı soru hazırlayıp kendi blog arkadaşlarını etiketleyecek. Haydi başlayalım!


  • Hangisini tercih edersin? Uçabilme yeteneğinin olmasını mı yoksa su altında da nefes alabilmeyi mi? Neden?
  • Hangisini tercih edersin? Sonsuza dek etrafının kitaplarla çevrili olmasını mı yoksa evcil hayvanlarla mı? Neden?
  • Hangisini tercih edersin? Büyük ellere sahip olmayı mı yoksa büyük ayaklar mı? Neden?
  • Hangisini tercih edersin? Geriye kalan hayatının tamamında çay içmeyi mi yoksa kahve içmeyi mi? Neden?
  • Hangisini tercih edersin? Saçsız, tüysüz (kaşlar ve kirpikler de dahil) olmayı mı yoksa çok kıllı olmayı mı? Neden?
  • Hangisini tercih edersin? Sınırsız döner mi yoksa sınırsız kokoreç mi? Neden?
  • Hangisini tercih edersin? Ölüm saatini bilmeyi mi yoksa nasıl öleceğini bilmeyi mi? (Ölüm tarihini ve ölüm şeklini değiştiremiyorsun.) Neden?
  • Hangisini tercih edersin? 500 yıl gelecekte yaşamayı mı yoksa 500 yıl geçmişte yaşamayı mı? Neden?
  • Hangisini tercih edersin? Her yıl yenilenen tek seferlik uluslararası bir uçuş bileti mi yoksa yurt içinde geçerli sınırsız uçak bileti mi? Neden?
  • Hangisini tercih edersin? Dişsiz olmayı mı yoksa saçsız (kel) olmayı mı? Neden?
Etiketlemeye geçiyorum şimdi. Yukarıdaki sorularımı alıp kendi cevaplarını ve nedenlerini yazacak ardından da kendi sorularını farklı blogcu arkadaşlarımıza soracak. İlginç sorular çıkacağını tahmin ediyorum. Katılımınızı bekliyorum.

Hâne-i Lâl
Dağınık Anne
Sevda Ünlü
Cem Kazan
Cam Güzeli
İbrahim Erdoğan
Profesör
Selimhan Kalkan
Ece Evren
Kitaplara Kaçanlar 

10 soruya 10 arkadaşımı seçtim. Bloguma son yorum yapanları yazdım her zamanki gibi. Diğer arkadaşlarım da katılsın lütfen bu eğlenceli mime. Bekliyorum. Yine bu ecnebîlerin yaptığı gibi yapalım. Bu mimi kabul edip yapanlar linklerini aşağıdaki eklentiye kaydetsinler ki herkes görsün ve yazıyı okumaya gelsin.

    Çarşamba, Ocak 23, 2019

    Duygusuz Nesil Tehlikesi

    Ocak 23, 2019 42
    Duygusuz Nesil Tehlikesi
    Başlığı Maarif Müfettişi Doğan CEYLAN'dan aldım. Doğan CEYLAN adı tanıdık gelmeyebilir belki ama olayı anlattığımda siz de hatırlayacaksınızdır; en azından olayı hatırlarsınız. 15 Aralık 2017 tarihinde İzmir Ödemiş'te iki öğrenci, pompalı tüfekle Okul Müdürü Ayhan KÖKMEN'i öldürmüşlerdi. Bu olayın aydınlatılması için görevlendirilen Milli Eğitim Müfettişi ise işte Doğan CEYLAN.

    Doğan CEYLAN, bu olaydan sonra (veya önce) bir yazı kaleme almış; yazının başlığı, benim de yazıma başlık olarak aldığım "Duygusuz Nesil Tehlikesi". Ben yazıdan bir arkadaşımın Whatsapp durumunda paylaştığı bir video ile haberdâr oldum. O video da Masum Öğretmen kullanıcı adıyla Youtube'da videolar yayımlayan nâm-ı diğer "Mouse'm Öğretmen"e ait.

    Ben kendi yazacaklarımı çok uzatmadan sizlerle önce videoyu sonra da öğretmenin okuduğu yazıyı paylaşacağım. Videoyu da muhakkak izlemelisiniz. Öğretmenin eklemeleri de oldukça önemli ve dikkat çekici. Konuyla ilgili sizler de lütfen görüşlerinizi yorum bölümünde belirtiniz.







    “DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ
    Hayatın gerçeklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor.
    Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar.
    Yanı başımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen on binlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor.
    Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor.
    Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar.
    Kendileri için yapılan fedakârlıkların hiç farkında değiller. Kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar.
    Herkesi kendilerine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar.
    İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı.
    Hayatlarında eğlenmekten başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.
    ..... Çocuklar hayattan bihaber.
    Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz.
    Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar.
    Susuzluk nedir, hiç bilmiyorlar. Hiç susuz kalmamışlar.
    Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. Çocuk daha ‘susadım’ demeden ağzına suyu dayıyoruz.
    Çocuklar hiç üşümüyor.
    Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz, hiç titremiyorlar.
    Çocuklar hiç ıslanmıyorlar.
    Evden arabaya kadar üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz.
    Saçına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz.
    Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar. İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz, yorulmasınlar diye.
    Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz. Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar.
    ..... Çocuklar hissetmiyor yaşamı.
    Açlığı bilmedikleri için açlara acımıyor, üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor.
    Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek ülkemize.
    Bu sorunu devlet derinden hissetmeli.
    Bu sorunun çözümü için çalıştaylar düzenlenmeli. Öğretim programları ve ders materyalleri revize edilmeli.
    Okulların duygu eğitimi konusunda rolleri artırılmalı.
    Geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli.
    Bu sorun çözülmezse ülke çözülecek.
    Doğan Ceylan - Milli Eğitim müfettişi”

    Cumartesi, Ocak 19, 2019

    Kitap İsimlerinden Cümleler (MiM)

    Ocak 19, 2019 43
    Kitap İsimlerinden Cümleler (MiM)
    Aslında bir mim olarak düşünülmemiş ama sosyal medyadaki #10yearschallange gibi yayılıyor bu akım da. Kitap isimlerinden cümleler yapıyoruz. Ben Pudra Şekerim Mehtap Hanım'da gördüm ve yapmak istedim. Sizler de yapmak isterseniz yapın. Ben yazımın sonunda birkaç kişiyi seçeyim diye düşünüyorum son yorum yapanlardan.


    "Trendeki Kız, Hayat Evde Başlar deyip ardından Benimle Oynar mısın Anne! diye bağırdı. Annesi çok yoğundu ve Başlarım Şimdi Anneliğe diye tepki verdi. Sonra böyle tepki verdiği için üzüldü ve Trendeki Kız'a dönerek Senin Yolun, Çilek Ağacı'na doğru uzuyor. Yağmurun Gelini de orada seni bekliyor. Haydi oraya git ve Bugün En Güzel Günün Olsun dedi."

    Fena olmadı ha ne dersiniz? Yeri gelmişken kitapları da yazarları ile birlikte yazayım diyorum:

    Trendeki Kız / Paula HAWKINS / İthaki
    Hayat Evde Başlar / Gözde ERDOĞAN / Yakamoz 
    Benimle Oynar mısın Anne! / Ali ÇANKIRILI / Timaş
    Başlarım Şimdi Anneliğe! / Şermin ÇARKACI / Elma
    Senin Yolun / Ömer EKİNCİ / Nesil
    Çilek Ağacı / Erhan GENÇ / İnsan ve Hayat Kitaplığı
    Yağmurun Gelini / Sinan AKYÜZ / Alfa
    Bugün En Güzel Günün Olsun / FAbooks

    Sizler de katılmak ister misiniz bu mime, meydan okumaya? Sizin kitaplığınızdan nasıl senaryolar dökülecek bakalım ha? Görüp de yapmak isteyenler lütfen ertelemeyip yapsınlar. Ben bloguma gelen son 3 yorumun sahibini mimliyorum şimdi.

    MGelişim
    KonuşanAdam
    Eshabil Mehmet KARADUMAN

    mimlendiniz. :)

    Perşembe, Ocak 17, 2019

    Ütü Masanızın Markası Nedir?

    Ocak 17, 2019 44
    Ütü Masanızın Markası Nedir?
    Ütü masamız 3,5 yıl dayandı bize ve son birkaç aydır can çekişiyordu. O zamanki adı Şaypa olan şimdilerin Onur Marketler'inden ucuz yollu bir ürün almıştık. O zamanlar kaliteye değil fiyata bakıyorduk çünkü her şeyimiz yanmıştı ve bomboş eve girmiştik. Yangın olayını merak eden yeni okuyucularım şu yazımı okuyabilirler: 2 Ağustos 2015

    Geçen hafta iyice kendini belli eden rahatsızlığından sonra bizim ütü masası Hakk'ın rahmetine kavuştu. Yeni bir ütü masası almamız gerekiyordu artık. Ben de ucuz alıp da ikide bir bozulacağına kaliteli ürün alalım ki kafamız rahat etsin diye düşünenlerdenim. O yüzden hem kaliteli hem de uygun fiyatlı olsun diye ürün araştırmaya başladım. (Aşağıdaki görselde "hakkın" yazmışım; doğrusu yukarıdaki gibidir. Daha fazlası için https://twitter.com/hatacietimolog) :)


    Ürün tercih ederken genelde eşimin, dostumun tavsiyelerini de dikkate alırım. WOM (Word of Mouth) denilen Ağızdan Ağıza Pazarlama'nın etkisine inanırım. Bu yüzden de Instagram'dan önce hikaye olarak; sonra da akışta paylaşım yaparak sordum millete. Aslında öncesinde bizim Facebook'taki Blogger / Blogcu grubunda sormuştum. Orada Kazakistan damadı olan teyzom Beytullah POYRAZ, Kayseri firması olan Devecioğlu Ev Gereçleri'ni önerdi. Bu arada tüm blogcu arkadaşlarımızı bekliyoruz bahsi geçen grubumuza: https://www.facebook.com/groups/bloggerblogcu

    devecioğlu ütü masası

    Devecioğlu'nun Harbinger serisi var. Hoşuma da gitti ürünler ama çok emin olamadım. Sonrasında Instagram ve (dolaylı yoldan Facebook paylaşımı da olduğu için) Facebook'tan cevaplar da gelmeye başladı. Aslında cevapların bazısında kendi ütü masasının markasını bilmeyenler de vardı. Normaldir çünkü ben de bir önceki mevta ütü masasının markasını bilmiyordum. "Ütü olsa neyse de ütü masası için de tavsiye mi istenir!" diyenler de oldu.

    Bir ara yolumuz Koçtaş'a düştü. Orada da baktım ütü masası modellerine. Gazzella, Doğrular gibi markalar vardı orada da. Gazzella önerenler zaten olmuştu. Önerilerin arasında Saraylı, Lorenzo ve Polti de vardı. Lorenzo'yu babam önerdi ve şaşırdım çünkü ilk defa Facebook'ta yorum yapıyordu. :) Polti'yi ise muzip bir iş arkadaşım önerdi ki fiyatı zaten 12.900,00₺ idi. :)

    Şimdi bizim eski masanın kronik sorunu iki açılan ayağının tam ortasındaki birbirine birleştiren çubuğun ikide bir çıkmasıydı. Aynı sorunu yaşamamak adına o sistemde olan bir ürün kesinlikle almayacaktım. O yüzden de tercihimi Gazzella'dan yana kullandım. Onda farklı bir ayak sistemi var.
    ütü masasında istenmeyen ayak

    Gazzella'nın da farklı fiyat aralıklarında ürünleri vardı. Ben tercihimi biraz daha uygun fiyatlı olan SM GZM 800 DS modelinden yana kullandım. Gazzella Duty diye de geçiyor. Koçtaş'ta pahalı olduğu için internete de baktım ve çeşitli araştırmalarım sonucu en uygun fiyatı ve ödeme kolaylığını Hepsiburada'da yakaladım. Hepsiburada'da HaydiAL isimli mağaza ürünü 198,68₺'ye satıyordu.

    gazzella duty ütü masası

    Ürün taa Adana'dan 2 günde geldi. Aslında 1 günde gelirdi ama Aras Kargo'nun gevşekliği diye düşünüyorum.Gazzella'nın hoşuma giden ayak birleşimi ise aşağıdadır.

    gazzella ütü masası ayak birleşimi

    Ütü masası hakkında da uzun uzadıya yazdım ya helal olsun bana! Hiç mi işin gücün yok diyenler oluyor bazen! Benim hobim de bu arkadaşım! Paylaşmaktan, yazmaktan zevk alıyorum. Ha bu hafta yıllık izindeyim bir de. :) Onun nedenini de yazarım yakında. Siz okuyun ve yorumlayın e mi? Sizin ütü masanızın markası ne ki bu arada?

    Salı, Ocak 15, 2019

    Kaliteli mi, Kalite mi?

    Ocak 15, 2019 31
    Kaliteli mi, Kalite mi?
    Normal şartlarda bu tarz konular için açtığım bir Twitter adresim var (https://twitter.com/hatacietimolog) ancak uzun uzadıya, muhabbet edercesine yazmak istediğim için buraya yazayım dedim. Twitter'da da takip ederseniz sevinirim.

    Öncelikle başlığı uzatmamak adına böyle tuttum. "Kalite" de "kaliteli" de kullanım yerlerine göre doğru kelimeler. Ancak birisi isim, birisi ise sıfat. İsim olanı sıfat olarak kullanırsanız yanlış oluyor.

    Bu konu nereden aklına geldi derseniz geçenlerde bir logoya gözüm takıldı. Altında "Kalite Hidrofor" yazıyordu. Allah Allah "kalite ayakkabı", "kalite telefon" gibi bir kullanım doğru mudur acaba diye düşündüm. Bu hata sanırım "kalite" kelimesinin dilimize geçtiği menşei dil olan Fransız dilinde "qualité" ifadesinin hem "kaliteli" hem de "kalite" olarak kullanımından kaynaklanıyor. İngilizce'de de bu böyle; "quality" hem sıfat hem de isim olarak kullanılıyor.


    Mas Grup ürettiği tüm ürünler için "kalite" kelimesi ile slogan oluşturmuş ancak yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu konularda ihtisas yapmış biri değilim ancak sadece öğrendiğim bilgileri elimdeki mayayla birleştirip hamur yapmaya çalışan biriyim. Belki yanlış da biliyorumdur. Gözden kaçırdığım istisnalar olabilir. "Kaliteli Pompa" ve "Kaliteli Hidrofor" daha doğru kullanımlar olacaktır.

    DAF'ın eski bir hidroforu üzerinde ise "hidrafor" yazıyormuş. Araştırma yaparken farkettim. "Hidrofor" kelimesi için TDK'nin önerisini ben beğendim; "subasar" demişler. Bence de kullanılabilir ve akılda kalıcı. Subasar sektöründekiler bu kullanımı yaygınlaştırırlarsa, söylemeyi ve yazmayı beceremediğimiz "hidrofor" kelimesinden de kurtulmuş oluruz.


    DAF firması bildiğim kadarıyla sektörün eskilerinden. İlk önce onlar ellerini taşın altına koymalılar ve sloganlarını "Kaliteli Subasar" yapmalılar. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? 


    Pazar, Ocak 13, 2019

    Yeni Keşfettiğim Bir Adam: Hayati İNANÇ

    Ocak 13, 2019 29
    Yeni Keşfettiğim Bir Adam: Hayati İNANÇ
    Hayâtî İNANÇ Bey'i yeni keşfettim. İlk sanırım şu videosunda tanıdım kendisini:





    Değişik bir ses tonu var adamın. Tok ve kendisini dinleten bir ses! Sonradan araştırdım ve websitesinde kendisine dair şu bilgilere ulaştım:


    TRT'de "Can Veren Pervaneler" isimli bir program sunuyormuş ancak ben hiç denk gelmedim. Araştırdığım kadarıyla TRT Radyo'da, TRT Haber'de ve Diyanet TV'de yayımlanıyor bu program. Ancak net bir gün ve saati yok gibi.  Denk gelip izlemek/dinlemek isterim açıkçası.

    Programla aynı isimde kitapları da varmış kendisinin. Okuyan arkadaşlarım varsa yorumlarını okumak isterim açıkçası.

    Bu sabah denk geldiğim ve şu an içinde olduğumuz ahlâkî çöküntünün de açıklaması olan harika bir video izlettirmek istiyorum size bir de:



    Fener Rum Patriği Gregorius 1821 yılında Rus Çarı Alexander'a bizim (Osmanlı) nasıl alt edilebileceğimiz hakkında tüyolar vermiş:

    * Ehli sünnetten ayırın!
    * Siyâsî yapılarını dağıtın!
    * Aileyi bozun!

    Başarmışlar da sanırım bunu! Ne dersiniz ha? Siz tanıyor muydunuz Hayati İNANÇ'ı? Sizin önereceğiniz farklı videoları veya yayınları var mıdır?

    Cumartesi, Ocak 05, 2019

    Mantımız Akdeniz Toros'tan!

    Ocak 05, 2019 26
    Mantımız Akdeniz Toros'tan!
    Eskiden hiçbir şeyi hazır almazdık. Komşular, akrabalar bir araya gelir sırayla birbirleri için mantılar, kışlıklar, salçalar, yufkalar, erişteler hazırlarlardı.Artık her şey hazır paketli hâlde önümüze geliyor. Kırsal kesimlerde yaşayanlar azaldı ve herkes kentlere göç etti. Kırsal kesimlerde kalanlar da artık bir kentli gibi her şeye kolay bir şekilde ulaşabiliyor.

    Hanımlar da artık devrin gerekliliğinden olsa gerek çalışıyorlar ve bu tarz mantı, salça, yoğurt gibi ev yapımı gıdalara yoğunluk veremiyorlar. Zaman su misali akıp geçiyor. Yapılacaklar listesi bir türlü tükenmiyor ve bir koşuşturma içinde hayat devam ederken her şeyin hazırına ve pratiğine yöneliyoruz artık.

    Mantı sevmeyen yoktur herhalde. Ev yapımı mantı yemeyeli uzun yıllar oldu. Eskiden biz de köyde yaşarken yapardı annemler. Mantı yapmak da ustalık gerektiriyor. Onu büzmesi bile ayrı bir maharet. Eskiden yediğime içtiğime çok dikkat etmezken canımız çektiğinde hazır mantılardan alıyorduk. Hiçbirinden gerçek ev yapımı mantı tadı alamadık. İçinde kıyma bile olmuyordu. Kıyma dedikleri de soya fasülyesi gibi bezelye gibi bir şeyler oluyordu.

    Geçen hafta Akdeniz Toros'un mantısını alıp denedik. 12,00₺ veya 15,00₺'ye aldım 500gr'lık paketini. Eşim önyargıyla yaklaştı içindekiler gerçek et değildir dedi ben de olur mu öyle şey bir deneyelim; Akdeniz Toros seni ne zaman yanılttı dedim? Bir keresinde Akdeniz Toros'tan acılı sucuk almıştım o zaman suçu bende değil de markada bulmuştu hanımefendi de garezi oradan geliyor. :) Bizim hanımda bazen muhatabı yanlış alma zaafiyeti var. Aman duymasın! :)



    Neyse efendim hanım pişirdi mantıyı ve bir güzel afiyetle yedik ailecek! Hepimiz çok beğendik. Eşim, mantının gerçekten helal, doğal ve lezzetli olduğunu teyit etti. Soya ve galeta unu da içermiyor Akdeniz Toros Mantı.

    Fiyatı sözde mantılara kıyasla pahalı gelebilir ancak hakiki ev mantısı tadında olan mantılar ile kıyasladığınızda ucuz bile tutulmuş fiyatı. Bundan sonra her gördüğümde muhakkak alacağım! Anne eli değmiş gibi harika bir tadı var!

    Siz hiç denediniz mi Akdeniz Toros ürünlerinden? Mantı sever misiniz? Hanımlar bu sorum size en son ne zaman kendi ellerinizle mantı yaptınız? Mantısever blogger ReHiTu mutlu bir haftasonu geçirmenizi diler!


    Cuma, Ocak 04, 2019

    Hastane Sırası Online Beklenir!

    Ocak 04, 2019 32
    Hastane Sırası Online Beklenir!
    Oğlum Kayra Eymen çok çabuk hasta olabilen bir çocuk. Çok dikkat etmemize rağmen maalesef bünyesi zayıf. Mesela son 2 aydır sürekli bir kuru öksürüğü var. 4-5 defa 4-5 ayrı doktora götürmüşüzdür ama ilaç hatta antibiyotik tedavisi hiç işe yaramadı. Allah'tan ciğerlerinde bir şey yok sadece geniz akıntısı var.

    Son günlerde de sürekli başkasını arkaya atmaya başladı. Boynu ağrıyor. İlk günlerde yastığa güzelce yatmadığı için tutulmuştur; geçer diye düşündük buna rağmen doktora da götürdük 2 doktor da dikkat çekmek için yapıyor, tik de olabilir dedi ama birkaç gün önce gözlerini de çok hızlı bir şekilde açıp kapatmaya başladı. Boynuna çok bir şey demiyor ama gözlerim ağrıyor diyordu.

    Dün Bursa Yıldırım Göz Vakfı'na götürdük. Alerjik bir durum deyip damla verdi. Bu çocuğun neye alerjisi olduğu da bir türlü bulunamadı. O kadar Uludağ Üniversitesi Hastanesi'nde tetkikler yapıldı hiçbir şeye karşı alerjisi çıkmadı. Göz doktoru da neye karşı alerjisi olabileceğini söyleyemedi.

    Kafasını sürekli geri atmasından dolayı gittiğimiz doktorlardan birine bizi Çocuk Nörolojisi'ne sevk etmesini istemiştik. Sevk etti ama sıra alabilmek ne mümkün! MHRS üzerinden en fazla 15 gün sonraya randevu alınabiliyor ve Şevket Yılmaz Hastanesi'nde 2 Çocuk Nörolojisi Doktoru var. İkisi de full dolu. Hastaneyi aradım sabahtan gelsek sıra beklesek doktor muayene eder mi diye; doktorların sekreterleri ile görüştüm ve kesinlikle muayene etmez dediler. Başka yönlendirebileceğiniz hastane, doktor var mı dediğimde özel hastanelerde yok sanırım bu bölüm dediler. Doktorların kendi özel muayenehaneleri var oralara bakabilirsiniz dediler ve ilave olarak da tam gece 00:00'da 182'yi aramamı tavsiye ettiler.

    2 Ocak gecesi uyumadım ve gece 23:59'da elimde telefon MHRS uygulaması üzerinde tetikte bekledim. Dedikleri gibi tam da 00:00'da sistem güncellendi ve 17 Ocak'taki müsait seanslar çıktı. Mecburen aldık 17 Ocak'a randevu! Ne demiştim başlıkta? Yeni Türkiye'de hastane sırası online beklenir!

    Sosyal bir devlette eğitime ve sağlığa para ödemek içimi acıtıyor! Özel okullar ve özel hastaneler mantar gibi türedi. Halkı buralara yöneltmek için her şeyi yapıyorlar. Muayene ücretleri Sağlık Bakanlığı'nın koyduğu rakamın kat kat üstünde. Dün Yıldırım Göz Vakfı için 75,00₺ ödedim. Kayra Eymen'in Yıldırım Tıp Merkezi'nde iken de doktoru olan İlknur Handan GÜNDOĞAN, Doruk Yıldırım'a geçti ve oraya geçen sene her girişte 90,00₺ ödüyorduk bakalım yeni yılda oraya da zam geldi mi, göreceğiz! Hanımın içi rahat etmediği için boynunu göstermek amacıyla yarın için Handan Hanım'dan da randevu aldık. Yarın 90,00₺'ye zam gelmiş mi görürüz.

    Son günlerde çok fazla özel hastaneye gitmek zorunda kaldığımız için özel sağlık sigortalarını araştırmaya başladım. Bunun yerine tamamlayıcı sağlık sigortalarını önerdiler. Yıllık 500-600,00₺ civarı diyorlar. 10 defa ayakta muayene olabiliyormuşuz bir de. Bana az geldi bu 10. Siz değerli okuyucularımın bu konudaki fikirlerini de merak ediyorum; sizin yararlandığınız bir sağlık sigortası var mı? Artıları - eksileri neler? Bursa'dan yazımı okuyanlar varsa bize her alanda en iyi doktorları yazabilir misiniz? Mümkünse devlet hastanelerinden olsun bu doktorlar lütfen! Özel hastanelere para vermek istemiyorum gerçekten!